DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2198 E. , 2023/3137 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/2198
Karar No : 2023/3137
TEMYİZ EDENLER:
1-(DAVACI): … Odası
VEKİLİ: Av. …
2-(DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/12/2020 tarih ve E:2015/5974, K:2020/13035 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 23/03/2015 tarihinde onaylanan Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının kısmen iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 17/12/2020 tarih ve E:2015/5974, K:2020/13035 sayılı kararıyla;
Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden;
I- Planın; yapım usul ve esasları, amaç ve vizyonu ile hedef ve stratejileri yönünden değerlendirilmesinden:
Dava konusu planın hazırlanma yönteminde; temel ilke ve hedeflerin tanımlanması, gerekli verilerin toplanması, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle yapılan görüşmeler, toplanan verilerin değerlendirilmesi, analiz ve sentezinin yapılmasında yasal açıdan uyulması gereken idari ve teknik usullere herhangi bir aykırılık ve izlenen yöntemde bir şekil yanlışlığı bulunmadığı,
Dava konusu planın kapsadığı illerin coğrafi, ekonomik, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliği göz önüne alındığında, türdeş bir bölge ve havza olarak tanımlanmasının yerinde olduğu, coğrafi sınırların, dava konusu plan içinde yer alan üç İlin İdari sınırları ile birebir çakışmasa da, Ülkemizde tüm alanlara ilişkin istatiksel bilgilerin istatistiki bölge (İBB) düzeylerine göre toplandığı göz önüne alındığında, idari sınırların esas alınmasında, bilgi ve verilerin toplanmasında ve yanı sıra yönetsel açıdan bir sorun bulunmadığı,
Planın 4.5 sayılı maddesinde, plan kapsamındaki bölgelerin tanımlanmasının planlama tekniğine aykırı ve bütüncül planlamanın yapılmasına engel olmadığı,
II-Diğer yandan, davacının bazı iddialarının bilirkişi raporunda irdelenmediği, bu kısımlar yönünden Dairelerince yapılan değerlendirmede;
Plan Hükümleri'nin 5.14. sayılı maddesi yönünden;
644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'den (KHK) alınan yetkiye dayanılarak, bu planın ilkelerine aykırı olmayan değişiklikler ve revizyonlar yapılacağının öngörülmesinin, davacının iddia ettiği gibi planın güvenirliliğine gölge düşürmediği ve iddiaların mevzuatla bağdaşmadığı,
Plan Hükümleri'nin 5.23. sayılı maddesi yönünden;
"Bu planda kentsel yerleşik alan olarak gösterilen, fakat imar planı bulunmayan alanların imar planlarının, bu planın ilkeleri ve nüfus kabullerine uygun olarak yapılması zorunludur. İmar planları bütüncül olarak yapılacaktır" şeklindeki hükmün, yeterli açıklığa sahip olduğu ve planlama esaslarına aykırı olmadığı,
Plan Hükümleri'nin 5.36. sayılı maddesi yönünden;
Plan notunun, "Bu plan kapsamındaki alanlarda, kentsel ve kırsal yerleşme alanları dışında gereksinim duyulması halinde; Toplu Konut İdaresi'ne (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda, TOKİ tarafından üretilecek toplu konut alanlarına ilişkin başvurular, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalar ve İlbank Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 6107 sayılı kanun uyarınca yapılacak uygulamalar bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri çerçevesinde, bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın ilgili kurum ve kuruluş görüşleri alınarak ilgili İdaresince değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir. Söz konusu taleplerin kentsel ve kırsal yerleşme alanları içerisinde kalması durumunda ise, imar planı bütünlüğü çerçevesinde ve nüfus kabulü dahilinde, ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir." şeklinde düzenlendiği,
Davaya konu plan notunun (işlem tarihi itibarıyla) planlama bölgesinde (daha sonra yapılan değişiklikle plan kapsamında) ÇDP'nında belirlenen kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının dışında da, TOKİ, 6306 sayılı Kanun'a tabi alanlara ilişkin uygulamalara yönelik yetkili idarelere ve 6107 sayılı Kanun uyarınca İlbank Genel Müdürlüğü'ne çevre düzeni planı değişikliği yapılmadan alt ölçekli plan yapma olanağı öngörmesi nedeniyle, plan yapma yetkisine sahip olan kuruluşların üst ölçekli çevre düzeni planı kararı olmadan bu plana aykırı bir şekilde arazi kullanım kararı belirlemesine yol açacağı, ÇDP'nında belirlenen kentsel ve kırsal yerleşme alanları ile gelişme alanlarının dışında konut üretilmesinin plan hiyerarşisi ve çevre düzeni planı yapma amaçlarıyla bağdaşmadığı, bu itibarla plan hükmünde mevzuata uyarlık bulunmadığı,
Plan Hükümleri'nin 5.29 sayılı maddesi yönünden;
"Bu planın onayından sonra ihtiyaç duyulabilecek olan sanayi alanları, planın koruma-kullanma dengelerini gözeten ilke kararlarını desteklemek amacıyla tarımsal toprak niteliğinin düşük olduğu alanlarda Sanayi ve Ticaret Bakanlığının ve ilgili kurum ve kuruluşların uygun görüşleri alınarak Organize Sanayi Bölgesi niteliğinde geliştirilebilecek olup plan değişikliği yapılması zorunludur. Bu alanda bertaraf tesisleri inşa edilmeden işletme izni verilmez" şeklindeki hükmün, davalı idarenin savunması ve plan notunun içeriği birlikte değerlendirildiğinde, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olduğu,
Plan Hükümleri'nin 5.71. sayılı maddesi yönünden;
"6360 sayılı Kanun uyarınca, köy statüsü kaldırılarak mahalleye dönüşen yerleşim alanlarında, mahalleye dönüşmesine rağmen kentsel alanla bütünleşmeyen ve kırsal nitelik gösteren alanlarda bu planın 9.1.2 sayılı "Kırsal Yerleşme Alanları" başlığı altında yer alan koşullar uyarınca işlem yapılacaktır" şeklindeki hükmün, davalı idarenin savunması ve plan notunun içeriği birlikte değerlendirildiğinde, kırsal nitelik taşıyan ancak kanun gereği mahalleye dönüşen ve kentsel alanla bütünleşmeyen kopuk konumda bulunan alanlarda, uygulamada yaşanacak sıkıntıların giderilmesinin amacıyla düzenlendiği, davacının alt ölçekli planlamaya ucu açık sektörel analizden yoksun bir uygulama imkanı tanındığı iddiasına itibar edilmediği,
Planın "Özel kanunlar ile planlama yetkisi verilen alanların belirlenmesi" başlığı altında düzenlenen 6.2. sayılı maddesi yönünden;
"Bu alanlarda, bu planın koruma, gelişme ve planlama ilke ve stratejileri doğrultusunda, yetkili kurumlarca planlama ve koruma çalışmalarının yapılması esastır." şeklinde hükmün, korumaya yönelik bir hüküm olduğu, bu alanlarda ilgili idarelerin kanunlarla verilen yetkiler çerçevesinde planları yapma yetkisinin bulunduğu, bu yetkileri kullanırken 6.2. sayılı maddede sayılan koruma hükümlerinin göz önüne alınacağı anlaşıldığından, davacının itirazının planı kusurlandırır nitelikte görülmediği,
Plan Hükümleri'nin "7.PLANLAMA ALT BÖLGELERİ DAHİLİNDEKİ UYGULAMA HÜKÜMLERİ" başlıklı kısmı yönünden;
