Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/7018 E. , 2024/846 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/7018
Karar No : 2024/846
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …gün ve E:…, K: …sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Öğretmen olarak çalıştığı özel öğretim kurumu Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan davacı tarafından hakkında …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine, özel öğretim kurumlarında çalışmasında herhangi bir sakınca bulunup bulunmadığı yönünde davalı idareye yaptığı başvurunun ''etkin pişmanlıktan dolayı ceza verilmesine yer olmadığına dair karar ile işlenen fiilin suç olma özelliğini kaybetmediği ve 375 KHK, 657 sayılı Kanunun 48 ve 125. maddeleri ile 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 4. maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 5/2-(b) maddesi ile 26/3 maddesinin birlikte değerlendirilmesinden özel öğretim kurumlarında görevlendirilmesinin mümkün olmadığı'' gerekçesiyle reddine dair Manisa Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan; "...affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması" şartı arandığı, Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru üzerine verilen 28/09/2022 tarih ve E:2022/76, K:2022/112 sayılı kararıyla; ''personelinde'' ibaresinin iptal edilmesi nedeniyle bu şartların özel öğretim kurumlarında çalıştırılacak personeller hakkında aranamayacağı, davacının yaptığı başvurunun, terör örgütüne üye olma suçundan hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karar nedeniyle özel öğretim kurumlarında görevlendirmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekeçsiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak mali destek ve bu kurumların eğitim-öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel öğretim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarını kapsar." hükmü; "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır. (…)" hükmü yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve E.7762886 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu, bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen Genelge'nin 3. maddesinde "..Cumhuriyet Savcılıklarınca haklarında işlem başlatılan özel öğretim kurumları ile özel öğrenci yurtlarından yönetimine kayyum atanmayan kurumlar ile kayyum atanan kurumlarda kayyum ataması yapılmadan önce görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek ve bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 11/10/2016 tarih ve E.11116419 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülen ve 11/10/2016 tarih ve E.11137945 sayılı işlem ile bütün Valilikler bünyesindeki İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda ise; "..Bu yöndeki uygulamalar sonucunda bazı personellerin mağdur duruma düştüğü yönündeki başvuruların Bakanlığımıza ve valiliklere iletildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle; 667 sayılı KHK kapsamında kapatılan kurumlarla ilgili yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılan personeller hakkında valilikler tarafından komisyon oluşturulacaktır. Milli Eğitim Müdürlüklerine müracaat edenlerden 667 sayılı KHK kapsamında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisaki, bunlarla irtibatı olmadığı; oluşturulan bu komisyon marifetiyle belirlenen personellerin ekteki tabloya işlenerek Bakanlığımızca değerlendirmek üzere Valilikler tarafından Genel Müdürlüğümüze bildirilmesi gerekmektedir." açıklamalarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde özel öğretim kurumlarında görev almak isteyen personelde aranan şartların ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup; bu bağlamda; "terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara "üyeliği", "mensubiyeti" ya da "iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamak" aranan şartlar arasında sayılmıştır.
Öte yandan; anılan Kanunda; "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan haklarında kovuşturma bulunmaması" şartına da yer verildiği, ancak; anılan kuralın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru üzerine verilen 28/09/2022 tarih ve E:2022/76, K:2022/112 sayılı kararda; Anayasa Mahkemesi'nin 26/1/2022 tarihli E.2021/117 ve K.2022/10 sayılı kararıyla; düzenlemenin ölçülü olmadığı gerekçesiyle verilen karardan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı, kuralın, Anayasa'nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu, iptali gerektiği..." gerekçesiyle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinin 09/05/2018 tarih ve 7141 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle değiştirilen birinci fikrasında yer alan "...veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, ..." ibaresinin, anılan fıkrada yer alan "...personelinde..." ve "...anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar..." ibareleri yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği görülmektedir.
Bir başka ifadeyle; anılan Anayasa Mahkemesi kararı da göz önünde bulundurulduğunda; özel öğretim kurumu personelinde "üyelik, mensubiyet ve irtibat/iltisak" olmaması şeklinde belirlenen şartların, ilgilisince sağlanıp sağlanmadığı yönüyle değerlendirme yapılacaktır.
