WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3282 E.  ,  2024/228 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/3282
Karar No : 2024/228

TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): … Odası
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2022 tarih ve E:2018/8676, K:2022/6148 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan Kazı Güvenliği ve Alınacak Önlemler konulu, 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın (1.1.2), (1.1.3) (1.1.4), (1.1.5), (1.1.7), (1.1.12), (1.2.1), (1.2.3), (1.2.4) ve (2.3) sayılı maddelerinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 25/05/2022 tarih ve E:2018/8676, K:2022/6148 sayılı kararıyla;
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 57. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendindeki "statik projeye esas teşkil edecek zemin ve temel etüdü raporu" tanımına yer verilerek,
1- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.1.2. maddesi;
Bu maddede, "Zemin etütleri kapsamında hem arazi deneyleri hem de zemin cinslerine uygun laboratuvar deneyleri yapılacaktır." düzenlemesine yer verildiği,
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu düzenlemenin Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ne göre yapıldığı, kazı projesi öncesinde, yapılacak olan inşaat ile ilgili zemin etüdü yapılmasının gerekli olduğu, destek sistemlerinin zemin etütlerinin hazırlık aşamasında ve daha sonra hazırlanacak olan kazı destek projesi için ihtiyaç duyulacak olan çalışmaların zemin etüdü kapsamında yapılması gerektiği, kazı çukurları ile ilgili yapılacak çalışmaların tümünün zaten inşaat için yapılacak olan zemin etüdü aşamasında gerçekleştirilecek konular arasında yer aldığı, Kazı Çukurlarının Desteklenmesi ile İlgili Uyulacak Esaslar'ın Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ni destekleyici nitelikte olduğu, bu nedenle herhangi bir kazının Yönetmelik uyarınca öncesinde bir zemin etüdü yapılarak ve destek projesi hazırlanarak açılması gerektiği, Kazı Çukurlarının Desteklenmesi ile İlgili Uyulacak Esaslar'da “Genel Esaslar” başlığı altında verilen “zemin etüdü” başlığı altında yer alan maddelerin tamamlayıcı nitelikte olduğu, Yönetmelik'te yapılan tanımlar ve verilen esaslardan farklı olmadığı, kazı çukurları ile ilgili verilen esasların Yönetmelik'e gönderme yaptığı, Yönetmelik'te zemin sınıflama, sıvılaşma, taşıma gücü v.b. başlıklar altında hesap yöntemleri ve kullanılacak parametreler ile ilgili izahatlar yapıldığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
2- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.1.3. maddesi;
Bu maddede, "Tüm sondaj kuyularında tüm zemin birimleri içinde (sağlam/az ayrışmış-ayrışmamış kaya hariç) kuyu ağzından itibaren düşeyde her 1,5 m’de bir Standart Penetrasyon Testi (SPT) yapılacaktır. SPT deneylerinde otomatik şahmerdan kullanılması zorunludur.” düzenlemesine yer verildiği,
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar'ın 16A.2.1. maddesine yer verilerek,
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, SPT'nin yaygın olarak kullanılan, zeminlerin mekanik özelliklerini belirleyen bir arazi deneyi olduğu, ancak altyapı kapsamında olan tüm mühendislik çalışmalarının ilk aşamasının zemin etüdü çalışması olduğu, zemin etüt çalışmasının içeriğinin Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde belirlendiği, zemin etüdü ve içeriği ile ilgili olarak mevcut düzenlemenin, Yönetmelik'e sadece atıfta bulunduğu ve tamamlayıcı olduğu, SPT deneyinin yeterlik ve açmazları ile ilgili teknik bir değerlendirme yapılması ve sonuçlarının güvenirliliğinin jeofizik ölçümler ile elde edilen parametreler ile karşılaştırılmasının ayrı bir konu olduğu anlaşıldığından dava konusu düzenlemenin imar mevzuatına aykırı olmadığı sonucuna varıldığı,
3- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.1.4. maddesi;
