WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/6015 E.  ,  2023/5044 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/6015
Karar No : 2023/5044

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenilmesi üzerine Dairemizce verilen 09/10/2018 tarih, E:2018/3194, K:2018/5509 sayılı kesin karara yönelik yapılan bireysel başvuru sonrası Anayasa Mahkemesince verilen ... tarih ve ... başvuru numaralı karar ile hükmedilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü ... Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 2008 yılı ÜDS Mart Dönemi puanının olağandışı olarak değerlendirilmesi nedeniyle eşdeğer sınava çağrılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; her ne kadar 6114 sayılı Kanunun 9/8. maddesi davalı idareye sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması hâlinde adayların, maliyeti Başkanlık tarafından karşılanmak üzere Yönetim Kurulu kararı ile eşdeğer sınava çağırabilmesine olanak tanıyor ve yetki veriyor ise de, anılan maddede tanınan yetkinin Anayasamızda belirlenen hukuk devleti ilkesine uygun olarak kullanılması gerektiğinin açık olduğu, bakılan uyuşmazlıkta 2008 yılı ÜDS Mart Dönemi için davacının sınav sorularını önceden ele geçirdiği veyahutta kopya çektiği ya da sınavın tümü ile ilgili soruların önceden alındığı, toplu olarak kopya çekildiği vs. gibi herhangi bir durumun bu sınav bakımından mevcut olmamasına rağmen sadece davacının daha önceden girdiği sınavlarda aldığı notlar kıyaslanarak davaya konu işlemin tesis edildiği, bu şekilde yapılan bir değerlendirme sonucu 6114 sayılı Kanunun 9/8. maddesinde tanınan yetkinin kullanılmasının hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal edeceği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu eşdeğer sınava çağırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Danıştay Sekizinci Dairesi kararının özeti: Dava konusu işleme dayanak olan 6114 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 8. fıkrasının, davalı idarenin sınav güvenliğini sağlamak, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde adaylara fırsat eşitliği sağlama ve haksız kazancın önüne geçmek amacıyla gerek adli soruşturmalar ve gerekse kurum içinde yapılan analizlerde sınav sonucu kuşkulu bulunan adayların eşdeğer sınava tabi tutulması amacıyla öngörüldüğü, esasen davalı idarece ülke çapında uygulanan sınav iş ve işlemlerinde kamu yararının ve kamu düzeninin etkin bir biçimde sağlanması amacıyla getirilmiş bir düzenleme niteliğine sahip olduğu, bu kapsamda, 6114 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 8. fıkrasının lafzından, amacından ve gerekçesinden sayılan istisnai durum gözetilerek geçmişe etki yasağının dışına çıkılarak önceki olay, işlem ve eylemlere etki edecek şekilde bir düzenleme getirildiği anlaşıldığından eşdeğer sınava çağırılmaya yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuk devleti ilkesi ile kanunların geriye yürümezliği ilkesine aykırı davranıldığı yönündeki iddialara itibar edilmesine olanak bulunmadığı; öte yandan, adayın eşdeğer sınava çağrılabilmesi için sınav sonuçlarında olağandışı bulgulara rastlanılmış olmasının yeterli olduğu, bunun dışında adayın kopya çektiğine yahut kendisi yerine bir başka adayın sınava girdiğine yönelik herhangi bir tespitte bulunulmasının gerekli olmadığı, zira düzenlemeyle sınavlarda olağandışı bulgulara rastlanılması durumunda bu olağandışı bulguların bertaraf edilmesinin amaçlandığı, nitekim davacının da 2002-2008 yılları arası toplam 13 kez katıldığı yabancı dil sınavından 2006 ÜDS-2 döneminde en yüksek 56,25 puan aldığı, 2008 ÜDS-1 dönemi öncesi girdiği 2007 ÜDS-2 döneminde ise 40,0 puan aldığı, 2008 ÜDS-1 döneminde girmiş olduğu sınava ilişkin sonucun 78,75 puan olması sebebiyle sınav sonucunun olağandışı olduğu kabul edilerek adayın eşdeğer sınava çağrıldığı görüldüğünden, davalı idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı, hükmün kesinleşmesini müteakip Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... başvuru numaralı kararı ile başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... başvuru numaralı kararı ile başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, söz konusu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakta olup İdare Mahkemesi kararının, Anayasa Mahkemesini ihlal kararı vermeye yönelten sebepleri ortadan kaldırmaya yeter derecede açık ve makul gerekçe içerdiği anlaşıldığından, Dairemizin 09.10.2018 tarih ve E:2018/3194 K:2018/5509 sayılı kararının kaldırılarak temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/B maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) üzerinden kimlik bilgileri gizlenerek ... tarih ve ... sayılı başvuru üzerine davalı idarece söz konusu ihbara yönelik yapılan incelemede, davacının 2002-2008 yılları arasında 13 yabancı dil sınavına katıldığı, bunlardan en düşük 33,750; 2008 ÜDS-1 sınavı hariç en yüksek 56,250 puan aldığı, 8 yıllık ortalamasının 44,90 puan iken, 2008 ÜDS Mart Döneminden 78,750 puan aldığı, dolayısıyla bu sınav sonucunun hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilerek davacının 6114 sayılı Kanunun 9/8. maddesi uyarınca eşdeğer sınava çağrılmasına yönelik ÖSYM Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının alındığı ve bu durumun davacıya tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
