Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/2602 E. , 2024/2569 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/2602
Karar No : 2024/2569
Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davalı) … Kurulu Başkanlığı
Vekili : Av. …
2- (Davalı Yanında Davaya Katılan)
… Üniversitesi
Vekili : Av. …
Karşı Taraf (Davacı) : …
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemlerin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
Dava, davacının Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak çalıştığı dönemdeki eylem ve işlemleriyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde öngörülen suçu işlediğinden bahisle kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dairemizin 28/01/2021 tarih ve E:2018/4216, K:2021/439 sayılı bozma kararında; lüzum-u muhakeme sürecinin de devam ettiği, davacının rektör yardımcısı sıfatıyla bilimsel araştırma projeleri birimi komisyon başkanı olarak görev ve sorumluluğunun bulunduğu bilimsel araştırma projelerinde yapılan usulsüzlüklere ilişkin tesis edilen disiplin cezasına dayanak her bir fiil için yeniden değerlendirme yapılmasının istenilmesi üzerine; … İdare Mahkemesi tarafından, bozma kararına uyulmak suretiyle temyize konu kararında; Ankara Üniversitesi Rektörlüğünce yapılan ceza soruşturması sonucunda hazırlanan 04/06/2021 tarihli fezlekenin Son Soruşturma Yetkili Kurulunun … tarihli toplantısında alınan … sayılı karar ile görüşüldüğü ve davacı ile ilgili olarak davacının hangi eylemlerinin suça sebebiyet verdiğinin açık bir şekilde ortaya konulmadığı, fezlekenin değerlendirme kısmı ile sonuç kısmında çelişkiler bulunduğu, bu haliyle teklifin karara bağlanamayacağı gerekçesiyle eksikliklerin tamamlanması için Üniversitesine iade edildiği, Danıştay Birinci Dairesi'nin 15/10/2019 tarih ve E:2019/1411, K:2019/1405 sayılı kararı uyarınca müdahil Ankara Üniversitesi Rektörlüğünce hazırlanan 04/06/2021 tarihli fezleke ile davacıya isnat edilen eylemler değerlendirildiğinde, dava konusu olan kamu görevinden çıkarma cezasına ilişkin süreçte hazırlanan soruşturma raporu ve soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgelerden farklı bir tespit veya delilin 04/06/2021 tarihli fezleke ile ortaya konulamadığı, 04/06/2021 tarihli fezleke ile yapılmaya çalışılan hususun şüphelilerin hangi eylemleri ile hangi suçu işlediğinin ortaya konulmaya çalışılmasından ibaret olduğu, yargılamaya konu maddi olayla ilgili olarak Mahkemenin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararında yer verilen değerlendirmeden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin konuyla bağlantılı E:2022/4558 sayılı dosyasında verilen 12/04/2023 tarihli Ara kararı ile davalı idareden; "Fezlekede yer alan tekliflerin Son Soruşturma Yetkili Kurulunda görüşülüp görüşülmediği, görüşüldüyse verilen kararın onaylı örneği; fezlekede yer alan tekliflere ilişkin olarak Son Soruşturma Yetkili Kurulunda karar verilmediyse, konunun bu kadar zaman almasına neden olan sebeplerin sorulmasına ve konuya ilişkin işlem dosyası ile tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneğinin istenilmesine" karar verilmiştir.
25/05/2023 tarihinde kayıtlara alınan cevabi yazı ekinde yer alan … tarih ve … sayılı Son Soruşturma Yetkili Kurulu Ek Kararında; rektörün bizzat görev ve makamı başında olmasına rağmen yasal görev tanımına ve yetkisine girmediğini bildiği/bilmesi gerektiği halde kendiliğinden devreye giren davacının, BAP koordinatörü sıfatıyla akademik ve idari görev yapan I.H.K.'nın yerine vekaleten atadığı kişilere isnat edilecek şekilde proje yürütücülerinin adına düzenlenmiş sahte belgelerle kapalı projeler üzerinden usulsüz şekilde harcama yapılması, buna karşılık firmalara yapılan ödemelerin bir kısmının veya tamamının BAP çalışanı E.D. marifetiyle geri alındığı, A.R.G ve A.K.Y.nin ise vekaleten yetkilerini usulen kullanmakla birlikte usulsüzlüklere iştirak iradesi ile katılarak eylemde bulundukları sübuta elverişli maddi delillerle ortaya çıktığından, davacının üzerine atılı resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının işlendiği gerekçesiyle davacı hakkında lüzum-u muhakeme kararı verilmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 'Kamu Görevinden Çıkarma' başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında sayılmış, 'Ceza Kovuşturması ile Disiplin Kovuşturmasının Bir Arada Yürütülmesi' başlıklı 20. maddesinde; "Aynı olaydan dolayı yönetici, öğretim elemanı, memur veya diğer görevliler hakkında ceza muhakemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Sanığın Ceza Kanunu’na göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz. Disiplin soruşturması veya sonuçları, ceza soruşturmasını etkilemez." hükmüne yer verilmiştir.