Bu maddede, “Kohezyonlu (killi ve/veya siltli) zeminlerde açılacak sondaj kuyuları içinde Standart Penetrasyon Testlerine ek olarak düşeyde en çok 3,0 m arayla Presiyometre veya Kuyu içi Veyn (Kanatlı Kesici) deneylerinin yapılması zorunludur.” düzenlemesine yer verildiği,
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar'ın 1.1.2.maddesine yer verilerek,
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, presiyometre veya kuyu içi veyn (kanatlı kesici) deneylerinin zeminin mekanik özelliklerini belirlemek amacı ile yapıldığı, bu deneylerin SPT deneylerine ek olarak yapılmasının zemine ilişkin parametreler için sadece SPT verileri ile değerlendirilme yapılmaması, elde edilen mekanik verilerin başka bir mekanik veri ile de desteklenmesi gerektiğini vurgulamak amacı taşıdığı, Genelge'nin eki Esaslar'ın 1.1.2. maddesinde, hem arazi deneyleri hem de zemin cinslerine uygun laboratuvar deneyleri yapılması gerektiğinin özellikle vurgulandığı, arazi deneyleri içerisinde yer almakta olan jeofizik yöntemlerden olan PS kuyu logu gibi ayrıca uygulanması gereken bir yöntem adı belirtilmediği ya da herhangi bir yöntemin uygulanmasından vazgeçilmediği, arazi deneylerinin (jeofizik yöntemler dahil) yapılması gerektiğinin Esaslar'ın 1.1.2. maddesinde belirtildiği, zemin etütlerinde tüm arazi deneylerinin birlikte değerlendirilmesinin esas olduğu anlaşıldığından dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırı olmadığı sonucuna varıldığı,
4- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.1.5. maddesi;
Bu maddede, “Yapay dolgu tabakalarında açılacak sondaj kuyuları içinde Standart Penetrasyon Testleri’ne ek olarak düşeyde en çok 3,0 m arayla Presiyometre deneylerinin yapılması zorunludur.” düzenlemesine yer verildiği,
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar'ın 1.1.2. maddesine yer verilerek,
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, yapay dolgu tabakalarında, presiyometre deneylerinin kohezyonlu zeminlerde zorunlu olarak yapılmasının nedeni olarak önceki metotlarda önerilen SPT vb. yöntemlerin uygulanamama/yeterince doğru sonuç vermeme olarak söylenebileceği, böyle bir durumda bu yöntemlerin zorunlu hale getirilmesi ile eksikliklerin giderildiği, bu bağlamda düzenlemede bir eksiklik bulunmadığı, jeofizik yöntemlerin de bu düzenleme kapsamında adı geçen diğer yöntemlere alternatif bir yöntem olduğu, ancak zaten zemin etüt çalışması kapsamında zorunlu olarak yapılan jeofizik ölçümler ile bu parametrelerin genel olarak hesaplanmasının halihazırdaki durumda mümkün olduğu, düzenlemenin Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ne göre yapıldığı, başka bir ifadeyle deney türü seçimi ve parametrelere ilişkin düzenlemenin anılan Yönetmelik'te yapıldığı anlaşıldığından düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
5- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.1.7. maddesi;
Bu maddede, "Dayanım ve gerilme-deformasyon ilişkisini veren laboratuvar deneyleri ile zeminin yerindeki fiziksel özelliklerini ifade eden doğal su muhtevası ve doğal birim hacim ağırlık gibi endeks deneylerinin örselenmemiş numuneler üzerinde yapılması zorunludur.” düzenlemesine yer verildiği,
Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği eki Deprem Etkisi Altında Binaların Tasarımı İçin Esaslar'ın 16.2.1.1. maddesine yer verilerek,
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, parametrelerin jeofizik yöntemler ile elde edilmesinin, zeminin bir takım dalgalara karşı direncinin ölçülmesi ve elde edilen verilerin korelasyonu ile parametrelerin elde edilmesine dayanan koralatif bir yöntem olduğu, dolayısıyla bahse konu olan gerilme-deformasyon, su içeriği ve birim hacim ağırlığının elde edilmesinde alternatif bir yöntem olduğu, jeofizik yöntemlerin şu an zemin etüdü kapsamında zaten Yönetmelik uyarınca zorunlu olduğu ve anılan parametrelerin bu kapsamda hesaplanmasının mümkün olduğu, bu şekilde bir hak kaybının söz konusu olmadığı, Yönetmelik dikkate alındığında mevcut yöntemlere ilave alternatif bir yöntem olduğu, düzenlemenin yukarıya alıntılanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ne göre yapıldığı anlaşıldığından mevzuata aykırı olmadığı sonucuna varıldığı,
6- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.1.12. maddesi;
Bu maddede, "Arazi ve laboratuvar çalışmalarının sonuçlarının sunulacağı zemin ve temel etütü raporu/veri raporu yalın ve teknik bir dille yazılacak, gereksiz tekrarlardan kaçınılacak, raporun sonunda tüm bulgular özet halinde verilecektir.” düzenlemesine yer verildiği,
Davacının istemine konu zemin etüt raporunun hangi meslek disiplinlerince hazırlanacağının Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 57. maddesinin 6. fıkrasında açıkça düzenlendiği, dava konusu düzenleme ise zemin etüt raporunun hazırlanma biçimine ilişkin olduğundan davacı itirazının yerinde görülmediği, bu nedenle dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırılık görülmediği,
7- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.2.1. maddesi;
Bu maddede, "İksa sistemi proje müellifi tasarım hesaplarına başlamadan önce sahaya gidecek, sahadaki zemin koşullarını ve çevre koşullarını inceleyecek ve bir saha keşif tutanağı tutacaktır. Tutanakta sahadaki zemin ve çevre koşulları ile ilgili detaylı bilgiler, komşu parsellerdeki yapıların boyutları, bodrum kat ve toplam kat adetleri, iksa sistemine uzaklığı, temel taban kotu ve temel sistemi ile açıklayıcı fotoğraflar da yer alacaktır. Keşif sırasında mevcut zemin etüt rapolarındaki bilgilerin yetersiz veya sahayı tam olarak temsil etmediği tespit edildiği taktirde ilave zemin etüdü çalışmaları, proje müellifinin belirleyeceği kapsam doğrultusunda planlanacak ve yapılacaktır.” düzenlemesine yer verildiği,
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu düzenlemenin iksa sistemi proje müellifi tasarım hesaplarına başlanmadan önce sahadaki zemin koşullarının ve çevre koşullarının incelenmesi ve bir saha keşif tutanağı tutulmasına ilişkin olduğu, statik analizler ve statik projelerin geoteknik alanda yetkin bir inşaat mühendisi tarafından yapılmakta olduğu, davacının istemine konu zemin etüt raporunun hangi meslek disiplinlerince hazırlanacağının Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 57. maddesinin 6. fıkrasında açıkça düzenlendiği, dava konusu düzenlemenin ise iksa sistemi proje müellifi tasarım hesaplarına ilişkin olduğu anlaşıldığından davacı itirazının yerinde görülmediği, bu nedenle dava konusu düzenlemede imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
8- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.2.3. maddesi;
Bu maddede, “Tasarımı yapılacak iksa sistemleri seçiminde aşağıdaki kurallara uyulması zorunludur:
• Derinliği 25 m’den daha fazla olan kazı çukurları iksa sistemleri en az 2 (iki) kademe halinde projelendirilecek ve inşa edilecektir. Parsel sınırı, yüksek YASS ve diğer zorunluluklardan ötürü tek palyede yapılma zorunluluğu olması durumunda imalatlarda gerekli hesap aşamaları ve uygulama esasları detaylı olarak belirtilmelidir.
• Su geçirimsizliği istenen kazı çukurlarında kesişen kazık, diyafram duvar veya çelik palplanş sistemlerinden biri tercih edilecektir. Kesişen kazık diğerine aralıklı kazık ve kazık aralarında Jetgrout uygulaması da yapılabilir, ancak bu durumda her ikisi de kazık arkasında olmak üzere en az iki sıra kesişen jetgrout kolonu yapılacak ve uygulamada önce jetgrout kolonları sonra kazıklar yapılacaktır.
• Düşey iksa elemanlarının kazı tabanı altındaki soket boyu orta-az ayrışmış ve ayrışmamış kayada 2,0 m'den veya kazık çapının 3 katından (hangisi büyükse), diğer zemin türlerinde ise 4,0 m’den veya kazık çapının 5 katından (hangisi büyükse) az olamaz. İksa önünde pompaj çukuru oluşturulan bölgelerde soket boyu pompaj çukuru tabanından itibaren başlayacaktır.
• Ankraj kök boyu kohezyonlu zeminlerde (kil ve silt) 10,0 m’den az olamaz.
• Ankraj kök boyları bu genelgede belirtilen norm ve standartlar uyarınca "45+/2" kriterine göre belirlenen aktif zondan en az 3,0 m veya kazı derinliğinin %20'si kadar mesafe (hangisi daha büyükse) geriden başlayacaktır.