Davaya konu planın 7. sayılı maddesinde, planlama alt bölgeleri dahilindeki alanlar için ayrıntılı hükümler getirildiği, ayrıca planın 5.15. sayılı hükmünde, bu planın onama tarihinden önce onaylanmış ve plan kararlarına uymayan tüm nazım imar planları ve uygulama imar planlarının bu plan kararları doğrultusunda revize edileceğinin belirtildiği, 5.43 sayılı hükmünde ise, bu planın mevzuata aykırı olarak yapılaşmış yapılar için herhangi bir hak oluşturmayacağı, bu planın onayından önce mevzuata aykırı olarak yapılmış olan yapılara ilgili kanunlar uyarınca ilgili idaresince işlem yapılacağının düzenlendiği görüldüğünden, davacının iddialarının planı kusurlandırır nitelikte görülmediği,
Planın, yerleşim alanlarının belirlenmesi yönünden değerlendirilmesinden;
Davalı idarenin savunmasında da belirtildiği üzere, "9.1.1. Kentsel yerleşim bölgesi" başlığı altında yer alan "9.1.1.1....9.1.1.7" sayılı plan notlarında, davacının itiraz ettiği hususların düzenlendiği, ayrıca 5.22 sayılı maddede kentsel yerleşim alanlarında, konut dışında sosyal ve teknik altyapı alanlarının da bulunacağının düzenlendiği ve mekansal dağılımların alt ölçekte belirleneceği görüldüğünden, davacının bu hususa ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği,
Planın, kırsal yerleşme alanlarının belirlenmesi yönünden değerlendirilmesinden;
Davaya konu planın 9.1.2. sayılı maddesinde, kırsal yerleşme alanlarına ilişkin hususların düzenlendiği, davacının iddiasının planın eleştirisi niteliğinde olduğu gibi, kırsal yerleşim alanlarının sınırlarının tespitinin davaya konu planın konusu olmadığı,
Dava dilekçesinin, "sanayi alanları, depolama alanları ve küçük sanayi sitesi alanlarının belirlenmesi" başlıklı kısmındaki iddialar yönünden;
Davacının itiraz ettiği hususların somut olmayıp, planın eleştirisi niteliğinde olduğu, ayrıca bu iddiaların Dairelerince, kararın (I) sayılı başlığı altında karşılandığı,
Dava dilekçesinin "maden işletme tesisleri, geçici tesisler, maden sahaları ve ocaklar" başlıklı kısmındaki iddialar yönünden;
Davacının itirazlarının genele yönelik olup, somut bir yer itirazında bulunulmadığı, bu alanlara ilişkin herhangi bir sınırlama getirilmediği itirazına ilişkin olarak madencilik faaliyetlerinin Maden Kanunu'na tabi olduğu yönünde planda ilgili maddelerin düzenlendiği görüldüğünden, davacının itirazına itibar edilmediği,
Dava dilekçesinin "ulaşım" başlıklı kısmındaki iddialar yönünden;
Davacının itiraz ettiği hususlara ilişkin ayrıntılı plan hükümlerinin oluşturulduğu, yatırım kararı haline gelmiş kullanımların plana işlendiği, bu aşamaya gelmemiş kararların plana işlenmediği görüldüğünden, davacının itirazına itibar edilmediği,
III- Bilirkişi raporunda, dava dilekçesinde yer alan iddiaların üç ana başlık altında toplandığı görüldüğünden, Danıştay Altıncı Dairesince, rapordaki sınıflandırmaya göre diğer hususların değerlendirilmesinden:
A) PLANIN UYGULAMA HÜKÜMLERİNE YÖNELİK İTİRAZLAR:
A1- Dava dilekçesindeki, planın, imar planlarına temel oluşturucu ve onları yönlendirici kararlar yerine, esnekliği olmayan, statik, stratejik kararları içermeyen bir plan niteliğinde olduğu, planın imar planı tekniği şeklinde yapıldığı yönündeki iddialar yönünden;
Bilirkişi raporundaki görüşler doğrultusunda davaya konu planın yürürlükteki mevzuata uygun olarak hazırlandığı, davacının iddialarının plan eleştirisi olarak kabul edilecek olmakla birlikte, hukuka aykırılık nedeni olmadığı,
A2- Dava dilekçesindeki, planın "Stratejiler" başlıklı kısmında düzenlenen maddelerde, koruma hedeflerinin tekrarlandığı, ancak ölçeği gereği sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda asıl amacı kaynakların korunması ve kirliliğin önlenmesi olan bir planda olması gereken somut ve yol gösterici stratejilerin ortaya konulmadığı yönündeki iddialar yönünden;
Bilirkişi raporundaki tespitlerin planın haklı bir eleştirisi olduğu kabul edilebilecek olmakla birlikte, davaya konu planda bu hususa ilişkin ilkelerin belirlendiği, koruma alanları tanımlanarak özel hükümler geliştirildiği görüldüğünden, bu hususun planı kusurlandırır nitelikte görülmediği,
A3- Plan hükümlerinin 4.47. sayılı maddesinde tanımlanan "Özel Proje Alanı" yönünden;
Bilirkişi raporunda yer verilen görüşler doğrultusunda, iddiaların planı kusurlandırır nitelikte olmadığı,
A4- Dava dilekçesindeki, 1/100.000 ölçekli planın uygulamaya yönelik bir plan olmayıp, planlama sahası içerisinde yer alan 1/25.000 ölçekli alt planlama bölgesi dışında kalan alanlarda nasıl ve kim tarafından uygulama yapılacağının net olmadığı iddiası yönünden;
Bilirkişi raporunda yer verilen görüşler doğrultusunda, iddiaların planı kusurlandırır nitelikte olmadığı,
A5-Plan Hükümleri'nin 9.7. sayılı maddesinde düzenlenen "2-B Alanları" Bölümü'nün üçüncü paragrafı açısından:
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamında kalan alanlara yönelik kentsel yerleşme talepleri söz konusu olduğunda, alanın konumu ve kullanım şekli dikkate alınarak, bu Çevre Düzeni Planında herhangi bir değişiklik yapılmaksızın, doğrudan ilgili idarece yapılacak alt ölçekli planlar ile kentsel yerleşik alan olarak belirlenebileceğinin öngörüldüğü,
Yukarıda yer verilen diğer hususlara yönelik değerlendirmelerde de belirtildiği üzere, çevre düzeni planının, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen bir plan olup, alt ölçekli planları yönlendiren strateji ve ilkeleri ortaya koyan bu planda, kentsel ve kırsal yerleşim alanlarının leke niteliğinde gösterilmesi gerektiği,
Çevre düzeni planı ile leke olarak belirlenen kentsel ve kırsal yerleşim alanlarındaki nüfus kabullerini aşmamak kaydıyla, bu kullanımlara bitişik yerlerdeki Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamındaki, 1/100.000 ölçekli plan değişikliğini gerektirmeyecek büyüklükteki alanların alt ölçekli planlar ile belirlenmesi mümkün ise de, dava konusu plan hükmü ile, alt ölçekli plan kararları ile belirlenebilecek 2/B arazilerinin büyüklüğü ve sınırına ilişkin herhangi bir belirleme yapılmaksızın, çevre düzeni planı değişikliği gerektiren büyüklükte alanların da alt ölçekli plan kararı ile kentsel ve kırsal yerleşik alan olarak gösterilmesinin öngörüldüğü,
Bu durumun, alt ölçekli plan kararının, üst ölçekli çevre düzeni planı ile belirlenen genel arazi kullanım kararından farklılaşması sonucunda, planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi, alt ölçekli planları yönlendirecek ilke ve stratejileri oluşturması beklenen çevre düzeni planının işlevsiz kalmasına sebebiyet vereceği,
Bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, 2/B arazisi niteliğindeki kentsel ve kırsal yerleşik alanlara ilişkin genel arazi kullanım kararlarını, dava konusu Çevre Düzeni Planının konusu olmaktan çıkartarak, üst ölçekli planı işlevsiz hale getirdiği açık olan dava konusu plan hükmünde bu haliyle hukuka uyarlık görülmediği,
A6- Plan Hükümlerinin 5.9, 5.10., 5.11. sayılı maddeleri yönünden;
Anılan plan notlarında; "5.9 Bu planın onayından önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzii imar planları geçerlidir.
