DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1548 E. , 2023/3143 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1548
Karar No : 2023/3143
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2022 tarih ve E:2022/4940, K:2022/10469 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, plan müellifi yeterlilik grubunun belirlenerek tarafına imar planı yapımı yeterlilik belgesi verilmesi talebiyle yaptığı 22/01/2018 tarihli başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü işleminin, bu işlemin dayanağı durumundaki Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 15/10/2014 tarihli "Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterlilik Belgelendirilmesi Komisyonunun Kuruluşu ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönerge"nin iptali ve Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmelik hükümlerine dayanılarak davacı adına "müellif yeterlilik belgesi" düzenlenmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/02/2022 tarih ve E:2021/387, K:2022/394 sayılı bozma kararına uyularak verilen, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2022 tarih ve E:2022/4940, K:2022/10469 sayılı kararıyla;
İptali istenilen Yönerge'nin 4. maddesinin 2. fıkrasında, "Kamu Sektörü Plan Yapım Yeterlik müracaatlarında, plan müellifi adaylarının "şehir plancısı" kadrosunda ve "planlama biriminde çalışmış olmaları zorunludur." düzenlemesine yer verildiği, davacının imar planı yapımı yeterlilik belgesi grubunun yükseltilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ilişkin işlemin, Yönerge'deki şehir plancısı kadrosunda çalışmış olma koşulu nedeniyle tesis edildiği anlaşıldığından, davanın konusu olarak Yönerge'deki düzenlemenin "şehir plancısı kadrosunda" ibaresinin esas alındığı,
İlgili mevzuat hükümlerinden, planlama işlerini üstlenecek müelliflerinin talepleri (müellif yeterlilik belgesi verilmesi/yeterlilik grubunun yükseltilmesi vb.) yönünden, yükseköğretim kurumlarının şehir ve bölge plânlama bölümlerinden lisans eğitimini tamamlayarak mezun olmaları şartı yanında, planlama biriminde belirlenen sürelerde fiilen çalışmış veya belirli şartları taşıyan ve işleri yürüten özel planlama bürolarında fiilen çalışmış olmalarının göz önünde bulundurulacağının anlaşıldığı,
Bu kapsamda; F Grubu müelliflik için, üniversitelerin ilgili bölümünden şehir plâncısı veya şehir ve bölge plâncısı unvanı ile lisans eğitimini tamamlayarak mezun olmanın tek başına yeterli bir koşul olarak belirlendiği; A,B,C,D ve E grubu müellif olabilmek için de, kamu kurum ve kuruluşlarında veya belirli nitelikteki özel plânlama bürolarında belirli süre çalışmış olmak koşulu arandığı, belirli süre çalışma koşulu olarak ise, kamu kurum ve kuruluşlarında ve belediyelerin planlama biriminde fiili çalışmanın esas alındığı, memur veya işçi statüsüne, unvan veya istihdam şekline ilişkin bir koşulun, işlem tarihi itibarıyla Yönetmelik'te öngörülmediği,
Diğer yandan, Yönetmeliğin 10. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde 22/01/2019 tarih ve 30663 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikle, bendin ilk paragrafına “Görev sürelerinin hesabında fiilen memur veya sözleşmeli statüde kamuda geçen ve kazanılmış hak aylık derece ve kademesinde değerlendirilen hizmet süreleri esas alınır.” cümlesi eklenmişse de; iptal davalarının niteliği gereği, dava konusu işlemlerin tesis edildikleri tarih itibarıyla hukuka uygunluk denetimine tabi tutulmaları gerektiği,
Kaldı ki, anılan bendin ikinci paragrafında yer alan, belediyelerin planlama birimlerinde çalışanlara yönelik düzenlemede ise değişiklik öngörülmediği,
Bu bağlamda, uyuşmazlığa konu Yönerge'nin dayanağı olan Yönetmelik hükümlerinde, belediyelerin planlama birimlerinde çalışan şehir plancıları yönünden müellif yeterlilik belgesi verilebilmesi için memur kadrosunda “şehir plancısı” olarak çalışmış olmak koşulu yer almadığından, Yönerge'nin bu hükmü yönünden dayanağı Yönetmeliğe uyarlık görülmediği,
Bu durumda, şehir plancısı sıfatıyla planlama biriminde fiilen çalıştığı Yenimahalle Belediye Başkanlığınca beyan edilen davacının, Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre müellif gruplarında sayılan niteliklere sahip olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle (mevzuat gereği, davacının en azından F grubu yeterlilik belgesi alabilmesine yönelik koşulu sağladığı açıktır) işlem tesis edilmesi gerekirken, belediyenin planlama biriminde işçi statüsünde çalışması nedeniyle, fiili çalışmasının değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle başvurunun reddine yönelik tesis edilen 13/02/2018 tarihli dava konusu işlemde de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik kapsamında; planlama birimi