WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1857 E.  ,  2023/1735 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1857
Karar No : 2023/1735

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2017/10012, K:2021/3470 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2017/10012, K:2021/3470 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada ceza yargılamasının ... Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyasında Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla devam ettiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenmiş olan Bylock CBS Sorgu Sonucu Raporunun incelenmesinden; davacı tarafından ... GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihaza ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan sunulan ... ID numaralı Bylock kullanıcısına ait "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nda; bu kullanıcının ... tarihinde ... ID numaralı Bylock kullanıcısı ile yaptığı yazışma içeriklerinde davacının adı ve soyadının açıkça geçtiği, aynı zamanda içeriklerin örgüt içi motivasyonu artırmaya ilişkin olduğu dikkate alındığında, söz konusu ByLock konuşma içeriklerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde yargıda kritik ve stratejik öneme sahip CMK 250. madde ile yetkili Cumhuriyet Savcısı ve ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görevlendirilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davaya konu HSK kararının gerekçesiz, haksız ve hukuka aykırı olduğu, hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmeyen delillerin yargılamada delil olarak kullanılmaması gerektiği, User-ID şifre ve grup elemanlarının tespit edilmediği hususu dosyadaki evraklardan açıkça anlaşılmasına rağmen, hakkında ByLock isnadıyla “ret” kararı verilmesine delil göstermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, olağanüstü hal döneminde yakalanıp, tutuklanıp gözaltına alınan bir kısım sanıkların hakkındaki beyanlarının “somut ve inandırıcı her türlü şüpheden uzak” deliller olarak kabul edilmesinin de hukuka ve yasaya aykırı olduğu; ...'nin beyanının soyut mahiyette olduğu ve hiçbir mesnet ve delile dayanmadığı, bu ithamların suç uydurması yapıldığına işaret ettiği; ...'nün ifadesine yönelik olarak, adliyenin organizasyon ve törenlerden sorumlu Başsavcı vekili olması dolayısıyla gezi ve yemekler tertip etmesinin suç olmadığı, bunun resmi görev ve vazifesi olduğu, bu bakımdan ortada kendisine atfedilebilecek hiçbir suçlama olmadığı; ...'nin ifadesine yönelik olarak, kendisine koruma aracı ve koruma polisi verilmemesini hazmedemeyen eski bir yargı mensubunun duyduğu hazımsızlık ve çekememezlikten kaynaklanan tutumu ile ağzına gelen kişileri suçlayıp iftira mahiyetinde şeyler söylemesinin ciddiye alınabilecek ya da itibar edilebilecek nitelikte olmadığı, bugün de aynı görevleri yapan kişilerin çalıştığı adliyelere gidildiği takdirde, aynı şekilde koruma aracı ve koruma polisi tayin edilmiş onlarca hâkim ve savcının olduğunun görüleceği, hâkimlik ve savcılık görevlerini suistimal ettiğine, sadakat borcuna uymadığına ilişkin iddiaların hukuki olmadığı; 2007 yılında CMK 250. maddesi ile yetkili İstanbul Savcısı olarak atandığı, atamasını talep eden kişilerin hiçbiri hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığı gibi, bu kişilerin kendisine hep olumlu sicil verdikleri, atamalarında herhangi bir kayırma ve haksızlık bulunmadığı, “Başsavcı Vekilliği” vazifesinin Başsavcı tarafından verilen görevlerin yapılmasından ibaret olduğu, normal bir Savcılık görevinden pek fazla farkının bulunmadığı, FETÖ’ye yönelik irtibat ve iltisak iddiaları ile ilgili mesleki konumundan kaynaklanan göreve ilişkin hususlar dışında hakkında başka hiçbir iddianın bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu da işlediği isnadıyla açılan davalarda, ... Ceza Dairesinin E:... , ... Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyalarında ceza yargılamalarının devam ettiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davalarında verilecek kararların beklenmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 03/11/2021 tarih ve E:2017/10012, K:2021/3470 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 25/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.