5.10 Bu planın ilke ve stratejileri, nüfus kabulleri ve plan kararlarına uygun olan onanlı imar planlarında uygulamaya devam edilecektir.
5.11 Bu planda, plan onama tarihinden önce onaylanmış imar planı bulunmakla birlikte arazi kullanım niteliği, çevresel değerler, hedef nüfus ve bu nüfusun ihtiyacı mekânsal projeksiyonlar açısından ihtiyaç fazlası olarak tespit edilen ve kentsel yerleşme alanı olarak gösterilmeyen alanlarda; ilgili mevzuat uyarınca imar uygulaması tamamlanmış alanlar kentsel yerleşik alan olarak kabul edilir. Diğer alanlarda imar uygulaması durdurulur, ruhsatlandırma yapılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, ilgili plan hükümlerinin alt ölçekli planları üst ölçeğe taşımadığı ve plan kademesi açısından bir uyumsuzluğun bulunmadığı,
A7- Plan Hükümlerinin 5.25. sayılı maddesinde düzenlenen "katı atık düzenli depolama alanları" yönünden;
Bilirkişi raporunda yer verilen ayrıntılı açıklamalar doğrultusunda, davacının iddialarının planı kusurlandırmadığı gibi, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık da bulunmadığı,
A8- Plan Hükümlerinin 5.34 sayılı maddesi (Plan sınırı içerisinde bulunan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim bölgeleri, Özel Çevre Koruma Alanları, Milli Park ve Tabiat Varlığı Alanlarında, bu planın onayından önce onaylanmış plan kararları ve plan hükümlerine uyulacaktır.) yönünden;
Bu hususa ilişkin olarak, bilirkişi kurulunun görüşleri planın haklı bir eleştirisi olarak kabul edilebilecek olmakla birlikte, kanunlarla tanınan yetki çerçevesinde ilgili idarelerce alınan plan kararlarının 1/100.000 ölçekli planda değerlendirilmesinin mevzuat gereği olduğu gibi, ilgili kurumlarca yapılacak uygulamaların çevre düzeni imar bütünlüğü içerisinde değerlendirileceğinin karara bağlandığı görüldüğünden, bu hususun planı kusurlandırmadığı,
A9- Dava dilekçesindeki, Maden Kanunu çerçevesinde, kum çakıl ocakları ile taş ocakları gibi faaliyetlerin ruhsatlandırılmasında imar planı gerekmediği, buna karşın çevreye bu kadar zarar veren ve kolay yer seçip uygulamaya geçen bu tür kullanımlara ilişkin olarak, amacı doğal kaynakların korunması ve kirliliğin önlenmesi olan planda planlama koşulu getirilmemesinin çelişki içerdiği iddiası yönünden;
Bilirkişi raporunda yer verilen görüşler doğrultusunda, iddialar yönünden planda, planlama ilkelerine aykırılık bulunmadığı,
A10- Plan hükümlerinin 3.1.15 sayılı maddesi (Havza içerisinde kalan su ürünleri yetiştiricilik tesislerinde uygun görülecek arıtma tesisleri kurularak üretime devam etmesi sağlanacaktır.) yönünden;
Bilirkişi raporunda belirtilen hususlar doğrultusunda, davacının iddialarının planın eleştirisi olabileceği, ancak plan açısından hukuka aykırılık nedeni olmadığı,
A11- Dava dilekçesinin "Tarım alanlarının belirlenmesi" başlıklı kısmındaki iddialar yönünden;
Davacının somut olmayan itirazlarının değerlendirilmeyeceği gibi, bilirkişi raporundaki görüşler doğrultusunda, iddiaların planı kusurlandırmadığı,
B) PLANIN NÜFUS KESTİRİMLERİNE YÖNELİK İTİRAZLAR:
Antalya Büyükşehir Belediyesi açısından belirlenen nüfus öngörüleri yönünden;
Kararda yer verilen plan notlarında, alanların tümünün yapılaşmaya açılmayacağının belirtilmesi nedeniyle, nüfus öngörüsünün tek başına planı kusurlandırmayacağı, plana yansıyan olumsuz bir yönü var ise, bu hususun kararın (C) başlığı altında yer verilen "kentsel gelişme alanlarında" değerlendirilebileceği, anılan iddia yönünden planda, planlama ilkelerine aykırılık bulunmadığı,
C) PLAN PAFTALARINDA BELİRLENEN MUHTELİF KULLANIMLAR AÇISINDAN:
C1- Kentsel Gelişme Alanlarına İlişkin İtirazlar
Temyize konu kararda, bilirkişi raporunda, iptali istenilen kullanımlar açısından yapılan genel ve alanlara ilişkin olarak özel değerlendirmelere yer verildikten sonra, iptali istenilen kullanımlar açısından Dairelerince genel prensip olarak kabul edilen değerlendirmelere ve bilirkişi raporunda yer verilen hususlardan Dairece de uygun görülen görüşlere yer verilerek,
Dava konusu edilen alanlara planla getirilen yerleşme alanı leke kararlarının; alanın doğal yapısı, gelişme yönü ve büyüklükleri, yer seçimi, alanların özelliği, yasal, yapay ve doğal eşikler, mevcut yerleşimler ve yerleşme alanlarının makraformu gözönünde bulundurulduğunda, Antalya ili merkez yerleşmesi ile havaalanı arasındaki Kırcami Bölgesi, Antalya Çakırlar bölgesi, Antalya Batı Çevre Yolu olarak tanımlanan bölgede Çandır ve Karaman Çayları arası, Antalya Döşemealtı, Antalya Korkuteli bölgelerinde getirilen gelişme alanlarında şehircilik ve planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmediği,
Antalya ili Beymelek ile Kumluca'da belirlenen "kentsel yerleşim alanları" büyüklüklerindeki iddialar yönünden;
Her iki alandaki kentsel yerleşim alanı gösteriminin mevcut yerleşim alanlarından büyük olduğu, bu durumun sehven yapıldığı kabul edilebilir ise de, alt ölçekli planları yanlış yönlendirmemek adına, bu tür yanlışlığın planda düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, bu kısım yönünden planlama ilkelerine aykırılık bulunduğu,
Isparta ili Senirkent ilçesi ile Büyükkabaca Beldesi'nde belirlenen "kentsel yerleşim alanları" büyüklüklerindeki iddialar yönünden;
Kumluca ve Beymelek yerleşim alanlarının belirlenmesinde olduğu gibi, benzer bir yanlışlığın Isparta ili Senirkent ilçesi ile Büyükkabaca Beldesi yerleşim alanlarının belirlenmesinde gözlendiği, davacı tarafından, her iki yerleşme için belirlenen kentsel gelişme alanlarının, mevcut kentsel yerleşim alanı olarak gösterildiğinin iddia edildiği,
