DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2809 E. , 2023/1888 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2809
Karar No : 2023/1888
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- …
3- … 4- …
5- … 6- … (Kendi adına asaleten)
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF :1- (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
2- DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 21/03/2022 tarih ve E:2020/9839, K:2022/3329 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya ili, Kemer ilçesi, … Mahallesi, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazları kapsayan alana ilişkin olarak Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında değişiklik yapılması isteminin reddine dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün … tarih ve E… sayılı işleminin 1761 sayılı parsele ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 21/03/2022 tarih ve E:2020/9839, K:2022/3329 sayılı kararıyla;
Usule ilişkin olarak, davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunduğu ve davanın süresinde açıldığı,
Esasa ilişkin olarak, dava konusu taşınmazın da bulunduğu alanın 25/08/1982 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla "Güney Antalya Turizm Merkezi" olarak ilan edildiği, 09/01/1996 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Güney Batı Antalya Çevre Düzeni Planı Revizyonunda, 15/04/2004 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve 20/05/2005 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, eğlence merkezi ve günübirlik turizm alanı olarak planlandığı, dava konusu alanın, geçmişten günümüze yapılan tüm planlarda turizmin gelişmesine yönelik olarak planlandığı,
Taşınmazın 2/B niteliği vasfında olduğu ve tapuda lehlerine kullanıcı şerhi verilen davacıların, taşınmazı doğrudan satın alma başvurusunun, taşınmazın turizm alanında kalması nedeniyle reddedildiği ve Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsis edildiği, idare tarafından hazırlanan tutanaklarda ise, taşınmaz üzerinde meyve ağaçları ile konut ve turizm amaçlı bungolov tarzı yapıların olduğunun tespit edildiği,
Leke plan niteliğinde bulunan dava konusu planın ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda, parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olamayacağı gibi genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, ayrıca uyuşmazlık konusu alanın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları içerisinde kaldığı ve söz konusu alanda plan yapma yetkisine sahip Kültür ve Turizm Bakanlığınca onaylanan planların geçerli olduğu, anılan planlara getirilen fonksiyonun dava konusu çevre düzeni planında gösterildiği, plan notlarına göre, plan sınırı içerisinde bulunan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde bu planın onayından önce onaylanmış plan kararları ve plan hükümlerine uyulacağı açık olduğundan, davaya konu işlemde taşınmaz yönünden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılan plan değişikliği talebinin, temyize konu kararda irdelenmediği, oysa çevre düzeni planına ilişkin olarak plan notları ile beraber bütüncül bir inceleme yapılması gerektiği, uyuşmazlığa konu alanın 1996 yılına kadar onaylanmış olan planlarda tarım alanına isabet ettiği, 1996 yılından sonraki planlarda ise turizm alanı kullanımlarına ayrıldığı, alanda onaylanan alt ölçekli imar planlarında değişiklik yapılması istemiyle yapılan başvuru üzerine açılan davada, ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, işlemin iptaline karar verildiği, öte yandan, ... İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda da, taşınmazın tarım alanı niteliğinde olduğunun ortaya konulduğu ve tarım alanı kullanımına ayrılmasında kamu yararı bulunduğu yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında olduğu, Anayasa Mahkemesinin E:1995/13, K:1995/51 sayılı ve muhtelif kararlarında da vurgulandığı üzere, Anayasa'nın 169. ve 170. maddeleri uyarınca, orman alanı dışına çıkarılan yerlerin tarım arazisi ve orman köylülerinin nakli ve yerleştirilmesi amacıyla kullanılması ve planlanması gerektiği, 5403 sayılı Kanun uyarınca ise mutlak tarım arazilerinin korunması gerektiği ve turizm amaçlı kullanıma ayrılamayacağı, mevcut durumda, taşınmazın narenciye bahçesi olduğu, planla getirilen fonksiyonların mevzuata ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, plan değişikliği talebiyle ilgili idareye her zaman başvurulabileceği, bu başvuru üzerine idarece tesis edilecek işlemler veya dayanağı imar planları hakkında, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen altmış günlük süre içerisinde dava açılabileceğinden, temyize konu kararın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Antalya ili, Kemer ilçesi, … Mahallesi, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanın, Güney Antalya Turizm Merkezi kapsamında kaldığı, buna bağlı olarak onaylanan imar planlarında, turizm alanı kullanımlarına ayrıldığı, … parsel sayılı taşınmazın 1990 yılından bu yana, davacılar ve murisleri tarafından kullanıldığı ve anılan taşınmaz üzerinde narenciye ağaçlarının bulunduğu görülmektedir.
Dava konusu edilen çevre düzeni planında, taşınmazın kısmen "orman alanı", kısmen de "turizm (günübirlik) alanına" isabet ettiği, davacılar tarafından üzerinde tarım yapılan taşınmazın, imar planlarında "tarım alanı" kullanımına ayrılması talebiyle muhtelif plan değişikliği talebinde bulundukları anlaşılmıştır.