• Zemin cinsinden bağımsız olarak ankraj kök bölgesi üzerinde en az 5,0m doğal zemin örtü yükü bulunması zorunludur.
• Kohezyonlu zeminlerdeki ankraj servis yükleri 35 ton'u aşamaz.
• Ankraj kök boyları arasındaki mesafe 110 cm'den az olamaz.
• Ankrajların yatayla yaptığı açı mümkün olduğu müddetçe 15 dereceden az 30 dereceden fazla olmamalıdır. Ancak ana kayanın yakalanamadığı, komşu iksa elemanları ile kesişmeleri söz konusu olduğu durumlarda istenilen ankraj açısı alınabilir. Bu durumda projede öngörülen ankraj yüklerinin arazide yapılacak deneylerle istenilen yüklere ulaştığı ispatı rapor edilmelidir.
• Zemin çivili püskürtme beton uygulaması sadece orta-az ayrışmış veya ayrışmamış kaya türü zeminlerde yapılabilir, bunun dışında kalan zemin türlerinde yapılamaz.
• Zemin çivili püskürtme beton uygulamalarında püskürtme beton perde kalınlığı 20 cm’den az olamaz.
• Zemin çivili püskürtme beton perde uygulamalarında perdenin yatayla yaptığı açı 75 dereceden fazla olamaz.
• Eğilme elemanı olarak çalıştırılacak betonarme kazık çapı 30 cm’den az olamaz.
• Ankrajlı perde uygulamalarında kademe kazısı sırasında perdenin altı açıldığında kendini tutabilmesi için perde arkasında belirli aralıklarla, sağlam zemine yeteri kadar soketlenen ve her surette en az kazı tabanına kadar inen mesnet kazıkları imal edilecek ve perde yeterli çap ve sayıda askı filizleri ile bu kazıklara asılacaktır. Ayrıca altı açılan perdenin her iki ucunda an az 5,0'er metrelik bölümde perde altında kazı yapılmayacak ve bu bölgelerin de birer mesnet bölgesi olarak çalışması sağlanacaktır (anplu kazı).
• Betonarme perde aynı zamanda kuşak kirişi görevi de görecek şekilde tasarlanacaktır.
• Betonarme perde donatılarının yatayda ve düşeyde yeteri kadar bindirmesi sağlanacaktır.
• İksalı madenci şaftı tekniğiyle imal edilen '"kuyu perde" sisteminin kullanılması durumunda yatay destek elemanlarıyla desteklenmesi zorunludur, hiçbir surette konsol olarak çalıştırılamaz.
• Ankrajlı kazık uygulamalarında kazık aralarındaki net açıklık 20 cm’den az olamaz.
• Kohezyonsuz zeminlerdeki aralıklı kazık uygulamalarında kazık aralarındaki net açıklık 20 cm’den fazla olamaz.
• Aralıklı kazık uygulamalarında, düşey elemanların sadece kazıklardan oluştuğu durumlarda, kazık aralarındaki net açıklık zemin türünden bağımsız olarak, hiçbir surette 35 cm’den fazla olamaz.
• Ankraj kafa detaylarında, germe sırasındaki dönme etkisi nedeniyle, açılı kafa kullanılamaz. Ankraj plakası ankraj eğimine uygun eğimde imal edilmelidir.
• Ankraj halatlarında en çok 1,50m'de bir adet ayırıcı ve en çok 3,0m'de bir adet merkezleyici kullanılacaktır.