Her iki alandaki kentsel yerleşim alanı gösteriminin mevcut yerleşim alanlarından büyük olduğu, bu durumun sehven yapıldığı kabul edilebilir ise de, alt ölçekli planları yanlış yönlendirmemek adına, bu tür yanlışlığın planda düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, bu kısım yönünden planlama ilkelerine aykırılık bulunduğu,
Antalya ili Doyran, Feslikan ve Saklıkent kırsal yerleşmelerinin "kentsel yerleşim alanı" olarak gösterildiği iddiası yönünden;
Alanda, kentsel yerleşim alanı gösteriminin mevcut yerleşim alanlarından büyük olduğu, kırsal yerleşim alanının sehven kentsel yerleşim alanı olarak gösterildiği, bu durumun sehven yapıldığı kabul edilebilir ise de, alt ölçekli planları yanlış yönlendirmemek adına, bu tür yanlışlığın planda düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, bu kısım yönünden planlama ilkelerine aykırılık bulunduğu,
Manavgat kent merkezinden Alanya yolu boyunca öngörülen "ticari kullanım" yönünden;
Manavgat kent merkezinden Alanya yolu boyunca ticari kullanımın öngörüsünün davalı idarece tercih edilerek plana işlendiği, alt ölçeklere yön verecek şekilde mevcut oluşumlar da dikkate alınarak getirilen plan kararında, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı,
2B alanı olan Çavuşköy'ün güneyinde belirlenen "tercihli kullanım alanı" yönünden;
İmar mevzuatında, çevre düzeni planlarının, kalkınma planları ve varsa bölge planlarını temel alarak rasyonel doğal kaynak kullanımını sağlayan, kirliliğin oluşmadan önce önlenebilmesi, sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları ve bunu sağlayacak arazi kullanım kararlarını belirleyen sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada düşünülmesini sağlamak üzere, korunması gereken alanlara ilişkin politika ve stratejileri belirleyen bir plan olarak öngörüldüğü,
Çevre düzeni planlarının bu niteliği uyarınca, plan çerçevesindeki yerleşmeleri, sürdürülebilir kalkınma da göz önünde bulundurularak, çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilke ve stratejilerin geliştirilmesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının temel hedeflerinden birisi olması gerektiği,
Uyuşmazlıkta, planın 4.34 sayılı plan hükmünde, tercihli kullanım alanlarının, turizm tesis alanları veya kentsel yerleşme alanı olarak kullanılacak alanlar olduğunun belirtildiği, dava konusu planda, Kızılot Mahallesi'nde 2B alanı olarak planlı Çavuşköy'ün güneyinde öngörülen "tercihli kullanım alanı" kararının, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde, yer seçimi kararına yönelik, plan açıklama raporunda herhangi bir gerekçe ya da tespite yer verilmediği gibi, bu kullanım kararının getirilme amacına ya da bu bölgede bu yönde bir ihtiyacın var olup olmadığına ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, söz konusu planlama kararının kapsamlı bir inceleme ve analiz yapılmadan tesis edildiği,
Öte yandan, plan notlarıyla, bu alanın denetim altına alınmasını sağlayacak alt ölçekli planları yönlendirmesi gereken kararların da getirilmediği,
Bu durumda, bir çevre düzeni planında olması beklenen alt ölçekli plan çalışmalarını yönlendirecek strateji ve politikalar belirlenmeden, yerleşmeleri çarpık kentsel gelişme ve nüfus artışı baskısından korumaya yönelik ilkeler ortaya konulmadan öngörülen ve kapsamlı inceleme ve analizlere dayanmayan Çavuşköy güneyi tercihli kullanım alanı kararında, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık görülmediği,
Gazipaşa Havalimanı mania hattının planda gösterilmemesi yönünden;
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planın "9.30.3.1" sayılı hükmünde, "Bu alanlarda 14/05/2002 tarih ve 24755 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Havaalanı Yapım İşletim ve Sertifikalandırma Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda uygulama yapılacaktır." kuralına yer verildiği, bu nedenle 1/100.000 ölçekli planda gösterilmeyen mania sınırları ile ilgili olarak ilgili mevzuat hükümleri uyarınca işlem tesis edileceği,
Bilirkişi raporundaki tespitlerin plan eleştirisi niteliğinde olduğu kabul edilmekle birlikte, mania hattının bir veri olarak idarelerin elinde olduğu ve alt ölçekli planlara işlenmesinin zorunlu olduğu gözönünde bulundurulduğunda, bu kısım yönünden planlama ilkelerine aykırılık bulunmadığı,
Doğu Alanya Planlama Alt Bölgesinde yer alan "Tosmur, Mahmutlar, Cikcilli (Daire kararında sehven Cikcikli olarak yazılmıştır) Beldeleri"nde öngörülen yüksek kat ve yoğunluklu yerleşmeler yönünden;
Dairelerince yapılan değerlendirmede, Manavgat kent merkezinden Alanya yolu boyunca ticari kullanım öngörüsünün davalı idarece tercih edilerek plana işlendiği, alt ölçeklere yön verecek şekilde mevcut oluşumlar da dikkate alınarak getirilen plan kararında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı,
C2- Doğanın korunmasına ilişkin olarak planda, arkeolojik ve kentsel sit alanlarının gösterilmediği iddiası yönünden
Davacının iddialarının genel nitelikte olup, somut olmayan itirazların değerlendirilemeyeceği, bilirkişi raporunda belirlenen tespitin plan eleştirisi olarak kabul edilebilecek olmakla birlikte davaya konu planda bu hususa ilişkin plan hükümlerinin belirlendiği görüldüğünden, planın bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, Antalya ili merkez yerleşmesi ile havaalanı arasındaki Kırcami Bölgesi, Antalya ili Çakırlar Bölgesi, Antalya ili Batı Çevre Yolu olarak tanımlanan bölgedeki Çandık ve Karaman Çayları arası, Antalya ili Döşemealtı ilçesi, Antalya ili Korkuteli ilçesi ve Antalya ili Beymelek ve Kumluca Beldeleri, Isparta ili Senirkent-Büyükkabaca Beldeleri, Antalya ili Doyran-Feslikan-Saklıkent Beldeleri, ve Antalya ili Çavuşköy'ün güneyinde bulunan 2B alanları yönünden belirlenen kullanımlar ile, 9.7 sayılı plan hükmünün 3. paragrafının iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, davanın reddine ilişkin kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davacının ve davalının temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile temyize konu kararın Antalya ili nüfus kabullerine ilişkin kısım ile Antalya ili, Doğu Alanya Planlama Alt Bölgesinde yer alan Tosmur, Mahmutlar, Cikcilli Beldelerinde belirlenen yerleşme alanları yönünden bozulmasının, diğer kısımlar açısından ise temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