03/07/2019 tarihinde, davalı idareye yapılan başvuru ile de, maliki bulundukları …, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile beraber komşu …, … ve … parsel sayılı taşınmazları da kapsayan şekilde çevre düzeni planı değişikliği yapılarak, belirtilen alanın "tarım alanı" olarak belirlenmesinin talep edildiği, bu talebin dava konusu işlem ile reddedildiği görülmüştür.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise; "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrasında, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı, 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde, dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden inceleneceği; aynı maddenin altıncı fıkrasında, ilk incelemeye ilişkin hususların tespit edilmesi halinde davanın her safhasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı; 15. maddesinde ise süre aşımı bulunduğu tespit edilen davaların reddedileceği kurala bağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ise; "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmünü içermektedir.
14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Planların ilanı, itirazlar ve kesinleşmesi" başlıklı 33. maddesinde de; "(1) Çevre düzeni planı ve imar planları onaylandığı tarihten itibaren en geç on beş iş günü içinde otuz gün süreyle herkesin görebileceği şekilde idarelerce tespit edilen ilan yerlerinde asılmak suretiyle ve idarelerin internet sayfalarında eş zamanlı olarak ilan edilir.
(2) İmar planlarının nerede ve nasıl görülebileceği mahalli haberleşme araçları ile yerel veya ulusal basında veya ilgili muhtarlıklarda duyurulur.
(3) Planların askıya çıkarıldığına ve askıdan indirildiğine dair tutanaklar ilgili birim amiri dahil iki imzalı olarak düzenlenir.
(4) Planlara itiraz, otuz günlük ilan süresi içinde idareye yapılır ve itirazlar idarece değerlendirilir. İdarenin karar merciince itirazların reddedilmesi halinde, planlar başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın red kararı tarihinde kesinleşir. İtiraz olmaması halinde planlar askı süresinin sonunda kesinleşir.
(5) İtirazlar; askı süresinin dolduğu tarihten itibaren en geç otuz gün içinde ilgili idare karar merciine gönderilir ve en geç otuz gün içinde karara bağlanarak planlar kesinleşir.
(6) İlan ve askı süresinde yapılan itirazlar üzerine idarelerce, planlarda değişiklik yapılması halinde planın değişen kısımlarına ilişkin olarak yeniden ilan süreci başlatılır.
(7) Onaylanmış planlarda yapılacak revizyon, ilave ve değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir." düzenlemeleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İmar planları; 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen “ilanı gereken düzenleyici işlemlerden” olup, aynı madde gereğince dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesi ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 33. maddesi gereği, imar planları otuz gün süreyle askıda ilan edilerek duyurulmakta ve bu süre içerisinde imar planlarına yapılan itiraz başvuruları hakkında bir karar verilmek üzere, askı süresinin bitiminden sonra ilgili karar merciine gönderilmektedir.
Bu nedenle, imar planlarına karşı askı süresi içerisinde yapılan itirazların, askı süresi dolduktan sonra, bu itirazlara yönelik idari işlem tesis edilmesi için yetkili mercie gönderildiği hususu ile 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi birlikte ele alındığında, dava açma süresinin başlangıcında, askıda yapılan itiraz tarihi yerine, itirazlar hakkında değerlendirme yapılacak sürecin başladığı askıdan inmeyi takip eden tarihin esas alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile üst makamlara başvurmayı düzenleyen 11. maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içerisinde 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün (2577 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik ile bu süre 30 güne indirilmiştir) içerisinde bu başvuruya cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, zımni reddin oluştuğu bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içerisinde veya ilan-askı süresinin son gününü izleyen 60 gün içerisinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde, bu cevabın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde idari dava açılabileceği; imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, imar planının ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, bu süreler geçirildikten sonra yapılacak başvuruların ise, dava açma süresini ihya etmeyeceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; değişiklik yapılması istenilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının, 27/08/2015 tarihinde onaylandığı, davacılar tarafından askı süresi içinde plana itiraz edilmediği, 03/07/2019 tarihinde yapılan imar planı değişikliği başvurusunun, dava konusu işlem ile reddedildiği anlaşılmakta olup, ilan-askı süresinden çok sonra yapılan başvuru dava açma süresini ihya etmeyeceğinden, başvurunun reddine ilişkin kararın davacılara 02/08/2019 tarihinde tebliği üzerine 06/09/2019 tarihinde açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 21/03/2022 tarih ve E:2020/9839, K:2022/3329 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 11/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma sürelerinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş; aynı maddenin dördüncü fıkrasında, "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmüne, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem ve eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; değişiklik yapılması istenilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının, 27/08/2015 tarihinde onaylandığı, davacılar tarafından askı süresi içinde itiraz edilmediği, 03/07/2019 tarihinde yapılan imar planı değişikliği başvurusunun, dava konusu işlem ile reddedildiği, bu kararın davacılara 02/08/2019 tarihinde tebliği üzerine 06/09/2019 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, imar planları kapsamında uğranıldığı ileri sürülen mağduriyetin giderilmesi amacıyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında değişiklik yapılmasına yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılan başvuru üzerine, dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir.
Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca, işlem tesisi talebiyle her zaman başvurulabileceği açık olup, imar planı değişikliği talebiyle 03/07/2019 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin 02/08/2019 tarihinde davacılara tebliği üzerine, 06/09/2019 tarihinde açılan bu davada süre aşımı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!