DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1055 E. , 2023/2179 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/1055
Karar No : 2023/2179
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-…
VEKİLİ: Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü …
2-… Bakanlığı
VEKİLİ: I. Huk. Müş. Yrd. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2022/2304, K:2022/4755 sayılı kararının, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden; İçişleri Bakanlığı tarafından esas yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 19/03/2015 tarih ve 2015/30 sayılı işlemi ile söz konusu işlemin dayanağı olan 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlık Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde yer alan "... ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar..." ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2022/2304, K:2022/4755 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı kısmen bozma kararına uyularak;
Davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun 5901 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin 19/03/2015 tarih ve 2015/30 sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işlemi yönünden:
Dayanak Kanun maddeleri gerekçeleriyle birlikte dikkate alındığında, Türk vatandaşlığına alınma talebiyle başvuruda bulunacak kişilerin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmaması noktasında kişilerce işlenen suçların değerlendirilmesi aşamasında kanun koyucunun iradesinin, devletin varlığına ve işleyişine yönelik olarak kamu düzenini ciddi düzeyde bozan suçları işleyenlerin Türk vatandaşı olmasının engellenmesi yönünde olduğunun anlaşıldığı,
Uyuşmazlıkta, davacının yargılandığı ... Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, şikayetçilerin anne, kız oldukları, olay günü davacının sokak köpeklerine kötü davrandığı iddiasıyla şikayetçiler ile davacı arasında tartışma yaşandığı, şikayetçilerin hakaretvari konuşması üzerine davacının her iki müştekiyi doktor raporlarında belirtildiği şekilde darp ettiği, bu şekilde atılı etkili eylem suçlarını işlediğinin, savunma, doktor raporu, tanık beyanları ve dosya kapsamından anlaşıldığı, TCK'nın 61. maddesi gereğince davacıya cezanın takdiren alt sınırdan tayin edildiği, CMK 231. maddesi kapsamında ortada tazmin edilmeyi gerektirir bir zararın bulunmadığı ve iddia edilmediği, sabıkasız olan davacının yeniden suç işlemeyeceği hususunda hakkında olumlu kanaate varıldığı gerekçesiyle, yaralanan kişilerden biri yönünden 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, diğer yaralanan yönünden ise 1.500,00 TL adli para cezasına karar verildiğinin görüldüğü,
Bu durumda, davacı hakkında yapılan yargılama sonucu işlediği sabit görülen yaralama suçunun niteliği ve kararda bahsedilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, anılan suçun davacının Türk vatandaşı olmasına engel teşkil edecek mahiyette olmadığı, bu nedenle davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunduğundan bahisle Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 19/03/2015 tarih ve 2015/30 sayılı işleminin iptaline, dava netice olarak kısmen iptal, kısmen retle sonuçlandığından; davacı tarafından yapılan toplam 313,30 TL yargılama giderinin tarafların haklılık durumlarına göre belirlenen 1/2'si olan 156,65 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/2'si olan 156,65 TL'nin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 19.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, davanın retle sonuçlanan ve onanarak kesinleşen kısmı için ilk kararda davalı idareler lehine vekalet ücreti takdir edildiğinden bu kısım hakkında yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, düzenleyici işlemin iptali talebine ilişkin olarak davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, bireysel işlemin ise iptaline karar verilirken yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden, bireysel işleme etkisi bulunmayan idareleri aleyhine hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kararın bu yönüyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığı kazanmanın, Kanun'da sayılan bütün şartları aynı anda taşımayı gerektirdiği ve bu şartların bulunmaması halinde Türk vatandaşlığını kazanmaya imkan tanınmadığı, davacı hakkında yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığının temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararı esası yönünden; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığının yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz istemi yönünden ise;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; vekâlet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusu düzenleyici işlemin İçişleri Bakanlığının yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulduğu, davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin bireysel işlemin ise İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce tesis edildiği, Danıştay Onuncu Dairesinin 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararı ile, davanın reddine karar verildiği ve anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı kararı ile, kararın, düzenleyici işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, bireysel işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği, daha sonra bozulan kısım yönünden Dairece yeniden yapılan yargılama sonucu, temyize konu karar ile, bozma kararına uyularak bireysel işlemin iptaline, dava netice olarak kısmen iptal, kısmen retle sonuçlandığından; yargılama giderinin yarısının davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının ve belirlenen vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda aktarıldığı üzere, Danıştay Onuncu Dairesinin 15/10/2020 tarih ve E:2015/1612, K:2020/3837 sayılı kararının, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığını ilgilendiren düzenleyici işlem yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanarak kesinleştiği, dolayısıyla davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı aleyhine verilen bir karar bulunmadığı, bozulan kısım yönünden yeniden yapılan yargılama sonucu iptal kararı verilen bireysel işlemin diğer davalı İçişleri Bakanlığı tarafından tesis edildiği görüldüğünden, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığının davada haksız çıkan taraf olarak kabulüyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına hukuken olanak bulunmadığı ve bu idare aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi hususunun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, temyize konu kararın hüküm fıkrasındaki, "156,65 TL'nin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 19.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine" ifadesinin, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca; "156,65 TL'nin ise davalı idarelerden İçişleri Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 19.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden İçişleri Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 26/10/2022 tarih ve E:2022/2304, K:2022/4755 sayılı kararının, yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrası yukarıda belirtilen şekilde olmak üzere düzeltilerek ONANMASINA,
2. Kesin olarak, 01/11/2023 tarihinde, esas yönünden oybirliği, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, davada haksız çıkan taraf olmayan davalı idare aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik uyuşmazlık, anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında maddi hata olarak değerlendirilebilecek bir husus olmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan Danıştay Onuncu Dairesince karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!