Üye …'nın, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oyuna karşılık, davacı Oda'nın dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Altıncı Dairesi kararının, dava konusu edilen Çevre Düzeni Planının nüfus kabulleri ile Antalya ili, Doğu Alanya Planlama Alt Bölgesinde yer alan Tosmur, Mahmutlar, Cikcilli Beldelerinde belirlenen yerleşme alanları dışında kalan kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu edilen Çevre Düzeni Planının nüfus öngörüleri yönünden incelenmesinden:
Davacı tarafından; Antalya, Burdur ve Isparta illerinin nüfus projeksiyonlarının ayrı ayrı 4 ana yöntem ile tespit edildiği, ancak bir havza planlamasının gereği olan karşılıklı etkileşimin araştırılmadığı, plan sınırının belirlenmesinde Burdur ilinin de yer almasının en önemli nedeninin bu ilden Antalya iline olan göç ve Antalya ilinde olan yatırım ve ekonomik gelişmenin Burdur ilindeki gelişmeyi pozitif veya negatif anlamda etkilemesi olduğu, bu etkilerin iyi araştırılması ve sorunların tespit edilerek çözümlerin ona göre belirlenmesi gerektiği halde buna uyulmadığı, planlama sahası içine giren, ancak planlama kararlarının üretiminde yetkinin farklı kurumların elinde olması (turizm alan ve bölgeleri v.b.) nedeniyle, planlama sahasının nüfus ve yerleşim deseni olarak önemli bir kısmını kapsayan bu alanlarda önemli bir yatırım kararı içeren yeni bir planlama çalışması yapılması halinde, keza Kültür ve Turizm Bakanlığınca alanda 1/25.000 ölçekli planlama çalışmaları sürdürüldüğü, planın tümü yönünden nüfus projeksiyonlarının değişebileceği, nüfus artışının geçmiş eğilimlerinin, nüfusun ülke ve bölgesel dağılımının, kır-kent dengesinin, göç ve doğurganlık faktörlerinin dikkate alınmadığı, ekonomik gelişmenin çok üstünde gerçekçi olmayan şekilde nüfus tahmini yapıldığı, ayrıca koruma alanları üzerinde yapılaşma baskısının artacağı gibi genel nitelikteki iddialar yanında, Antalya Büyükşehir Belediyesi nüfusu ile ilgili olarak somut itirazda bulunularak; plan sahasında yer alan ilçe ve belde belediyelerinin TÜİK verilerine dayalı nüfusları temel alınarak ileriye dönük projeksiyonlar yapıldığı, ancak plan raporunda, geçmişe dönük esas alınan analiz yılının 2000 yılı olup, planlama yılı (2015) baz alınmadan projeksiyon yılının 2025 yılı olarak belirlendiği, 2000 ve 2015 yılları arasının nüfus hareketi için ciddi bir aralık olup göz ardı edilemeyeceği, söz konusu veriler inceliğinde, Antalya nüfusunun azalan bir ivme ile arttığı, net göç oranının 1990’lı yıllara oranla %70 oranında azaldığı, planda, 2000 yılı toplam nüfusu 1.721.317 kişi olarak belirtilmiş iken, 2012 yılı toplam nüfusunun 2.092.537 kişi olduğunun belirtildiği, söz konusu aralığın 12 yıl, projeksiyon yılı aralığının da (2012-2025) 13 yıl olup, tahmini nüfusun 4.500.000-5.200.000 kişi aralığı belirlenmesinin, analiz yetersizliğinden dolayı gerçekçi bir yaklaşım olmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından; Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, nüfusa ilişkin olarak yapılmış çalışmalar içerisinde, bölgelere göre kentsel ve kırsal nüfus, yıllık nüfus artış hızları, bölgelere göre kentsel ve kırsal nüfus oranları, yüzölçümü ve nüfus yoğunlukları, Akdeniz Bölgesi'ndeki illere göre kentsel ve kırsal nüfus ve yıllık nüfus artış hızları, Akdeniz Bölgesi'ndeki illerin kentsel ve kırsal nüfus oranları, yüzölçümleri, Antalya, Burdur ve Isparta nüfusunun Türkiye nüfusu içindeki payı, bölgelerin aldığı göç, verdiği göç, net göç ve net göç hızı, Akdeniz Bölgesindeki illerin yıllara göre aldığı, verdiği, net göç ve net göç hızı, Akdeniz Bölgesindeki illere yurtdışından gelen göçler, Akdeniz Bölgesindeki illerin göç etme nedenine göre verdiği göç oranları, illerin aldığı göç, illerin verdiği göç oranları konularına ilişkin olarak detaylı çalışmalar yapıldığı savunulmaktadır.
Dosya kapsamında yer alan Bilirkişi raporunda özetle; "Kurulumuz davacı ve davalı görüşleri doğrultusunda Antalya ili nüfus kestirimlerini incelemiştir.
...
Dava konusu Antalya Burdur Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Plan Açıklama Raporu kapsamında çevre düzeni planının hedef yılı olan 2025 yılı için öngörülen 4.500.000 kişi ile 5.200.000 kişi arasındaki Antalya il nüfusu tahmini son derece yüksek bulunmaktadır. Bu değerler TÜİK kestiriminin yaklaşık iki katı büyüklüktedir. Dolayısıyla, planda nüfus öngörülerinin yeniden gözden geçirilmesi gereği vardır.,
...
Burdur ili için de gerçekleşen veriler esas alınarak yaptığımız değerlendirmeye göre, bu ille ilgili olarak da en gerçekçi nüfus kestiriminin TÜİK verisi olduğu ve bu veri (2023 yılı) ile Plan Araştırma Raporu (2025) kestiriminin yakınlığı göz önüne alınarak ikinci veri plan çalışmalarında esas alınmalıdır. Bu veri ise yukarıda da belirtildiği gibi, planlama çalışmasında kullanılan verinin yaklaşık yarısı büyüklüğündedir. Bu büyük farklılık il bütününde yapılacak planlama çalışmasını büyük ölçüde etkileyeceği için bu çalışmanın yeniden ele alınması yerinde olacaktır.
