WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/3950 E.  ,  2023/4655 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/3950
Karar No : 2023/4655

DAVACI : 1- ...
2- …Çevre Derneği
3- …Çevre Derneği
4- … Derneği
5- … Derneği
6- …Çevre Koruma Derneği
7- …Çevre Koruma Derneği
8- …Doğa ve Çevre Derneği
9- …Çevre ve Kültür Platformu Derneği
10- …Derneği
11- …Doğa ve Çevre Derneği
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : …

DAVANIN ÖZETİ : 26/05/2022 tarih ve 31847 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25/05/2022 tarih ve 5609 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari Davaların Açılması" başlığını taşıyan 3. maddesinde; davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin belirtileceği; dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği; dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; 15/1-d maddesinde ise; 14. maddenin 3/g bendinde yazılı hallerde otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği, belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un 5. maddesinde "(1) Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir.
(2) Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir." hükmü düzenlenmiştir.
İdari yargılama usulünde geçerli olan resen araştırma ve yazılılık ilkesi gereği dava dilekçelerinin, 2577 sayılı Kanun'da belirtilen şekil kurallarına uygun bir biçimde ve yargılamanın gerektirdiği bilgileri içerecek nitelikte düzenlenmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi yönünden incelenmesi:
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte; her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile bu işleme karşı dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.
Dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşulu olup bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamaz. İptal davasının içtihatla ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Menfaat ihlalinin olup olmadığının saptanabilmesi için ise öncelikle davacının iddialarının ele alınması gerekmektedir.
Dairemizin 14/03/2023 tarih ve E:2022/5815, K:2023/1192 sayılı kararıyla; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının iptal edilmesinde davacıların her birinin sahip olduğu menfaat bağını ayrı ayrı ortaya koyan somut bir açıklamada bulunulması ve davacı derneklerin tüzüklerinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmadığı; davacıların hak ve menfaatlerinde birliktelik olmadığı ve dava konusu işlemin birden fazla ili ilgilendirmesi nedeniyle uyuşmazlığın menfaat bağı bulunan ile yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle de dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine uygun bulunmadığı belirtilerek dilekçenin reddine karar verilmiştir.
Dairemizin anılan kararı üzerine yenilenen dava dilekçesinde; davacıların dava açmakta sahip oldukları menfaat bağına ilişkin olarak yapılan açıklamalarda, çevre ve doğanın korunması, iklim krizi ile çevre hakkı, yaşam hakkı, hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkından bahsedilerek menfaatin geniş yorumlanması gerektiğinin belirtildiği görülmektedir.

Anayasa'nın 56. maddesindeki düzenleme dikkate alınmak suretiyle gerek çevre gerek tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanması gerektiği sonucuna varılabilir ise de, taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, her uyuşmazlığın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Söz konusu menfaat bağı, bir objektif ehliyet koşulu olarak değil, subjektif ehliyet koşulu olarak arandığından her bir uyuşmazlık özelinde tekrar ele alınmakta, dava dilekçesinde yapılan açıklamalar ve sunulan bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirme yapılarak davacının dava açmakta ehliyetli olup olmadığına karar verilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde söz konusu Cumhurbaşkanı Kararının iptal edilmesinde davacıların her birinin sahip olduğu menfaat bağına ilişkin somut bir açıklamada bulunulmaksızın menfaate ilişkin genel açıklamalara yer verildiği görülmektedir.
Davacıların bir kısmının çevre ve doğa derneği olması nedeniyle söz konusu derneklerin kuruluş mevzuatında yer verilen amaçları, çalışma konuları, faaliyet alanları vb. doğrultusunda çevrenin ve doğanın korunması ile çevre hakkının savunulması gibi bir işlev yüklenmiş olmaları halinde, bu çerçevede kurulan menfaat bağının yeterli olduğu kabul edilebilir ise de, gerçek kişilerin belirtilen hususlar yönünden tüzel kişilerle aynı kapsamda değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu nedenle davacı İsmail Hakkı Atal yönünden dava konusu işlemin iptalini istemekteki hak veya menfaatinin ne olduğunun, başka bir anlatımla, dava konusu işlemin, davacı gerçek kişinin hangi kişisel, meşru ve güncel menfaatini ihlal etmekte olduğunun somut olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Ayrıca, dava dilekçesine davacı derneklerin bir kısmının tüzükleri eklenmiş ise de, dilekçe ekinde diğer derneklere ait tüzüklere yer verilmediği görülmüştür.
Bu durumda, dava dilekçesinde her bir davacı yönünden (gerçek ve tüzel kişilerin her biri için ayrı ayrı) dava konusu işlemin iptalini istemek açısından sahip olunan hak veya menfaatin açıkça ortaya konulması ve davacı derneklerin amacı, çalışma konuları, faaliyet alanı, üyelik işlemleri, organları vb. hususları içeren kuruluş mevzuatının (Dernek Tüzüğü vs.) eksiksiz şekilde eklenilmesi gerektiğinden, dava dilekçesi bu yönüyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmamıştır.
Dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi yönünden incelenmesi:
Yukarıda ilgili kısmına yer verilen mevzuata göre, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak ve menfaatlerinde iştirak bulunması zorunludur.
Bu durumda, davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması şartı yanında, müşterek dilekçe ile dava açılabilmesi için davacıların hak ve menfaatlerinde de birliktelik

bulunması gerekmekte olup, dava konusu işlem açısından davacıların hak ve menfaatlerinde iştirak bulunmamıştır.
Diğer taraftan, dava konusu işlemde birden fazla ilde bulunan bazı alanların orman sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiş olup, her bir il, ilçe, mahalle bazında işlem ayrı ayrı değerlendirileceğinden davacı dernekler ile İsmail Hakkı Atal'ın dava konusu işlemde yer alan illerden hangisi ile menfaat bağı varsa o ile yönelik olarak ayrı ayrı dava açmaları gerekmektedir.
Sonuç olarak, müşterek dilekçeyle açılan davanın 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesine aykırı olduğu, bu itibarla, tüzüklerinde benzer veya ortak amacı güden dernekler tarafından sahip olunan menfaatin ortaya konulması şartıyla ve ilgili bulunulan, menfaat ilişkisi kurulabilen her bir il yönünden ayrı ayrı olmak üzere birlikte dava açılabileceği, davacı gerçek kişi bakımından ise sahip olunan menfaatin somut şekilde gösterildiği il yönünden ayrı dava açılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun bulunmayan DAVA DİLEKÇESİNİN aynı Kanunun 15. maddesinin 1/d bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde usulüne uygun biçimde düzenlenecek ayrı ayrı dilekçeler ile gerekli harç ve masrafları yatırılmak suretiyle yeniden dava açılabilmek üzere REDDİNE,
2. 2577 sayılı Kanun'un 15/5. maddesi hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddine karar verileceğinin davacıların vekiline bildirilmesine,
3. Aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, davanın yenilenmemesi durumunda artan posta gideri ile kullanılmayan …TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacılara iadesine, dilekçenin bir örneğinin davacılara gönderilmesine,
13/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.