WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1598 E.  ,  2023/1732 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1598
Karar No : 2023/1732

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2017/4473, K:2021/4628 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2017/4473, K:2021/4628 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçu nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Sor. No:... (kararda sehven "... " şeklinde yazılmıştır.) sayılı dosyasında halen devam eden bir soruşturma olduğu ve ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ... Değişik iş numaralı kararı ile tutuklamaya yönelik yakalama kararı verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacının henüz yakalanamadığının görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen CBS Sorgu Sonucu Raporlarının incelenmesinden; davacı tarafından ... ve ... GSM numalarından, ..., ... IMEI numaralı cihazlarla ByLock uygulamasının yüklendiği, "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanak"larının incelenmesinden de davacının ... ve ... ID numalarıyla bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davalı idare tarafından 13/04/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan ... ID numaralı Bylock kullanıcısına ait "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nda yer alan ByLock yazışma içeriklerinde davacının adı ve soyadının açıkça geçtiği, aynı zamanda içeriklerin örgüt talimatlarına ilişkin olduğu dikkate alındığında, söz konusu ByLock konuşma içeriklerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadenin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'e ait videoların bulunması hususu, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, meslekten çıkarma işlemine yönelik olarak davada uygulanması gereken mevzuatın 2802, 6087 ve 2577 sayılı Yasaların ilgili hükümleri olması gerekirken OHAL mevzuatı uygulanarak karar verilmesinin yerinde olmadığı, Anayasa'nın 139 ve devamı maddeleri ile hâkim-savcı teminatına ve bu teminatın gereği olan özel disiplin ve soruşturma usullerine ilişkin esaslara aykırı karar verildiği, savunma hakkı verilmeden ve adil yargılanma hakkının korunmasına yönelik güvenceler tanınmadan meslekten çıkarma kararı verildiği, davalı idarenin meslekten çıkarma işlemi sırasında olmayan ve sonradan elde edilen sözde bilgi, belge ve beyanları savunmasına gerekçe yaptığı, Danıştay Beşinci Dairesinin de bu delillere itibar ederek karar verdiği, meslekten çıkarma işlemi ve yeniden inceleme taleplerinin herhangi bir bireysel değerlendirme yapılmadan, hukuka aykırı şekilde karara bağlandığı, OHAL süreci ve KHK'ların ispat hukukuna ilişkin temel ilkeleri ortadan kaldıramayacağı, meslekten çıkarma işleminin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, masumiyet karinesi dikkate alınmadan ortada kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın karar verildiği, tanık delili usul ve yasaya uygun elde edilmediği gibi ihraç için yeterli niteliklere de sahip olmadığı, ByLock Uygulaması Teknik Raporu esas alınarak karar verilmesinin yerinde olmadığı, MİT tarafından hazırlanarak ilgili makam ve kurumlara gönderilen istihbari bilgi ve belgelerin delil olarak kullanılamayacağı, bu delilin yasak delil niteliğinde olduğu, davanın reddine dair verilen kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde değerlendirildiğinde adil yargılanma hakkının, kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız yargı yerinde yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, gerekçeli karar hakkının, silahların eşitliği ilkesinin, geriye yürüyen düzenleme yasağının, suçun şahsiliği ilkesinin, kanunlar geçmişe etkili olarak uygulanamaz ilkesinin, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, avukat yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği; özel hayata ilişkin hüküm içeren 667 sayılı KHK'nın 3. maddesinin (6749 sayılı Kanun'un 3.maddesi) hukuk devleti ilkesi, hukuki belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleri ile OHAL hukuki rejimine de aykırı nitelikte olduğu, hâkimlerin mesleki yaşamlarına ilişkin düzenlemelerin kanunla (Anayasa m.140) yapılması gerekirken bir OHAL KHK'sı ile yapılmasının Anayasa (m.15 ve m.121) hükümlerinin ihlali niteliğinde olduğu, düzenlemenin, hâkimlerin bağımsızlığı ilkesine (Anayasa m.140) de aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararında belirtilen, davacı hakkındaki silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturmasının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının Sor. No:... sayılı dosyasında hâlen devam etmekte olduğu UYAP kayıtlarının tetkikinden anlaşılmaktadır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza soruşturması sonucu verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/12/2021 tarih ve E:2017/4473, K:2021/4628 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 25/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.