WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

DANIŞTAY 9. DAIRE

A- A A+

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/2872 E.  ,  2023/5095 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2872
Karar No : 2023/5095

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Petrol Turizm İnşaat Gıda Meşrubat ve Market İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emirleri muhteviyatı borçların, asıl borçlu şirket adına yapılan cezalı tarhiyata karşı açılan davalar sonucunda Mahkemelerce verilen kararlar üzerine 2 no'lu ihbarnameler tebliğ edilerek kesinleştirildiği, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edildiği ve söz konusu ödeme emirlerine karşı dava açılmadığı, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması ile şirket hesaplarındaki toplam 28.649,38-TL'ye haciz uygulanarak şirket borçlarına mahsup edildiği, ayrıca şirketin tespit edilen 8 adet aracına haczedildiği ancak … Şirketleri Birliğinden alınan yazıya göre araçlar için bildirilen değerlerin asıl borçlu şirketin toplam borcunun 25 milyon liranın üzerinde olduğu gözönüne alındığında küçük bir meblağ oluşturduğu, araçlar satılsa dahi borcun tamamını karşılamayacağının anlaşıldığı, diğer taraftan, davacının 03/02/2011 - 06/05/2011 tarihleri arasında ilgili şirkette ortaklık sıfatının bulunduğu ve ortaklık sıfatının bulunduğu bu dönemlerle birlikte 6183 sayılı Kanun'un 35/2 maddesi hükmü gereğince ortaklık sıfatı öncesi borçlardan da payı devralan olarak sorumlu olduğu, bu nedenle dava konusu ödeme emirlerinin davacının sorumluluk dönemi içerisindeki borçlara ilişkin 2010/Mayıs-Aralık ile 2011/Ocak-Mayıs dönemleri katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine ilişkin kısımlarında hukuka aykırılık; sorumluluk dönemi dışında kalan 2010/Mayıs, 2010/Mayıs-Aralık, 2011/Ocak ve 2011/Ocak-Aralık dönemleri yargı harcına ilişkin kısımlarında ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu ödeme emirlerinin 2010/Mayıs, 2010/Mayıs-Aralık, 2011/Ocak ve 2011/Ocak-Aralık dönemlerine ait yargı harcına ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirleri içeriği borcun defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden kaynaklandığı, bu ibraz edilmeme durumunda vergi kaybı olup olmadığına bakılmaksızın, bir nevi ibraz etmemenin cezası niteliğinde tarhiyat yapıldığı, devreden ortağın sadece mali olarak kusursuz sorumlu olduğu ve koyduğu sermaye nedeniyle bu tarhiyatla ilgili olarak herhangi bir nema elde etmediği ve ziyaa uğratılan bir verginin bulunmama ihtimali olduğu dikkate alındığında, hissesini devreden ortağın, bu tarhiyat nedeniyle mali sorumluluğu bulunduğundan söz edilemeyeceği, zira, şirketten ayrıldığı için şirket yönetimi üzerinde söz ve denetim hakkı bulunmayan eski ortağın, ortak olduğu döneme ilişkin olduğu için, defter ve belgelerin yıllar sonra ibraz edilmesinde yetkisinin olmadığı, devir sonrasında şirketin yönetimine ilişkin faaliyetler üzerinde gözetim ve denetim imkanı bulunmadığı gibi, (bir vergi ziyaı olmasa dahi) karineye dayalı olarak yapılan tarhiyattan kaynaklı borç nedeniyle, devreden ortağın mali sorumluluğu bulunmadığı, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının, davanın reddedilen kısmı yönüyle, davacının şirket ortağı olduğu dönemlere ait ise de söz konusu vergi borçlarının dayanağını teşkil eden defter ve belgelerin şirketten istenilmesine ilişkin yazının tarihi davacının hisselerini devrettiği tarihten sonraki bir döneme ilişkin olduğundan davacı istinaf başvurusunun kabulü ve davanın kısmen redde ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın kabulüne, davalı idare istinaf başvurusunun ise bu nedenle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ödeme emrinde yer alan vergi borçlarının davacının, şirket ortağı olduğu döneme ilişkin olduğu, asıl borçlu şirket hakkında mal varlığı araştırması yapılıp vergi borçlarını karşılayacak mal varlığı bulunmadığından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
… Petrol Turizm İnşaat Gıda Meşrubat ve Market İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından, sermaye hisseleri oranında, doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
