DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2321 E. , 2023/3138 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2321
Karar No : 2023/3138
TEMYİZ EDENLER:
1- (DAVACI): … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/12/2020 tarih ve E:2015/11397, K:2020/13034 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 23/03/2015 tarihinde onaylanan ve askıda yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde 27/08/2015 tarihinde değiştirilerek yeniden onaylanan Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının kısmen iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/12/2020 tarih ve E:2015/11397, K:2020/13034 sayılı kararıyla;
23/03/2015 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına karşı aynı davacı tarafından Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/5974 sayılı dosyasında açılan davada, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen rapor, anılan dosya ile görülmekte olan dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden;
I- Planın; yapım usul ve esasları, amaç ve vizyonu ile hedef ve stratejileri yönünden değerlendirilmesinden:
Dava konusu planın hazırlanma yönteminde; temel ilke ve hedeflerin tanımlanması, gerekli verilerin toplanması, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle yapılan görüşmeler, toplanan verilerin değerlendirilmesi, analiz ve sentezinin yapılmasında yasal açıdan uyulması gereken idari ve teknik usullere herhangi bir aykırılık ve izlenen yöntemde bir şekil yanlışlığı bulunmadığı,
Dava konusu planın kapsadığı illerin coğrafi, ekonomik, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliği göz önüne alındığında, türdeş bir bölge ve havza olarak tanımlanmasının yerinde olduğu, coğrafi sınırların, dava konusu plan içinde yer alan üç İlin İdari sınırları ile birebir çakışmasa da, Ülkemizde tüm alanlara ilişkin istatiksel bilgilerin istatistiki bölge (İBB) düzeylerine göre toplandığı göz önüne alındığında, idari sınırların esas alınmasında, bilgi ve verilerin toplanmasında ve yanı sıra yönetsel açıdan bir sorun bulunmadığı,
Planın 4.5 sayılı maddesinde, plan kapsamındaki bölgelerin tanımlanmasının planlama tekniğine aykırı ve bütüncül planlamanın yapılmasına engel olmadığı,
II-Diğer yandan, davacının bazı iddialarının bilirkişi raporunda irdelenmediği, bu kısımlar yönünden Dairelerince yapılan değerlendirmede;
Plan Hükümleri'nin 5.14. sayılı maddesi yönünden;
644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden (KHK) alınan yetkiye dayanılarak, bu planın ilkelerine aykırı olmayan değişiklikler ve revizyonlar yapılacağının öngörülmesinin, davacının iddia ettiği gibi planın güvenirliliğine gölge düşürmediği ve iddiaların mevzuatla bağdaşmadığı,
III- Bilirkişi raporunda, dava dilekçesinde yer alan iddiaların üç ana başlık altında toplandığı görüldüğünden, Danıştay Altıncı Dairesince, rapordaki sınıflandırmaya göre diğer hususların değerlendirilmesinden:
A) PLANIN UYGULAMA HÜKÜMLERİNE YÖNELİK İTİRAZLAR:
A1- Dava dilekçesindeki, planın, imar planlarına temel oluşturucu ve onları yönlendirici kararlar yerine, esnekliği olmayan, statik, stratejik kararları içermeyen bir plan niteliğinde olduğu, planın imar planı tekniği şeklinde yapıldığı yönündeki iddialar yönünden;
Bilirkişi raporundaki görüşler doğrultusunda davaya konu planın yürürlükteki mevzuata uygun olarak hazırlandığı, davacının iddialarının plan eleştirisi olarak kabul edilecek olmakla birlikte, hukuka aykırılık nedeni olmadığı,
A2- Dava dilekçesindeki, planın "Stratejiler" başlıklı kısmında düzenlenen maddelerde, koruma hedeflerinin tekrarlandığı, ancak ölçeği gereği sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda asıl amacı kaynakların korunması ve kirliliğin önlenmesi olan bir planda olması gereken somut ve yol gösterici stratejilerin ortaya konulmadığı yönündeki iddialar yönünden;
Bilirkişi raporundaki tespitlerin planın haklı bir eleştirisi olduğu kabul edilebilecek olmakla birlikte, davaya konu planda bu hususa ilişkin ilkelerin belirlendiği, koruma alanları tanımlanarak özel hükümler geliştirildiği görüldüğünden, bu hususun planı kusurlandırır nitelikte görülmediği,
A3- Plan hükümlerinin 4.47. sayılı maddesinde tanımlanan "Özel Proje Alanı" kavramı yönünden;
