WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

DANIŞTAY 9. DAIRE

A- A A+

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2023/5195 E.  ,  2024/1544 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/5195
Karar No : 2024/1544

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü-…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, … Demir Çelik Sanayi Ltd. Şti.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, davacının asıl amme borçlusu … Demir Çelik Sanayi Ltd. Şti.'nin 28/06/2010 ila 06/04/2012 tarihleri arasında şirket müdürü olduğu, asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporları ile tespit edilen matrahlar üzerinden tarhı öngörülen vergi ve cezalara karşı tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunulduğu ve 21/01/2016 tarihinde uzlaşmaya varıldığı, uzlaşılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin tahakkuk ettirilerek kesinleştiği, kesinleşen vergi borçlarının ödenmemesi ve sonrasındaki takip muameleleri ve yapılan mal varlığı araştırması sonucunda söz konusu amme alacağının asıl amme borçlusu şirketten tahsilinin mümkün olmaması sebebiyle tahsili amacıyla borcun ait olduğu dönemde kanuni temsilci olan davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiğinin anlaşıldığı olayda, davacının 06/04/2012 tarihinde kanuni temsilciliğinin sona erdiği, dava konusu ödeme emri içeriğindeki vergi ve cezaların dayanağının asıl borçlu şirket adına düzenlenen vergi inceleme raporlarına karşı şirket temsilcisi ...'in tarhiyat öncesi uzlaşma talebinde bulunması sonucu düzenlenen 21/01/2016 tarihli uzlaşma tutanağına istinaden tahakkuk eden amme alacağı olduğu, bu borçların şirketten tahsili için şirket adına … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlenip tebliğ edilmesine rağmen şirket tarafından ödenmediği, davacıdan ödenmesi istenen vergi borçları her ne kadar davacının kanuni temsilci olduğu döneme ilişkin ise de davacının kanuni temsilcilik görevinin sona ermesinden sonra uzlaşmaya gidilmekle illiyet bağının kesildiği, yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, ortaya çıkan bu yeni durum dolayısıyla borcun nev'inin değiştiği, uzlaşma sonucu belirlenen borçların ödenmemesinden bu ödevi yerine getirmeyen kanuni temsilcinin sorumlu olduğu ve uzlaşma tarihinde kanuni temsilcilik sıfatına sahip olmayan davacının sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna varıldığından, uzlaşma sonrası borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının sözkonusu borçların ödenmemesi sebebiyle sorumlu tutularak kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde şirketlerin kanuni temsilcileri için öngörülen sorumluluğun kusur sorumluluğu olduğu ve vergi ödevlerinin yerine getirilmemesine bağlandığı, vergiyi doğuran olayların gerçekleştiği ve kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde, vergi matrahının belirlenerek beyan edildiği beyan döneminde ve beyan üzerine veya re'sen ya da ikmalen yapılan tarhiyat sonucu tahakkuk eden verginin ödenmesi gereken tarihte kanuni temsilci olanların, vergi ile ilgili kanuni ödevlerini yerine getirmemeleri yüzünden asıl mükellef veya sorumlulardan alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklardan sorumlu tutulacağı ancak, bu kişilerin kanuni temsilcilikten ayrıldıkları tarihten sonra, vergi ödevlerinin yerine getirilmesi konusunda görev ve yetkileri kalmayacağından, kanuni temsilcilikten ayrılma tarihinden sonraki fiillerden dolayı kusurlandırılmalarına ve bu fiiller nedeniyle ortaya çıkan vergi borçlarından sorumlu tutulmalarına olanak bulunmadığı, inceleme raporlarına dayanılarak tarhı önerilen vergiler ve bunlara bağlı olarak kesilecek cezalar davacının kanuni temsilci olduğu döneme ait olduğundan tarhiyat öncesi uzlaşma tutanağına istinaden davacının kanuni temsilcilik görevini devrettiği sonraki temsilci tarafından uzlaşılmasının, borcun nitelik değiştirdiği ve yeni bir borç doğduğu anlamına gelmeyeceği dolayısıyla davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davalı idarece 10/09/2020 tarihli ara kararına cevap olarak gönderilen evrakın incelenmesinden, şirketin elektronik tebligat talep bildiriminde belirttiği cep telefonuna bilgilendirme mesajı, e-mail adresine de bilgilendirme e-postasının gönderildiği, şirketin gelen e-maili okuduğu, dolayısıyla usulüne uygun şekilde tebligatın gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliği sonrasında şirkete ait malvarlığı araştırmasının idarece yapıldığı, şirketin 23/05/2019 tarihi itibarıyla 661.896,71 TL tutarında vergi