WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/1217 E.  ,  2023/3195 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1217
Karar No : 2023/3195

TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 02/11/2022 tarih ve E:2022/1654, K:2022/6196 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 01/03/2022 tarih ve 31765 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesiyle asıl Yönetmelik'in 115. maddesine eklenen 4. fıkranın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun 02/11/2022 tarih ve E:2022/1654, K:2022/6196 sayılı kararıyla;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabileceklerinin kurala bağlandığı,
Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, bu hususta Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verildiği,
İptal davalarının, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olduğu, bununla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucunun, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aradığı, İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği,
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabul edildiği,
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığının, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlendiği, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunmasının dava açma ehliyeti için gerekli sayıldığı,
Dosyanın incelenmesinden; Dairelerinin 29/04/2022 tarihli ara kararı ile davacı adına tapuda zeytinlik olarak kayıtlı taşınmazın olup olmadığı, davacının zeytinlik faaliyetinde bulunup bulunmadığı hususlarının sorulmasına ve bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerinin gönderilmesinin istenilmesine karar verildiği, anılan kararın 30/07/2022 tarihinde tebliğ edilmesine karşın davacı tarafından cevap verilmediğinin görüldüğü,
Bu bağlamda; dava konusu Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile davacı arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğunun kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Bursa milletvekili olduğu, Bursa ilinin zeytincilik faaliyetleri açısından önemli bir il olduğu, ilde yaklaşık 13 milyon zeytin ağacı bulunduğu ve zeytincilikle geçimini sağlayan vatandaşların sayısının bir hayli yüksek olduğu, dava konusu Yönetmelik hükmünün zeytinlik alanların yok olmasına neden olacağı, dolayısıyla dava konusu düzenlemeden seçim bölgesinin doğrudan etkileneceği, bu nedenle, hem milletvekili olması nedeniyle hem de hemşehri hukuku çerçevesinde dava açma ehliyetinin bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Müşterek Kurul kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve aynı Kanun'un 3. ve 5. maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, ehliyet konusunda Kanun'a aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.
Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri konumundadır. Bununla birlikte bir idari işlemin yargı denetimine tabi tutulması için yapılacak başvurular belirli usuli koşullara tabiidir. Bu bağlamda bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için iptali istenilen idari işlem ile davacı arasında bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekir. İdari işlem ile davacı arasındaki bağı ve ilgiyi anlatan menfaat ilişkisi kavramından söz edilebilmesi için; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 18/07/2018 tarih ve 2015/3690 başvuru numaralı kararında da; "2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" kavramı; idari makamlar tarafından gerçekleştirilen ancak bireyin menfaatini etkilemeyen, bir başka ifadeyle birey üzerinde herhangi bir hukuksal sonuç doğurmayan işlemlerin uyuşmazlık konusu yapılarak hem yargının hem de idarenin sürekli ve gereksiz bir biçimde meşgul edilip işleyemez hâle gelmesini engellemek, bu suretle gerek yargı hizmetinin gerekse idarenin asli görevi olan kamu hizmetlerinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesiyle davacı ile arasında menfaat bağı kurulamayan işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmemesi maksadıyla idari yargıya ilişkin bir usul kuralı olarak düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilerek sözü edilen usul kuralının düzenlenme amacı ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları ise, her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğini ve ilgili mevzuat hükümlerini göz önünde bulundurarak dava konusu işlemin davacının hukuki durumu üzerinde yaratabileceği etki ve sonuçlardan hareketle değerlendirilir.
Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi konularda; vatandaşların, belde veya semt sakini sıfatıyla dava açılabileceğinin Danıştay içtihatlarıyla kabul edildiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Anılan içtihadın temelinde ise; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda tesis edilen işlemlerin belde sakinlerinin kişisel menfaatini de ihlal ettiği gerçeği yatmaktadır.
Bu anlayış çerçevesinde geliştirilen hemşehri hukuku kavramı; herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı kapsamında, yaşadığı yer ve çevresine dair idari işlemler sonucunda o beldede ikamet etmek koşuluyla işlemden menfaatinin etkileniyor olduğunun kabul edilmesini gerektirir. Bu durumun bir sonucu olarak da belde sakinlerinin çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi işlemlere dava açma konusunda hemşehri hukuku kapsamında ehliyetli olduğu kabul edilmektedir.
Milletvekilliği sıfatı ise, hukuksal bir statü niteliğinde olup, bu sıfatla dava açılabilecek haller Anayasa'nın 85. ve 150. maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Milletvekilliğinin düşürülmesine, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına karşı ve kanunların, Meclis İçtüzüğünün, kanun hükmünde kararnamelerin, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin iptali için iptal davası açılması halleri milletvekilliği sıfatına dayalı olarak doğrudan dava açılabilecek haller olarak sayılmıştır. Bunlar dışında milletvekillerine, milletin temsilcisi olma sıfatıyla kamu yararını ilgilendiren idari işlemlere karşı doğrudan dava açma hakkı tanınmamıştır.
Bununla birlikte; milletvekillerinin, seçildikleri bölgede ikamet edip etmediklerine bakılmaksızın seçildikleri bölgenin hemşehrisi sayılmaları gerektiği ve seçim bölgelerini ilgilendiren çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi konularda, hemşehri hukuku kapsamında dava açabilecekleri sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmelik ile, tapuda zeytinlik olarak kayıtlı olan alanlarda madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine imkan tanınmış ve bunun şartları düzenlenmiştir.
Bu durumda, davacının milletvekili seçildiği Bursa ilindeki zeytinlik alanlarda madencilik faaliyeti yürütülmesine imkan tanıyan dava konusu Yönetmelik'in iptalini istemekte, hemşehri hukuku kapsamında subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki Müşterek Kurul kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 02/11/2022 tarih ve E:2022/1654, K:2022/6196 sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesine,
4. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
5. Kesin olarak, 21/12/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci ve Onuncu Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.