WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3665 E.  ,  2023/1785 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3665
Karar No : 2023/1785

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2016/58188, K:2022/3201 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine, sosyal ve özlük haklarının iadesine ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2016/58188, K:2022/3201 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeksizin 22/02/2019 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifade ile davacının bu ifadeye karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, anılan ifadenin FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacının adının geçtiği ByLock yazışma içeriklerinin, "izdivaç" kavramlarına ilişkin açıklamalarla birlikte dikkate alındığında, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine, sosyal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, geçerli olmayan bir tanık beyanına dayanılarak gerekçe hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, tanımadığı insanların yazışmalarına dayanılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, her iki delilin de dava konusu işlemden çok sonra ortaya çıkan deliller olduğu ve bu delillerin işlemde yer almadığı, 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin geçerliliğinin kalmadığı, geçerliliği sadece OHAL süresi ile sınırlı olan bu hükme dayalı olarak uygulanan cezanın yasal dayanağı olduğunun iddia edilemeyeceği, yasayla belirlenen sınırlar aşılarak hazırlanan ve tamamen keyfi ve hukuka aykırı düzenlemeler içeren 667 sayılı KHK’nın dava konusu olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, hakkında verilen meslekten çıkarma kararının, ilgilisini mesleğinden çıkarmak suretiyle cezalandırma maksadı taşıyan ceza niteliğinde bir işlem olduğu, tarafına hiçbir aşamada ve hiçbir şekilde savunma hakkının tanınmadığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine dair herhangi somut bir delil bulunmadığı, tedbirin ölçülü olmadığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulmadığı, çekirdek haklara müdahalede bulunulduğu, insan haklarının ihlal edildiği, Danıştayın tarafsızlığını kaybettiği, işleme dayanak alınan kanun maddeleri arasında 2802 sayılı Kanun'un 53/b maddesinin yer almaması nedeniyle olayda bu hükmün uygulanabilirliğinin söz konusu olamayacağı, hakkındaki iddiaların hem ceza davasında hem de idari yargıda görülmekte olan bu davada birebir aynı olduğu, tanık ...'nin soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde daha önceki beyanlarını baskı altında verdiğini ve daha önceki beyanlarını reddettiğini belirttiği, ceza yargılamasında ByLock kullanıcılarının tanık olarak dinlendiği, bu kişilerin, kendisini tanımadıklarını beyan ettikleri, kendisinin de bu kişileri tanımadığı, 47 yaşında biri olarak hala bekar olduğu ve hiç evlenmediği, söz konusu örgüt içinde olsaydı, gerekçedeki "izdivaç" kavramlarına ilişkin açıklamalara göre bu yaşına kadar çoktan evlenmiş olması gerektiği, adının geçtiği ByLock yazışma içerikleri ile "izdivaç" kavramı açıklaması ile iltisaklı sayılmanın da hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine yönelik olarak verilen … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı istinaf edilmeksizin 22/02/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/05/2022 tarih ve E:2016/58188, K:2022/3201 sayılı kararının ONANMASINA,
3. 02/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava dosyasının incelenmesinden, dosyada mevcut bilgi ve belgelerin, dava konusu işlemin sebebini oluşturan, davacının terör örgütü ile iltisakının veya irtibatının bulunduğuna ya da bulunmadığına yönelik bir karar verilebilmesi için yeterli olmadığı değerlendirildiğinden;
Davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulundan;
1-Davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu nezdinde devam eden yahut sonuçlanan şikayet, inceleme veya soruşturma bilgisi bulunup bulunmadığının ve hangi aşamada olduğunun bildirilmesinin, konuyla ilgili bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulmasının istenilmesi,
2- Davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı süre boyunca, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulunda görev yapan müfettişlerce yapılan denetimler sonucu hakkında düzenlenen tüm hâl kağıtları ve sicil notlarının dava dosyasına sunulmasının istenilmesi,
3- Davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı süre boyunca hakkında yapılan denetimlerde görev alan Kurul müfettişleri içerisinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatı nedeniyle hakkında işlem yapılanların bulunup bulunmadığına ilişkin açıklayıcı bilgilerin dava dosyasına sunulmasının istenilmesi,
4- Davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan başkaca bir bilgi-belgenin (daha önce dava dosyasına sunulanların dışında adli/idari soruşturma bilgisi, tanık beyanı, ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı, operasyonel hatlardan aranma kaydı, müzahir okul, üyelik, abonelik iptali vb.) bulunup bulunmadığının sorularak, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasına sunulmasının istenilmesi,
Yolunda ara kararı verilip, ara kararı uyarınca alınacak cevaplarla birlikte temyiz talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.