WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/2179 E.  ,  2023/4479 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/2179
Karar No : 2023/4479

DAVACI : … Tabip Odası
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR: 1- … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Av. … - Av. …
2- … Merkezi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU:
27/01/2023 tarihinde ÖSYM sayfasında yayımlanan 2023 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'nın 1. Dönem Başvuru Kılavuzu'nun 4. sayfasında yer alan "İlgili kurumlar tarafından, 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesi ile 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi kapsamında durumu tespit edilen adayların tercihleri değerlendirmeye alınmaz." ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Daha önce yayımlanan Kılavuzlarda bu ibarenin yer almadığı, 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesinin olağanüstü geçici tedbir niteliği taşıdığı, dolayısıyla bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesinin hukuki olmadığı, adayların tercihlerinin değerlendirme dışı bırakılmasına gerekçe olan 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesinin yürürlük süresinin 4 yıl olduğu ve bu sürenin 31/07/2022 tarihinde dolduğu, dava konusu düzenleme ile Geçici 35. maddeye göre kamudan ihraç edilen tıpta uzmanlık sınavına giren adayların kamuda istihdam edilmemelerinin amaçlandığı, tıpta uzmanlık’ın niteliği itibariyle bir eğitim olduğu, dava konusu düzenleme ile eğitim hakkının kısıtlandığı, uzman hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında çalışabileceği gibi mesleği serbest olarak da icra etme hakkına sahip olduğu, pratisyen hekim olarak özel hastanelerde çalışabilen ve bu şekilde kamu hizmet etmiş olan ilgili kişilerin eğitimin bir parçası olarak uzmanlık eğitiminden sonra özel hastanelerde çalışarak kamuya hizmet etmelerinde de bir sorun olmayacağı, adayın tercihi sonrasında arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması yaptırılarak gerekli görülmesi halinde kişilerin eğitime başlatılmayabileceği, dava konusu düzenlemenin orantısız bir müdahale olduğu iddia edilmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI :
… BAKANLIĞININ SAVUNMASI : Uzmanlık eğitimine başlamanın ve bu eğitime devamın uzmanlık öğrencisinin tabi olduğu mevzuatın cevaz vermesine bağlı olduğu, başka bir ifadeyle sırf sınavda başarı ve yerleştirme işleminin uzmanlık öğrencisi statüsü kazandırmadığı, dolayısıyla kamu görevine girişe veya kamu görevine devama engel bir hukuki durum mevcut ise bunun uzmanlık eğitimine de engel olduğu, 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi çerçevesinde 2023 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı 1. Dönem Başvuru Kılavuzu’nun ÖSYM’nin internet sitesinde yayımlandığı e Kılavuz’un 4. sayfasında dava konusu düzenlemeye yer verildiği, davaya konu düzenlemenin 375 sayılı KHK’nın emredici hükümlerinin bir gereği olduğu, üst hukuk normlarına uygun olduğu, göreve başlatılamayacak olanların yerleştirmelerinin yapılmamasının, boş kalan kadroların kamu hizmetini ve uzmanlık eğitimini kesintiye uğratmaması bakımından gerekli olduğu, devlet üniversiteleri ile vakıf üniversiteleri arasında sunulan hizmetin kamu hizmeti olması bakımından bir farklılık bulunmadığı, vakıf üniversiteleri öğretim elemanları ile devlet üniversiteleri öğretim elemanlarının aynı statüde olduğu, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

… BAŞKANLIĞININ SAVUNMASI : Devlet Personel Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı yazısında; yerleştirme ile atama farklı birer idari işlem olmakla birlikte; yerleştirme işlemlerinin doğrudan kamu görevlerine atanacakları belirlemek amacıyla yapıldığının, ilgililerin bahsi geçen KHK’lar uyarınca yerleştirilseler dahi atamalarının mümkün olmadığının ve tercih ettikleri kadro ve pozisyonlara yerleştirilmeleri halinde, bu durumun kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet açığına ve ayrıca atanmayı haiz diğer adayların mağduriyetine neden olacağı dikkate alınarak, söz konusu adayların KPSS 2017/2 yerleştirme işlemlerine dahil edilmemesinin