Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/157 E. , 2024/129 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/157
Karar No : 2024/129
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Odası Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ...Odası Genel Sekreteri olarak görev yapan davacı tarafından, tarafına ödenmeyen 2017 ve 2021 yılları arası (bu yıllar dahil) Temmuz ve Eylül aylarında ödenmeyen ikişer maaş ikramiye alacaklarına ilişkin şimdilik 5.000-TL; 2017 Temmuz ayından itibaren eksik ödenen tüm maaş farkları alacağına ilişkin şimdilik 2.000-TL; 14/09/2015 tarihinden bu yana ödenmeyen dini bayram yardımlarından şimdilik 1.000-TL alacağın bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle tarafına ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararda;
a- Dava konusu, 2017-2021 yılları arası her yıl için ikişer ikramiye alacağına ilişkin 5.000-TL maddi tazminat talebi yönünden; davacı tarafından, 07/01/2008 tarihinde yönetim kurulu kararıyla davacıya yılda 3 maaş ikramiye verilmesinin hükme bağlandığı ancak 13/03/2017 tarihli yönetim kurulu toplantısında ikramiye alacağının yılda bire düşürüldüğü, 4847 sayılı Kanunun 22. maddesi gereğince davacının muvafakati alınmadan bu işlemin tesis edilemeyeceği ve kazanılmış hakkı olduğu ileri sürülmüşse de; davacının kadrosunun 657 sayılı Kanun hükümlerine tabi memur kadrosu olduğu ve 4847 sayılı Kanunun 22. maddesinin uygulanmasının işçi kadrosuna sahip personelce ileri sürülebileceği, öte yandan, Ziraat Odaları Personel Yönetmeliğinin 31. maddesinde "yılda en fazla üç defa ikramiye ödenebilir." şeklindeki düzenleme ile davalı idareye, personelin başarısı ve mali gücü oranında ikramiye ödenmesi yönünde açık bir takdir hakkı tanındığı, bu doğrultuda davalı idarenin personeller arası eşitlik hükmüne aykırı bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı ve diğer savunmaları da değerlendirildiğinde, davalı idarenin takdir hakkını kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklediği anlaşıldığından, 2017 sonrası ikramiyenin yılda bire indirilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, bu doğrultuda, davacının 2017-2021 yılları arası her yıl için ikişer ikramiye alacağına ilişkin maddi tazminat talebinin reddi gerektiği;
b- Dava konusu, 14/09/2015 tarihinden bu yana ödenmediği iddia edilen dini bayram yardımlarına ilişkin 1.000-TL maddi tazminat talebi yönünden; davacı tarafından, üst üste 14 yıl boyunca bayram yardımı yapıldığı, bunun kazanılmış hak haline geldiği, odanın bütçesinin bunu ödemeye uygun olduğu, öyle ki sonrasında 4 personel alımı yapıldığı ileri sürülmüşse de; Ziraat Odaları Personel Yönetmeliği'nin 38. maddesi dikkate alındığında, davalı idarenin bayram yardımları yapmak hususunda açık takdir hakkı olduğu, uzun yıllar bayram yardımları yapılmasının kazanılmış hak olarak kabulünün yasal bir dayanağının bulanmadığı gibi personel alımının iş ve işlemlerin düzenine ilişkin olduğu, davalı idarenin mevcut bütçesini personele dağıtması ve yeni personel istihdam etmemesi doğrultusunda verilebilecek bir kararın yerindelik denetimi kapsamında olacağı, İdari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu ve İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamayacağı değerlendirildiğinde bu hususta inceleme yapılamayacağının açık olduğu, öte yandan, takdir yetkisi mutlak ve sınırsız olmayıp, bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olduğu, takdir yetkisine dayalı olarak tesis edilen işlemlerin incelenmesinden, 2014 yılından bu yana davacının içinde yer aldığı personellerin tümüne bayram yardımlarının eşit oranda verilmesine karar verildiği, bayram yardımlarının verilmediği yıllarda personel ayrımı yapılmadığı değerlendirildiğinde; davalı idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullandığı anlaşıldığından davacının bayram yardımlarına ilişkin maddi tazminat talebinin reddi gerektiği;
