DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2173 E. , 2023/1749 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/2173
Karar No : 2023/1749
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2016/58653, K:2022/434 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/02/2022 tarih ve E:2016/58653, K:2022/434 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ...Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile esastan reddedildiği, bu kararın Yargıtay ...Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve davacı hakkındaki mahkumiyet kararının 02/10/2019 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı" ile davacı hakkındaki ceza yargılaması aşamasında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacı tarafından kendisi adına kayıtlı olan ...GSM numarasından, ...IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği, ayrıca davacının K.Ö. adına kayıtlı olan ... ADSL üzerinden "..." ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt içerisinde "..." kod adını kullandığına, örgüt içerisinde Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları ile ilgili faaliyet yürüttüğüne, örgüte ait hakim-savcı sınav çalışma evlerinden sorumlu olduğuna, örgüt içerisinde aktif görev üstlendiğine ve diğer hususlara yönelik kararda yer verilen tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dil eğitimi yönünden, davacının, FETÖ'nün Adalet Bakanlığında etkin olduğu dönemde 2011-2012 yılları arasında yurt dışına dil eğitimine gönderildiğine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
MASAK Raporu yönünden, davacı tarafından uluslararası bir sivil toplum kuruluşundan organize bir şekilde maddi yardım talebinde bulunulmasının, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlıkta 2802 sayılı Kanun, 6087 sayılı Kanun ve Anayasa'nın 139. ve 140. maddelerinin uygulanması gerektiği, bu maddeler dikkate alındığında 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin hakim ve savcılara uygulanma olanağı olmadığının görüleceği; dava konusu işlemin, "meslekten çıkartma" işlemi olduğu, Dairenin, işlemin niteliğinde açık hataya düşerek hukuka aykırı karar verdiği, dava konusu işlem tesis edilmeden önce savunma hakkı verilmediği, anılan işlemde kendisi ile ilgili hiçbir gerekçe ve açıklama olmadığı; bireye özgü olmayan, soyut ve kişiselleştirilmemiş dava konusu işlemin iptali gerektiği, karar tarihinden sonraki evrakların delil olarak kabul edilemeyeceği, OHAL KHK'sı ile getirilen "irtibat", "iltisak" gibi kavramların/ düzenlemelerin ve HSK kararının, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri ile kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı olduğu; ByLock delilinin, demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dayanak teşkil edecek nitelikte objektif, somut ve ciddi bir ölçüt olarak kabul edilemeyeceği, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler olduğu ve kanuna aykırı menfaat elde etmek amacıyla kendi yorum ve düşüncesine dayalı olan ifadeler verdiği; dil eğitimine gönderilmek için tüm şartları sağlayarak başvuru yaptığı, varsayıma dayalı, tahmin ve genel ifadeler ile hiçbir araştırma yapılmadan yabancı dil eğitimi için görevlendirilmesinin silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair ölçüt olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/02/2022 tarih ve E:2016/58653, K:2022/434 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 27/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!