• Duvar arkasındaki yüzey ve yeraltı sularının tahliyesi için tüm betonarme vc püskürtme beton perdelerde yatayda ve düşeyde 3,0'er metre aralıkla 10 derece yukarıya doğru eğimli ve 100 mm çapında barbakan delikleri bırakılacak, bu deliklerden geriye doğru aktif zon boyunca dren delgileri yapılarak duvar arkasında su basıncı oluşması engellenecektir. Ancak, yine de tasarım yapılırken aşağıda Madde 1.2.6.’da belirtilen şarta uyulacaktır. Barbakan deliklerinin uzun dönemde, su akışı ile taşınan ince daneli zeminler ile tıkanmaması için dren delgilerine yerleştirilen delikli borular uygun geotekstil keçe türü malzeme ile sarılacaktır.” düzenlemesine yer verildiği,
Kazı Çukurlarının Desteklenmesi ile İlgili Uyulacak Esaslar'ın tasarımı yapılacak iksa sistemleri seçiminde uyulması zorunlu kuralları belirleyen dava konusu (1.2.3.) sayılı maddesinin 2. paragrafına yer verilerek,
3194 sayılı İmar Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde yer alan genel nitelikteki düzenlemelere dayanılmak suretiyle ülkemiz sınırları içindeki tüm planlı ve plansız alanlarda inşa edilecek her tür yapının temel ve/veya bodrum katlarının inşaatı için yapılacak kazılarda meydana gelebilecek olumsuz hadiselerin ve bu hadiselerden kaynaklanan can ve mal kayıpları ile iş kazalarının önlenmesi maksadıyla hazırlandığı anlaşılan dava konusu Kazı Çukurlarının Desteklenmesi ile İlgili Uyulacak Esaslar'ın "Genel Esaslar", "Şevli Kazılar", "İksa Sistemi ile Desteklenen Kazılar" ve "İş Güvenliği ve Çevre Sağlığı Tedbirleri" başlıklı dört kısımdan oluştuğu, "Genel Esaslar" başlıklı birinci kısmın ise "Zemin Etüdü", "Tasarım Hesapları", "Proje Çizimleri", "Uygulama Teknik Şartnamesi", "Performans Ölçüm Kriterleri" ve "Uygulama Kontrol Esasları" başlıklı altı bölüm içerdiğinin görüldüğü,
Kazı Çukurlarının Desteklenmesi ile İlgili Uyulacak Esaslar'ın tasarımı yapılacak iksa sistemleri seçiminde uyulması zorunlu kuralları belirleyen dava konusu (1.2.3.) sayılı maddesinin de içinde bulunduğu "(1.2.) Tasarım Hesapları" başlığı altında yer alan bütün maddelerde, statik-geometrik hesap ve tasarım/proje kriterlerini belirleyen düzenlemelere yer verildiği, uygulama-imalat-kontrol aşamasına ilişkin kuralların ise dava konusu edilmeyen "(1.5.) Performans Ölçümleri ve Kriterleri" ve "(1.6.) Uygulama Kontrol Esasları" başlıkları altında düzenlendiği,
Bilirkişi raporunda da, davalı idarenin itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü gibi ayrık kazıkların projeye uygun olarak yapılıp yapılmadığının PIT vb. jeofizik yöntemle yapılmasının isabetli olacağı yönünde görüş verildiği,
Bu durumda, kazıkların projeye uygun imal edilip edilmediğinin kontrolü hususunun tasarım aşamasıyla ilgili olmayıp, uygulama-imalat-kontrol aşamasında yapılması icap eden bir çalışma niteliğinde olduğu görülmekte olup, uygulama-imalat-kontrol aşamasında yapılması gerekli bir çalışmanın, tasarım aşamasına ait kriterlerin belirlendiği (1.2.3.) sayılı madde içerisinde düzenlenmemesinin eksik düzenleme olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla dava konusu düzenlemede bu yönüyle imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı,
9- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 1.2.4. maddesi;
Bu maddede, “Kazının geometrisi nedeniyle iki boyutta yeteri hassasiyetle temsil edilemeyen bölgeler için üç boyutlu analizler yapılacaktır. Bununla ilgili karar iksa sistemi proje müellifi tarafından verilecektir.” düzenlemesine yer verildiği,
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, düzenlemenin statik hesap ve statik proje, taşıyıcı elemanların statik hesabı ve statik modeline ilişkin olduğu, zemin etüdü çalışması kapsamında jeofizik çalışmanın yaptırılmasının zorunlu olduğu, farklı yönlerdeki serim ile jeofizik yöntemle elde edilen farklı yönlerdeki zemin profilleri ve sondaj kuyu verilerinin korelasyonu bir araya getirilerek bu işlemin kısmen yapılmakta olduğu, zeminin değişkenliğinin fazla olduğu yerlerde gerek duyulması halinde proje müellifinin tercihi ile ilave üç boyutlu jeofizik çalışma yapılabileceği anlaşıldığından düzenlemede bu haliyle imar mevzuatına aykırı olmadığı sonucuna varıldığı,
10- 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın 2.3. maddesi;
