WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/188 E.  ,  2023/1772 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/188
Karar No : 2023/1772

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2020/6713, K:2022/437 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2020/6713, K:2022/437 sayılı kararıyla;
Davacının bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairelerinin E:2016/57467 sayılı dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde görülmemiş,
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin 1., 2. ve son fıkralarında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan kurallar aktarılarak,
2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağının kurala bağlandığı,
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında, “Selam Tevhit Terör Örgütü”nü kurdukları iddiasıyla içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu çok sayıda kişi hakkında "iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" yönünde kararlar verildiği; İstanbul hâkimi olarak görev yapan davacının, anılan soruşturma kapsamında kolluktan ve Cumhuriyet savcılığından gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi veya belgeler sunulmadığı ve ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmadığı halde, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığını yeterince irdelemeksizin soyut delillere dayanarak, matbulaştırılan gerekçelerle toplam 36 kişi hakkında "iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi ile kişilerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması" yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiğinin anlaşıldığı,
Bununla birlikte, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Dairelerinin 18/03/2021 tarih ve E:2016/57467, K:2021/734 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
Bu durumda, davacının örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirmek amacıyla "iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi ile kişilerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması" yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiği, planlı ve sistemli bir biçimde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir parçası olarak örgütten alınan emri uygulamaya koymak suretiyle tarafsızlığını kaybettiği,
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, verilen kararın bir tedbir kararı mahiyetinde olmayıp idari mahiyeti aşan cezai sonuç doğuran bir karar olduğu; aralarında kesin biçimde fiili ve hukuki irtibat bulunmasına rağmen hakkındaki davaların birleştirilmediği; ihraç kararı istihbari nitelikte olan ve hukuken dayanılması mümkün bulunmayan, gerçekle uyumlu olmayan kesinliği şüpheli hususlara dayanılarak oluşturulan idari mahiyetteki istihbari bilgi ve raporlara dayanılarak verilmiş bir karar olduğundan idari işleme dayanak yapılamayacağı; Yargıtayda bulunan ceza dosyasının neticesi beklenmeden karar verildiği; "Selam Tevhid terör örgütü" olarak bilinen davanın açılma koşullarında bilinçli sahtecilikler yapılması nedeniyle ilgililer aleyhine kendisi tarafından suç duyurusunda bulunulduğu; gerçekliği idari kararın alındığı tarihte henüz kesinleşmemiş hususlar genel çerçevede rapora dönüştürülerek şahsıyla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan bu genel içerikte olan başka şahıslara ait dava ve soruşturmalar sanki şahsıyla ilgiliymiş gibi meslekten çıkartılmasına konu kararda kendisi aleyhine delil olarak gösterilerek FETÖ/PDY terör örgütü ile "irtibat ve iltisaklı" kabul edilmesinde, bunların delil olarak kullanılarak meslekten ihracına karar verilmesinde hukuk devleti ilkesine uygunluk bulunmadığı; ByLock uygulamasını kullanmadığının Yargıtaydaki ceza dosyasında alınan bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu; yargısal faaliyet kapsamında verdiği iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına ya da fiziki takip yapılmasına dair kararları tamamen görev inancıyla devlet güvenliğinin zaafiyete uğramaması bakımından verildiği, bu kararları verirken herhangi bir mercii, makam, kişi ya da bir örgütten telkin, talimat almadığı; 20-23/09/2011, 05-10/03/2012 ve 03-06/07/2012 tarihlerini kapsayan üç hafta süreyle Başsavcılığın yürüttüğü soruşturma dosyası üzerinden talep üzerine görev saikiyle 35 adet olarak karar verdiği; materyallerin nöbet hâkimliklerince el koyma tutanakları sonucu el konularak resmi şekilde incelemesinin sağlandığı; verdiği kararların 24 saat içinde karar verilmesi zorunluluğu bulunan acil iş mahiyetinde anlık karar verilmesi talepli olarak resen görevlendirildiği nöbetçi hâkimlik görevi sırasında "terör" saikli olarak talep edilmiş işler olduğu; Devlet görevlilerinin görüşmelerinin dinlenmesi veya kayda alınmasına dair kendisince verilen bir karar bulunmadığı; bu dinleme kararlarını veren nöbet hâkimleri arasında kendisinin ne ismi, ne de bir teknik takip kararının bulunmadığı, dinleme kararlarını veren hâkimlerin başka