WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

DANIŞTAY İDARE DAVA DAIRELERI KURULU

A- A A+

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/1453 E.  ,  2024/87 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1453
Karar No : 2024/87

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2017/1747, K:2021/3820 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/11/2021 tarih ve E:2017/1747, K:2021/3820 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş;
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiğinin görüldüğü,
Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davacının örgüt mensubu olduğuna, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adayları için oy istediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadesi ile davacının bu ifadeye karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen ve 14/08/2018 tarihinde Danıştay Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren aynı tarihli birinci savunmaya cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki istemi yanında, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ... sayılı ve ... tarih, ... sayılı kararları nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında verilen ve kesinleşen beraat kararının dikkate alınmadığı, Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olarak masumiyet karinesinin ihlal edildiği; Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında, adli mahkemelerce verilen beraat kararlarının idari mahkemelerce tanınmamasının ve dikkate alınmamasının masumiyet karinesine aykırı olduğuna karar verildiği; davalı idarenin karardan üç gün önce 24/11/2021 tarihinde beyan dilekçesi vererek hakkında FETÖ/PDY soruşturmasının devam ettiği algısını oluşturmasının hukuka aykırı olduğu; tanığın, mahkeme huzurunda verdiği ifade yerine sadece savcılık aşamasında verdiği ifadeye itibar edilmesinin hukuka uygun olmadığı; tanığın mahkeme huzurundaki beyanına bakıldığında, kendisinin FETÖ ile ilgili en küçük bir ilgi veya irtibatının bulunmadığının ortaya çıkacağı; tanığın ilk ifadelerinde de kendisinin FETÖ ile iltisak veya irtibatlı olduğunu gösteren somut ve şüpheden uzak en küçük bir bilgi ve görgüsünün bulunmadığı; tanık beyanının çelişkili olduğu, ... isimli hâkimin, 2014 HSYK seçim tarihinde Yargıtay üyesi olduğundan bu kişi için ilk derece hâkimi olan tanıktan oy istenmesinin mümkün olmadığı; tanık tutuklu olduğundan ve görevinden ihraç edildiğinden uğradığı ağır psikolojik yıpranma ve baskı altında hatalı beyanda bulunduğu ve isimleri karıştırdığı; bu tanığın sadece savcılık beyanına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin açık şekilde hukuka aykırı bulunduğu; delilin işlemden sonraki bir tarihe ait olduğu; kesinleşen bir mahkeme kararı ile FETÖ'ye yardım etmediği ortaya çıkmasına karşın bir başka mahkemenin kendisinin FETÖ'ye yardım ederek iltisak veya irtibatlı olduğu sonucuna varmasının hukuka aykırı olduğu; suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği ilkesinin ihlal edildiği; kesinlikle FETÖ ile iltisak veya irtibatlı olan bir HSYK üye adayı için oy istemesi ve yardım etmesinin söz konusu olmadığı; FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak henüz tanınmadığı ve bu hususta herhangi bir mahkeme kararının bulunmadığı dönemdeki HSYK üye seçimlerinde FETÖ/PDY üyesi olan bir kişiye oy istemek suretiyle yardım ettiğini kabul etmenin suç ve cezaların kanuniliği ilkesine açık şekilde aykırı olduğu; kararda, hangi eylemleri ve kararı ile sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği açıklanmadan FETÖ/PDY ile irtibatlı kabul edilmesinin masumiyet karinesine açıkça aykırılık teşkil ettiği; özel hayatın gizliliği, cezaların şahsiliği ilkelerinin ihlal edildiği; savunma hakkının kısıtlandığı; meslekten çıkarma cezası, ilgili kanunlarda düzenlenen en ağır disiplin cezası olduğu halde, bu cezanın idari kurullar tarafından “olağanüstü tedbir” olarak nitelendirilmesinin hem “kanunilik” ilkesine hem de “öngürülebilirlik” ilkelerine açıkça aykırı olduğu; mülkiyet hakkının ihlal edildiği; çekirdek haklarına müdahalede bulunulduğu; lehe delillerin dikkate alınmadığı; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin hukuken Anayasa'ya aykırı ve yok hükmünde olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/11/2021 tarih ve E:2017/1747, K:2021/3820 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 24/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.