Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/5017 E. , 2024/388 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/5017
Karar No : 2024/388
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı-...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Davacı adına, asıl borçlu Müflis ... Hazır Beton İnşaat ve Tic.Ltd.Şti.' ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... -... ,... -... ,... -... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla;olayda, ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında 12/09/2007 tarihinde asıl borçlu şirket hakkında iflas ve iflasın açılmasına dair karar verilmesi üzerine iflas tasfiyesi sırasında 30/11/2007 tarihinde yapılan ilk alacaklılar toplantısı ile iflas idaresi memurları seçildiğinden, davacının iflas idaresi memurlarının seçildiği 30/11/2007 tarihine kadar şirket kanuni temsilcisi olması nedeniyle, şirkete ait ve tahsil edilemeyen vergi borçlarından sorumlu olmakla birlikte, bu tarihten sonra tahakkuk edecek vergiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun olmayacağı, bulunmadığı, şu halde dava konusu ödeme emirleri içeriğinde yer alan ve 30/11/2007 tarihinden sonra tahakkuk eden borçlar bakımından iflasın açılmasından kapanmasına kadar olan dönemde şirketin idaresi yasal olarak iflas idaresine geçeceğinden, söz konusu amme alacaklarının şirket hakkında iflas kararı verildiği tarihten sonra başlayan tasfiye dönemine ait olmasına ve iflas idaresi memurlarının atanmasına karşılık amme alacağının tasfiye memurundan tahsili yoluna gidilmeden doğrudan davacıdan tahsil edilmeye çalışılması nedeniyle belirtilen borçlara ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı; dava konusu ödeme emirleri içeriğinde yer alan ve 30/11/2007 tarihinden önce tahakkuk eden borçlar bakımından ise, asıl amme borçlusu şirkete ait borçların büyük bir kısmının, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlendikten sonra iflas idaresine bildirildiği görüldüğünden, şirkete ait tüm borçlar iflas masasına bildirilmeden ve şirketin iflas masasında kayıtlı mal varlığının şirket borçlarını karşılamaya yeterli olup olmadığı açıkça tespit edilmeden kanuni temsilci sıfatıyla şirket borcundan dolayı davacının takibi mümkün bulunmadığı, öncelikle şirketin tüm borçları iflas masasına bildirilmek, iflas masasındaki mal varlığının borcun ne kadarını karşıladığı net olarak ortaya konulmak suretiyle alacağın karşılanmayan kısmı için takibe geçilmesi gerekirken, aksi hareketle borçların bir kısmı iflas masasına bildirilmeden ve iflas sürecinin tamamlanması beklenilmeden davacı adına söz konusu borçların tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen bu ödeme emirlerinde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Kanuni temsilcilerin sorumluluğunun şirketin tasfiye dönemi dışında görev yaptıkları dönemlerle sınırlı olduğu, tasfiye döneminde sorumluluğun ise tasfiye memurlarına ait olduğu, davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğunun devam ettiği iflas idaresi memurlarının seçildiği 30/11/2007 tarihine kadar olan ve şirket malvarlığından tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan alacaklardan vergi ödevlerini yerine getirmede kusurlu olduğu takdirde sorumluluğu bulunmakta ise de, Mahkeme tarafından 23/05/2018 tarihli ara kararı ile müflis şirketin malvarlığı ve alacaklılar tarafından iflas masasına yazdırılan alacakların nitelik ve miktarı sorulmasına rağmen, Ankara 21. İcra Dairesinin ... tarih ve "... İflas" sayılı yazısı ekinde iflas masasına yazdırılan alacak miktarları dökümünün gönderildiği, 2. alacaklılar toplantısına sunulan raporda şirketin 70 adet aracının bulunduğu, bunların bir kısmının rehinli olduğunun belirtildiği, davalı idare tarafından da, şirket malvarlığı ve tahmini değerinin, dolayısıyla şirket malvarlığından tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacak miktarını gösteren, şirket malvarlığı ve borçları kıyaslayan bir tutanak veya belgenin de dosyaya sunulmadığı, dosyada mevcut belgelerden şirkete ait 70 motorlu taşıtın bulunduğu görülmekle birlikte, araçların tahmini değerlerinin ve haczen satılmaları halinde vergi dairesine düşebilecek miktarın belli olmadığı anlaşıldığından, alacağın şirket malvarlığından tahsil edilemediği veya edilemeyeceği ortaya konulmadan, davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı;iflas idaresi memurlarının seçildiği 30/11/2007 tarihinden itibaren, şirkete ait vergisel ödevleri yerine getirmek görevi iflas idaresine geçtiğinden, bu tarihten itibaren olan alacaklardan, yasadaki koşullarla, iflas idaresi memurları sorumlu olacağından davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği 30/11/2007 tarihinden sonraya rastlayan alacakların tahsili için davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı;gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Şirket adına kayıtlı araçlar üzerinde birden fazla haciz ve rehin şerhleri bulunduğu, alacağın şirketten tahsil imkanının bulunmadığı borçların vadesinde davacının şirket ortağı ve kanuni temsilcisi olduğundan şirketten tahsil imkanı bulunmayan borçlardan sorumlu olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 08/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!