WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/6341 E.  ,  2023/7192 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/6341
Karar No : 2023/7192

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenilmesi üzerine Dairemizce verilen 13/09/2018 tarih, E:2018/2786, K:2018/4415 sayılı kesin karara yönelik yapılan bireysel başvuru sonrası Anayasa Mahkemesince verilen 12.07.2023 tarih ve 2018/35325 başvuru numaralı dosyada verilen kararla hükmedilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2007 ÜDS Ekim dönemi sınav sonucunun hayatın olağan akışına aykırı olduğundan bahisle 6114 sayılı Kanun'un 9/8. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulu kararı ile eşdeğer sınava çağırılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; ÖSYM Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararında, davacının 2006-2007 yılları arasında üç defa ÜDS'ye katıldığı, ilk iki sınavdan 63.750 puan aldığı; 2007 Ekim Dönemi sınavından 82.500 puan aldığı, davacının bir yıllık süreçte %30 puan artışı sağladığı, ihbar mektubundaki iddiaların gerçekleşme olasılığı bağlamında benzer cevap desenine sahip başka adayların incelenmesi sonucu davacı ile %98 oranında aynı cevap desenine sahip ... adlı başka bir adaya ulaşıldığı, anılan kişinin 2003-2007 yılları arasında dokuz defa sınava girdiği, bu sınavlardan en çok 51.250 puan aldığı, 2007 Ekim Dönemi sınav sonucunun ise 85 puan olduğunun belirtilmesi üzerine, Mahkemelerince 26.10.2017 tarihinde yapılan ara karar ile, söz konusu kişinin 2007 ÜDS Ekim Dönemi sınavında davacı ile aynı ya da yakın sırada oturup oturmadığı ve anılan kişi hakkında işlem yapılıp yapılmadığı sorularak buna ilişkin belgenin istenildiği, davalı idarece verilen cevabi yazıda, o dönemde sınav salonlarında kamera ile kayıt uygulamasının yapılmadığı, ...'ün ise eşdeğer sınava çağrılmasına karar verildiğinin belirtildiği, bu durumda, dava konusu işlemin herhangi bir somut bilgi ya da tespite dayanmadığı, ihbar niteliğindeki bir dilekçe üzerine aynı sınava giren ve 85 puan alan bir başka kişiden hareketle %98 oranında aynı cevap desenine sahip olduğundan bahisle sınavın geçersiz sayıldığı, davacının ilgili kişiyle yakın ya da yan yana oturduklarına dair bir video kaydı, bilgi veya belge de sunulamadığı dikkate alındığında, sadece varsayımdan hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Danıştay Sekizinci Dairesi Kararının özeti: Dairemizin 11.07.2018 tarih ve E:2018/2786 sayılı ara kararı ile davacı ile ...'ün hangi okul ve salonda sınava girdikleri ve bu salonlara ilişkin oturma düzenlerinin nasıl olduğu, yine davacı ile ...'ün yanıt anahtarlarında %98 oranında benzerlik bulunduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği dikkate alınarak her iki adayın vermiş oldukları yanıtlardaki birleşmenin doğrularda mı yoksa yanlışlarda mı olduğu hususunda ayrıntılı tablonun hazırlanarak gönderilmesinin istenildiği, ara karara yanıt olarak davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan 10.08.2018 tarihli dilekçede, 2008 yılından önce gerçekleştirilen sınavlara ilişkin "Sınav Giriş Yerleri" veri tabanı kayıtlarındaki bina ve salon numaralarına karşılık gelen bina ve salon isimlerinin veri tabanlarında bulunmadığı, bina ve salon numaralarının sabitlenmesi çalışmalarının 2008 yılı itibariyle faaliyete geçtiği, bu nedenle ara karar ile istenilen 2007 ÜDS Ekim dönemine ait adayların nerede sınava girdiklerine ilişkin bilgiye erişilemediği, yine davacı ile ...'ün katıldığı 2007 ÜDS Ekim Dönemine ait soru kitapçıkları ile cevap anahtarlarının imha edildiği bilinmekle birlikte, imhaya ilişkin belge tespiti yapılamadığından dosyaya sunulamadığı, öte yandan, davacı ile ...'