İlgili Mevzuat:
6114 sayılı Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun'un "Sınav güvenliği" başlıklı 9. maddesinin 09.12.2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile eklenen 8. fıkrasında, "Sınavlardan sonra incelenen sınav belgelerinde, elektronik kayıtlarda veya yapılan analizlerde olağandışı bulgulara rastlanması halinde adaylar, maliyeti Başkanlık tarafından karşılanmak üzere Yönetim Kurulu kararı ile eşdeğer sınava çağrılabilir. Adayın sınavının geçerli sayılıp sayılmayacağına eşdeğer sınav sonuçlarına bakılarak Yönetim Kurulu tarafından karar verilir. Çağrıya rağmen eşdeğer sınava katılmayan adayın sınavı geçersiz sayılır." hükmüne yer verilmiş; Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Başkan, Başkan yardımcıları ve Yönetim Kurulu" başlıklı 348. maddesinin 6. fıkrasının (d) bendinde ise, "Gerekli hâllerde sınavların kısmen veya tamamen iptaline, ertelenmesine, adayların eşdeğer sınavlara alınmasına veya aday işlemlerinin geçersiz sayılmasına ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin başlatılmasına karar vermek", Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
Öte yandan 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" başlıklı 50. maddesinin birinci fıkrasında; "Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez."; ikinci fıkrasında, "Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." hükmü yer almıştır.
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün "İhlal kararı ve ihlalin giderilmesi" başlıklı 79. maddesinin birinci fıkrasında; "Bölüm, ihlalin bir mahkeme kararından kaynaklandığını tespit ederse; a) İhlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. İlgili mahkeme, Bölümün ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yapar ve mümkünse dosya üzerinden ivedilikle karar verir. (...)"; ikinci fıkrasında ise; "Bölüm kararında, gerekli görüldüğü takdirde Kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda ihlalin ve sonuçlarının hangi şekilde ortadan kaldırılabileceği hususunda yapılması gerekenler belirtilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... başvuru numaralı kararında, başvurucunun 9 yılı aşkın bir süre önce katıldığı söz konusu sınava ilişkin sonuç belgesinin bu süreçte sunulan kamusal makamlarca kabul edilerek başvurucunun akademik bir derece olan doktoraya başlamasını sağladığı, Kanunda öngörülen olağan dışı bulgulara rastlanması kriteri, sınav sonrası yapılacak tüm incelemeler yönünden getirilmekle birlikte başvurucunun oldukça uzun zaman sonra ortaya atılan bir iddia sonucunda eş değer sınava çağrılabilmesi için bu kriterin son derece katı bir şekilde uygulanması gerektiği, başka bir ifade ile kriterin sağlanması için basit ve soyut bir şüphenin yeterli olmayıp başvurucunun sınavda usulsüzlük yaptığının, yapılan bir usulsüzlüğe ortak olduğunun veya sonuçlarından faydalandığı bir usulsüzlüğün yapılmasına göz yumduğuna ilişkin bulgunun somut olarak ortaya konulmasının şart olduğu, başvurucunun, son iki sınavı arasındaki puan farkını sınavlar arasında geçen süre ve bu esnada dil yeteneğini geliştirmesi ile açıklamakta olduğu, bununla birlikte İhbar Değerlendirme Komisyonunca başvurucunun katıldığı sınavların ortalamasının ve başvurucunun katıldığı son iki sınavdaki başarı grafiğinden başka bir hususun dikkate alınmadığının görüldüğü, başvurucuya sınavda usulsüzlük yaptığına ilişkin açık bir suçlamada bulunulmadığı ve başvurucunun ilgili artışla alakalı açıklamalarının tümüyle anlamsız veya görülmemiş bir durum olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı gözetildiğinde eş değer sınava çağrılma için kanun tarafından aranan olağan dışı bulgulara rastlanması kriterinin -özellikle sınavın üzerinden geçen süre dikkate alındığında- karşılanmış olduğunun söylenemeyeceği, gerek ÖSYM gerekse Daire tarafından ortaya konulan gerekçede, başvurucunun eş değer sınava çağrılması ile ilgili olarak girdiği sınavların ortalaması ve son iki sınavı arasındaki puan farkı dışında başka hiçbir tespite yer verilmediği, ilgili tespitin kanun tarafından aranan olağan dışı bulgu kriterini karşılamaya yeterli olup olmadığının yukarıdaki değerlendirmeler ışığında tartışılmadığı, buna göre başvurucunun davanın sonucuna ilişkin temel iddialarının Daire tarafından karşılanmadığı gerekçesiyle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre; başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine dair Anayasa Mahkemesince yapılan tespit, Dairemizin 09.10.2018 tarih ve E:2018/3194 K:2018/5509 sayılı kararından kaynaklandığından 6216 sayılı Kanunun 50. maddesi ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün yukarıda yer verilen hükmü gereği Dairemizin söz konusu kararının kaldırılarak, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması gerekmektedir.
Temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararında; davalı idarece ihbar başvurusu ve sınavlardan alınan puanların kıyaslanması haricinde 2008 yılı ÜDS Mart Dönemi sınavının şaibeli bulunması ile ilgili başkaca herhangi bir somut gerekçe sunulmadığı, davacının sınav sorularını önceden ele geçirdiği veya kopya çektiği ya da sınavın tümü ile ilgili soruların önceden alındığı, toplu kopya çekildiği vs. gibi herhangi bir durumun bu sınav bakımından mevcut olmamasına rağmen sadece davacının daha önceden girdiği sınavlarda aldığı notlar kıyaslanarak dava konusu işlemin tesis edilmesinin hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkelerini ihlal edeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Söz konusu kararın, Anayasa Mahkemesini ihlal kararı vermeye yönelten sebepleri ortadan kaldırmaya yeter derecede açık ve makul gerekçe içerdiği anlaşıldığından, temyiz istemine konu İdare Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan davacı tarafından, 2008 yılı ÜDS Mart Dönemi sınav sonucu olağandışı değerlendirilerek eşdeğer sınava çağrılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 09.10.2018 tarih ve E:2018/3194, K:2018/5509 sayılı kararı ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi üzerine 01/03/2020 tarihinde yapılan Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil Sınavından (YÖKDİL) aldığı 63,75 puan ile doçentlik başvuru kriterini tekrar sağladığından bahisle ilgili sınavın eşdeğer sınav olarak kabul edilmesi amacıyla yaptığı başvurunun reddine yönelik ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan bir başka davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı iptal kararın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi üzerine yapılan temyiz başvurusu sonucu Dairemizin 17/02/2022 tarih ve E:2021/7450 K:2022/952 sayılı kararı ile bozma kararı verildiği, Bölge İdare Mahkemesince Dairemizin bozma kararına uyulmayarak ısrar kararı verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06.10.2022 tarih ve E:2022/1990 K:2022/2761 sayılı kararı ile 6114 sayılı Kanun'un 9/8. maddesi ile getirilen düzenlemede nihai amacın, sınavlarda olağandışı bulgulara rastlanılması durumunda bu olağandışı bulguların bertaraf edilmesi olduğu, özellikle doçentlik başvurularında kullanıldığı belirlenen ve olağandışı bulunan sınavlarla ilgili olarak söz konusu kuşkunun ortadan kaldırılmasına imkan veren ve geçerliliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen bir sınav olan YÖK-DİL sınavının da yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gerektiği, davacının 2008 ÜDS Mart Dönemi sınav sonucunu doçentlik başvurusunda kullandığı, davacının eş değer sınava girme işleminin kesinleştiği 2019 yılında yine Doçentlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 2/b hükmü ile Yükseköğretim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı uyarınca, doçentlik başvurularında YÖKDİL ve YDS'den alınacak puanların kullanılabileceğinin kararlaştırılması üzerine, doçentlik başvurusu için halihazırda geçerli olan sınavlardan biri olan YÖKDİL sınavına girerek doçentlik başvuru kriterleri arasında yer alan yabancı dil sınavı şartını yerine getirdiği ve 2019 Sonbahar döneminden itibaren YÖKDİL sınavlarının da ÖSYM Başkanlığınca yapılmaya başlandığı dikkate alındığında, ÖSYM Başkanlığı tarafından başkaca bir eşdeğer sınava çağrılmaması amacıyla YÖKDİL 2020 Mart dönemi sınav sonucunun geçerli sayılması yönündeki ÖSYM Başkanlığına yapılan başvurunun, YÖK-DİL'in YDS'ye eşdeğer sayılması talebi gibi değerlendirilerek reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmediği, bu nedenle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin ısrar kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozma kararı verildiği, söz konusu bozma kararına uyularak davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi üzerine Dairemizce 04.05.2023 tarih ve E:2023/1935 K:2023/2613 sayılı karar ile onama kararı verildiği anlaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dairemizin 09.10.2018 tarih ve E:2018/3194 K:2018/5509 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
3. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın belirtilen açıklama ile ONANMASINA,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrası yapılan yargılama gideri olan ... TL posta ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, temyiz aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta giderlerinin istek halinde taraflara iadesine,
5. 2577 sayılı Kanunun 20/B maddesi uyarınca kesin olarak 20/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.