borcunun bulunduğu, şirkete ait taşınmaza haciz uygulanmış ise de taşınmaz üzerinde çok sayıda rehin hakkı, haciz şerhi bulunduğu, aynı şekilde şirkete ait araçlar üzerinde de çok sayıda rehin hakkı ve haciz şerhi bulunduğu, dolayısıyla alacağın şirketten tahsil olanağının kalmadığı sonucuna ulaşıldığı öte yandan, uyuşmazlığa konu alacakların, şirketin bir kısım demirbaş satışı için belge düzenlemediği, bazı satışlara ilişkin banka hesaplarına gönderilen satış hasılatlarının kayıt ve beyan dışı bırakılmasından kaynaklandığı, davacının ilgili dönemde şirketin kanuni temsilcisi olduğu dikkate alındığında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde yer alan vergisel ödevleri yerine getirmede kusuru bulunduğu görüldüğünden davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının davacının kanuni temsilci olduğu döneme ilişkin olmasına rağmen, kanuni temsilcilik görevinden ayrılmasından sonra tarhiyat öncesi uzlaşma yoluna gidilmesi sonucu tahakkuk ettiği, ilgili dönemde şirketin kanuni temsilcisi olan kişilerin kendi irade beyanları ile uzlaşmayı tercih ettiği, uzlaşma ile birlikte yeni borç tutarının kararlaştırıldığı ve eski borcun sona erdiği, yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, ayrıca davalı idarece yapılacak tarhiyata dava açılması imkanın da ortadan kalkmış olduğu, davacının kusuru bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Dosyanın incelenmesinden, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirleri içeriği borçların, davacının şirket kanuni temsilliğinden ayrılmasından sonra düzenlenen uzlaşma tutanağı ile tahakkuk ettiği anlaşılmaktadır. Olayda, söz konusu borçların ilgili dönemde kanuni temsilci olanlar tarafından uzlaşmaya başvurulmak suretiyle kesinleştirildiği, şirketin sahip olduğu tarhiyata karşı dava açma hakkından vazgeçildiği, borç tutarının değiştiği ve uzlaşmaya varılarak kabul edilmesine rağmen vergi borcunun ödenmediği görülmektedir. Bu durumda her ne kadar davacının kanuni temsilci olduğu döneme ilişkin olarak bir kısım hasılatın kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle vergi inceleme raporu düzenlenmiş ise de, ödeme emirleri içeriği vergi borçlarının davacının kanuni temsilcilikten ayrılmasından sonra düzenlenen uzlaşma tutanağı ile tahakkuk edip kesinleştiği ve ödenmediği dikkate alındığında davacının kusuru bulunmadığı sonucuna varıldığından temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı adına, … Çelik Sanayi Ltd. Şti.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un olay tarihinde yürürlükte bulunan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, Kanun'un 58. maddesinde ise kendilerine ödeme emri tebliğ olunanların, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında itirazda bulunabileceği hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı ifade edilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu şirketin 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin hesaplarının incelenmesi sonucu düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporu ile … sayılı vergi inceleme raporunda, şirketin bir kısım hasılatının kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle 2011/Temmuz-Kasım ve 2012/Şubat-Aralık dönemleri için bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılması ve mükellef kurumun tarhiyat öncesi uzlaşma talebinin dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, söz konusu vergi ve cezalara ilişkin olarak 21/01/2016 tarihinde uzlaşma sağlandığı, uzlaşılan vergi borcunun vadesinde ödenmemesi nedeniyle şirket adına ödeme emirlerinin düzenlenip, usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Davacının sorumluluğu, kanuni temsilciliği döneminde beyanname verilmemesi, beyan edilen bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti gibi hallerde 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yerine getirilmesi gereken ödevler konusunda sözkonusu olabileceğinden, kanuni temsilcilik sıfatı 06/04/2012 tarihli ortaklar kurulu kararıyla sona eren davacının, yeni kanuni temsilci tarafından 21/01/2016 tarihindeki tarhiyat öncesi uzlaşma sonucu tahakkuk ettirilip ödenmeyen vergi borcundan sorumlu tutulamayacağı açıktır.
Bu nedenle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen 2011 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... ve ... sayılı ödeme emirlerinde ve davanın reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacının temyiz isteminin kabulüne,
… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 28/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.