kişiler oldukları; ... Ceza Dairesince söz konusu isnatların tamamından ayrı ayrı beraatine karar verildiği; hakkında sahte delillere dayanarak usulsüz soruşturma başlatılması, soruşturmanın davaya dönüşmesinin temin edilmesi nedeniyle kendisi tarafından ilgili kamu görevlileri aleyhine suç ihbarında bulunulduğu; meslekten çıkarılmasına konu edilen isnatların tamamından ayrı ayrı beraatine karar verildiği gözetildiğinde, aleyhine verilen meslekten çıkarılma cezasına konu kararın usulsüz ve hukuka aykırı şekilde verildiğinin açık olduğu; işlemin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkını, özgürlük ve güvenlik hakkını, çalışma özgürlüğü ve sosyal güvenlik hakkını, etkin başvuru hakkını ihlal ettiği, ayrıca Anayasa'da güvence altına alınan suç ve cezaların şahsiliği ilkesi ile suç ve cezada kanunilik ilkesine de aykırılık oluşturduğu; sözlü savunmasının alınmadığı; 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsünden önceki bir zamanda bu örgütle ilgili olarak terör örgütü olduğu yönünde verilmiş ve kesinleşmiş hiçbir yargı kararı bulunmadığı; istihbari nitelikte olan araştırma raporlarına dayanılarak meslekten çıkarma cezası verildiği; savcı düşüncesinin gerekçesinin hatalı olduğu; Daire kararının gerekçesinin somut durumla örtüşmediği ve eksik inceleme ve araştırmaya dayalı biçimde oluşturulduğu; kendisi ile uzaktan yakından ilgisi bulunmayan hususların kararın gerekçesine konu edildiği; hükümet organlarında görevli danışmanların kendilerine ait telefonlar ile yaptıkları görüşmelere ilişkin verilen teknik takip kararlarını veren nöbetçi hâkimlerin başkaları olduğu; davaya konu işlem nedeniyle yoksun bırakıldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsil edilerek tarafına verilmesine karar verilmesinin icap ettiği belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava konusu olayda, hâkim olarak görev yapan davacı hakkında, "Selam Tevhid" terör örgütü kurmak ve örgüte üye olmak suçlarından İstanbul TMK 10. madde ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında yürütülen soruşturma sırasında, “Siyasal ve Askeri Casusluk”, “Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme, Silahlı Örgüte Üye Olma” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçlarını işledikleri iddiasıyla haklarında dava açılan kamu görevlileri ve sivil şüphelilerle fikir ve eylem birliği içerisinde, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak hareket ederek mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu iddiasıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Buna göre, anılan Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmada, özellikle Haziran 2013 tarihinden sonra ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ... soruşturma sayılı iddianamesi ile hakkında FETÖ/PDY Terör Örgütü Yöneticiliği suçlamasıyla kamu davası açılan Fetullah Gülen'in, 25/09/2013 tarihinde herkul.org isimli sitede yaptığı "din adına işlenen cinayetler" isimli konuşmasıyla, aynı suçlardan hakkında yakalama kararı bulunan ...'nun aynı tarihlerde yazdığı gazete yazılarının yayımlanmasından sonra soruşturma işlemlerinin hızlandığına; bu aşamada soruşturma kapsamında üst düzey bürokrat ve siyasilerin iletişimin dinlenmesi ve fiziki takip yoluyla soruşturmaya dahil edilmeye başlandıklarına; daha sonra, sonuç olarak terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği ile ilişkilendirilerek haklarında telefon dinleme, fiziki-teknik takip kararları alınan şüphelilerden bir kısmının kamuoyunda da tanınan siyaset adamı, gazeteci, yazar, işadamı, Devlet yönetiminde görevli üst düzey bürokrat, bir kısmının da ilgili mevzuatı uyarınca denetime tabi sivil toplum kuruluşları olduğu ve terörle ilişkilendirilebilecek herhangi bir faaliyetlerinin söz konusu olmadığının anlaşıldığına yönelik tespitlere yer verilerek, kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı ifade edilmek suretiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğine; soruşturma işlemlerine kurgusal bir şekilde başlandığının anlaşıldığına; davacının, nöbetçi hâkimlik görevini icra ederken anılan terör örgütünü kurdukları ve örgüte üye oldukları bahanesiyle yürütülen soruşturma sırasında 36 kez iletişimin tespiti veya uzatılmasına ya da fiziki takibe karar verdiğine değinilerek, kolluk ayağında başlayan kurgusal süreç ve aşaması ile birlikte adliyede yürüyen işlemler zincirinde; bir dinleme halkası olmadan diğerine geçilemediğinden, bir kez tedbir talebinde bulunulmuş veya bir kez karar verilmiş olsa dahi, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yapılmış olduğundan, bu zincirdeki bir davranışın, hâkim ve savcılık mesleğinin, örgüt yararına araç olarak kullanıldığı anlamına geldiği, yargı etik kurallarına uygun düşmeyen davranışları ile adalete olan güveni sarstıkları, hukuk zemininde kalmayan eylemleri ile adalet ülküsü dışında hareket ettikleri, adalet duygusu gözetmeden, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda amaçlar güderek yürüttükleri soruşturmalar ve aldıkları kararlar ile yargısal yetkilerini, karşıt gördüklerini yok etme amacıyla kullandıkları, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı, söz konusu eylem ve davranışların mesleğin şeref ve onuru ile memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle aralarında davacının da bulunduğu hâkim ve savcıların 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." kuralı yer almaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" başlıklı 135. maddesinin 1. fıkrasında, bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin dinlenebileceği, kayda alınabileceği ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebileceği; aynı Kanun'un "Teknik araçlarla izleme
" başlıklı 140. maddesinin 1. fıkrasında ise, Kanun'da yazılı suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerinin teknik araçlarla izlenebileceği, ses veya görüntü kaydı alınabileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonunda Danıştay; a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar. b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar." hükmü bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre, iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması amacıyla kolluktan ve Cumhuriyet savcılığından gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi veya belgeler sunulması ve ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak bilgi veya belge olması gerektiği, başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerektiği açıktır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, davacının İstanbul Hâkimi olarak görev yaptığı esnada nöbetçi hâkimlik görevini icra ederken İstanbul TMK 10. madde ile görevli Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı Selam Tevhid (Kudüs Ordusu) terör örgütü kurdukları ve örgüte üye oldukları iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında kolluktan ve Cumhuriyet savcılığından gelen talep yazılarında haklı ve ikna edici bilgi veya belgeler sunulmaksızın ve ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmaksızın ve başka surette delil elde etme imkânının bulunup bulunmadığını yeterince irdelemeksizin soyut delillere dayanarak, matbulaştırılan gerekçelerle toplam 36 kişi hakkında "iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi ile kişilerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması" yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiği; eylemlerinin yargısal takdire ilişkin olmadığı; anılan soruşturma dosyasında, “Selam Tevhit terör örgütü”nü kurdukları iddiasıyla içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu çok sayıda kişi hakkında "iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması" yönünde kararlar verildiği; bu itibarla davacının yargısal yetkilerini görev dışı hususlar için kullandığı, tarafsızlığını kaybettiği, bu durumun, toplumsal barış, huzur ve güveni olumsuz etkilediği, yargıya duyulan güven ve saygınlığı ortadan kaldırdığı anlaşıldığından, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki sübut bulan fiilleri nedeniyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş; davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2016/57467, K:2021/734 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş; anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/04/2023 tarih ve E:2021/3736, K:2023/704 sayılı kararıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddine ilişkin Daire kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiş olup, kararın bu gerekçeyle onanması gerekmektedir.
Davacının davaya konu işlem nedeniyle yoksun bırakıldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsil edilerek tarafına ödenmesine karar verilmesi istemi ve bu isteme yönelik temyiz istemi yönünden;
Temyiz dilekçesinde, davaya konu işlem nedeniyle davacının yoksun bırakıldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsil edilerek tarafına ödenmesine karar verilmesi isteminde bulunulmuş ise de, temyize konu kararda bu yönde bir hüküm kurulmadığı; öte yandan, bu istemin, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olduğu ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, davaya konu işlem nedeniyle davacının yoksun bırakıldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsil edilerek tarafına ödenmesine karar verilmesi isteminin ve bu isteme yönelik temyiz talebinin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/02/2022 tarih ve E:2020/6713, K:2022/437 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Davacının davaya konu işlem nedeniyle yoksun bırakıldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsil edilerek tarafına ödenmesine karar verilmesi isteminin ve bu isteme yönelik temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
4. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine,
5. Kesin olarak, 28/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.