Bilirkişi raporunda yer verilen görüşler doğrultusunda, iddiaların planı kusurlandırır nitelikte olmadığı,
A4- Dava dilekçesindeki, 1/100.000 ölçekli planın uygulamaya yönelik bir plan olmayıp, planlama sahası içerisinde yer alan 1/25.000 ölçekli alt planlama bölgesi dışında kalan alanlarda nasıl ve kim tarafından uygulama yapılacağının net olmadığı iddiası yönünden;
Bilirkişi raporunda yer verilen görüşler doğrultusunda, iddiaların planı kusurlandırır nitelikte olmadığı,
A5-Plan Hükümleri'nin 9.7. sayılı maddesinde düzenlenen "2-B Alanları" Bölümü'nün üçüncü paragrafı açısından:
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamında kalan alanlara yönelik kentsel yerleşme talepleri söz konusu olduğunda, alanın konumu ve kullanım şekli dikkate alınarak, bu Çevre Düzeni Planında herhangi bir değişiklik yapılmaksızın, doğrudan ilgili idarece yapılacak alt ölçekli planlar ile kentsel yerleşik alan olarak belirlenebileceğinin öngörüldüğü,
Yukarıda yer verilen diğer hususlara yönelik değerlendirmelerde de belirtildiği üzere, çevre düzeni planının, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen bir plan olup, alt ölçekli planları yönlendiren strateji ve ilkeleri ortaya koyan bu planda, kentsel ve kırsal yerleşim alanlarının leke niteliğinde gösterilmesi gerektiği,
Çevre düzeni planı ile leke olarak belirlenen kentsel ve kırsal yerleşim alanlarındaki nüfus kabullerini aşmamak kaydıyla, bu kullanımlara bitişik yerlerdeki Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamındaki, 1/100.000 ölçekli plan değişikliğini gerektirmeyecek büyüklükteki alanların alt ölçekli planlar ile belirlenmesi mümkün ise de, dava konusu plan hükmü ile, alt ölçekli plan kararları ile belirlenebilecek 2/B arazilerinin büyüklüğü ve sınırına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmaksızın, çevre düzeni planı değişikliği gerektiren büyüklükte alanların da alt ölçekli plan kararı ile kentsel ve kırsal yerleşik alan olarak gösterilmesinin öngörüldüğü,
Bu durumun, alt ölçekli plan kararının, üst ölçekli çevre düzeni planı ile belirlenen genel arazi kullanım kararından farklılaşması sonucunda, planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi, alt ölçekli planları yönlendirecek ilke ve stratejileri oluşturması beklenen çevre düzeni planının işlevsiz kalmasına sebebiyet vereceği,
Bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, 2/B arazisi niteliğindeki kentsel ve kırsal yerleşik alanlara ilişkin genel arazi kullanım kararlarını, dava konusu Çevre Düzeni Planının konusu olmaktan çıkartarak, üst ölçekli planı işlevsiz hale getirdiği açık olan dava konusu plan hükmünde bu haliyle hukuka uyarlık görülmediği,
A6- Plan Hükümlerinin 5.9, 5.10., 5.11. sayılı maddeleri yönünden;
Anılan plan notlarında; "5.9 Bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzii imar planları geçerlidir.
5.10 Bu planın ilke ve stratejileri, nüfus kabulleri ve plan kararlarına uygun olan onanlı imar planlarında uygulamaya devam edilecektir.
5.11 Bu planda, plan onama tarihinden önce onaylanmış imar planı bulunmakla birlikte arazi kullanım niteliği, çevresel değerler, hedef nüfus ve bu nüfusun ihtiyacı mekânsal projeksiyonlar açısından ihtiyaç fazlası olarak tespit edilen ve kentsel yerleşme alanı olarak gösterilmeyen alanlarda; ilgili mevzuat uyarınca imar uygulaması tamamlanmış alanlar kentsel yerleşik alan olarak kabul edilir. Diğer alanlarda imar uygulaması durdurulur, ruhsatlandırma yapılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, ilgili plan hükümlerinin alt ölçekli planları üst ölçeğe taşımadığı ve plan kademesi açısından bir uyumsuzluğun bulunmadığı,
B) PLANIN NÜFUS KESTİRİMLERİNE YÖNELİK İTİRAZLAR:
Antalya Büyükşehir Belediyesi açısından belirlenen nüfus öngörüleri yönünden;
Kararda yer verilen plan notlarında, alanların tümünün yapılaşmaya açılmayacağının belirtilmesi nedeniyle, nüfus öngörüsünün tek başına planı kusurlandırmayacağı, plana yansıyan olumsuz bir yönü var ise, bu hususun kararın (C) başlığı altında yer verilen "kentsel gelişme alanlarında" değerlendirilebileceği, anılan iddia yönünden planda, planlama ilkelerine aykırılık bulunmadığı,
C) PLAN PAFTALARINDA BELİRLENEN MUHTELİF KULLANIMLAR AÇISINDAN:
C1- Kentsel Gelişme Alanlarına İlişkin İtirazlar
Temyize konu kararda, bilirkişi raporunda, iptali istenilen kullanımlar açısından yapılan genel ve alanlara ilişkin olarak özel değerlendirmelere yer verildikten sonra, iptali istenilen kullanımlar açısından Dairelerince genel prensip olarak kabul edilen değerlendirmelere ve bilirkişi raporunda yer verilen hususlardan Dairece de uygun görülen görüşlere yer verilerek,
Dava konusu edilen alanlara planla getirilen yerleşme alanı leke kararlarının; alanın doğal yapısı, gelişme yönü ve büyüklükleri, yer seçimi, alanların özelliği, yasal, yapay ve doğal eşikler, mevcut yerleşimler ve yerleşme alanlarının makraformu gözönünde bulundurulduğunda, Antalya ili merkez yerleşmesi ile havaalanı arasındaki Kırcami Bölgesi, Antalya ili Çakırlar bölgesi, Antalya ili Batı Çevre Yolu olarak tanımlanan bölge Çandır ve Karaman Çayları arası, Antalya ili Döşemealtı ilçesi, Antalya ili Korkuteli ilçesi kapsamında getirilen gelişme alanlarında şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmediği,
Antalya ili Beymelek ile Kumluca'da belirlenen "kentsel yerleşim alanları" büyüklüklerindeki iddialar yönünden;
Her iki alandaki kentsel yerleşim alanı gösteriminin mevcut yerleşim alanlarından büyük olduğu, bu durumun sehven yapıldığı kabul edilebilir ise de, alt ölçekli planları yanlış yönlendirmemek adına, bu tür yanlışlığın planda düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, bu kısım yönünden planlama ilkelerine aykırılık bulunduğu,
Isparta ili Senirkent ilçesi ile Büyükkabaca Beldesi'nde belirlenen "kentsel yerleşim alanları" büyüklüklerindeki iddialar yönünden;
Kumluca ve Beymelek yerleşim alanlarının belirlenmesinde olduğu gibi, benzer bir yanlışlığın Isparta ili Senirkent ilçesi ile Büyükkabaca Beldesi yerleşim alanlarının belirlenmesinde gözlendiği, davacı tarafından, her iki yerleşme için belirlenen kentsel gelişme alanlarının, mevcut kentsel yerleşim alanı olarak gösterildiğinin iddia edildiği,
Her iki alandaki kentsel yerleşim alanı gösteriminin mevcut yerleşim alanlarından büyük olduğu, bu durumun sehven yapıldığı kabul edilebilir ise de, alt ölçekli planları yanlış yönlendirmemek adına, bu tür yanlışlığın planda düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, bu kısım yönünden planlama ilkelerine aykırılık bulunduğu,
Antalya ili Doyran, Feslikan ve Saklıkent kırsal yerleşmelerinin "kentsel yerleşim alanı" olarak gösterildiği iddiası yönünden;
Alanda, kentsel yerleşim alanı gösteriminin mevcut yerleşim alanlarından büyük olduğu, kırsal yerleşim alanının sehven kentsel yerleşim alanı olarak gösterildiği, bu durumun sehven yapıldığı kabul edilebilir ise de, alt ölçekli planları yanlış yönlendirmemek adına, bu tür yanlışlığın planda düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, bu kısım yönünden planlama ilkelerine aykırılık bulunduğu,
C2- Doğanın korunmasına ilişkin olarak planda, arkeolojik ve kentsel sit alanlarının gösterilmediği iddiası yönünden
Davacının iddialarının genel nitelikte olup, somut olmayan itirazların değerlendirilemeyeceği, bilirkişi raporunda belirlenen tespitin plan eleştirisi olarak kabul edilebilecek olmakla birlikte davaya konu planda bu hususa ilişkin plan hükümlerinin belirlendiği görüldüğünden, planın bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği,
IV.Danıştay Altıncı Dairesinin E:2015/5974 sayılı dava dosyasındaki iddialardan farklı olarak işbu dosya kapsamında ileri sürülen diğer iddialar yönünden dosyanın değerlendirilmesinden;
- Antalya Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki mahalle statüsüne dönüşen belde belediyelerinin, planın plan açıklama raporu ve plan hükümlerinde halen belediye statüsünde görüldüğü ve mevzuatın getirdiği düzenlemelerin plana yansıtılmadığı iddiası yönünden;
Antalya ili sınırları içerisinde 6360 sayılı Kanun uyarınca, il sınırı büyükşehir sınırı olarak kabul edildiğinden, büyükşehir sınırları içerisinde yer alan kırsal yerleşme alanlarının mahalle statüsüne dönüştüğü, dolayısıyla dava konusu plan ile kırsal yerleşme alanlarının anılan Kanun uyarınca mahalle statüsünde değerlendirildiği, diğer taraftan dava konusu planda kırsal yerleşme alanları 6360 sayılı Kanun kapsamında mahalle statüsüne dönüşmüş olsa bile, kırsal yerleşim alanları olarak gösterilerek, "Kırsal Yerleşme Alanları" başlığı altında yer alan plan hükümlerde, anılan Kanun gereğince düzenlemeler yapıldığı,