ün 2007 ÜDS Ekim Dönemine "İngilizce" yabancı dilinde ve "Sosyal Bilimler" alanında "A" kitapçık kodunda sınava girdikleri bilgilerine yer verildiği, davalı idarenin, ara karara verilen yanıt dilekçesine ek olarak dosyaya sunmuş olduğu CD içeriğinde ise, her iki adayın cevap kağıdına işaretlemiş oldukları yanıtların Excel formatında tablosunun oluşturulduğu, buna göre, davacı ile ...'ün toplam 80 sorudan oluşan 2007 ÜDS Ekim Dönemi'ne ait yanıt anahtarları incelendiğinde, davacının 80 sorudan 66 soruya doğru yanıt verdiği, 14 soruyu ise yanlış cevaplandırdığı; ...'ün 80 sorudan 68 soruya doğru yanıt verdiği, 12 soruyu ise yanlış cevaplandırdığı; her iki adayın da doğru cevapladığı 66 soruda; yanlış cevaplandırdığı 12 soruda birleşme bulunduğu, buna göre, davacının yanlış işaretlediği toplam 14 sorudan 12'sinin ... tarafından da aynı seçenekler işaretlenmek suretiyle yanlış cevaplandırıldığının anlaşıldığı, ara karar gereği dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler, dava konusu işlemin tesis edilmesinde dayanak alınan 6114 sayılı Kanun'un 9/8. maddesinin düzenleniş amacıyla bir arada değerlendirildiğinde; gerek davacı ve ...'ün 2007 ÜDS Ekim Dönemi sınavına ilişkin vermiş oldukları yanıtlardan, doğru ve yanlış cevaplardaki birleşme oranının yüksekliği gerekse davacının daha önceden girmiş olduğu 2006 ÜDS Ekim ile 2007 ÜDS Mart Dönemine ilişkin sınavlardan aldığı 63.750 puan ile 2007 ÜDS Ekim Dönemi'nde almış olduğu 82.500 puan arasındaki %30 oranında puan artış farkının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalı idare nezdinde de bu durumun davacının eşdeğer sınava çağırılabilmesi için olağandışı bulgu olarak değerlendirilebilmesine olanak sağlayacağı anlaşıldığından, bu doğrultuda 6114 sayılı Kanun'un 9/8. maddesi uyarınca davalı idareye tanınan takdir yetkisinin somut olayda kamu yararına uygun kullanıldığı gerekçesiyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, kesin olarak karar verilmiştir. Davacı, hükmün kesinleşmesini müteakip Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, Anayasa Mahkemesinin 12.07.2023 tarih ve 2018/35325 başvuru numaralı kararı ile başvurucunun Anayasanın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Anayasa Mahkemesinin 12/07/2023 tarih ve 2018/35325 başvuru numaralı kararı ile başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, söz konusu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakta olup İdare Mahkemesi kararının, Anayasa Mahkemesini ihlal kararı vermeye yönelten sebepleri ortadan kaldırmaya yeter derecede açık ve makul gerekçe içerdiği anlaşıldığından, Dairemizin 13/09/2018 tarih, E:2018/2786, K:2018/4415 sayılı kararının kaldırılarak temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/B maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
22.06.2017 tarihli bir ihbar mektubunu değerlendirmeye alan davalı idare İhbar Değerlendirme Komisyonu'nun 2017/22 sayılı raporunda, davacının 2006-2007 yılları arasında 3 kez ÜDS'ye katılım sağladığı, bunlardan 2006 ÜDS Ekim Dönemi ile 2007 ÜDS Mart Dönemine ilişkin sınavlardan 63.750 puan almış iken; 2007 ÜDS Ekim Dönemine ilişkin sınavdan 82.500 puan aldığı, adayın bir yıllık süreçte %30 puan artışı sağladığı 2007 ÜDS Ekim Döneminde, ihbar mektubundaki iddiaların gerçekleşme olasılığı bağlamında benzer cevap desenine sahip başka adayların incelenmesi sonucu, davacı ile %98 oranında aynı cevap desenine sahip ... isimli bir başka adaya ulaşıldığı, bu kişinin de 2003-2007 yılları arasında, 10 kez yabancı dil sınavına girdiği, bunlardan 9'una katılım sağladığı, 2007 ÜDS Ekim Dönemi sınavı dışında kalan sınavlardan en yüksek 51,250 puan aldığı, katılım sağladığı 8 sınavın ortalaması 32 iken; 2007 ÜDS Ekim Dönemi sınav