DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1115 E. , 2023/1879 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1115
Karar No : 2023/1879
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :… Birliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …, Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 20/12/2022 tarih ve E:2017/1729, K:2022/6639 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: (Mülga) Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından çıkarılan "Yargı Kararının Uygulanması" konulu 05/05/2017 tarih ve 99858683/641.01 sayılı Genel Yazı ile bu yazının dayanağını teşkil eden 05/05/2017 tarih ve 1236 sayılı Bakan Oluru ve "Aile Hekimliğinde İzinler" başlıklı 11/05/2017 tarih ve 99858683/045.03-E.1313 sayılı Genel Yazının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 20/12/2022 tarih ve E:2017/1729, K:2022/6639 sayılı kararıyla;
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 1 ve 2.; Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın 9. maddesinin dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâllerine yer verildikten sonra,
Danıştay Beşinci Dairesinin 28/02/2014 tarih ve E:2011/4869 sayılı kararıyla 5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, Mahkemenin 11/09/2014 tarih ve E:2014/82; K:2014/143 sayılı kararıyla, kamu görevlisi statüsünde olan aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının, özlük hakları kapsamında bulunan izin hakkına ilişkin temel ilkelerin yönetmelikle düzenlenmesine imkan tanıyan kuralların, kamu görevlilerinin statülerinin kanunla düzenlenmesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği yönündeki anayasal ilkelerle bağdaşmadığı gerekçesiyle 5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının “Aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarıyla yapılacak sözleşmede yer alacak hususlar...” ve “Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak, Sağlık Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” bölümlerinin “sözleşmeli aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının izin hakkı” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verildiği, söz konusu karara dayanılarak yönetmeliklerde aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin olan düzenlemelere karşı açılan davalarda, izin düzenlemesinin Kanun ile yapılması gerektiğinden bahisle yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının verildiği, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının 10/01/2015 tarih ve 29232 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmasına karşın yasa koyucu tarafından kararda ortaya konulan yasal boşluğun doldurulmadığı, bu suretle aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine ilişkin olarak uygulanabilecek bir mevzuat hükmünün kalmadığı,
Dava konusu düzenlemenin, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izin kullanabilmelerini teminen, anılan yargı kararlarının gerekçeleri dikkate alınarak çıkarıldığı; Bakan Oluru ile 5258 sayılı Kanun'da aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izinlerine yönelik bir düzenleme bulunmaması nedeniyle anılan Kanun'da bir düzenleme yapılıncaya kadar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B. maddesi çerçevesinde görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin izin hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinin belirtildiği,
Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin 5258 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasına ilişkin olarak verdiği iptal kararı üzerine doğan hukuksal boşluğun yasama organı tarafından doldurulmasına kadar geçecek zaman zarfında, idari hizmet sözleşmeli kamu görevlisi olduğu açık olan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının izni konusunda, kamu görevlilerine ilişkin genel kanun olması dolayısıyla, 657 sayılı Kanun'un sözleşmeli personelin izinleri için belirlenen hükümlerinin uygulanmasını öngören dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesince verilen 11/09/2014 tarih ve E:2014/82; K:2014/143 sayılı kararının gereğinin 2018 yılına kadar aradan geçen 4 yıllık zaman zarfında yerine getirilmemesinin hiçbir haklı gerekçesinin bulunmadığı; davanın reddine dair kararın, idarenin hukuka aykırı yetki kullanımları ve hukuka aykırı yönetim anlayışının meşru görülmesi ve benimsenmesi anlamına geldiği, kararın Yönetmelik ile düzenlenmesi hukuka aykırı bulunan konunun Genelge ile düzenlenmesinin haklı bulunması anlamına geldiği; 5258 sayılı Kanun'un "Personelin statüsü ve malî haklar" başlıklı 3. maddesinde aile hekimlerinin "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın" çalıştırıldığının belirtildiği, kamu görevlilerine ilişkin genel yasa olduğundan bahisle 657 sayılı Kanun'un sözleşmeli personelin izinleri için belirlenen hükümlerinin uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesinin de hukuksal yönden kabul edilebilirliği bulunmadığı; temyize konu Daire kararının verilmesinden önce 2018 yılında izin düzenlemelerinin Kanun'da yapıldığı da gözetildiğinde, davanın konusuz kaldığına dair karar vermek yerine, davanın haksız ve yersiz açılmış gibi aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerin hukuki ve maddi yönden mesnetsiz olduğundan temyiz talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 20/12/2022 tarih ve E:2017/1729, K:2022/6639 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 09/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!