Ayrıca, planın 9.1.1. sayılı hükmü ile düzenleme yapıldığı gibi bu plan ve plan hükümlerinde yer almayan konularda, halen yürürlükte olan ve bu planın onayından sonra yürürlüğe girecek olan mevzuat hükümleri ve mevzuat değişikliklerinin (kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ) geçerli olduğunun hükme bağlandığı görüldüğünden, bu hususa ilişkin iddiaların planı kusurlandırmadığı,
- Plan hükümlerinin 9.9 sayılı maddesindeki "Mesire Alanları" tanımlaması yönünden;
Mesire Yerleri Yönetmeliği'nin "Planlama, projelendirme ve uygulama" başlıklı 7.maddesinde; "(1) Mesire yerlerinin; doğal, kültürel, rekreasyonel ve estetik kaynak yönünden planlanması, projelendirilmesi ve uygulanmasına ait iş ve işlemler idare tarafından yapılır veya yaptırılır. Plan ve projelerin revizyonunda aynı süreç izlenir.
(2) A ve B tipi mesire yerleri için alan kullanım planı, gelişme planı ve plan raporları bölge müdürlüğü tarafından yapılır veya yaptırılır ve Genel Müdürlükçe onaylanır.
(3) C tipi mesire yerleri ve kent (şehir) ormanları için vaziyet planı bölge müdürlüğü tarafından yapılır veya yaptırılır ve Genel Müdürlükçe onaylanır. Gerektiği hallerde C tipi merise yerleri ve kent (şehir) ormanları için de bölge müdürlüğü alan kullanım planı ve/veya gelişme planı ve plan raporlarını yapabilir veya yaptırabilir. Bu planlar, Genel Müdürlükçe onaylanır" hükmüne yer verildiği,
Belirtilen hükme uygun olarak, davaya konu planda A-B tipi mesire yerleri için gelişim planlarının, C tipi orman dinlenme yerleri ile D tipi kent ormanlarındaki mesire yerleri için vaziyet planlarının esas alınacağının düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmediği,
- Plan hükümlerinin "Yerleşim Alanları 2025 yılı Nüfus Aralıkları ve Yoğunluklar
" başlıklı 10. maddesinde düzenlenen üç ile ait nüfus kabullerine ait tablolara göre, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ile Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde kalan, özel statülü bölgeler kapsamında kalan yerleşimler için, ilgili kurumların yapacağı ya da onaylayacağı plan kararları doğrultusundaki nüfus kapasitesinin geçerli olacağı ve bu durumun mekânsal kararlar ile plan açıklama raporu ve plan hükümleri arasındaki bütünlüğünü bozacağı iddiası yönünden;
Bilirkişi kurulunun görüşlerinin, planın haklı bir eleştirisi olarak kabul edilebilecek olmakla birlikte, kanunlarla tanınan yetki çerçevesinde ilgili idarelerce alınan plan kararlarının 1/100.000 ölçekli planda değerlendirilmesinin mevzuat gereği olduğu gibi ilgili kurumlarca yapılacak uygulamaların çevre düzeni imar bütünlüğü içerisinde değerlendirileceğinin planda karara bağlandığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının 5.34. sayılı plan hükmünde, "Plan sınırı içerisinde bulunan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim bölgeleri, Özel Çevre Koruma Alanları, Milli Park ve Tabiat Parkı ve Tabiatı Koruma Alanlarında bu planın onayından önce onaylanmış plan kararları ve plan hükümlerine uyulacaktır" hususunun yer aldığı, anılan hüküm uyarınca 1/100.000 ölçekli planın onayından önce özel statüye sahip alanlarda onaylanmış planların geçerli olduğu, diğer yandan Antalya, Burdur ve Isparta il sınırları dahilinde kalan alanlarda, dava konusu planın onayından sonra bu plan hükümlerine uyulacağı ve plan kararlarına aykırı olarak hiçbir ölçekte plan onaylanamayacağının ifade edildiği, bu durumun mekânsal kararlar ile plan açıklama raporu ve plan hükümleri arasındaki bütünselliği bozmayacağı, bu itibarla bu kısım yönünden dava konusu planda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, Antalya ili merkez yerleşmesi ile havaalanı arasındaki Kırcami bölgesi, Antalya ili Çakırlar bölgesi, Antalya Batı Çevre Yolu olarak tanımlanan bölgede Çandık ve Karaman Çayları arası Antalya ili Döşemealtı ilçesi, Antalya ili Korkuteli ilçesi ve Antalya ili Beymelek ve Kumluca Beldeleri, Isparta ili Senirkent-Büyükkabaca Beldeleri, Antalya ili Doyran-Feslikan-Saklıkent Beldelerinde belirlenen kullanımlar ile 9.7 sayılı plan hükmünün üçüncü paragrafı bakımından iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Daire kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu kararın Antalya ili nüfus kabullerine ilişkin kısım yönünden bozulmasının, diğer kısımlar açısından ise temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