...
Sonuç olarak Bilirkişi Kurulumuz diğer iki ilde de olduğu gibi, Isparta ili için de geçmiş yıllarda gerçekleşen verilerle büyük ölçüde örtüşen TÜİK nüfus tahminlerinin esas alınması gerektiği görüşündedir. Bu çerçevede, her üç ilde de aşırı abartılı olarak öngörülen nüfus kestirimlerinin yeniden yapılmasının gerekli olduğu kanısındayız." yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden; dava konusu planın; plan araştırma raporunda, "Antalya ili yıllara göre nüfusları 4 ayrı yöntem kullanılarak hesaplanmıştır. Bu yöntemler; üssel yöntem, en küçük kareler yöntemi, bileşik faiz yöntemi ve aritmetik yöntemdir… Antalya ili 2000 yılı nüfusu 1.719.751 kişidir. Antalya ilinde tarım ve özellikle turizm sektörleri gelişmiş veya gelişmekte olması ve bu gelişmenin beraberinde nüfus artışına neden olmasına ve Antalya ilinin yıldan yıla nüfusunun artmasına neden olmaktadır. Özellikle yaz döneminde Antalya’ya turizm sektöründe çalışmak için gelen nüfus çok fazladır… Antalya ili ve ilçelerinin nüfus projeksiyonları 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının hedef yılı olan 2025 yılına kadar yapılmıştır. 2025 yılına kadar yapılan nüfus projeksiyonlarına göre, Antalya ili nüfusu artış göstermekte ve en fazla artış 4.972.586 kişi ile üssel yöntemde, en düşük nüfus artışı da 2.867.562 kişi ile en küçük kareler yönteminde görülmektedir. (sayfa 1318-1320)” yönünde değerlendirmeler yapıldığı, plan açıklama raporunda da, çevre düzeni planının hedef yılı olan 2025 yılına kadar nüfus projeksiyonları yapıldığı, ayrıca “Planlama bölgesinin nüfus hesapları 4 ayrı nüfus projeksiyon yöntemi kullanılarak bulunmuş olup, bu çerçevede farklı büyüklüklerin ortalamaları kullanılarak 2025 yılına ait nüfus aralıkları tespit edilmiştir. Nüfus projeksiyon yöntemleri; Üssel Yöntem, En Küçük Kareler Yöntemi, Bileşik Faiz Yöntemi, ve Aritmetik Yöntem’dir.
Antalya Burdur Isparta planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının hedef yılı olan 2025 yılına kadar Antalya ili ve ilçelerine ait nüfus projeksiyonları yukarıda belirtilen yöntemlerin ortalamaları alınarak bulunmuştur. Bazı yerleşimlerde (Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya, Gazipaşa, Kemer, Manavgat, Serik ilçelerinde) kamu yatırımları ve turizm potansiyellerine bağlı olarak (yetkinin başka kurumlarda olması ve geleceğe dönük yatırım programları olmadığından) nüfusun mevcut nüfus artış hızına bağlı kestirimlerden daha fazla artacağı düşünüldüğünden projeksiyon yöntemlerinde en fazla artışın olduğu üssel yöntem sonuçları kabul edilmiştir. Antalya ili 2000 yılı kentsel nüfusu 1.048.835 kişi, kırsal nüfusu 672.482 kişi, toplam nüfusu 1.721.317 kişi iken, 2025 yılı kentsel nüfusunun 3.500.000 ile 3.900.000 kişi, kırsal nüfusunun 1.000.000 kişi ile 1.300.000 kişi, toplam nüfusun ise 4.500.000 kişi ile 5.200.000 kişi arasında gerçekleşebileceği kabul edilmiştir. (sayfa 12.)" yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
"Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi" verilerine göre Antalya ili büyükşehir sınırlarını kapsayan alan açısından nüfus verilerinin, 2000 yılında 1.721.317, 2010 yılında 1.978.333, 2015 yılında ise 2.288.456 kişi olduğu anlaşılmakta olup, planın onaylandığı 2015 yılı açısından TÜİK tarafından yapılan nüfus projeksiyonun 2.240,640 (2.288.456 kişilik gerçek nüfus verisi ile yakın olduğu) kişi, 2023 yılı açısından 2.626,299 kişi olduğu, 2022 yılı sonunda Antalya ilinin nüfus bilgileri toplamının ise 2.688.004 kişi olduğu görülmüştür.
Bu durumda; 2025 yılına kadar Antalya ili ve ilçelerine ait nüfus projeksiyonlarının belirlenen 4 ayrı yöntemin ortalamaları alınarak bulunduğu, bazı yerleşimlerde (Antalya Büyükşehir Belediyesi, Alanya, Gazipaşa, Kemer, Manavgat, Serik ilçelerinde) kamu yatırımları ve turizm potansiyellerine bağlı olarak (yetkinin başka kurumlarda olması ve geleceğe dönük yatırım programları olmadığından) nüfusun mevcut nüfus artış hızına bağlı kestirimlerden daha fazla artacağı değerlendirmesi ile projeksiyon yöntemlerinde en fazla artışın olduğu üssel yöntemin sonuçları dikkate alınarak Antalya ili için 2025 yılı toplam nüfusunun 4.500.000 kişi ile 5.200.000 kişi arasında gerçekleşebileceği kabul edilmiş ise de; yukarıda yer verildiği üzere, TÜİK’in yıllara ilişkin nüfus projeksiyonları ile gerçek nüfus miktarlarının örtüştüğü, zira 2015 yılı için yaptığı 2.240,640 kişilik nüfus büyüklüğünün, gerçekleşen değere (2.288.456 kişi) oldukça yakın olduğu, aynı şekilde 2023 yılı için TÜİK'in nüfus projeksiyonu 2.626,299 kişi iken, Antalya ilinin 2022 yılı gerçek nüfusunun bu değere yakın şekilde 2.688.004 kişi olarak ortaya çıktığı, dolayısıyla planın nüfus öngörülerinin, TÜİK kestirimlerinin yaklaşık iki katı büyüklükte olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar temyize konu kararda, bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 2. fıkrasında, çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında, diğer başka konular yanında, "demografik ve toplumsal yapı" konusunda da, ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edileceği ve bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılacağının öngörüldüğü, bilirkişi raporundaki tespitler de göz önünde bulundurulduğunda, doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması için arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması amacıyla hazırlanan çevre düzeni planlarında abartılı nüfus projeksiyonları ile nüfus kabullerinin, yerleşim ihtiyacının çok üzerinde bir alanın yapılaşmaya açılması ve planlama alanındaki doğal alanlar üzerindeki kentsel gelişme baskısının artması sonucunu doğurabileceği dikkate alındığında, dava konusu planda yer alan nüfus projeksiyonu ve kabullerinin ayrıntılı bir araştırma ve inceleme sonucu hazırlanması ve buna yönelik verilerin planların bir bütününü oluşturan açıklama raporu ile ortaya konulması gerektiği halde konulamadığı,diğer yandan, planda belirlenen ve nüfus öngörüleri ile doğrudan bağlantılı olan muhtelif "kentsel gelişme alanı" kullanımlarının büyük bir kısmının iptaline karar verildiği hususu da dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu imar planının Antalya ili nüfus kabullerine ilişkin kısmında şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Antalya ili, Doğu Alanya Planlama Alt Bölgesinde yer alan Tosmur, Mahmutlar, Cikcilli Beldelerinde belirlenen yerleşme alanları yönünden;
Temyize konu kararın 42 ve 43. sayfalarında, anılan beldelere ilişkin olarak bilirkişi raporundaki görüş ve tespitlerin özetlendiği, devamında da, Dairenin, bu alanlara ilişkin değerlendirmesinin yer aldığı kısımda, "... Dairemizce yapılan değerlendirmede Manavgat kent merkezinden Alanya yolu boyunca ticari kullanım öngörüsünün davalı idarece tercih edilerek plana işlendiği alt ölçeklere yön verecek şekilde mevcut oluşumlar da dikkate alınarak getirilen plan kararında şehircilik ilkelerine planlama esaslarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesine yer verildiği, bir diğer ifadeyle, Tosmur, Mahmutlar, Cikcilli Beldelerinde belirlenen yerleşme alanlarına ilişkin bir değerlendirme yapılmayarak bu kısımda, sehven dava konusu edilen başka bir alana ilişkin gerekçeye yer verildiği görülmektedir.