09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle değiştirilen 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 'Kamu görevinden çıkarma' başlıklı 6. bendinin (c) alt bendinde, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarmayı gerektiren eylemler arasında sayılmış olup 27. maddesiyle değiştirilen 53/A maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde; "Bir fiilden dolayı ilgili hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olması, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur.", (o) bendinde; "Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez." hükümleri yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğü'nde 31 adet projede usulsüz alım gerçekleştirildiği ihbarı üzerine, anılan Üniversite tarafından yapılan inceleme sonucunda, BAP Koordinatörlüğü'nde, projelerin gerek kesin raporunun kabul edilmesinden önce, gerekse kabul edildikten sonra, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımların yapıldığı, yapılan alımlarda proje yürütücüsü olan öğretim üyelerinin imzalarının taklit edildiği, proje öngörüsünde yer almayan kalemlerin proje yürütücüsünün haberi olmadan öngörülere eklendiği, satın alımların yapıldığı veya yapılmış gibi gösterildiği, satın almaların doğrudan temin sınırları içinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunluğunun aynı firmalar üzerinden yapıldığı, anılan birimdeki personelin anılan usulsüz işlemleri dile getirmesine rağmen ilgililerin kayıtsız kaldığı, usulsüz izin onayları ve yetki devirleri ile hukuka aykırılıkların oluşumuna sebebiyet verildiği, bu usulsüzlüklerin ve haksız kazanç elde etmelerin gerçekleşmesine göz yumulduğunun tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine konunun Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığına iletildiği, anılan birim tarafından yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan raporda, davacının Komisyon Başkanı olarak görev yaptığı birimde, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımlar yapıldığı ve proje bütçesinden yaklaşık 888.117,13-TL'nin tedarikçi firmaların hesabına aktarılarak kurumun zarara uğratıldığı, bu suretle 34 ayrı sahte ihtiyaç formundan henüz iki yıllık zamanaşımı dolmayan 12 adedi için müteaddit defa aynı fiili aynı amaca yönelik işleyen davacının Yönetmeliğin 11. maddesinin (e) bendinde yer alan disiplin suçunu işlemesi nedeniyle kamu görevinden çıkarma cezası ile tecziye edilmesinin teklif edilmesi üzerine, tesis edilen Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun 22/05/2014 tarih ve 2014/51 sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kişilerin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu hizmetinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Öte yandan, ceza hukuku ile disiplin hukuku arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçları bakımından farklılıklar vardır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin ilgili hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde ceza yargılaması sonucu verilen karar, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyecektir. Aksi uygulama, disiplin hukukunun amacı ve kendine özgü kurallarıyla bağdaşmamaktadır.
İdari yargı mercilerince, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak dava dosyasındaki disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi, belgeler ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi esas olup, maddi olayın açıklığa kavuşturulması için resen araştırma yetkisi kapsamında ceza yargılaması sırasında alınan sanık ve tanık ifadeleri, bilirkişi raporları gibi maddi delillerin ve yargılama sonucunda verilen ceza mahkemesi kararının ve bu karardaki tespitlerin kullanılması da mümkündür.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları uyarınca, disiplin soruşturması ve ceza yargılaması süreçlerinin birbirinden bağımsız olduğu, hukukumuzda hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin bir düzenleme olmadığı, kamu hizmeti/öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu, dolayısıyla ceza kovuşturması neticesinde verilmiş olan kararın disiplin hukuku açısından kişilere yöneltilen suçlamanın yüz kızartıcı ve utanç verici bir suç olup olmadığının tespiti için disiplin makamlarına ve idari yargı mercilerine sadece karine teşkil edeceği, zira ceza hukuku ile disiplin hukukunun ilke ve esasları ile koruduğu menfaatlerin farklılık arzettiği, ceza kanunlarına göre suç teşkil etmeyen bir fiilin disiplin mevzuatına aykırılık teşkil etmesi ve cezalandırılmasının mümkün olduğu, aksi durumun kabulü halinde disiplin hukuku ve idari yargı mercilerinin işlevsiz hale geleceği tartışmasızdır.
Uyuşmazlıkta, dava dosyasında ve UYAP sisteminde yer alan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, 26 projede gerek kesin raporun kabul edilmesinden önce gerekse kabul edildikten sonra projelerde kalan paralarla alınmayan araç ve gereçlerin alınmış gibi gösterildiği, proje yürütücüsü öğretim üyelerinin imzalarının taklit edilerek sahte imza kullanıldığı, satın alımların doğrudan temin sınırları içerisinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunlukla aynı firmalar üzerinden yapıldığı, konuya ilişkin alınan personel ifadelerinde usulsüz işlemlerin dile getirilmesine rağmen konuya kayıtsız kalınıldığı, yaklaşık zararın 888.117,13-TL olduğu, davacının rektör yardımcısı sıfatıyla bilimsel araştırma projeleri birimi komisyon başkanı olarak görev ve sorumluluğunun bulunduğu projelerde gerçekleştirilen usulsüzlüklerden doğrudan sorumluluğunun bulunduğu, sübuta eren eylemlerinin disiplin soruşturması kapsamında kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu, bu fiillerin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, davacı tarafından, hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararına karşı yapılan itiraz üzerine Danıştay Birinci Dairesi'nin 15/02/2024 tarih ve E:2024/247, K:2024/246 sayılı kararıyla; lüzum-u muhakeme kararı onanarak, davacının eylemlerine uyan Türk Ceza Kanunu'nun 158. ve 204. maddeleri gereğince yargılanmasına, yargılamanın … Asliye Ceza Mahkemesinde yapılmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 03/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!