Üye …'nın, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacı Oda'nın dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu edilen Çevre Düzeni Planının Antalya iline ilişkin nüfus kabulleri dışında kalan kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu edilen Çevre Düzeni Planının nüfus öngörüleri yönünden incelenmesinden:
Davacı tarafından; Antalya, Burdur ve Isparta illerinin nüfus projeksiyonları ayrı ayrı 4 ana yöntem ile tespit edildiği, ancak bir havza planlamasının gereği olan karşılıklı etkileşimin araştırılmadığı, plan sınırının belirlenmesinde Burdur ilinin de yer almasının en önemli nedeninin bu ilden Antalya iline olan göç ve Antalya ilinde olan yatırım ve ekonomik gelişmenin Burdur ilindeki gelişmeyi pozitif veya negatif anlamda etkilemesi olduğu, bu etkilerin iyi araştırılması ve sorunların tespit edilerek çözümlerin ona göre belirlenmesi gerektiği halde buna uyulmadığı, planlama sahası içine giren, ancak planlama kararlarının üretiminde yetkinin farklı kurumların elinde olması (turizm alan ve bölgeleri v.b.) nedeniyle, planlama sahasının nüfus ve yerleşim deseni olarak önemli bir kısmını kapsayan bu alanlarda önemli bir yatırım kararı içeren yeni bir planlama çalışması yapılması halinde, keza Kültür ve Turizm Bakanlığınca alanda 1/25.000 ölçekli planlama çalışmaları sürdürüldüğü, planın tümü yönünden nüfus projeksiyonlarının değişebileceği, nüfus artışının geçmiş eğilimlerinin, nüfusun ülke ve bölgesel dağılımının, kır-kent dengesinin, göç ve doğurganlık faktörlerinin dikkate alınmadığı, ekonomik gelişmenin çok üstünde gerçekçi olmayan şekilde nüfus tahmini yapıldığı, ayrıca koruma alanları üzerinde yapılaşma baskısının artacağı gibi genel nitelikteki iddialar yanında, Antalya Büyükşehir Belediyesi nüfusu ile ilgili olarak somut itirazda bulunularak; plan sahasında yer alan ilçe ve belde belediyelerinin TÜİK verilerine dayalı nüfusları temel alınarak ileriye dönük projeksiyonlar yapıldığı, ancak plan raporunda, geçmişe dönük esas alınan analiz yılının 2000 yılı olup, planlama yılı (2015) baz alınmadan projeksiyon yılının 2025 yılı olarak belirlendiği, 2000 ve 2015 yılları arasının nüfus hareketi için ciddi bir aralık olup göz ardı edilemeyeceği, söz konusu veriler inceliğinde, Antalya nüfusunun azalan bir ivme ile arttığı, net göç oranının 1990’lı yıllara oranla %70 oranında azaldığı, planda, 2000 yılı toplam nüfusu 1.721.317 kişi olarak belirtilmiş iken, 2012 yılı toplam nüfusunun 2.092.537 kişi olduğunun belirtildiği, söz konusu aralığın 12 yıl, projeksiyon yılı aralığının da (2012-2025) 13 yıl olup, tahmini nüfusun 4.500.000-5.200.000 kişi aralığı belirlenmesinin, analiz yetersizliğinden dolayı gerçekçi bir yaklaşım olmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından; Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, nüfusa ilişkin olarak yapılmış çalışmalar içerisinde, bölgelere göre kentsel ve kırsal nüfus, yıllık nüfus artış hızları, bölgelere göre kentsel ve kırsal nüfus oranları, yüzölçümü ve nüfus yoğunlukları, Akdeniz Bölgesi'ndeki illere göre kentsel ve kırsal nüfus ve yıllık nüfus artış hızları, Akdeniz Bölgesi'ndeki illerin kentsel ve kırsal nüfus oranları, yüzölçümleri, Antalya, Burdur ve Isparta nüfusunun Türkiye nüfusu içindeki payı, bölgelerin aldığı göç, verdiği göç, net göç ve net göç hızı, Akdeniz Bölgesindeki illerin yıllara göre aldığı, verdiği, net göç ve net göç hızı, Akdeniz Bölgesindeki illere yurtdışından gelen göçler, Akdeniz Bölgesindeki illerin göç etme nedenine göre verdiği göç oranları, illerin aldığı göç, illerin verdiği göç oranları konularına ilişkin olarak detaylı çalışmalar yapıldığı savunulmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda özetle; "Kurulumuz davacı ve davalı görüşleri doğrultusunda Antalya ili nüfus kestirimlerini incelemiştir. ...