c- Dava konusu, 2017 Temmuz ayından itibaren eksik ödenen tüm maaş farkları alacağına ilişkin 2.000-TL maddi tazminat talebi yönünden; davalı idare bünyesinde davacı ile birlikte toplam üç tane kadrolu personelin bulunduğu, kadrolu personeller arasında derece, kademe farkı bulunmadığı, iki adet sözlemeli personelin 12/01/2016 tarihinde göreve başlatılarak 07/03/2022 tarihinde kadroya geçirildiği, davacının davalı idareye başvuruda bulunduğu 2021 Eylül ayında SGK kayıtları uyarınca en yüksek maaşı aldığı, davacıdan sonra en yüksek maaşı alan kadrolu personel A.T 'nin maaşından %25 ten fazla oranda maaş ödemesi aldığı, davacıya 2017 yılı Ocak ayı haricinde her yıl ocak ve temmuz aylarında ayrı ayrı en düşük %5,75 en yüksek %11,62 oranında maaş zammı uygulandığı, sözleşmeli personel olarak alınan E.İ ve F.D'nin 2017 yılından itibaren davacının aralarında yer aldığı memur kadrosunda bulunan personele oranla daha yüksek oranda maaş zammı aldığı sabit ise de; başlangıç maaşlarının memur kadrosunda bulunan personele oranla %50'den fazla oranla düşük olduğu, bu artışlar ile personeller arasında ücret eşitliğinin sağlanmaya çalışıldığının davalı idarece somut şekilde ortaya konulduğunun anlaşıldığı, davalı idarece sözleşmeli ve/veya kadrolu personeller arasında ücretler ve ücretlerin artış oranları yönünden dayanak mevzuat hükümleri ile eşitlik ilkesine aykırı bir işlem tesis edildiğine yönelik somut bir delil bulunmadığından, davacının ücret artışları nedeniyle tazminat talebinde hukuka uyarlık bulunmadığı, gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/1. maddesinde, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağının hüküm altına alındığı, aynı Kanun'a 05.04.1990 tarih ve 3622 sayılı Kanunla eklenip 08.06.2000 tarih ve 4577 sayılı Kanunla değişik ek 1. maddede öngörülen hesaplama yöntemine göre, beş bin liralık sınırın, 2023 yılında verilecek kararlar bakımından yirmi bin lira olarak uygulanması gerektiği, bakılan davanın konusu yirmi bin Türk lirasını geçmediğinden, yasal düzenleme gereğince kesin olan ilk derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine, kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı tarafından anılan karar temyiz edilmiş olup ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:...K:...Temyiz No:...sayılı kararı ile bakılan davanın 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan temyiz yolu açık dava türlerinden olmadığı gibi konusunun da 2023 yılındaki temyiz sınırına ilişkin güncel miktar olan 581.000,00-TL'yi aşmadığı görüldüğünden aynı Kanunun 48. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde kısmi davada kesinlik sınırının dava edilen miktara göre değil alacağın tamamına göre belirlenmesi gerektiği, miktar artırım talebinde bulunabilmek için dosyanın bilirkişi incelemesine dahi gönderilmediği, davanın konusu miktar itibarıyla belirsiz olduğundan dosyanın hesaplama bilirkişisine gönderilmeden müddeabihin ıslah yolu ile artırılmasının abes olacağı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtildiği halde kesinlik sınırı alacağın tamamı üzerinden değil de davaya konu edilen tutar üzerinden belirlenerek karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacının davaya konu parasal hak talepleri konusunda İdare Mahkemesince istemin yasal mevzuat karşısında hukuken kabul edilebilir olup olmadığı araştırıldıktan ve kabul edilebilirliğine kanaat getirildikten sonra davanın başlangıcında belirsiz olan alacak tutarının belirlenebilmesi için dosyanın hesap bilirkişisine gönderilmesi gerekmekte olup ancak bu aşamadan sonra dosyaya giren bilirkişi raporu doğrultusunda davacının miktar artırımında bulunabilmesi söz konusu olmaktadır. Bakılan davada ise İdare Mahkemesince davacının parasal hak talepleri yasal mevzuata uygun bulunmayarak reddedildiğinden bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç duyulmamıştır. Bu nedenle davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince, davaya konu edilen miktar üzerinden değerlendirme yapılarak istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine kesin olarak karar verilmiştir. Kesin kararın temyizi nedeniyle 2577 sayılı Kanunun 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca Bölge İdare Mahkemesince temyiz isteminin reddine karar verilmiş olup temyize konu Bölge İdare Mahkemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:...sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 23/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!