uygun olacağının değerlendirildiği, … tarih ve … sayılı Başkanlıkları Yönetim Kurulu Kararı’nda, Devlet Personel Başkanlığı’nın ilgili görüşüne istinaden, Devlet Personel Başkanlığı’nın sağlamış olduğu servis üzerinden sorguların yapılmasına ve sorgulama sonucu gelen verilerde kamu görevinden çıkarıldığı tespit edilen adayların kamu kurum ve kuruluşlarına yerleştirme işlemlerine dahil edilmemesine, bu durumun sonuç ekranına yansıtılmasına ve bu adaylara bilgi verilmesine karar verildiği, Başkanlıklarının uygulayıcı konumunda olduğu, Kılavuz’a eklenen hükmün Sağlık Bakanlığı tarafından kendilerine iletildiği, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 27/01/2023 tarihinde ÖSYM sayfasında yayımlanan 2023 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı 1. Dönem Başvuru Kılavuzu'nun 4. sayfasında yer alan "İlgili kurumlar tarafından, 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesi ile 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi kapsamında durumu tespit edilen adayların tercihleri değerlendirmeye alınmaz." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26'ncı maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35'inci maddenin (B) fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl (daha sonra dört yıl olarak değiştirilmiş) süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine

karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
......
9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır.,...
Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez.,..." hükmüne yer verilmiştir. 375 sayılı KHK’nın geçici 35. maddesinin (B) Fıkrasının İkinci Paragrafının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez;..” ibaresi ile Paragrafın ikinci cümlesinde Yer Alan “…bu kişiler yeniden kamu görevlerine kabul edilmez.” ibaresinin iptali istemiyle açılan davada; Anayasa Mahkemesince yapılan incelemede;
"Kamu hizmeti, toplumun genel ve ortak gereksinimlerini karşılamak üzere topluma sunulan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak açıklanabilir (AYM, E.2017/180, K.2018/109, 6/12/2018, § 56). Devletin kamu görevlileri aracılığıyla yerine getirdiği ve kamu hizmetinin daha dar kapsamlı bir faaliyet alanını ifade eden kamu görevi ile kamu hizmeti arasında yakın bir bağ bulunmaktadır.
Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen 70. maddesinde, kamu hizmetine alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrımın gözetilemeyeceği öngörülerek bir yandan hizmet alımında aranacak şartların belirlenmesi hususunda kanun koyucuya takdir yetkisi tanınmış, diğer yandan da söz konusu şartlar belirlenirken bu hakka getirilecek sınırlamaların ancak görevin gerektirdiği niteliklerle uyumlu olması hâlinde mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Buna göre kamu hizmetine girme hakkına koşul belirlemek suretiyle getirilecek sınırlama görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir şarta bağlanamaz. Bu husus, anılan maddenin gerekçesinde “…Kamu hizmetine alınacak memur ve kamu görevlileri ile ilgili düzenlemede bu hakkın kötüye kullanılmasını önleyecek hükümler getirilmiştir” biçiminde vurgulanmıştır (AYM, E.2018/89, K.2019/84, 14/11/2019, § 16).
Kural, kişilerin kamu hizmetinde istihdam edilmelerini, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmelerini, kamu görevlerine kabul edilmelerini kamu görevinden (meslekten) çıkarılmama şartına bağlamak suretiyle kamu hizmetine girme hakkına sınırlama getirmektedir.
Kuralda kamu hizmetine girme yeniden kamu görevlerine kabul edilmenin kapsam ve sınırlarının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralla öngörülen sınırlamanın kanuni temele dayandığı açıktır.
Devletle sadakat ve güven temelinde yürütülmesi gereken kamu hizmeti ve görevinde istihdam edilecek kişilerin terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının olmaması bu alandaki güvenilirliğin sağlanmasına, kamu hizmeti ve görevlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayacağı açıktır. Bu itibarla kuralın kamu hizmeti ve görevlerinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesine yönelik meşru bir amacının olduğu anlaşılmaktadır.
