WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2025/1029 E.  ,  2025/5162 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/1029
Karar No : 2025/5162

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (DAVACI) ...
Vekili : Av. ...
2- (DAVALI) ... Üniversitesi
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından, 01/09/2011 başlangıç tarihli sözleşmesinin yenilenmeyerek sözleşme bitim tarihi olan 31/08/2012 tarihi itibariyle kanuni haklarının ödenmesi suretiyle sözleşmesinin ve görevinin sona ermesinden dolayı uğramış olduğu maddi zararlara karşılığında fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.136,53-TL (miktar artırımı sonucu 394.871,34 TL) maddi, 50.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 60.136,53-TL tazminatın 31/08/2012 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada, davanın görev yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine kararı temyizen inceleyerek bozan Danıştay 8. Dairesinin 17/02/2021 tarih ve E:2016/7077, K:2021/959 sayılı kararına uyarak, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar veren ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, taraflarca karşılıklı olarak 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı tarafından, savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
Temyize konu kararın, davacıların maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile kabul edilen kısma ilişkin faiz başlangıç tarihi açısından yapılan inceleme:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır.
Temyize konu Mahkeme kararı taraflarca temyiz edilmiş olup; uyuşmazlıkta, talep edilen tazminatın miktar artırım dilekçesiyle artırılan kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihi yönünden değerlendirme yapılmıştır.
Davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden veya dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir.
Nitekim, konuya ilişkin olarak Danıştay İdari Dava Daireleri ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararları arasında var olduğu ileri sürülen aykırılığın Danıştay Başkanı tarafından içtihatların birleştirilmesi suretiyle giderilmesinin istenilmesi üzerine Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararı ile tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği yönünde içtihat birleştirilmiştir.
Bu durumda; İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasının; "davanın kısmen kabulüne, 265.884,51 TL ücret alacağı ve 17.150,64 TL yıllık izin alacağı olmak üzere toplam 283.035,15 TL alacağın 10.136,53 TL'lik kısmının ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden (22/07/2015) itibaren, 272.898,62 TL ücret ve yıllık izin alacağının ıslah dilekçesinin verildiği tarihten (19/12/2023) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" ilişkin kısmının; "davanın kısmen kabulüne, 265.884,51 TL ücret alacağı ve 17.150,64 TL yıllık izin alacağı olmak üzere toplam 283.035,15 TL alacağın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden (22/07/2015) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 28/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- Dava, sözleşmenin yenilenmemesine ilişkin işlemin iptaline bağlı olarak maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle açılmıştır.
a- Maddi tazminat bakımından;
Somut olayda, davacının sözleşmesinin 01/09/2011-31/08/2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere imzalandığı, sözlemesinin bir yıllık olduğu, görev süresinin 31/08/2012 tarihinde sona erdiği ve görev süresinin uzatılmadığı anlaşılmaktadır. Yani davacının önceki sözleşmesi sona ermiş ve yenilenmemiş olduğundan ortada bir sözleşme yoktur. Bu nedenle de, 2547 sayılı Kanunun 23. maddesinin (a) bendi uyarınca görevi sona eren davacının üniversite ile hiçbir ilgisi kalmadığından ve 31/08/2012 tarihinden sonra çalışmamış olduğundan davacının varlığının ileri sürdüğü zararının idare tarafından tazmin yükümlülüğü bulunmamaktadır.
b- Manevi tazminat bakımından;
Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıztırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat , mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği iptal edilen her idari işlem nedeniyle manevi tazminat verilemeyeceği gibi verilmesi durumunda takdir edilecek miktarın zenginleşmeye neden olmayacak şekilde belirlenmesi, zarar doğuran işlemin tesis edilmesi nedenine davacının katkısı, işlem öncesi idarenin karşı karşıya olduğu durum ve olayın oluş şeklinin de dikkate alınması gerekir.
İptal edilen her işlem nedeniyle ya da maddi tazminat ödenmesini gerektiren her durumda manevi tazminata hükmetmek ise manevi tazminatın getiriliş amacını aşan bir sonuç olacaktır. Zira, maddi tazminat sorumluluğu için, kişilerin uğradığı zarar ile kusurlu yürütülen idari faaliyet arasında illiyet bağı bulunması, hatta kimi durumlarda idari faaliyet kusurlandırılmasa bile kusursuz sorumluluk şartlarının oluşmasıyla sadece öznel zarar ile yürütülen kamu hizmeti arasında sebep-sonuç ilişkisinin kurulması yeterli görülmekte iken manevi tazminat bakımından diğer şartlara ek olarak idarenin kusurunun ağırlığına ve zarar doğurucu olayın oluş şekline de bakılmaktadır.
Manevi tazminatın belirtilen amaç ve niteliği esas alındığında; olayda, manevi tazminat takdir edilmesi için gerekli şartların oluşmadığı anlaşıldığından, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekmektedir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde, temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesi ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.