WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2228 E.  ,  2023/1976 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2228
Karar No : 2023/1976

TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2016/56748, K:2021/4535 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâ kimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/12/2021 tarih ve E:2016/56748, K:2021/4535 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile esastan reddedilmiş olduğu, söz konusu Ceza Dairesi kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; "... Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.04.2018 tarihli yazısı ekinde bulunan listede sanığın (2) farklı bylock kullandığının, ID numaralarının da … ve … olduğunun belirtilmesi nazara alınarak ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock Tespit ve Değerlendirme tutanağının temin edilmesi, ... sanığın örgütsel konumu ve faaliyetleri hakkında bilgiler veren başka dosya şüphelileri olan tanıkların, kovuşturma aşamasında dinlenmeleri gerektiği, vermiş olduğu beyanlarda çelişki olması durumunda ise kendi yargılandıkları dosyalarda vermiş oldukları tüm aşama beyanlarının dosya içerisine getirtilerek CMK’nın 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma kararı üzerine dosyanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin … sayılı esasına kaydedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan Mahkemece henüz bir karar verilmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları"nın incelenmesinden; davacının "…" ve "…" ID numaralarıyla bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgüt toplantılara katıldığına, hâkim/savcılık mülakatına giren adaylar arasında örgüt mensubu olanların listesini mülakat komisyonu üyelerine vererek bu kişilerin mesleğe girmesi için çaba harcadığına, örgüte ait hakim-savcı çalışma evlerinde "murakıp" olarak görev aldığına, örgüt içerisinde aktif rol üstlendiğine, staj döneminde örgüte ait evlerde kaldığına ve bu evlerde "devre mesulü" olarak görev aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Adalet Bakanlığında etkin olduğu dönemde Bakanlık bünyesindeki Personel Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı olarak görevlendirilmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
2014 yılı HSK üye seçimlerinde FETÖ/PDY terör örgütü tarafından seçim sorumlusu olarak belirlenmesi hususu yönünden, davalı idare tarafından dosyaya sunulan örgüt eksenindeki bir sosyal medya paylaşımında, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde sandık başında seçim sonuçlarını takip edecek örgütün il seçim sorumlularının isimlerinin yazılı olduğu bir listenin yer aldığı ve davacının da bu listede Kocaeli seçim sorumlusu olarak belirlendiğinin görüldüğü, dava dosyasına sunulan hizmet belgesinin incelenmesinden, 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde Kocaeli ilinde hakim olarak görev yaptığı anlaşılan davacının, örgütün Kocaeli seçim sorumlusu olarak belirlenmesinin diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde meslekten çıkarıldığı, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan işlemin anayasal dayanağının kalmadığı; Dairenin, OHAL hükümleri uygulanmak suretiyle savunma hakkı verilmemesi gibi bazı usuli eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği yönündeki kabulünün hukuka aykırı olduğu; makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; ihraç kararının bir disiplin işlemi olduğu, kendisine savunma hakkı tanınmadığı; ihraç kararında kişiselleştirme yapılmadığı; HSK tarafından kısa bir süre içinde delillerin incelenerek karar verilmesine olanak bulunmadığı; sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesinin söz konusu olmadığı; irtibat ve iltisak gibi kavramların soyut nitelikte muğlak bir tanımlama olduğu, içeriğinin ne olduğunun bilinmediği, belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu; ihraç kararı verildiği tarihte dosyada yer almayan, sonradan elde edilen bir delilin, ihraç kararını geçerli hale getirmeyeceği; ByLock delilinin yargılamada esas alınamayacağı, ByLock kullanıcısı olmadığı, teknik ve hukuki anlamda bu iddianın kanıtlanamadığı, bilirkişi raporunda, BTK tarafından gönderilen verilerin birbiriyle uyuşmadığı, pek çok çelişkinin olduğu, bu verilerin bilimsel gerçekliğe aykırı olduğu dolayısıyla ByLock kullanıcısı olmadığının tespit edildiği, tespit ve değerlendirme tutanağının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten 4 yıl sonra dosyaya girdiği, işleme dayanak yapılamayacağı, idarenin sunduğu delillere üstünlük tanınarak adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesine aykırı karar verildiği; Daire kararına gerekçe yapılan tanıkların mahkeme huzurunda alınan ifadelerinin aleyhine değil, lehine delil niteliğinde olduğu, tanıkların savcılıkta verdikleri ifadelerinin aleyhe olan kısımlarının karara gerekçe yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, kararda yer alan dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra verilmiş söz konusu ifadelerin, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak ve kanuna aykırı menfaat elde etmek amacıyla verilmiş ifadeler olması nedeniyle dava konusu işlemin tesisine gerekçe ve dayanak olamayacağı, unvanlı göreve atanmasının başarılı kariyerinin yok sayılarak örgütsel bir faaliyet olarak nitelenmesinin delilsiz bir kabul olduğu, suç ve cezaların geçmişe yürütülmesi niteliğinde olduğu; bilgisi ve iradesi dâhilinde olmadan, birileri tarafından sosyal medyada isminin seçim sorumlusu olarak iddia edilmesi ve aleyhine suç unsuru olarak davanın reddine gerekçe gösterilmesinin hukuken kabul edilemeyeceği; adil yargılanma hakkının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, özel hayata saygı hakkının, ifade özgürlüğünün, etkili başvuru hakkının, ayrımcılık yasağının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçu isnadıyla açılan davanın, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/88 sayılı dosyasında halen derdest olduğu görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/12/2021 tarih ve E:2016/56748, K:2021/4535 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 23/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.