Davaya konu edilen alanlar açısından hukuka uygunluk denetimini yapmakla görevli idari yargı merciince, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde sayılan unsurlar yönünden, işlemin hukuka aykırı olup olmadığına dair yargısal denetim yapılması ve bu denetim sonucunda varılan kararın gerekçeli olarak ortaya konulması gerekmekte iken, Daire kararının gerekçe kısmında, davacı tarafından iptali talep edilen beldelere yönelik değerlendirme yapılmadığı halde, kararın sonuç kısmında bu beldeler yönünden planın iptaline karar verildiği görüldüğünden, temyize konu kararın bu kısmında usul ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının ve davalının temyiz istemlerinin kısmen kabulüne,
2.Danıştay Altıncı Dairesinin 17/12/2020 tarih ve E:2015/5974, K:2020/13035 sayılı temyize konu kararının dava konusu edilen Çevre Düzeni Planının Antalya iline ilişkin nüfus kabulleri ile Antalya ili, Doğu Alanya Planlama Alt Bölgesinde yer alan Tosmur, Mahmutlar, Cikcilli Beldelerinde belirlenen yerleşme alanlarına ilişkin kısmının BOZULMASINA, nüfus kabulleri yönünden oyçokluğuyla, diğer kısım açısından oybirliğiyle,
3.Davacının ve davalının temyiz istemlerinin kısmen reddine,
4.Temyize konu anılan kararın, Antalya iline ilişkin nüfus kabulleri ile Antalya ili, Doğu Alanya Planlama Alt Bölgesinde yer alan Tosmur, Mahmutlar, Cikcilli Beldelerinde belirlenen yerleşme alanları dışında kalan kısımlarının ONANMASINA, plan hükümlerinin 5.36. maddesi ile 9.7. sayılı plan hükmünün üçüncü paragrafı ve Gazipaşa Havalimanı mania hattı yönünden oyçokluğuyla, diğer kısımlar yönünden oybirliğiyle,
5.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
6.Kesin olarak, 14/12/2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY X- Dava konusu Çevre Düzeni Planının 5.36. sayılı plan hükmü yönünden incelenmesinden:
5.36 sayılı plan notu, "Bu plan kapsamındaki alanlarda, kentsel ve kırsal yerleşme alanları dışında gereksinim duyulması halinde; Toplu Konut İdaresi'ne (TOKİ) tahsis edilmiş alanlarda, TOKİ tarafından üretilecek toplu konut alanlarına ilişkin başvurular, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanuna tabi alanlara ilişkin uygulamalar ve İlbank Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından 6107 sayılı kanun uyarınca yapılacak uygulamalar bu planın koruma, gelişme ve planlama ilkeleri ve nüfus kabulleri çerçevesinde, bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın ilgili kurum ve kuruluş görüşleri alınarak ilgili İdaresince değerlendirilir. Bu doğrultuda hazırlanacak alt ölçekli planlar sayısal ortamda veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir. Söz konusu taleplerin kentsel ve kırsal yerleşme alanları içerisinde kalması durumunda ise, imar planı bütünlüğü çerçevesinde ve nüfus kabulü dahilinde, ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Söz konusu plan hükmünden, TOKİ ile 6306 sayılı Kanun'a tabi alanlara ilişkin uygulamalara yönelik her ölçekte plan yapma ve onaylama konusunda verilmiş olan yetkinin kullanımı kapsamında kullanım türlerine ilişkin başvuruların çevre düzeni planı kararları ve nüfus kabulleri çerçevesinde değerlendirileceği şeklinde düzenlendiği, bu doğrultuda hazırlanacak planların sayısal ortamda planın veri tabanına işleneceği anlaşılmaktadır.
Davaya konu planda kentsel yerleşik alanlar; büyükşehir ve/veya il, ilçe, ilk kademe ve belde belediye sınırları içinde var olan, içinde boş alanları barındıran büyük oranda yapılaşmış alanlar, kırsal yerleşme alanları ise kentsel yerleşme alanları dışında kalan köy ve mezraları kapsayan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili yönetmeliği uyarınca köy yerleşik alanı ve civarına ilişkin sınır tespiti yapılmış/yapılmamış ve bu planda sınırları şematik olarak gösterilmiş veya plan ölçeği gereği gösterilmemiş olan alanlar ile 442 sayılı köy kanunu uyarınca belirlenmiş/belirlenecek olan alanlar, kentsel gelişme alanları ise, bu planın nüfus kabulleri ile ilke ve stratejileri doğrultusunda bu planla kentsel gelişmeye ayrılmış alanlar şeklinde tanımlanmıştır.
Plan notu ile planlama bölgesinde kentsel ve kırsal yerleşme alanları dışında kalan (değişik haliyle plan kapsamındaki yetkili idarelere tahsisi yapılmış ve yetkileri dahilinde alanlarda), ancak yine bu planla kentsel kullanıma ayrılan yani kentsel gelişme alanı olarak öngörülen yerlerde TOKİ ya da plan notunda belirtilen idarelerin yetkileri dahilinde olan alanlarda alt ölçekli planlama yapılabilecektir. Nitekim plan notunun devamında da, kentsel+kırsal yerleşme alanları içerisinde kalması halinde de, bu alanların bu plan dışında önceden alt ölçekli planlarla yerleşime açılmış ve fiilen yapılaşmış alanlar olduğu gözetilerek çevre imar bütünlüğü çerçevesinde ilgili idaresince alt ölçekli planlarda değerlendirileceği öngörülmüştür.