Bu maddede, “2.3 Şev duraylılık analizleri, kısa dönem (drenajsız), uzun dönem (drenajlı), statik ve deprem koşulları için uzman mühendis tarafından yapılacak ve uluslararası norm ve standartlarda belirtilen minimum şev güvenlik katsayıları sağlanacaktır.” düzenlemesine yer verildiği,
Her ne kadar, dava konusu düzenlemede şev duraylılık analizlerinin kısa dönem (drenajsız), uzun dönem (drenajlı), statik ve deprem koşulları için uzman mühendis tarafından yapılacağı belirtilmiş ise de; mevzuatta uzman mühendis tanımına yer verilmediği ve bu nedenle düzenleme uygulamada sorunlara neden olabileceğinden düzenlemenin bu kısmında mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle,
2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın (1.1.2), (1.1.3) (1.1.4), (1.1.5), (1.1.7), (1.1.12), (1.2.1), (1.2.3) (Daire kararında sehven (1.2.3) sayılı maddesinin 2. paragrafı yazılmıştır) ve (1.2.4) sayılı maddeleri yönünden davanın reddine, (2.3) sayılı maddesindeki "uzman mühendis" ibaresinin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, teknik ve bilimsel açıdan yeterli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davanın reddine ilişkin gerekçenin dava sebeplerinin anlaşılmadığını ve eksik inceleme yapıldığını gösterdiği, iptali istenen düzenlemeleri içeren Genelge'nin kazı güvenliğinin sağlanması amacıyla düzenlendiği, ancak ekinde yer alan Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'da bu amaçla çelişen bir biçimde, kamu yararı ve bilimsel esasların göz ardı edildiği, anılan Esaslar'ın iptali istenen maddelerinde jeofizik mühendislerinin hizmetlerine yer verilmemesinin önemli bir eksiklik olduğu, jeofizik yöntemler zorunlu olması gerekirken bunlara hiç yer verilmemesinin bilimsel ve hukuksal bir boşluk yarattığı, jeofizik mühendislerinin yetkileri mevzuatta (Oda mevzuatı) yer almasına rağmen düzenlemede yer verilmeyerek sınırlandırıldığı, yapılacak teknik işler yönünden jeofizik yöntemler ve jeofizik mühendislerinin görevlerinin önemli olduğu, jeofizik uygulamalar yerine daha eski tekniklere yer verilerek kamu kaynaklarının israfına, keyfi uygulamalara sebep olunduğu, iptali istenen düzenlemelerde çoğunlukla jeofizik yer araştırma yöntemlerine değinilmeden yalnızca sondaj ve sondaj kuyusuna dayalı arazi ve laboratuvar deneylerinin isimleriyle birlikte ifade edildiği, ilgili mevzuat hükümlerine göre kazı güvenliği ile ilgili hususların yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken genelge ile düzenlendiği, ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bu konuda düzenleme yapma yetkisinin de bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu Genelge'nin yetki unsuru yönünden de hukuka aykırı olduğu, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu Genelge'nin yürürlükteki Deprem Yönetmeliği ile Genelge'nin yayımlandığı tarihte henüz yürürlüğe girmemiş olan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nin bütünleyicisi olarak hazırlandığı, Genelge'nin eki Esaslar'ın iptali istenen (2.3) maddesinde bahsi geçen "uzman mühendis" ibaresi ile geoteknik tasarım hesap raporu ve projesini hazırlayacak veya uygulamasını yapacak/kontrol edecek olan inşaat mühendislerinin sağlaması gereken deneyim kriterlerinin ifade edildiği, ancak tecrübe konusunda ölçülebilir bir kıstas belirtilmesi mümkün olmadığından bu ibarenin kullanıldığı, 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde hesap ve tasarım esaslarına ilişkin olarak özel uzmanlık gerektiren hususlar ve bu hesap/tasarımların kimler tarafından yapılabileceğinin belirtildiği, anılan Yönetmelik'in dava konusu Genelge'nin üst hukuk normu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Genelge'nin eki Esaslar'ın 2.3. maddesinde yer alan "uzman mühendis" ibaresinin Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde tarif edilen kriterleri karşıladığı, Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:
Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle 2018/10 sayılı Genelge'nin eki Kazı Çukurlarının Desteklenmesi İle İlgili Uyulacak Esaslar'ın (1.1.2), (1.1.3) (1.1.4), (1.1.5), (1.1.7), (1.1.12), (1.2.1), (1.2.3) ve (1.2.4) sayılı maddeleri yönünden davanın reddi, (2.3) sayılı maddesindeki "uzman mühendis" ibaresinin iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 25/05/2022 tarih ve E:2018/8676, K:2022/6148 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 07/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.