DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1469 E. , 2023/2129 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1469
Karar No : 2023/2129
TEMYİZ EDENLER :
I- (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
II-(DAVALILAR):
1-…
2-… Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri V. …
3- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 23/11/2022 tarih ve E:2021/14934, K:2022/5858 sayılı kararının davacı tarafından davanın reddine ilişkin kısmı ile lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden, davalı idareler tarafından aleyhlerine olan kısımlar bakımından esas yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, emniyet amiri olarak görev yapmakta iken bir üst rütbeye terfi için katıldığı sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin, 25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının, iki ayrı komisyon oluşturulmasına ilişkin işlemin, 10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 26. maddesinin 2. fıkrasının, 28. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 29. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan "sözlü sınavda en az elli puan almış olmak kaydıyla" ibaresinin iptali, işlemden kaynaklanan maaş ve diğer özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin 11. fıkrasının (c) bendinde yer alan ''sözlü sınavda" ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 23/11/2022 tarih ve E:2021/14934, K:2022/5858 sayılı kararıyla;
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek,
Dava konusu Yönetmelik'in 26. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "birden fazla komisyon oluşturulabileceği" ibaresi yönünden,
Yönetmelik kapsamında yapılan sınavlarda adaylara yöneltilecek soruların, daha önceden soru ve cevap anahtarı hazırlanan soru havuzundan ilgili adayın soru kartı çekmesi suretiyle belirlendiği dikkate alındığında, birden fazla komisyon marifetiyle sınavların yürütülmesinde sınav güvenliği ve objektifliği bakımından sakıncalı bir durum bulunmadığı gibi, farklı rütbelerde sınava tabi tutulan personel sayısının fazla olmasının, sınavın makul sürede sonuçlandırılabilmesi için birden fazla komisyon marifetiyle yürütülmesini gerekli kıldığı anlaşıldığından, Yönetmelik'in 26. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "birden fazla komisyon oluşturulabileceği" ibaresinde hukuka aykırılık görülmediği,
28. maddesinin 2. fıkrası yönünden,
Düzenlemede sözlü sınav için oluşturulan komisyon üyelerinin sınava girecek personelden en az bir üst rütbede olmak zorunda olduğu kuralına yer verildiği, söz konusu düzenleme uyarınca sözlü sınava çağrılan adayların yeterliliğinin tespiti amacıyla yapılan sınavda görevlendirilen personelin sınava girenlere göre daha üst rütbede olmasının, sınava girecek personelin objektif değerlendirilmesi bakımından memur güvencesine hizmet ettiği gibi değerlendirmeyi yapacak personel açısından da kariyer ve liyakat ilkelerine uygun olduğu,
Öte yandan, idarenin 3201 sayılı Kanun'un 55. maddesinin 11. fıkrasının (c) bendi uyarınca kendisine verilmiş olan sözlü sınav yapma görev ve yetkisini yerine getirebilmesi amacıyla anılan Kanun'a uygun olarak yönetmelikle düzenleme yapma konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, bu kapsamda söz konusu Yönetmelik hükmü ile sınava girenlere göre daha üst rütbedeki kişilerin sınavda görevlendirilmesi öngörülmek suretiyle takdir yetkisinin objektiflik ilkesine uygun olarak kullanıldığı,
Bu nedenle, Yönetmelik'in 28. maddesinin 2. fıkrasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı,
28. maddesinin 3. fıkrası yönünden,
Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2018 tarih ve E:2016/24760, K:2018/15074 sayılı kararıyla fıkranın iptal edildiği ve kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/11/2020 tarih ve E:2019/179, K:2020/2522 sayılı kararıyla onandığı ve iptal kararının kesinleştiği görüldüğünden, anılan düzenleme yönünden bu davada yeniden bir karar verilmesine gerek görülmediği,
İki ayrı komisyon kurulmasına ilişkin işlem yönünden,
Yönetmelik'in 26. maddesinin, farklı rütbelerde sınava tabi tutulan personel sayısının fazla olmasının, sınavın makul sürede sonuçlandırılabilmesi için birden fazla komisyon marifetiyle yürütülmesini gerekli kıldığı gerekçesiyle hukuka aykırı olmadığına karar verildiği, dava konusu düzenlemenin de bu doğrultuda tesis edildiği dikkate alındığında, birden fazla komisyon kurulması işleminin üst hukuk normuna uygun olduğu ve hukuka aykırı olmadığı,
Davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlem yönünden,
Davacının rütbe terfi sözlü sınavı sonucunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin dayanağı olan Yönetmelik hükümlerinin Danıştay Beşinci Dairesinin 20/06/2018 tarih ve E:2016/24760, K:2018/15074 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması karşısında, söz konusu hukuka aykırı düzenlemelere dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı,
25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının iptali istemi yönünden,
