DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1039 E. , 2023/2093 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2022/1039
Karar No : 2023/2093
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Derneği
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2021 tarih ve E:2019/15317, K:2021/11625 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 19/04/2019 tarih ve 30750 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 1. maddesi ile değiştirilen mevcut Yönetmeliğin Ek-1 Listesinin 27. maddesinin (a) bendinde yer alan, "25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler" şeklindeki düzenlemenin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/10/2021 tarih ve E:2019/15317, K:2021/11625 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek,
Anayasa'nın 56., Çevre Kanunu'nun 1., 2., 10., ÇED Yönetmeliği'nin ve Maden Yönetmeliği'nin ilgili hükümlerine yer verildikten sonra,
İşletme ruhsatının, belli bir alanda yapılacak madencilik faaliyetinin belli bir süre ile yürütülebilmesi için gerekli genel bir izin niteliğinde olduğu, aktif olarak yapılan faaliyet alanından daha geniş bir alanı ifade ettiği, bir madenin işletmeye alınabilmesi için gerekli olan işletme izninin, işletme ruhsatı verilen sahada fiilen işletilen belli bir alanı kapsadığı, maden işletme projesinin ise; fiilen faaliyet gösterilen alana ilişkin olarak hazırlandığı, dolayısıyla işletme ruhsatı genel bir izin niteliği taşımasına karşın, bu izne dayanılarak projelerin yapılması, faaliyetin fiilen yapıldığı alana verilen işletme izninin bulunmasına bağlı olduğu,
Uyuşmazlığın; çevresel etki değerlendirmesinin, ruhsat alanı yerine yüzey alanı esas alınarak yapılması ile, aynı ruhsat alanı içerisindeki birden fazla çalışma sahasında ÇED sürecine tabi olmaksızın madencilik faaliyeti yapılmasına sebebiyet verildiği, dolayısıyla bütüncül bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmadığının ileri sürülmesinden kaynaklandığı,
Dava konusu düzenleme ile 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmelerin, çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler arasında sayıldığı, her ne kadar çevresel etki değerlendirmesinin, arazi yüzeyi yerine ruhsat alanı esas alınarak yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, ÇED Yönetmeliği ile Maden Yönetmeliği birlikte değerlendirildiğinde, işletme izninin fiilen çalışılan alan için verildiği, bu yönüyle düzenlemede yer alan "arazi yüzeyi" kavramının, işletme izni verilen alan kavramını karşıladığı anlaşılmış olup, bu yönüyle 25 hektarlık eşik değer için "arazi yüzeyinin" esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Kaldı ki, AB ÇED Direktifinin Ek-1 Listesinin 19. maddesinde de eşik değerin belirlenmesinde "arazi yüzeyinin" kıstas olarak alındığının görüldüğü,
Davacıların, söz konusu düzenleme ile aynı ruhsat alanı içerisindeki birden fazla çalışma sahasında ÇED sürecine tabi olmaksızın madencilik faaliyeti yapılmasına sebebiyet verileceği, bütüncül bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmayacağı iddiasına gelince, aynı ruhsat sahasında yapılması planlanan projenin, mevcut proje ile aralarında organik bağ bulunması durumunda, ÇED Yönetmeliği'nin 20. maddesinin 2. fıkrasında yer alan planlanan projenin etkileri ile mevcut karara esas çevresel etkilerin birlikte kümülatif değerlendirileceği düzenlemesi karşısında, planlanan proje, kapasite artışı kapsamında değerlendirilerek, çevresel etkilerin mevcut projenin çevresel etkileriyle bütüncül ele alınması gerektiğinden, bu iddiaya itibar edilmediği, diğer taraftan, aynı ruhsat alanı içerisinde yer alan projelerin aralarında organik bağ bulunmaması durumunda dahi, ÇED Yönetmeliğinin Ek-3'te yer alan genel formatı kapsamında, mevcut proje ile planlanan projelerin kümülatif etkilerinin değerlendirilmesinin de mümkün olduğu,
Bu itibarla, dava konusu düzenlemede, 2872 sayılı Kanuna, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlama amacına, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, önceki yargı kararlarına aykırı şekilde, yine ruhsat alanı büyüklüğünün dikkate alınmadığı, proje sahibinin başvurusunda gösterilen çalışma alanını esas alacak şekilde yapılan düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, fiilen 25 hektar ve daha büyük ruhsat alanında çalışma yapılmasına karşın, 25 hektar altı olarak gösterilen projeler nedeniyle "ÇED gerekli değildir" kararları alındığı, maden çıkartılacak alanların tespitinde, ruhsat hukuku ve aşamasına bakılmaksızın, maden işletme ruhsatı verilen alanın tamamının göz önüne alınması, bu kapsamda değerlendirme yapılması, yapılacak faaliyetin bütünün değerlendirilerek çevresel etkilerin tam anlamıyla ortaya çıkartılması gerektiği, Sayıştay raporlarında da, "...çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin ÇED sürecinde kapasitelerini düşük göstermesi..." gibi hususların raporlara yansıdığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Bir önceki düzenlemede (14/06/2018 tarih ve 30451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren) "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 1. maddesi ile değiştirilen mevcut Yönetmeliğin Ek-1 Listesinin 27. maddesinin (a) bendinde, "... veya bu işletmelere ait “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan projelere ilave olarak planlanan alan artışları" cümlesine yer verilmesi ile yargı kararlarındaki gerekçeleri gözetilerek düzenleme yapıldığı halde, dava konusu Yönetmelik'te, anılan kısma yer verilmediğinden, eksik düzenleme nedeniyle dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
Üye …'nin, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin davacı Derneğin menfaatini etkilemediği, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacı Derneğin dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/10/2021 tarih ve E:2019/15317, K:2021/11625 kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4.Kesin olarak, 26/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Uyuşmazlığa konu 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin, 29/07/2022 ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırıldığı anlaşıldığından, esasının incelenme olanağı kalmayan işbu dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!