WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

DANIŞTAY 9. DAIRE

A- A A+

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2023/5761 E.  ,  2024/1365 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/5761
Karar No : 2024/1365

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Hırdavat Mobilya Gıda İnşaat Dayanıklı Tüketim Maddeleri Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve …sayılı ödeme emirleri ile şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; ara kararı cevabında, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …sayılı ödeme emrindeki borçların şirket tarafından 6552 sayılı Kanun'un 73. maddesi kapsamında yapılandırıldığı, ödeme yapılmaması nedeniyle yapılandırmanın iptal edildiği, iptalden sonra borçlu şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenmediğinin belirtildiği, yapılandırma işlemiyle tutarı, vadesi, dönemi ve ödenmemesi halinde sorumlu tutulacak kişinin değiştiği kabul edilen borçların yapılandırılmasından önce, 27/05/2011 tarihinde müdürlük görevinden ayrıldığı anlaşılan davacının kanuni temsilci sıfatıyla takibine hukuken olanak bulunmadığı; davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …sayılı ödeme emrindeki borçların tahsili için borçlu şirket adına … tarih ve …sayılı ödeme emrinin düzenlenerek 13/02/2016 tarihinde şirket müdürüne tebliğ edildiği, her ne kadar şirket temsilcisi hakkında takibe geçmek için 25/12/2016 tarihinde şirket hakkında malvarlığı araştırması yapılmış ise de, yapılan araştırmanın sınırlı tutulduğu, sadece gayrimenkul ve motorlu taşıt sorgusu yapıldığı, yapılan araştırmalarda bulunan araçların devir/terk edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle bu araçlarla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı, ilgili tarihlerde banka ve finans kurumları nezdinde bir araştırma yapıldığına dair dosyaya herhangi bir bilgi belge sunulmadığı, bankalar nezdinde yapılan mal varlığı araştırmalarının davacıya ödeme emri tebliğinden sonra 26/07/2019 tarihinde yapıldığının anlaşıldığı, şirket malvarlığının şirketin vergi borçlarını karşılamaya yetmeyeceği hususunun bankalar nezdinde yapılan araştırmalarla usulüne uygun olarak ortaya konulmadan kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği borcun vadesinin 28/08/2012 tarihi olması nedeniyle amme alacağının kesinleştiği tarih itibariyle davacının şirket ortağı sıfatıyla bu borçtan sorumluluğunun bulunduğu; ancak, borçlu şirketin 6552 sayılı Kanunun 73. maddesi kapsamında ... sayılı ödeme emri içeriği borçlarının tamamını yapılandırdığı, yapılandırma işlemiyle tutarı, vadesi, dönemi ve ödenmemesi halinde sorumlu tutulacak kişinin değiştiği kabul edilen ödeme emri içeriği borcun 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasından önce, 12/12/2012 tarihinde hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldığı anlaşılan davacı adına ortak sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk görülmediği; davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen … tarihli, … ve … sayılı ödeme emirlerindeki amme alacaklarının tahakkuk ve vade tarihlerinin, davacının şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 12/12/2012 tarihinden sonrasına rastlaması nedeniyle davacının belirtilen borçlardan ortak sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün olmadığından, bu borçların tahsili için davacı adına ortak sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Önceki beyanların tekrar edildiği belirtilerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerinin 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek-1 maddesi uyarınca birlikte yaptığı toplantıda gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: … Hırdavat Mobilya Gıda İnşaat Dayanıklı Tüketim Maddeleri Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirleri ile şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından, sermaye hisseleri oranında, doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı ifade edilmiştir.
Aynı Kanun'un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun "bir ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği belirtilmiştir.
Yine; aynı Kanunun 62. maddesinde, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanun ile ikinci fıkra olarak "Maliye Bakanlığı amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkilidir. Bu yetki alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabilir." hükmü eklenmiştir. Bu yetkiye istinaden; 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Seri: A Sıra No:5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliğinde yapılan değişiklik uyarınca; mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırması elektronik ortamda yapılacaktır düzenlemesi getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri dışındaki kısma ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi yönünden,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin vergi borçları nedeniyle öncelikle o şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idarece 6183 sayılı Kanun'da sayılan tüm takip yollarının tüketileceği ve buna rağmen borç şirketten tahsil edilemezse şirket kanuni temsilcisi hakkında takip yollarına başvurulacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait muhtelif vergi borçlarının şirketten tahsil edilememesi üzerine davacı adına şirket ortağı ve kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Olayda; her ne kadar davalı idare tarafından, asıl borçlu şirket hakkında mal varlığı araştırması yapıldığı ve alacağın tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına ödeme emirleri düzenlenmişse de, dosyada yer alan ve asıl borçlu şirket hakkında yürütülen malvarlığı araştırmasına ilişkin belgelerde, asıl borçlu şirket hakkında 25/12/2016 tarihinde malvarlığı araştırması yapılmış ise de yapılan araştırmanın sınırlı tutulduğu, sadece gayrimenkul ve motorlu taşıt sorgusu yapıldığı, yapılan araştırmalarda bulunan araçların devir/terk edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle bu araçlarla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığı, ilgili tarihlerde banka ve finans kurumları nezdinde bir araştırma yapıldığına dair dosyaya herhangi bir bilgi belge sunulmadığı, bankalar nezdinde yapılan mal varlığı araştırmalarının davacıya ödeme emri tebliğinden sonra 26/07/2019 tarihinde yapıldığının anlaşıldığı, şirket malvarlığının şirketin vergi borçlarını karşılamaya yetmeyeceği hususunun bankalar nezdinde yapılan araştırmalarla usulüne uygun olarak ortaya konulmadan şirket ortağı/kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emirlerinin düzenlenlendiğinin anlaşılması karşısında, dava konusu ödeme emirleri içeriği alacakların asıl borçlu şirketten tahsiline yönelik olarak tüm takip yollarının tüketildiğinden bahsetmeye olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalı idarece şirket hakkında tüm takip yolları tüketilmeden borcun tamamının şirketten tahsil edilemediğinden bahisle, söz konusu amme alacağının davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı, dava konusu … tarih ve … sayılı ödeme emri dışındaki ödeme emirleri yönünden yukarıda yazılı gerekçe ile kabul eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibari ile usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.