Kamu hizmeti ve görevi adı altında yapılan faaliyetlerin kamu güvenliği ve düzeni ile yakından ilişkisi bulunmaktadır. Kanun koyucunun anılan hususları gözeterek bu alanda istihdam edilecek kişilere yönelik birtakım tedbirler almasında, gerekli şartları belirlemesinde takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. Bu açıdan kuralda öngörülen şartın Anayasa’nın 70. maddesi bağlamında görevin gerektirdiği nitelikler kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.
Bu bağlamda kural yönünden 15 Temmuz darbe girişimi ve olağanüstü hâlden sonra terör örgütleri veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplarla irtibatlı veya iltisaklı olan kamu görevlilerine karşı yürütülen tasfiye süreci ile özellikle komünizm sonrası Avrupa ülkelerinde uygulanan ve arındırma olarak adlandırılan kamu hizmeti ve görevinden tasfiyeye yönelik uygulamalar çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekir. Avrupa ve Türkiye’deki kamudan tasfiye süreçleri arasında birtakım benzerlikler olsa da arındırmanın temelinde yatan nedenler açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Avrupa’da farklı ülkelerde çıkarılan arındırma kanunları, genel olarak demokrasiye geçişten önceki devlet yapısında anayasa ve kanunlara uygun konumda çalışan kişileri kamu görevinden uzaklaştırarak kamuya dönüş imkânlarını ortadan kaldırırken ya da sınırlarken kural kapsamında kamuda çalışmalarına yasak getirilen kişiler, demokratik devlet yapısını ortadan kaldırmayı amaçlayan bir örgüt ya da oluşumla bağlantıları olduğu gerekçesiyle söz konusu tedbire maruz bırakılmıştır.
Bu yönüyle millî güvenlik bakımından risk oluşturabilecek durumları nedeniyle görevlerine son verilen kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemelerini, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmemelerini ve yeniden kamu görevlerine kabul edilmemelerini öngören kuralın millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanarak kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amacına ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
Kural, kişilerin devletin kamu otoritesiyle bağlantılı olmayan özel sektör alanında istihdam edilme imkânını ortadan kaldıracak herhangi bir kısıtlama getirmemektedir. Ayrıca kuralda öngörülen tedbirin her bir birey yönünden hukuka uygunluğunun denetlenmesi için ilgili kanunlarda gerekli güvencelere yer verilmiştir. Başka bir ifadeyle tedbirin her bir birey yönünden hukuka uygunluğunun denetlenmesi için yargısal güvenceler sağlanmıştır. Buna göre keyfîliğe yol açabilecek uygulamalara karşı gerekli güvencelerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla devletin demokratik düzenine açık ve yakın bir tehlike oluşturan terör örgütleriyle mücadele etmek amacıyla görevlerine son verilen kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemelerini, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmemelerini ve yeniden kamu görevlerine kabul edilmemelerini öngören kuralın kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlama bakımından kamu hizmetine girme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği söylenemez.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir." denilmek suretiyle, 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararla iptal talebinin reddine karar verilmiştir. Bu itibarla, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35/B maddesinde yer alan; kamu görevine son verilenlerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceği ve doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği hükmü karşısında, Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı sunucunda başarılı olunsa dahi yukarıda belirtilen hüküm gereği göreve başlatılamayacak olan adayların tercihlerinin değerlendirmeye alınmaması kuralının, boş kalacak olan kadroların kamu hizmetini ve dolayısıyla uzmanlık eğitimini kesintiye uğratmasını engellemeye yönelik olarak alındığı ve bu yönüyle hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ :
Dava, 27/01/2023 tarihinde ÖSYM sayfasında yayımlanan 2023 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'nın 1. Dönem Başvuru Kılavuzu'nun 4. sayfasında yer alan "İlgili kurumlar tarafından, 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesi ile 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi kapsamında durumu tespit edilen adayların tercihleri değerlendirmeye alınmaz." ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. (...) Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.'' kuralı yer almıştır.
31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26'ncı maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35'inci maddenin (B) fıkrasında;
"B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
...