sayılan imar ve şehircilik müdürlüğünde işçi kadrosu bulunmadığı, görev tanımı itibarıyla teknik hizmetler sınıfında tanımlanan kadrolarda personel istihdam edilebildiği, gerek merkezi yönetim gerekse yerel yönetimlerde çalışan kişilerin, kamu personel rejimini düzenleyen ilgili mevzuat uyarınca farklı görev, yetki ve sorumlulukları haiz bulunan statülerde istihdam edildiği, ayrıca şehir plancısı kadrosunun teknik hizmetler sınıfında bir kadro olarak personel rejiminde yer aldığı, bu kadroda yer alan memurların, idarenin planlama biriminde hazırlanan planlar üzerindeki 'imza yetkisi' ve yapılan planlama işlerinde 'iş sorumluluğu' gibi hususlarda, idarede işçi veya geçici işçi statüsündeki personel ile farklı yetki ve sorumluluklara sahip oldukları, belediyelerin asli işlerinin, kadrolu memurları ile yürütülmesinin, imza yetkisi ve sorumluluklar açısından işlemlerin, kadrolu memurlar eliyle yapılmasının esas olduğu, Yönetmelik'te de, konunun önemi ve ciddiyeti gereği, mekansal planlama işinin kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kadrolu personel eliyle yürütülmesine cevaz verildiği, uyuşmazlık konusu Yönerge hükmünün, Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesine uygun olduğu, 22/01/2019 tarih ve 30663 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile Plan Yapımını Yükümlenecek Müelliflerin Yeterliliği Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine eklenen hüküm uyarınca, plan müelliflerinin, 'kamu kurum ve kuruluş' çalışanları ile 'özel sektör' çalışanları olarak iki ana başlıkta değerlendirildiği, her ne kadar temyize konu kararda, bahse konu Yönetmelik değişikliğinin belediyeleri kapsamadığı hükme bağlanmış ise de, anılan maddenin birinci fikrasının (a) bendinin, merkezi ve yerel yönetim birimleri de dahil olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarını kapsadığı, (a) bendinin ikinci paragrafında yer alan kısımda ise, belediye çalışanı personelin, çalışılan belediyenin dahil olduğu planlama grubuna kadar yeterlilik belgesi alabileceğine ilişkin ayrıca bir sınırlama getirildiği, ayrıca Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan 'idare' tanımında belediyelerin de diğer kamu kurumları ile birlikte sayıldığı, öte yandan, davacının vekili olmamasına karşın, idareleri aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının, işin esası yönünden onanmasının, vekalet ücreti açısından ise bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Daire kararının esası yönünden:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu kararı esası yönünden; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/02/2022 tarih ve E:2021/387, K:2022/394 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
Daire kararı ile davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak avukatlık ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; görülmekte olan davada, davacının avukat ile temsil edilmediği halde, temyize konu kararda, davacı lehine avukatlık ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davalı idare aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1/b bendi hükmü uyarınca, temyize konu Daire kararının hüküm fıkrasından, "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.500,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin çıkartılarak, kararın bu kısım açısından, düzeltilerek onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 30/11/2022 tarih ve E:2022/4940, K:2022/10469 sayılı kararının, vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası yukarıda belirtilen şekilde olmak üzere düzeltilerek ONANMASINA,
2.Kesin olarak, 18/12/2023 tarihinde, esas yönünden oybirliği, vekâlet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu, 326. maddesinde ise, avukatlık ücretinin de aralarında bulunduğu yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hükümleri yer almıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; görülmekte olan davada, davacının avukat ile temsil edilmediği halde, temyize konu kararda, davacı lehine avukatlık ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Dairece, vekil ile takip edilmeyen davacı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Her ne kadar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, avukat ile temsil edilmeyen davacı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinde, anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında değerlendirilebilecek bir husus olmayıp, bu hususun anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, avukatlık ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay Altıncı Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle; temyize konu kararın, davacı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!