Sonuç itibarıyla, bu plan notu ile kentsel ve kırsal yerleşme alanı dışında gereksinim bulunması halinde ancak planda kentsel ve kırsal gelişme alanı olarak belirlenen alanlarda TOKİ ve plan notunda belirtilen idareler tarafından yürütülen faaliyetlerin alan kullanım türleriyle ilgili talep ve uygulamaların belli ölçüler içerisinde ilgili idaresince değerlendirilmesine olanak sağlanmıştır.
Bu durumda, yasal yetkiler kapsamında, çevre düzeni planı kararları ve nüfus kabulleri çerçevesinde, TOKİ ve plan notunda belirtilen yetkili idarelerce planlama bölgesi kentsel ve kırsal yerleşim alanları dışında konut üretiminin mevzuata aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, bu madde yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY XX-Dava konusu Çevre Düzeni Planının 9.7 sayılı plan hükmünün üçüncü paragrafı yönünden incelenmesinden:
9.7 sayılı plan hükmünde, "Bu planda 2B alanı olarak gösterimi yapılan alanlara ilişkin veriler ilgili kurumlardan alınan verilerdir. Bu planda 2B alanı olarak gösterimi yapılmakla beraber 2B alanı arazi kullanımı dışında kaldığı ilgili idaresince/idarelerince tespit edilmiş olan alanlarda; varsa bu planın onayı öncesi onaylı imar planı koşulları geçerlidir.
Orman Kanunu’ nun 2.maddesinin (b) bendi kapsamı dışına çıkarılıp hazineye devredilerek özel mülkiyete satışı gerçekleşmiş olan alanlar, mahkeme kararları sonucu doğacak haklar saklı kalmak kaydıyla konumu ve kullanım şekli dikkate alınarak ilgili idaresince alt ölçekli planlara konu edilebilir.
Bu kapsamdaki alanlara yönelik kentsel yerleşme alan talepleri; konumu ve kullanım şekli dikkate alınarak, bu planın nüfus kabulleri aşılmamak kaydıyla çevre düzeni planında değişiklik yapılmaksızın, bu plan ile belirlenmiş olan alansal büyüklüklere ilave edilerek ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda bu planın ilgili plan hükümleri çerçevesinde alt ölçekli planlarda ilgili idaresince değerlendirilebilir.
" kuralına yer verilmiştir.
Davacı tarafından; Orman Kanunu'nun 2B maddesi kapsamındaki alanlara yönelik hükümde, bu alanların Antalya ilinde oldukça geniş bir bölgeyi kapsamasına karşın, getirilen plan notu ile çevre düzeni planı yapılmadan alt ölçekli planların önünün açıldığı, ayrıca planın kabul edilen nüfus değerlerinin bu alanların imara açılması ile aşılacağı için plan bütünlüğünü bozacağı, bu nedenle Plan Uygulama Hükümleri 9.7. sayılı 2-B Alanları Bölümü, üçüncü paragrafın iptali gerekeceği ileri sürülmüştür.
Davalı idare tarafından; bu planın koruma, gelişme ve planlama hedef ve ilkeleri ile çelişmeyen ve Kentsel Yerleşme Alanları ile bütünlük oluşturan konumda (2B konumunda) bulunan bu kapsamdaki alanlara yönelik kentsel yerleşme alan taleplerinin; bu planın nüfus kabulleri ve alansal büyüklükleri aşılmamak kaydıyla çevre düzeni planında değişiklik yapılmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda ilgili idaresince değerlendirilebileceği savunulmuştur.
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda; "Orman Kanunu çerçevesinde bir yerin orman niteliğini yitirmesi ve koruma kapsamından çıkarılması, o alanın kaçınılmaz ve zorunlu olarak gelişmeye açılacağı ve açılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Bu alanlarda orman niteliğinin yitirilmesi ile ilgili karar genişletilerek, çevre düzeni planlaması düzeyindeki irdelemeler, çalışmalar ve karar süreçleri dışlanarak kullanım kararı üretilmesi planlama esaslarına uygun görülmemiştir." şeklinde tespitlere yer verilmiştir.
Her ne kadar temyize konu kararda, 9.7 sayılı plan uygulama hükmünün üçüncü paragrafının iptaline karar verilmiş ise de; davaya konu maddede, bu planda 2B alanı olarak gösterimi yapılan alanlara ilişkin verilerin ilgili kurumlardan alınan veriler olduğu, Orman Kanunu'nun 2.maddesinin (b) bendi kapsamı dışına çıkarılıp Hazine'ye devredilerek özel mülkiyete satışı gerçekleşmiş olan alanların mahkeme kararları sonucu doğacak hakları saklı kalmak kaydıyla konumu ve şekli dikkate alınarak ilgili idaresince alt ölçekli planlara konu edilebileceği, kentsel yerleşme alanları ile bütünlük oluşturan 2/B alanlarında yapılacak planların davaya konu 1/100.000 ölçekli planın nüfus kabulleri ve alansal büyüklüklerini aşmamak kaydıyla bu planın ilgili plan hükümleri çerçevesinde yapılabileceği hüküm altına alınarak koruma sağlandığı görüldüğünden, anılan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, bu madde yönünden davalının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY XXX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın, dava konusu Çevre Düzeni Planının Antalya iline yönelik nüfus kabullerine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın anılan kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY XXXX-Gazipaşa Havalimanı mania hattının planda gösterilmemesi yönünden dosyanın incelenmesinden;
Davacı tarafından; Gazipaşa Belediyesi kent merkezinde yer alan ve Antalya ilinin ikinci havalimanı olan Gazipaşa Havalimanın mania hattının planda gösterilmesi gerekirken gösterilmediği ileri sürülmektedir.
Davalı idarece, dava konusu edilen planda bu hat gösterilmemiş ise de, alt ölçekli imar planlarının onaylanması sırasında hattın gösterileceği savunulmaktadır.
Bilirkişi raporunda, "Davacının itirazı yerindedir. Gazipaşa Havaalanı/Havalimanının mania hattının planda gösterilmemiş olması önemli bir eksikliktir. Dava konusu planın lejant maddeleri arasında yer almasına karşın anılan Mania Sınırının sehven unutulmuş olduğu düşünülmektedir. Alt ölçeklerdeki planlamalarda yapılaşma öngörülerinin Mania Sınırları dikkate alınarak irdelenmesi söz konusu olduğundan Mania Hattının plana işlenmesi gerekir.
Gazipaşa Havaalanı/Havalimanı doğu yönünde uçuş güvenliğini engelleyici herhangi bir yerleşme bulunmaz iken batı yönünde öngörülmüş olan Kentsel Gelişme Alanları ile Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanları dikkate alındığında itiraz edilen eksikliğin risklere yol açabileceği belirtilmelidir." yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, plana ait lejant paftasında mania sınırlarına ilişkin gösterime yer verildiği halde, plan paftalarında yer alan havalimanı açısından, havalimanına ilişkin mania sınırının paftada gösterilmemesi yönünden, plan lejantı ve pafta arasında uyumsuzluk oluştuğu, öte yandan, Havalimanı'nın batısında öngörülen kullanımlar açısından, mania hattının plana işlenilmemesinin risklere yol açabileceği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, belirtilen alan yönünden davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!