9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır.
...
Bu fıkranın birinci paragrafı uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır." düzenlemesi yer almıştır.
Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin "Uzmanlık eğitimine giriş sınavları" başlıklı 12. maddesinde; "ÖSYM her sınav ve yerleştirme dönemi için işlemleri ayrıntılı olarak açıklayan bir kılavuz hazırlayıp yayımlar." düzenlemesi, "Uzmanlık eğitimine giriş sınavlarının sonuçları, yerleştirme, uzmanlık eğitimine başlama ve dal değiştirme" başlıklı 13. maddesinde;
"(1) Tıpta uzmanlık eğitimi yapabilmek için tabip ya da tıp dışı meslek mensubu olarak eczacı, kimyager veya veteriner olmak; diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi yapabilmek için diş tabibi olmak; yan dal uzmanlık eğitimi yapabilmek için yan dalın bağlı olduğu ana dalda uzman olmak ve yabancı dil yeterliliği hariç 12 nci maddede belirtilen diğer nitelikleri taşımak şarttır. Uzmanlık öğrencisi adayı çizelgelerde belirtilen uzmanlık dallarında eğitim veren programlara ÖSYM tarafından yerleştirilir.
...
(5) Yerleştirme sonuçları ÖSYM tarafından ilan edilir ve ilgili kurumlara bildirilir. ÖSYM tarafından yapılan ilan kanuni tebligat yerine geçer.
(6) ÖSYM tarafından yerleştirilenler, uzmanlık eğitimine başlatılmak üzere gereken işlemlerin yapılması için sonuçların ilanı tarihinden itibaren on iş günü içerisinde ilgili atamaya yetkili kuruma başvurur. Atamaya engel durumu olmayan adayların atama işlemleri kırk beş gün içinde tamamlanır. Uzmanlık eğitimine başlamasına mani ve kabul edilebilir kanuni gerekçeleri olmaksızın görevine başlamayanların atamaları iptal edilir.
(8) ÖSYM tarafından programlara yerleştirilenlerin ataması kurumların kendi mevzuatınca eğitim sorumlusunun bulunduğu birime göre yapılır.
(9) Yerleştirildikleri kurumun atama şartlarını taşımaksızın sınava girip bir programa yerleştirilmiş olanlar uzmanlık eğitimine başlatılmazlar. Şartlardan herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılanlar ile uzmanlık eğitimi sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybedenlerin uzmanlık eğitimine son verilir." düzenlemesi yer almıştır.
2023 Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS) 1. Dönem Başvuru Kılavuzu'nda "3 Eylül 2022 tarihli ve 31942 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği uyarınca hazırlanan bu kılavuzun uygulanması, T.C. Sağlık Bakanlığınca uygun bulunmuştur. Bu kılavuz, sınavla ilgili başvuru, sınav ve sınav sonuçlarının değerlendirilmesi ve yerleştirme esaslarını kapsamaktadır. Sınava başvuran adaylar, Kılavuzda ve ilgili mevzuatta yer alan düzenlemeleri kabul etmiş sayılırlar." kuralı, "2.1. Başvuru Koşulları" başlıklı bölümde; "İlgili kurumlar tarafından, 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesi ile 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi kapsamında durumu tespit edilen adayların tercihleri değerlendirmeye alınmaz.
Adayların, atanmak için yukarıda sayılan şartlara ek olarak ilgili kanun, tüzük ve yönetmeliklerin öngördüğü başka koşullar varsa bu koşulları da sağlamaları gerekmektedir.