Dava konusu Antalya Burdur Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Plan Açıklama Raporu kapsamında çevre düzeni planının hedef yılı olan 2025 yılı için öngörülen 4.500.000 kişi ile 5.200.000 kişi arasındaki Antalya il nüfusu tahmini son derece yüksek bulunmaktadır. Bu değerler TÜİK kestiriminin yaklaşık iki katı büyüklüktedir. Dolayısıyla, planda nüfus öngörülerinin yeniden gözden geçirilmesi gereği vardır.,
...
Burdur ili için de gerçekleşen veriler esas alınarak yaptığımız değerlendirmeye göre, bu ille ilgili olarak da en gerçekçi nüfus kestiriminin TÜİK verisi olduğu ve bu veri (2023 yılı) ile Plan Araştırma Raporu (2025) kestiriminin yakınlığı göz önüne alınarak ikinci veri plan çalışmalarında esas alınmalıdır. Bu veri ise yukarıda da belirtildiği gibi, planlama çalışmasında kullanılan verinin yaklaşık yarısı büyüklüğündedir. Bu büyük farklılık il bütününde yapılacak planlama çalışmasını büyük ölçüde etkileyeceği için bu çalışmanın yeniden ele alınması yerinde olacaktır.
...
Sonuç olarak Bilirkişi Kurulumuz diğer iki ilde de olduğu gibi, Isparta ili için de geçmiş yıllarda gerçekleşen verilerle büyük ölçüde örtüşen TÜİK nüfus tahminlerinin esas alınması gerektiği görüşündedir. Bu çerçevede, her üç ilde de aşırı abartılı olarak öngörülen nüfus kestirimlerinin yeniden yapılmasının gerekli olduğu kanısındayız." yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden; dava konusu planın; plan araştırma raporunda, "Antalya ili yıllara göre nüfusları 4 ayrı yöntem kullanılarak hesaplanmıştır. Bu yöntemler; üssel yöntem, en küçük kareler yöntemi, bileşik faiz yöntemi ve aritmetik yöntemdir… Antalya ili 2000 yılı nüfusu 1.719.751 kişidir. Antalya ilinde tarım ve özellikle turizm sektörleri gelişmiş veya gelişmekte olması ve bu gelişmenin beraberinde nüfus artışına neden olmasına ve Antalya ilinin yıldan yıla nüfusunun artmasına neden olmaktadır. Özellikle yaz döneminde Antalya’ya turizm sektöründe çalışmak için gelen nüfus çok fazladır… Antalya ili ve ilçelerinin nüfus projeksiyonları 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının hedef yılı olan 2025 yılına kadar yapılmıştır. 2025 yılına kadar yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, Antalya ili nüfusu artış göstermekte ve en fazla artış 4.972.586 kişi ile üssel yöntemde, en düşük nüfus artışı da 2.867.562 kişi ile en küçük kareler yönteminde görülmektedir. (sayfa 1318-1320)” yönünde değerlendirmeler yapıldığı, plan açıklama raporunda da, çevre düzeni planının hedef yılı olan 2025 yılına kadar nüfus projeksiyonları yapıldığı, ayrıca “Planlama bölgesinin nüfus hesapları 4 ayrı nüfus projeksiyon yöntemi kullanılarak bulunmuş olup, bu çerçevede farklı büyüklüklerin ortalamaları kullanılarak 2025 yılına ait nüfus aralıkları tespit edilmiştir. Nüfus projeksiyon yöntemleri; Üssel Yöntem, En Küçük Kareler Yöntemi, Bileşik Faiz Yöntemi, ve Aritmetik Yöntem’dir.
