WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2596 E.  ,  2023/1831 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2596
Karar No : 2023/1831

TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR):
1-…
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

2-… Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/11/2021 tarih ve E:2017/1434, K:2021/5787 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 09/05/2008 tarih ve 26871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın" kısmının iptali yahut makul bir seviyeye çekilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 24/11/2021 tarih ve E:2017/1434, K:2021/5787 sayılı kararıyla;
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
4373 sayılı Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu'nun 1. maddesinde, yüksek seviye gösteren umumi ve hususi, kapalı veya akarsuların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırlarının Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit ve ilan edileceği; 3. maddesinde, 1. madde hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat, inşaat veya tadilat yapmanın, fidan veya ağaç dikmenin yasak olduğu düzenlemelerinin yer aldığı,
Davacı tarafından, Nevşehir ili, Avanos ilçesinde bulunan taşınmazına bağ evi inşaatı yapmak için Avanos Belediyesine 21/09/2016 tarihinde yapılan başvuruya, Avanos Belediyesinin 01/11/2016 tarihli işlemiyle, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca davacının taşınmazının Kızılırmak taşkın sahasında kaldığından bahisle ret yönünde cevap verilmesi üzerine, 09/05/2008 tarih ve 26871 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın" kısmının iptali yahut makul bir seviyeye çekilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı,
18/04/1952 tarih ve 8089 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Kızılırmak Nehrinin Zara-Bolucan yolunun Kızılırmak'ı kestiği yerdeki köprüden itibaren Karadeniz'e kadar yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200'er metre olmak üzere toplamda 400 metre genişliğindeki şeritvari sahanın 4373 sayılı Kanun kapsamına alındığı ve su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak belirlendiği, bahse konu 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın, iptali istenilen 15/04/2008 tarih ve 2008/13558 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla yürürlükten kaldırıldığı ve söz konusu sahanın sınırlarının kısmen revize edilerek yeniden düzenlendiği,
Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'yla, Kızılırmak Nehrinin Derbent Barajı Köprüsü ile Karadeniz arasında kalan bölümünde, daha önce su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak belirlenen ve sağlı sollu tahkimli şedde olarak inşa edilen alanın, şedde arkasında yer alan meralardan firmalarca kum ve çakıl malzemelerinin alınması ve dere yatağı içerisine hurda malzeme bırakılması nedeniyle meydana gelebilecek taşkında, Bafra ovasındaki tarım arazileri ve yerleşim alanları tehlikeye maruz kalacağından, şedde genişliğinin iki taraflı 150'şer metre artırılmak suretiyle toplam 700 metre genişliğini haiz şeritvari sahanın, su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak belirlendiği, Kızılırmak Nehrinin davacının taşınmazının bulunduğu ve davaya konu ettiği Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde ise herhangi bir revize yapılmaksızın 25/02/1952 tarih ve 3/14531 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nda belirlenen sahanın yeni düzenlemede de aynen korunduğu,
Davacının, Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiş olan taşkın sahası sınırının makul bir seviyeye çekilmesi yönündeki talebinin, yargı yerinden idari işlem niteliğinde karar verilmesine yönelik olduğu ve idari yargı yetkisinin sınırlarını aşan bir nitelik arz ettiğinden, bu istemin incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı,
Bakanlar Kurulu Kararı'nın dava konusu kısmı yönünden;
Uyuşmazlığın, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın, Kızılırmak Nehrinin Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan kısmının yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın suların taşmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek saha olarak tespitinden kaynaklandığı, anılan düzenlemenin 25/02/1952 tarihinden günümüze kadar herhangi bir değişikliğe uğramadan uygulandığının görüldüğü,
Dosyanın incelenmesinden; en önemli beslenme kaynağının yağmur ve kar suları olması nedeniyle rejimi düzensiz olan Kızılırmak Nehrinin, üzerinde sulama ve enerji amaçlı olarak kurulan ve Avanos ilçesi Kızılırmak menbaında bulunan Bayramhacılı ve Yamula Barajlarının taşkın riskini ortadan kaldıracak ölçüde büyük depolarının bulunmadığı, söz konusu depolamalar sebebiyle taşkın riski azalmış olmakla birlikte, bu riskin tamamen ortadan kalkmadığı, beklenenin üzerinde yağış ve kar erimelerinin oluşması halinde büyük taşkın risklerinin ortaya çıkabileceği, ayrıca barajlarda meydana gelme olasılığı bulunan arızalar ve yırtılma gibi durumların da taşkın riski oluşturacağı; 2015 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tasdik edilen Kızılırmak Nehrinde meydana gelebilecek taşkınlara ilişkin riskin azaltılması amacıyla yapılan ıslah projesinin uygulamaya konulamadığının anlaşıldığı,
Bu durumda, davacı tarafından, debisinin azalmasına ve kurulan barajlara bağlı olarak Kızılırmak Nehrinde taşkın riskinin ortadan kalktığı iddia edilmiş ise de, düzensiz rejime sahip olan Kızılırmak Nehrinin mevsim normallerinin üzerindeki yağışlar ve kar erimeleri sonucunda taşkın riskinin halihazırda devam ettiği, nehrin ıslahına ilişkin projenin de uygulamaya konulamadığı hususları dikkate alındığında, 4713 sayılı Kanun'un vermiş olduğu yetki uyarınca, taşkın riski bulunan alanda mal ve can güvenliğinin korunması amacıyla tesis edilen Bakanlar Kurulu Kararı'nın dava konusu edilen kısmında hukuka ve kamu yararı amacına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahanın" kısmı yönünden davanın reddine, Zara-Bolucan yolunun Kızılırmağı kestiği yerdeki köprüden Derbent Barajı Köprüsüne kadar olan bölümünde, yatak mihverinden itibaren sağlı sollu 200’er metre olmak üzere toplam 400 metre genişliği haiz şeritvari sahaya ilişkin sınırın makul bir seviyeye çekilmesi talebinin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, iptali istenen Bakanlar Kurulu Kararı'nın eski ve güncellenmemiş olduğu, aradan geçen zamanda koşulların, iklimin ve Kızılırmak havzasının durumunun çok büyük değişikliğe uğradığı; kararın herhangi bir bilimsel bir çalışma yapılmaksızın alındığı; söz konusu havzada yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu ulaşılacak bilimsel verilere göre karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 24/11/2021 tarih ve E:2017/1434, K:2021/5787 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4.Kesin olarak, 05/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.