sonucunun 85 olduğu tespitlerine yer verildiği, komisyon raporunda yer verilen tespitlerden hareketle, … tarih ve … sayılı Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulu kararı ile davacı ve ... isimli adayların 2007 ÜDS Ekim Dönemi sınav sonuçlarının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı değerlendirilerek 6114 sayılı Kanun'un 9/8. maddesi uyarınca, adayların tercihlerine göre Ekim, Kasım, Aralık aylarından birinde eşdeğer sınav hükmünde olmak üzere e-YDS sınavına çağırılmasına karar verilmesi ve bu kararın davacıya Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Sınav Hizmetleri Daire Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı yazısıyla bildirilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
İlgili Mevzuat:
6114 sayılı Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Sınav güvenliği" başlıklı 9. maddesinin 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile eklenen 8. fıkrasında, "Sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması halinde adaylar, maliyeti Başkanlık tarafından karşılanmak üzere Yönetim Kurulu kararı ile eşdeğer sınava çağrılabilir. Adayın sınavının geçerli sayılıp sayılmayacağına eşdeğer sınav sonuçlarına bakılarak Yönetim Kurulu tarafından karar verilir. Çağrıya rağmen eşdeğer sınava katılmayan adayın sınavı geçersiz sayılır." hükmüne yer verilmiş; Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Başkan, Başkan yardımcıları ve Yönetim Kurulu" başlıklı 348. maddesinin 6. fıkrasının (d) bendinde ise, "Gerekli hâllerde sınavların kısmen veya tamamen iptaline, ertelenmesine, adayların eşdeğer sınavlara alınmasına veya aday işlemlerinin geçersiz sayılmasına ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılmasına karar vermek", Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
Öte yandan 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" başlıklı 50. maddesinin birinci fıkrasında; "Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez."; ikinci fıkrasında, "Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." hükmü yer almıştır.
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün "İhlal kararı ve ihlalin giderilmesi" başlıklı 79. maddesinin birinci fıkrasında; "Bölüm, ihlalin bir mahkeme kararından kaynaklandığını tespit ederse; a) İhlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. İlgili mahkeme, Bölümün ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yapar ve mümkünse dosya üzerinden ivedilikle karar verir. (...)"; ikinci fıkrasında ise; "Bölüm kararında, gerekli görüldüğü takdirde Kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda ihlalin ve sonuçlarının hangi şekilde ortadan kaldırılabileceği hususunda yapılması gerekenler belirtilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin 12/07/2023 tarih ve 2018/35325 başvuru numaralı kararında, davacının da aralarında bulunduğu başvurucuların eşdeğer sınava çağrılma ve/veya çağrıldıkları sınavlara girmeme yahut bu sınavlardan düşük puan aldıkları gerekçesiyle sınav sonuçlarının geçersiz sayılmasına ilişkin işlemlere karşı dava açtıkları, dava konusu işlemler nitelik itibarıyla birbirinden farklı olsa da aralarında zorunlu bir bağ bulunduğu, ayrıca davalara ilişkin süreçler, yargısal aşamalarda verilen kararlar yönünden farklılıklar gösterse de bu süreçler sonunda verilen kararlar sonuçları itibarıyla aynı olduğundan başvuruların bir bütün olarak değerlendirildiği, öte yandan başvurucuların iddialarının özü, doktora ya da doçentlik eğitimine başlamaları için gerekli olan yabancı dil sınavında aldıkları puanların geçersiz sayılmasına ilişkin olduğundan iddiaların bir bütün olarak Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkı kapsamında incelendiği görülmektedir.
