WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

DANIŞTAY 9. DAIRE

A- A A+

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2022/4312 E.  ,  2023/3829 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/4312
Karar No : 2023/3829

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Davacı adına, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi alacaklarının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Dokuzuncu Dairesince verilen bozma kararına uyarak dosyayı yeniden incelemek suretiyle; Vergi Mahkemesince, muhatabın adreste bulunamama sebebi ile birlikte tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırıldığı hususunun şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edilmesi gerekirken, tebliğ memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine 213 sayılı Yasanın 102. maddesinde belirtilen şekilde, "tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği" hususunda şerh düşülmediğinin tespit edilmesi üzerine usulsüz tebliğ nedeniyle amme alacağının kesinleşmesinden söz edilmesine hukuken olanak bulunmadığından amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının adresine ilk defa 05/03/2020 tarihinde gidildiği ve adresin sürekli kapalı olduğu belirtilerek tebliğ evrakının iade edildiği, aynı adrese ikinci kez 09/03/2020 tarihinde gidildiği ve aynı tarihli tebliğ alındısında "Ödevlinin belirtilen ikametgah adresine adresin sürekli kapalı olduğundan tebliğ pusulasının muhatap kısmı kapıya yapıştırılmıştır." ibaresinin yer aldığı, tebliğ alındısının yer aldığı sayfanın üst kısmında 09/03/2020 tarihli tebligat pusulasının bulunduğu, davalı idare tarafından sunulan temyiz ek beyan dilekçesinin ekinde tebliğde kullanılan matbu nitelikteki tebligat pusulasında da "
Yerleşim yeri adresine ikinci defa gidildiği halde tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunamaması (geçici ayrılmaları da kapsar) sebebiyle tebliği gönderen idareye iade edilmiştir.Tebliğ evrakını gönderen idareden alınabileceğiniz duyurulur" şerhinin yer aldığının anlaşıldığı, bu durumda; dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102.maddesine uygun olarak davacıya tebliğ edildiği, söz konusu ihbarnamelere karşı süresinde dava açılmayarak tarhiyatın kesinleştiği, davacı tarafından 2013 ila 2017 yılları arasında gayrimenkul alım satımı ile ticari kazanç elde edildiğinin saptanması nedeniyle re'sen tesis edilen gerçek usulde gelir vergisi, katma değer vergisi, gelir (stopaj) vergisi ve gelir geçici vergi kaydına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın da, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla "süre aşımı yönünden reddine" karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığı, bunun dışında davacının iddialarının ödeme emri aşamasında ileri sürülebilecek itiraz sebeplerinden hiçbirisine girmediğinden, usulüne uygun şekilde tarh ve tahakkuk ederek ihtilafsız kesinleşen vergilerin vadesinde ödenmemesi üzerine, tahsiline yönelik olarak düzenlenen uyuşmazlık konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf talebinin kabulüne, Vergi Mahkemesinin kabul kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102/5.maddesinde muhatabın adreste bulunamaması halinde ikinci bir tebligatın münasip bir süre sonra yapılacağının hüküm altına alındığı ancak dava konusu olayda tarafına yapılan ilk tebligatla ikinci tebligat arasında dört günlük süre olduğu ve bu sürenin muhataba ulaşılması için gereken münasip süre olamayacağı, bununla birlikte vergi mükellefi olmasına rağmen tebligatların öncelikle işyeri adresine yapılması gerekirken ev adresine yapıldığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Dava dosyasının tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması hakkında karar verilmeyerek işin esasına geçildi.

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Davacı adına, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi alacaklarının tahsili amacıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 8. Maddesinde; hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni ve İdari Süreler" başlıklı 14. maddesinde; vergi muamelelerinde sürelerin vergi kanunları ile belli edildiği, Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde onbeş günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliğ yapacak olan idarenin belirleyeceği ifade edilmiştir.
Aynı Kanunun 102. maddesinde; tebliğ olunacak evrakı içeren zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve bu durumun muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunacağı, bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının, gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin davacının ikametgah adresinde ilk defa 05/03/2020 tarihinde tebliğ edilmeye çalışıldığı ancak adresin sürekli kapalı olduğu belirtilerek tebliğ evrakının iade edildiği, aynı adrese ikinci kez dört gün sonra 09/03/2020 tarihinde gidildiği ve aynı tarihli tebliğ alındısında "Ödevlinin belirtilen ikametgah adresine adresin sürekli kapalı olduğundan tebliğ pusulasının muhatap kısmı kapıya yapıştırılmıştır." ibaresinin yer aldığı 09/03/2020 tarihli tebligat pusulasının bulunduğu görülmüştür.
Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 16/06/2022 tarih ve E:2021/3397, K:2022/3213 sayılı kararıyla, davalı idare tarafından temyiz ek beyan dilekçesinde sunulan matbu nitelikteki tebligat pusulasında tebliğ evrakının gönderen idareden alınabileceğine ilişkin şerhin bulunduğu görülmüş olup bu nedenle 09/03/2020 tarihli tebligat pusulasının da bu ibareyi içerdiği kabul edilmek suretiyle "bu husus yönünden 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102.maddesine uygun olarak" davacıya tebliğ edildiği, "diğer hususlar araştırılarak" yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla yeniden yapılacak incelemede tebligat pusulasının idareden alınabileceğine ilişkin şerhi içerdiğinin kabulü ile 213 sayılı vergi usul Kanunu'nun 102.maddesinde yer alan diğer hususlar yönünden tebligatın hukuka uygunluğu irdelenmek suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar davacı tarafından, kendisine yapılacak tebligat için önce işyeri adresine gidilmesi gerektiği ileri sürülmüşse de, davalı idare tarafından 01/12/2013 ila 13/11/2017 tarihleri için davacı adına gayrimenkul satış işleminden ticari kazanç elde ettiğinden bahisle mükellefiyet tesis edildiği ve davacı adına tarhiyat yapıldığı, davacı tarafından aynı ikametgah adresinde tebliğ edilen önceki ihbarnamelere karşı ticari faaliyetinin bulunmadığı iddiasıyla dava açıldığı, davaların kabulle sonuçlanması üzerine yeniden düzenlenen iş bu dava konusu ödeme emrinin dayanağı ihbarnamelerin de aynı ikamet adresinde davacıya tebliğ edildiği, bununla birlikte dosyada yer alan bilgi ve belgelerden de davacının işyeri olduğu veya işyeri adresi bilgisine yönelik herhangi bir veri de olmadığı dikkate alındığında davacının ikametgah adresinde yapılan tebligatta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak davacının ikametgah adresine ilk defa 05/03/2020 tarihinde gidildiği, adres sürekli kapalı olduğundan bahisle tebliğ evrakı iade edildiği, daha sonra aynı adrese 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14 ve 102. maddeleri uyarınca münasip bir süre beklenmeksizin 4 (dört) gün sonra ihbarnamelerin ikinci kez tebliğe çıkarıldığı, tebliğ yapılan adresin davacının yerleşim yeri adresi olduğu ve Uyap üzerinden yapılan incelemede de bu adresin halen davacının yerleşim yeri adresi olduğu görüldüğünden, iki tebligat arasında beklenilen sürenin makul kabul edilemeyeceği, münasip süre beklenmeksizin yapılan bu tebligatın usulüne uygun yapılmadığı anlaşıldığından, ihbarnamelerin usulsüz tebliğ edilmesi nedeniyle usulüne uygun kesinleşmeyen vergi borçlarına yönelik tanzim edilen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediğinden, davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunu kabul ederek davayı reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kabulüne,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.