Aynı Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun "bir ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, davacının … Petrol Turizm İnşaat Gıda Meşrubat ve Market İşletmeciliği Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 03/02/2011-06/05/2011 tarihleri arasında ortağı olduğu, şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra, şirketin 2010-2011 yıllarına ilişkin defter ve belgelerinin istenilmesine dair yazının 23/06/2014 tarihinde şirketin kanuni temsilcisine tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporları dayanak alınarak asıl borçlu şirket adına re'sen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının yapıldığı, anılan tarhiyatlara karşı açılan davalarda verilen kararlar üzerine düzenlenen iki nolu ihbarnamelerin şirkete tebliğ edildiği, şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına hissesi oranında şirket ortağı sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
6183 sayılı Kanun'un 35. ve 213 sayılı Kanun'un 10. maddeleri ile Anayasa Mahkemesinin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararı ile 13/12/2017 tarih ve E:2016/14, K:2017/170 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde; limited şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin sorumluluklarının farklı içerikler taşıdığı, kanuni temsilcilerin vergi ile ilgili ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sorumlu tutuldukları ve sonraki dönemlerdeki kanuni temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri nedeniyle, önceki kanuni temsilcilere sorumluluk yüklenemeyeceğinin kural olarak belirlendiği, limited şirket ortakları için benzer bir hüküm bulunmadığı ve limited şirket borcundan doğrudan doğruya sorumlu tutuldukları, kanuni temsilcilerin, borcun tamamından müteselsilen sorumlu oldukları halde, ortakların sorumluluğunun sermaye payına isabet eden borçla sınırlandığı ve kanuni temsilcilere rücu olanağı tanınmış olmasına karşın ortaklara böyle bir rücu olanağı tanınmaması karşısında şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin takibinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve ortak olan şahsın devirden önceki dönemlere ait amme alacağından doğan sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayanması nedeniyle şirketten ayrıldıktan sonra ibraz yükümlülüğü gibi diğer bir takım vergisel ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkacak vergi ve cezai sorumluluğun borcun ait olduğu dönemde ortak olanları da kapsadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan 2010 ve 2011 yılı muhtelif dönemleri için salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile hesaplanan gecikme faizinin; davacının şirketteki hisselerini devretmesinden sonra seçilen kanuni temsilci tarafından defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmemesinden kaynaklandığı görülmekle birlikte; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Limited şirketlerin amme borçları başlıklı" 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kuralı gereğince, şirket ortağı için, şirket yetkilisinin sorumluluğundan farklı olarak borcun doğmasında herhangi bir kusurunun olup olmadığına bakılmaksızın, hissedar olmasının, hissesi oranında borçtan sorumlu olması için yeterli olduğu ve kendi dönemi ile hissesi oranında doğan borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının ortak olarak sorumlu olduğu dönemler ve dava konusu ödeme emirlerinin dayanağı olan asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilerek şirket nezdindeki takip yollarının usulüne uygun biçimde tüketilip tüketilmediği, dava konusu ödeme emirleri içerisinde aynı döneme ilişkin vergi borçları bulunduğu görüldüğünden ödeme emirleri içeriği borçlarda mükerrerlik olup olmadığı ve asıl borçlu şirket tarafından söz konusu borçların yapılandırılıp yapılandırılmadığı hususları da dikkate alınmak suretiyle dosyanın yeniden incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kabulüne,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.