Öte yandan Anayasa Mahkemesi, daha önceden benzer konuda karara bağladığı ve eğitim hakkına yapılan müdahalenin idarece ve yargılama makamlarınca zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin ortaya konulamaması nedeniyle eğitim hakkının ihlali yönünde karar verdiği Özcan Bayrak kararına atıf yapmakta olup anılan kararda ise; 6114 sayılı Kanunun 9/8. maddesinde belirtilen incelemenin sınav güvenliğine ilişkin bir işlem olduğu, sınav güvenliğine ilişkin alınacak tedbirlerin devletin yükümlülüğünde olduğu ve bu hususta takdir marjının oldukça geniş olduğu, bununla birlikte devletin, birey nazarında hukuk güvenliği ilkesini zedeleyebilecek işlemlerden kaçınmakla yükümlü olduğu, bu doğrultuda özellikle geriye yönelik olarak yapılacak denetim işlemleri yönünden sınavın denetimine neden olan şüphenin, sınavın üstünden geçen süre, denetim sonucu ortaya çıkan olağan dışı bulguların niteliği eğitim hakkına yapılacak müdahalenin zorunlu bir sosyal ihtiyaca karşılık gelip gelmemesi noktasında yapılacak değerlendirme yönünden büyük önem arz edeceği, bu çerçevede, çeşitli güvenlik tedbirleri çerçevesinde gerçekleştirilmiş, geçerliliği uzun yıllar boyunca tüm kamusal makamlarca kabul edilmiş, kişilere akademik yeterlilik elde etmeleri noktasında önemli hak veya menfaatler sağlamış bir sınavla ilgili olarak kişinin şüpheli sonuçlar elde ettiği yönünde ortaya atılan iddianın ciddi bir şüpheye yol açıp açmadığının tartışılması gerektiği, öte yandan, incelemeye alınan sınavın üstünden geçen sürenin de önemli olduğu, sınava ilişkin sonuç belgesinin bu süreçte sunulan kamusal makamlarca kabul edilmiş olması, ilgilinin akademik bir derece elde etmesini sağlaması dikkate alındığında oldukça uzun zaman sonra ortaya atılan bir iddia sonucunda kişinin eş değer sınava çağrılabilmesi için bu kriterin son derece katı bir şekilde uygulanması gerektiği, basit ve soyut bir şüphenin yeterli olmadığı; başvurucunun sınavda usulsüzlük yaptığının, yapılan bir usulsüzlüğe ortak olduğunun veya sonuçlarından faydalandığı bir usulsüzlüğün yapılmasına göz yumduğuna ilişkin bulgunun somut olarak ortaya konulmasının şart olduğu yönünde ilkelere yer verildiği görülmektedir.
Kararın davacı ile ilgili kısmı ise şu şekildedir: "...'la ilgili olarak ise başvurucunun söz konusu sınavda aldığı puanın hileyle alındığı yolunda H.S.G. adlı kişi tarafından ihbarda bulunulduğu, ayrıca yapılan incelemede, başvurucu ile %98 oranında aynı cevap desenine sahip B.Ö. adlı başka bir adaya ulaşıldığı bilgilerine yer verilmiştir. Bu bilgilerle birlikte başvurucunun şüpheli kabul edilen sınav puanının önceki sınavlarına kıyasen olağan dışı (%30) yükseldiği de dikkate alınarak başvurucunun sınavında olağan dışı durum tespiti yapılmıştır. Danıştay ilgili dairesi bu üç bulgudan hareketle başvurucunun sınav puanındaki artışın olağan dışı olduğunu kabul etmiştir.
(...)