Danıştay Beşinci Dairesinin 21/10/2020 tarih ve E:2016/21882, K:2020/4584 sayılı kararıyla 25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının iptal edildiği, anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/02/2022 tarih ve E:2021/2271, K:2022/553 sayılı kararıyla onandığı ve iptal kararının kesinleştiği görüldüğünden, 25-29/06/2015 tarihleri arasında emniyet amirlerine yönelik yapılan rütbe terfi sözlü sınavlarının iptali istemine ilişkin olarak bu davada yeniden bir karar verilmesine gerek görülmediği,
Davacı lehine vekalet ücreti yönünden,
Uyuşmazlıkta, davanın, davacı asil tarafından açıldığı, savunma dilekçesi, yürütmenin kısmen durdurulmasına ilişkin karar ile bu karara itiraz üzerine verilen karar, savcılık düşüncesi ve eksik posta gideri ikmali yazısının davacı asile tebliğ edildiği, avukat tarafından dava dosyasına 10/06/2021 havale tarihli dilekçeyle vekaletname sunulduğu ve sadece eksik posta bedeli ikmali beyanında bulunulduğu, anılan dilekçe ile başka bir talep veya beyanda bulunulmadığı, bunun dışında avukatın dosyaya bir katkısının olmadığı, dosyanın esasını etkileyebilecek, yahut davacı lehine bir hak doğurabilecek bilgi veya belgenin dava dosyasına sunulmadığı, davaya katkısı bulunmayan avukat için vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçeleriyle,
Davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptaline, Yönetmeliğin 26/2 ve 28/2 maddeleri ile iki ayrı komisyon oluşturması işlemi yönünden davanın reddine, diğer istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Daire kararının, davanın reddine ilişkin kısımları ile vekilinin davaya olan katkısı göz önünde bulundurulduğunda lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idareler tarafından, iptali istenen idari işlemlerin ve dayanağı Yönetmelik hükümlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olduğu, bahse konu Yönetmelik'te, dayanağı 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun amir hükümleri uyarınca rütbe terfiinde yazılı ve sözlü sınavlarda başarılı olunması şartının arandığı, sözlü sınavında başarı barajının aday lehine düşük tutulduğu, elli puan alma şartı konulmasının kamu yararı ve hizmet gereği olduğu, sözlü sınavın, adaylara önceden bastırılan sorular arasından soru kartı çektirilmek suretiyle icra edildiği, bu yönüyle farklı komisyonlar tarafından farklı değerlendirme yapıldığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, adayların değerlendirme kriterlerinin Yönetmelik'te açıkça ortaya konulduğu, dolayısıyla, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile bu hükümlere dayanılarak tesis edilen idari işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, Daire kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davacı ile davalı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının temyize konu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerin yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın temyize konu kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen iptale yönelik Danıştay İkinci Dairesinin 23/11/2022 tarih ve E:2021/14934, K:2022/5858 sayılı kararının temyize konu kısımlarının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 30/10/2023 tarihinde davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY 1136 sayılı Avukatlık Kanunu`nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı; 171. maddesinin birinci fıkrasında, avukatın üzerine aldığı işi sonuna kadar takip edeceği hükümlerine yer verilmiştir.
Temyiz istemine konu kararın verildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi`nin 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu; 3. maddesinin 1. fıkrasında, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; 5. maddesinin 1. fıkrasında, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı; 21. maddesinde, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı kuralları yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu; 326. maddesinde ise, avukatlık ücretinin de aralarında bulunduğu yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, dava sonunda hüküm verilene kadar hangi aşamada olursa olsun davayı takip edip hukuki yardımda bulunan avukatın, asgari ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından çok olmamak üzere, bu hukuki yardımda bulunurken sarf ettiği emeği ve çabası da göz önünde bulundurularak belirlenecek avukatlık ücretine hak kazandığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, dosyanın tekemmül sürecinden sonra da olsa yargılamaya katkıda bulunan ve vekil sıfatıyla davacıyı temsil eden, bu suretle de hukuki yardımda bulunan avukatın, kısmen davacı lehine sonuçlanan davada avukatlık ücretinden mahrum edilmesinin hukuki bir dayanağı da bulunmamaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava karara bağlanmadan önce vekaletname sunulmakla davada davacının avukat ile temsil edildiği, avukatın eksik posta giderini tamamlayıp, bu aşamadan sonra nihai karar dahil tebligatların kendisine yapıldığı ve nihayetinde temyiz talebinde bulunduğu, bu haliyle davayı avukat aracılığıyla takip eden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi yolundaki temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!