Görüldüğü üzere; kuralın, terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmamış, esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır.
Uyuşmazlığın esasını, terör örgütü olduğuna ve milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgütü olduğu Yargıtayın yerleşik içtihadıyla da kabul edilen FETÖ/PDY ile davacının iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığının tespiti oluşturmaktadır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin çalışma izninin iptal edilmesi veya yeniden çalışma izni düzenlenmemesini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir. Bununla birlikte, davacıda olduğu gibi kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. İlgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, ceza kovuşturmasının devam ediyor olması ya da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yerinin irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelemek zorunda olduğundan, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir.
Çünkü; 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde çalışma izni onayı verilmesi ya da şartları sağlamadığı sonradan anlaşılması nedeniyle halihazırda çalışma izni onayının iptaline ilişkin gerekçe mevcut sadece üyelikle sınırlı tutulmamış, ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibat halleri de anılan işlemlerin gerekçekleri arasında sayılmıştır.
Anayasa Mahkemesince; iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramının ise bağlantılı anlamına geldiği belirtilmiş, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, iltisak ve irtibat kavramları açısından yapılacak değerlendirmenin ise kişilerin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin kamu görevine iade edilmesinin uygun olup olmadığı yönünden yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı vurgulanmıştır. (E:2018/89, K:2019/84, T:14/11/2019, P:30, R.G 13/02/2020 / 31028 ).
Uyuşmazlıkta; davacı hakkında terör örgütüne üye olma suçundan …Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasının açıldığı, …Ağır Ceza Mahkemesi'nin …tarih …; …karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde; davacının örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu ne var ki sanığın etkin pişmanlık kapsamında tüm eylemlerini aşamalarda faydalı ve samimi olacak şekilde açıkladığı gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına kararı verildiği, bu kararın kesinleştiği görülmektedir.
Öte yandan; anılan yargılamada; Tanık İ. N.'nin, soruşturma aşamasında alınan beyanında; "… olarak bilirim, kendisi cemaattendir... " şeklinde; tanık N. A. 'nın talimat yolu ile alınan beyanında; "Ben aslında sınıf öğretmeniyim ama şu anda herhangi bir yerde çalışmıyorum, ...yı tanırım, ben Manisa Özel Körfez İlkokulunda okurken ben 8. Sınıfdayken benim rehber öğretmeni ve aynı zamanda fen bilgisi öğretmenimdi, kendisi rehber öğretmeni olarak öğrencilerin yani benimde aynı zamanda ders çalışma programlarında ve faaliyetlerinden sorumlu idi, sanık bir kez de evimizi ziyaretimize gelmişti benim durumumu öğrenci pozisyonumu ailemle görüştü, 2006 yılı idi, hızlandırma programı adı altında özel okuldaki öğrencilerin tamamına bir program uygulanmıştı, o programda da sanık rehber öğretmen olarak bizim başımızda idi, normalde ders çalıyorduk ama çay saati adı altında bir kişi gelip dini konularda sohbet yapıyordu, ama bu sohbeti yapan Nurhan hoca değildi tanımadığım bir başka kişi idi, bu kişiler farklı farklı kişilerdi, daha sonra 2006 yılından sonra kendisini hiç görmedim, bildiğim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu, 2005-2015 tarihleri arasında Baran Eğitim Yayıncılık İnş.Tic.A.Ş, Bilen İşletmecilik Özel Eğitim İnş. Müh.Tic. isimli FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı kurumlarda SGK kaydının bulunduğu, davacının ifadesinde; "...soruşturma aşamasında beyanım alınırken örgüt ile ilgili vakıf olduğum tüm bilgileri anlattım, bu dönem içerisinde tanıdığım örgüt üyelerinin isimlerini samimi bir şekilde tek tek kolluk birimlerine verdim..." şeklinde açıklamada bulunduğu ceza yazılmasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı görülmektedir.
Bu itibarla; davacının terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunduğu kanaatine ulaşılmış olup; davacı hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığına kararının doğrudan davacının özel öğretim kurumlarında çalışmasının önündeki engeli kaldırmayacağı, Kanun'da yer alan "irtibatlı veya iltisaklı olmamak" koşulunun sağlanması gerektiği yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık; işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 23/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!