Başvurucu ..., şüpheli olduğu kabul edilen 2007 Sonbahar ÜDS'den 82.500 puan; 2006 Sonbahar ve 2007 İlkbahar ÜDS'lerinden ise 63.750 almıştır. Bu durumda, başvurucu yedi aylık zaman dilimde sınav puanını 18.750 puan artmıştır. Danıştay kararında, ortalama bir çalışma ile elde edilebilecek nitelikte olan bu puan artışının neden olağan dışı kabul edildiğine dair bir açıklama bulunmamaktadır. Ayrıca başvurucu, şüpheli olduğuna dair herhangi bir iddia bulunmayan 2006 Sonbahar ve 2007 İlkbahar ÜDS'lerinden 63.750 aldığını, bu puanın doçentlik başvuru barajı için öngörülen 55 puan sınırının üzerinde olduğunu, dolayısıyla şüpheli kabul edilmeyen sınavları dikkate alındığında dahi doçentlik başvurusu için yeterliliğe sahip olduğunu belirtmiştir.
Ayrıca bahsi geçen Danıştay kararında, başvurucu hakkında bir ihbar mektubu olduğu belirtilmişse de başvurucu ile ihbarda bulunan H.S.G. adlı şahıs arasında nasıl bir bağ olduğuna dair herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Öte yandan Danıştay, aynı sınava giren B.Ö. adlı şahsın sorulara verdiği doğru ve yanlış cevapların %98 oranında başvurucuyla aynı olmasını, olağan dışı bir durum olarak kabul etmiştir. Ancak sınavlarda, yanlış şıklar arasında doğru şıkka çok yakın bir çeldirici şık bulunduğu düşünüldüğünde, adayların yanlış cevaplarının aynı şık üzerinde yoğunlaşması mümkündür. Özellikle de somut başvuruda olduğu gibi unvan kaybına yol açabilecek nitelikte ağır sonuçları olabilecek olağan dışı durum tespitine yönelik değerlendirmelerde, bu tespite yönlendiren her bir bulgunun ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, tek başına yeterliliği olmayan birden çok bulgunun bir bütün olarak değerlendirilmesinin varsayıma dayalı bir yoruma imkân sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Netice olarak her bir başvurucu yönünden eş değer sınava çağrılma suretiyle başlayan, bazı başvurucular için unvanlarının geri alınması ve üniversiteden ilişiklerinin kesilmesi ile sonuçlanan eğitim hakkına yönelik müdahalenin, idarece ve yargılama makamlarınca, zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğinin ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Eldeki başvuruda da Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan Özcan Bayrak kararında varılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır."
Buna göre; başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiğine dair Anayasa Mahkemesince yapılan tespit, Dairemizin 13/09/2018 tarih, E:2018/2786, K:2018/4415 sayılı sayılı kararından kaynaklandığından 6216 sayılı Kanunun 50. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün yukarıda yer verilen hükmü gereği Dairemizin söz konusu kararının kaldırılarak, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerekmektedir.
Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararında; dava konusu işlemin herhangi bir somut bilgi ya da tespite dayanmadığı, ihbar niteliğindeki bir dilekçe üzerine aynı sınava giren ve 85 puan alan bir başka kişiden hareketle %98 oranında aynı cevap desenine sahip olduğundan bahisle sınavın geçersiz sayıldığı, davacının ilgili kişiyle yakın ya da yan yana oturduklarına dair bir video kaydı, bilgi veya belge de sunulamadığı dikkate alındığında, sadece varsayımdan hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Söz konusu kararın, Anayasa Mahkemesini ihlal kararı vermeye yönelten sebepleri ortadan kaldırmaya yeter derecede açık ve makul gerekçe içerdiği anlaşıldığından, temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının belirtilen açıklama ile onanmasına karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dairemizin 13/09/2018 tarih, E:2018/2786, K:2018/4415 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
3. ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının belirtilen açıklama ile ONANMASINA,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrası yapılan yargılama gideri olan ...TL posta ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, temyiz aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta giderlerinin istek halinde taraflara iadesine,
5. 2577 sayılı Kanunun 20/B maddesi uyarınca kesin olarak, 13/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.