Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/5668 E. , 2024/328 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/5668
Karar No : 2024/328
TEMYİZ EDENLER:
1- (DAVACILAR) Kendi Adlarına Asaleten …'e Velayeten …, …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Atatürk İlköğretim Okulu 2/G sınıfı öğrencisi olan …'in 03/06/2014 tarihinde tenefüs saatinde temizlik personeli tarafından sınıf kapı kolunun hızla açılması sonucunda gözünden yaralanarak, yüzde yüz görme kaybına uğraması nedeniyle idarenin hizmet kusuruna binaen uğranılan zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla … için 100.000,00-TL maddi, 75.000,00-TL manevi, baba için 1.000,00-TL maddi, 45.000,00-TL manevi, anne için 45.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 266.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay 8. Dairesinin 01/07/2022 tarih ve E:2019/5893, K:2022/4574 sayılı kararıyla kısmen onanması, kısmen bozulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince bozma kararına uyularak … tarih ve E…. K…. sayılı karar ile dosyanın Mahkemeye gönderilmesi üzerine, dava dosyası yalnızca davacı çocuk için hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden incelenmek suretiyle, maddi tazminata ilişkin olarak davacı çocuk …'in 2.340.648,00-TL zararının %100 oranında kusurlu olduğu sabit olan davalı idarece karşılanması gerektiği; dava konusu olayın meydana geliş şekli ve idarenin kusurlu sorumluluğu dikkate alındığında, davacı …'in sürekli iş gücü kaybı nedeniyle duyduğu elem ve sıkıntılar ile olayın ağırlığı dikkate alınarak 75.000,00-TL manevi tazminatın tamamının ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar ve davalı idare tarafından, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Kararın düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacılar tarafından, Atatürk İlköğretim Okulu 2/G sınıfı öğrencisi olan …'in 03/06/2014 tarihinde tenefüs saatinde temizlik personeli tarafından sınıf kapı kolunun hızla açılması sonucunda gözünden yaralanarak, yüzde yüz görme kaybına uğraması nedeniyle idarenin hizmet kusuruna binaen uğranılan zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla … için 100.000,00-TL maddi, 75.000,00-TL manevi, baba için 1.000,00-TL maddi, 45.000,00-TL manevi, anne için 45.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 266.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Kararın esasının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu Kararın yasal faize ilişkin kısmı yönünden:
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü eklenmiştir.
Nitekim, 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde Ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; meydana gelen zararların tespiti amacıyla İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacılar tarafından ıslah edilen bu yeni zarar miktarının; olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istedikleri gerçek zararları olduğu açıktır.
Bu durumda; Mahkeme kararında, "2.340.648,00-TL maddi tazminatın 100.000,00-TL'sinin idareye başvuru tarihi olan 03/11/2014 tarihinden, 2.240.648,00-TL'sinin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olan 13/03/2023 tarihinden itibaren... işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacı çocuk …'e ödenmesine" ibaresinin "2.340.648,00-TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 03/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacı çocuk …'e ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Temyize konu Kararın yargılama giderlerine yönelik kısmının incelenmesi:
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 'Mevzuu' başlıklı 2. maddesinde; yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu, 'Mükellef' başlıklı 11. maddesinde; genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca konu işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu, 'Harçdan müstesna işlemler' başlıklı 13. maddesinin (j) fıkrasında; Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan muaf olduğu belirtilmekle birlikte, parantez içi hükmünde yukarıdaki işlemlerin hesaplanacak harçlarının, Genel Bütçeye dahil idarelerin haklılığı nispetinde karşı taraftan tahsiline igili yargı merciince karar verileceği düzenleme altına alınmış olup, 'Harç alma ölçüleri' başlıklı 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı, 'Değer esası' başlıklı 16. maddesinde; değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu, 'Harcın nispeti' başlıklı 21. maddesinde; yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği, 'Nispi harclarda ödeme zamanı' başlıklı 28. maddesinde ise; (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın verilmesinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Yargılama giderlerine hükmedilmesi' başlıklı 332. maddesinde; "Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir. Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır." hükmü yer almıştır.
İdare Mahkemesi kararında; "davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf aşamasında alınmayan 85,70-TL istinaf başvuru harcı, temyiz aşamasında alınmayan 218,50-TL temyiz başvuru harcı ve 92,50-TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 396,70-TL harcın haksızlık oranında (%2,40) 9,52-TL'sinin işbu kararın tebliği tarihini izleyen 30 gün içerisinde davacılar tarafından tamamlanmasına, aksi halde davacılardan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, yargılama giderlerine hükmedilmesi kamu düzeninden olup re'sen incelenerek, bu kapsamda yapılan değerlendirmelerin aleyhe bozma yasağı kapsamı dışında olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu kapsamda; hüküm fıkrasında yer alan "davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf aşamasında alınmayan 85,70-TL istinaf başvuru harcı, temyiz aşamasında alınmayan 218,50-TL temyiz başvuru harcı ve 92,50-TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 396,70-TL harcın haksızlık oranında (%2,40) 9,52-TL'sinin işbu kararın tebliği tarihini izleyen 30 gün içerisinde davacılar tarafından tamamlanmasına, aksi halde davacılardan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" ibaresine "geriye kalan 387,18-TL'nin davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına" ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yasal faizin başlangıç tarihi yönünden oyçokluğuyla; yargılama giderleri yönünden oybirliğiyle yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından taraflara iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 01/02/2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY : (X)- Dava; davacılar tarafından, Atatürk İlköğretim Okulu 2/G sınıfı öğrencisi olan …'in 03/06/2014 tarihinde tenefüs saatinde temizlik personeli tarafından sınıf kapı kolunun hızla açılması sonucunda gözünden yaralanarak, yüzde yüz görme kaybına uğraması nedeniyle idarenin hizmet kusuruna binaen uğranılan zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla … için 100.000,00-TL maddi, 75.000,00-TL manevi, baba için 1.000,00-TL maddi, 45.000,00-TL manevi, anne için 45.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 266.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Davaya konu uyuşmazlık, hukuka aykırı haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilden doğan tazminat borçlarında temerrüt, haksız fiil tarihinde kendiliğinden gerçekleşir. Bu itibarla ayrıca bir bildirim yapılmasına gerek yoktur.
Bu durumda, Dairemizin 01/07/2022 tarih ve E:2019/5893, K:2022/4574 sayılı kararının bozmaya ilişkin kısmında faizin başlangıç tarihine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığından 2577 sayılı Kanun'un 50/4 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı dikkate alındığında; davacılar tarafından da talep edildiği üzere, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi ve temyize konu kararın tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmının belirtilen şekilde düzeltilmesi gerektiği görüşüyle bu kısma yönelik çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!