Antalya Burdur Isparta planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının hedef yılı olan 2025 yılına kadar Antalya ili ve ilçelerine ait nüfus projeksiyonları yukarıda belirtilen yöntemlerin ortalamaları alınarak bulunmuştur. Bazı yerleşimlerde (Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya, Gazipaşa, Kemer, Manavgat, Serik ilçelerinde) kamu yatırımları ve turizm potansiyellerine bağlı olarak (yetkinin başka kurumlarda olması ve geleceğe dönük yatırım programları olmadığından) nüfusun mevcut nüfus artış hızına bağlı kestirimlerden daha fazla artacağı düşünüldüğünden projeksiyon yöntemlerinde en fazla artışın olduğu üssel yöntem sonuçları kabul edilmiştir. Antalya ili 2000 yılı kentsel nüfusu 1.048.835 kişi, kırsal nüfusu 672.482 kişi, toplam nüfusu 1.721.317 kişi iken, 2025 yılı kentsel nüfusunun 3.500.000 ile 3.900.000 kişi, kırsal nüfusunun 1.000.000 kişi ile 1.300.000 kişi, toplam nüfusun ise 4.500.000 kişi ile 5.200.000 kişi arasında gerçekleşebileceği kabul edilmiştir. (sayfa 12.)" yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
"Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi" verilerine göre Antalya ili büyükşehir sınırlarını kapsayan alan açısından nüfus verilerinin, 2000 yılında 1.721.317, 2010 yılında 1.978.333, 2015 yılında ise 2.288.456 kişi olduğu anlaşılmakta olup, planın onaylandığı 2015 yılı açısından TÜİK tarafından yapılan nüfus projeksiyonun 2.240,640 (2.288.456 kişilik gerçek nüfus verisi ile yakın olduğu) kişi, 2023 yılı açısından 2.626,299 kişi olduğu, 2022 yılı sonunda Antalya ilinin nüfus bilgileri toplamının ise 2.688.004 kişi olduğu görülmüştür.
Bu durumda; 2025 yılına kadar Antalya ili ve ilçelerine ait nüfus projeksiyonlarının, belirlenen 4 ayrı yöntemin ortalamaları alınarak bulunduğu, bazı yerleşimlerde (Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya, Gazipaşa, Kemer, Manavgat, Serik ilçelerinde) kamu yatırımları ve turizm potansiyellerine bağlı olarak (yetkinin başka kurumlarda olması ve geleceğe dönük yatırım programları olmadığından) nüfusun mevcut nüfus artış hızına bağlı kestirimlerden daha fazla artacağı değerlendirmesi ile projeksiyon yöntemlerinde en fazla artışın olduğu üssel yöntemin sonuçları dikkate alınarak Antalya ili için 2025 yılı toplam nüfusunun 4.500.000 kişi ile 5.200.000 kişi arasında gerçekleşebileceği kabul edilmiş ise de; yukarıda yer verildiği üzere, TÜİK’in yıllara ilişkin nüfus projeksiyonları ile gerçek nüfus miktarlarının örtüştüğü, zira 2015 yılı için yaptığı 2.240,640 kişilik nüfus büyüklüğünün, gerçekleşen değere (2.288.456 kişi) oldukça yakın olduğu, aynı şekilde 2023 yılı için TÜİK'in nüfus projeksiyonu 2.626,299 kişi iken, Antalya ilinin 2022 yılı gerçek nüfusunun bu değere yakın şekilde 2.688.004 kişi olarak ortaya çıktığı, dolayısıyla planın nüfus öngörülerinin, TÜİK kestirimlerinin yaklaşık iki katı büyüklükte olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar temyize konu kararda, bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 2. fıkrasında, çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında, diğer başka konular yanında, "demografik ve toplumsal yapı" konusunda da, ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edileceği ve bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılacağının öngörüldüğü, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması için arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması amacıyla hazırlanan çevre düzeni planlarında abartılı nüfus projeksiyonları ile nüfus kabullerinin, yerleşim ihtiyacının çok üzerinde bir alanın yapılaşmaya açılması ve planlama alanındaki doğal alanlar üzerindeki kentsel gelişme baskısının artması sonucunu doğurabileceği dikkate alındığında, dava konusu planda yer alan nüfus projeksiyonu ve kabullerinin ayrıntılı bir araştırma ve inceleme sonucu hazırlanması ve buna yönelik verilerin planların bir bütününü oluşturan açıklama raporu ile ortaya konulması gerektiği halde konulamadığı, diğer yandan, planda belirlenen ve nüfus öngörüleri ile doğrudan bağlantılı olan muhtelif "kentsel gelişme alanı" kullanımlarının büyük bir kısmının iptaline karar verildiği hususu da dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu imar planının Antalya ili nüfus kabullerine ilişkin kısmında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; temyize konu kararın bozulmasına ilişkin kısım yönünden Daire tarafından yapılacak değerlendirmede, davalı idare yanında davaya müdahil olmak isteyen Muratpaşa Belediye Başkanlığının talebi yönünden tekemmül sağlanılarak bir karar verileceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2.Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 17/12/2020 tarih ve E:2015/11397, K:2020/13034 sayılı temyize konu kararının dava konusu edilen Çevre Düzeni Planının Antalya iline yönelik nüfus kabullerine ilişkin kısmının oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kısmen reddine,
4.Temyize konu anılan kararın, dava konusu edilen Çevre Düzeni Planının Antalya iline yönelik nüfus kabulleri dışında kalan kısmının ONANMASINA, 9.7 sayılı plan hükmünün üçüncü paragrafı yönünden oyçokluğuyla, diğer kısımlar yönünden oybirliğiyle,
5.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
6.Kesin olarak, 14/12/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY X- Dava konusu Çevre Düzeni Planının 9.7 sayılı plan hükmünün üçüncü paragrafı yönünden incelenmesinden:
9.7 sayılı plan hükmünde, "Bu planda 2B alanı olarak gösterimi yapılan alanlara ilişkin veriler ilgili kurumlardan alınan verilerdir. Bu planda 2B alanı olarak gösterimi yapılmakla beraber 2B alanı arazi kullanımı dışında kaldığı ilgili idaresince/idarelerince tespit edilmiş olan alanlarda; varsa bu planın onayı öncesi onaylı imar planı koşulları geçerlidir.
