WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/5315 E.  ,  2023/4693 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/5315
Karar No : 2023/4693

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde ... olarak görev yapan davacı tarafından, 2005 yılı ÜDS Mart Dönemi puanı olağandışı değerlendirilerek eşdeğer sınava çağrılması üzerine YÖK-DİL 2022 sınavından 48,75 puan aldığından bahisle hakkında başlatılan sürecin durdurulması için gerekli işlemlerin yapılması talebiyle 18/04/2022 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 01/02/2017 tarihli toplantısında YÖK-DİL'in doçentlik başvurusunda geçerliliği olan bir sınav olduğuna ilişkin karar alınmış ise de, işbu davada uyuşmazlığın, doçentlik başvuru koşulu olan yabancı dil puanının sağlanıp sağlanmadığına ilişkin olmaması; YÖK-DİL sınavının YDS sınavına eşdeğer sayılıp sayılmayacağına ilişkin olması ve Doçentlik Yönetmeliği hükümlerine göre doçentlik başvurularında kabul edilecek yabancı dil sınavlarını belirleme yetkisinin münhasıran Yükseköğretim Kurulu'na ve yapılacak başvuruları değerlendirme yetkisinin de Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı'na verilmiş olması; ÖSYM Başkanlığı'nın herhangi bir sınavı doçentlik kriteri olarak belirleyebilmek açısından bir yetkisinin de bulunmadığı, dolayısıyla YÖK-DİL sınavının YDS ile eş değer sınav olarak kabulü mümkün olmadığından, davacı hakkında başlatılan ve kesinleşen eş değer sınava çağrılma sürecinin akabinde YÖK-DİL sınavında alınan puan dikkate alınarak sürecin sonlandırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, YDS ile YÖK-DİL sınavının eşdeğer kabul edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin ve bu işlemin dayanağı olan 25/02/2016 tarihinde güncellenen "Yabancı Dil Sınavları Eşdeğerlikleri Tablosunun" iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 12/05/2020 tarih ve E:2019/4361 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının, 2005 yılında katıldığı Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı (Sonbahar Dönemi) sonucunun olağandışı değerlendirilmesi neticesinde eşdeğer sınava çağrılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı yazı ile bildirilen … tarih ve … sayılı Yönetim Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesi'nce davanın reddi yönünde verilip kesinleşen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 03/11/2022 tarihli ve B.No:2019/14060 sayılı kararıyla, davacının eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine, yeniden yapılan yargılama sonucunda ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile '' davacı hakkında düzenlenen aday değerlendirme raporuna göre, davacının yıllar itibariyle girdiği tüm sınav sonuçları incelendiğinde, ÜDS 2001 İlkbahar dönemi sınav sonucunun 31,25 puan, ÜDS 2001 Sonbahar Dönemi sınav sonucunun 41,25 puan, KPDS 2003 Sonbahar Dönemi sınav sonucunun 22 puan, ÜDS 2004 İlkbahar Dönemi sınav sonucunun 26,25 puan ve ÜDS 2005 Sonbahar Dönemi sınav sonucunun 70 puan olduğu, davacının sadece şüpheli bulunan sınavda genel not ortalamasının üzerinde puan aldığı, şüpheli bulunan sınav sonucu ile diğer sınav sonuçları mukayese edildiğinde, davacının aldığı en yüksek puanının hayatın olağan akışına uygun olmayan bir artış gösterdiği sonucuna varılarak dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davacının anılan sınavda kopya çekme veyahut davacı yerine sınava başka bir kimsenin girmesi yönünde davalı idarece somut herhangi bir tespitin dosya kapsamında yer almadığı, öte yandan, davalı idarenin aday değerlendirme raporunda, davacının sınav sonuçları incelenirken sınav sonuçlarının o yıl için sınava giren bütün adayların genel not ortalamasının altında kalıp kalmadığı şeklinde bir ölçüte yer verildiği anlaşılmakta ise de, objektif bir değerlendirmenin yapılabilmesi için şüpheli bulunan sınav ile bir önceki sınav arasında geçen zaman diliminin de göz önünde bulundurulması gerektiği, şüpheli bulunan sınav ile bir önceki sınav arasında uzunca sayılabilecek bir zaman diliminin bulunması durumunda, adayın aldığı yabancı dil kurslarıyla ve çalışmasına bağlı olarak bu süreçte puanını önemli düzeyde artırmasının mümkün olduğu, davacının da dil kursuna gittiği ve özel dersler aldığı yönündeki iddiası değerlendirildiğinde, şüpheli bulunan ÜDS 2005 Sonbahar Dönemi sınavı ile bir önceki ÜDS 2004 İlkbahar (Mart) Dönemi sınavları arasında yaklaşık 1 yıl 8 aylık bir zaman diliminde adayın puanını 26,25 puandan 70,00 puana çıkarmasının olağandışı olarak kabulünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, 6114 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, uygulanan sınavlarda gerekli her türlü güvenlik önlemlerinin alınması görevinin davalı idarenin sorumluluğunda olduğu, bu çerçevede davacının girmiş olduğu ÜDS 2005 Sonbahar Dönemi sınavında sınav güvenliğinin ihlali sonucunu doğurabilecek herhangi bir somut ve nesnel bir bulguya rastlanılmamış olması karşısında eşdeğer sınava çağrılması yönünde tesis edilen işlemin sorumluluğunun davacıya yükletilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın özünü oluşturan maddi olayla ilgili benzer bir davada (Mürsel Eren-Türkiye) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin konu ile ilgili almış olduğu ihlal kararı da göz önünde bulundurularak, hakkında somut bir tespite yer verilmeksizin davacının eşdeğer sınava çağrılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı'' gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz isteminin de Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/03/2023 tarih ve E:2023/1654, K:2023/1329 sayılı kararı ile reddedilerek, kararın onanmak suretiyle kesinleştiği, bu durumda, davacının eşdeğer sınava çağrılmasının yargı kararı ile hukuka aykırı bulunduğu hususu ile 2019 Sonbahar döneminden itibaren YÖKDİL sınavlarının da ÖSYM Başkanlığınca yapılmaya başlandığı hususu birlikte dikkate alındığında, davacının ÖSYM Başkanlığı tarafından başkaca bir eşdeğer sınava çağrılmaması (eşdeğer sınava çağrılma sürecin durdurulması) amacıyla YÖKDİL 2022 sınav sonucunun geçerli sayılması yönündeki ÖSYM Başkanlığına yapılan başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, YÖK-DİL sınavının YDS'ye eş değer sayılmasının yürürlükteki mevzuat kapsamında mümkün olmadığı, 6114 sayılı Kanunun 7. maddesinin 6. fıkrası gereğince eşdeğerlik talepleri hususunda ÖSYM'nin yetki alanına sadece uluslararası düzeyde gerçekleştirilen sınavların girdiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak 13/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.