Orman Kanunu’ nun 2.maddesinin (b) bendi kapsamı dışına çıkarılıp hazineye devredilerek özel mülkiyete satışı gerçekleşmiş olan alanlar, mahkeme kararları sonucu doğacak haklar saklı kalmak kaydıyla konumu ve kullanım şekli dikkate alınarak ilgili idaresince alt ölçekli planlara konu edilebilir.
Bu kapsamdaki alanlara yönelik kentsel yerleşme alan talepleri; konumu ve kullanım şekli dikkate alınarak, bu planın nüfus kabulleri aşılmamak kaydıyla çevre düzeni planında değişiklik yapılmaksızın, bu plan ile belirlenmiş olan alansal büyüklüklere ilave edilerek ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda bu planın ilgili plan hükümleri çerçevesinde alt ölçekli planlarda ilgili idaresince değerlendirilebilir." kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından; Orman Kanunu'nun 2B maddesi kapsamındaki alanlara yönelik hükümde, bu alanların Antalya ilinde oldukça geniş bir bölgeyi kapsamasına karşın, getirilen plan notu ile çevre düzeni planı yapılmadan alt ölçekli planların önünün açıldığı, ayrıca planın kabul edilen nüfus değerlerinin bu alanların imara açılması ile aşılacağı için plan bütünlüğünü bozacağı, bu nedenle Plan Uygulama Hükümleri 9.7. sayılı 2-B Alanları Bölümü, üçüncü paragrafın iptali gerekeceği ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından; bu planın koruma, gelişme ve planlama hedef ve ilkeleri ile çelişmeyen ve Kentsel Yerleşme Alanları ile bütünlük oluşturan konumda (2B konumunda) bulunan bu kapsamdaki alanlara yönelik kentsel yerleşme alan taleplerinin; bu planın nüfus kabulleri ve alansal büyüklükleri aşılmamak kaydıyla çevre düzeni planında değişiklik yapılmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda ilgili idaresince değerlendirilebileceği savunulmuştur.
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda; "Orman Kanunu çerçevesinde bir yerin orman niteliğini yitirmesi ve koruma kapsamından çıkarılması, o alanın kaçınılmaz ve zorunlu olarak gelişmeye açılacağı ve açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Bu alanlarda orman niteliğinin yitirilmesi ile ilgili karar genişletilerek, çevre düzeni planlaması düzeyindeki irdelemeler, çalışmalar ve karar süreçleri dışlanarak kullanım kararı üretilmesi planlama esaslarına uygun görülmemiştir." şeklinde tespitlere yer verilmiştir.
Her ne kadar temyize konu kararda, 9.7 sayılı plan uygulama hükmünün üçüncü paragrafının iptaline karar verilmiş ise de; davaya konu maddede, bu planda 2B alanı olarak gösterimi yapılan alanlara ilişkin verilerin ilgili kurumlardan alınan veriler olduğu, Orman Kanunu'nun 2.maddesinin (b) bendi kapsamı dışına çıkarılıp Hazine'ye devredilerek özel mülkiyete satışı gerçekleşmiş olan alanların mahkeme kararları sonucu doğacak hakları saklı kalmak kaydıyla konumu ve şekli dikkate alınarak ilgili idaresince alt ölçekli planlara konu edilebileceği, kentsel yerleşme alanları ile bütünlük oluşturan 2/B alanlarında yapılacak planların davaya konu 1/100.000 ölçekli planın nüfus kabulleri ve alansal büyüklüklerini aşmamak kaydıyla bu planın ilgili plan hükümleri çerçevesinde yapılabileceği hüküm altına alınarak koruma sağlandığı görüldüğünden, anılan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, bu madde yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın, dava konusu Çevre Düzeni Planının Antalya iline yönelik nüfus kabullerine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın anılan kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!