Durumları bu koşullara uymadığı hâlde sınava başvuran adaylar, sınavda başarılı olsalar dahi herhangi bir hak iddia edemezler." kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdarelerin işlem tesis ederken kendilerine Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açıktır. Ancak bu takdir hakkı, serbestçe kullanılanabilecek bir keyfiyeti ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmelidir. İdarelerin; düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda, uygulamaları çağın gereklerine ve toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak değiştirip, yeniden düzenlemesi, kamu hizmetine egemen olan ilkelerden biri olan uyarlama (değişkenlik) ilkesi uyarınca hem bir görev hem de bir yetki niteliği taşımaktadır.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
Milletvekilleri tarafından, kamu görevinden çıkarılan kişilerin kamu görevine girmeleri ya da kamu hizmetinde çalışma imkânlarının ellerinden alınması suretiyle çalışma hak ve özgürlüğü ile kamu hizmetine girme hakkına kısıtlama getirildiği iddiası ile 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunulmuştur. Anayasa Mahkemesi 12/01/2023 tarih ve 32071 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararında; '' (...) (B) Fıkrasının İkinci Paragrafının Birinci Cümlesinde Yer Alan '…bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemez;..' İbaresi ile Paragrafın İkinci Cümlesinde Yer Alan '…bu kişiler yeniden kamu görevlerine kabul edilmez.' İbaresi Yönünden;
609. Kural, 375 sayılı KHK’nın geçici 35. maddesinin (A) fıkrasının birinci fıkrası uyarınca görevlerine son verilen kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceklerini, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmeyeceklerini ve yeniden kamu görevlerine kabul edilmeyeceklerini hükme bağlamaktadır.
610. Kural kapsamında meslekten çıkarma tedbirine kamu hizmetinde istihdam edilme, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilme ve yeniden kamu görevlerine kabul edilme açısından sonuç bağlanmaktadır. Kural bu yönüyle Anayasa’nın 70. maddesinde düzenlenen kamu hizmetine girme hakkıyla ilgilidir.
611. Kamu hizmeti, toplumun genel ve ortak gereksinimlerini karşılamak üzere topluma sunulan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak açıklanabilir (AYM, E.2017/180, K.2018/109, 6/12/2018, § 56). Devletin kamu görevlileri aracılığıyla yerine getirdiği ve kamu hizmetinin daha dar kapsamlı bir faaliyet alanını ifade eden kamu görevi ile kamu hizmeti arasında yakın bir bağ bulunmaktadır.
612. Anayasa’nın kamu hizmetine girme hakkını düzenleyen 70. maddesinde, kamu hizmetine alınmada görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrımın gözetilemeyeceği öngörülerek bir yandan hizmet alımında aranacak şartların belirlenmesi hususunda kanun koyucuya takdir yetkisi tanınmış, diğer yandan da söz konusu şartlar belirlenirken bu hakka getirilecek sınırlamaların ancak görevin gerektirdiği niteliklerle uyumlu olması hâlinde mümkün olabileceği ifade edilmiştir. Buna göre kamu hizmetine girme hakkına koşul belirlemek suretiyle getirilecek sınırlama görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir şarta bağlanamaz. Bu husus, anılan maddenin gerekçesinde “…Kamu hizmetine alınacak memur ve kamu görevlileri ile ilgili düzenlemede bu hakkın kötüye kullanılmasını önleyecek hükümler getirilmiştir” biçiminde vurgulanmıştır (AYM, E.2018/89, K.2019/84, 14/11/2019, § 16).
613. Kural, kişilerin kamu hizmetinde istihdam edilmelerini, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmelerini, kamu görevlerine kabul edilmelerini kamu görevinden (meslekten) çıkarılmama şartına bağlamak suretiyle kamu hizmetine girme hakkına sınırlama getirmektedir.
614. Kuralda kamu hizmetine girme yeniden kamu görevlerine kabul edilmenin kapsam ve sınırlarının açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralla öngörülen sınırlamanın kanuni temele dayandığı açıktır.
615. Devletle sadakat ve güven temelinde yürütülmesi gereken kamu hizmeti ve görevinde istihdam edilecek kişilerin terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının olmaması bu alandaki güvenilirliğin sağlanmasına, kamu hizmeti ve görevlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayacağı açıktır. Bu itibarla kuralın kamu hizmeti ve görevlerinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesine yönelik meşru bir amacının olduğu anlaşılmaktadır.
616. Kamu hizmeti ve görevi adı altında yapılan faaliyetlerin kamu güvenliği ve düzeni ile yakından ilişkisi bulunmaktadır. Kanun koyucunun anılan hususları gözeterek bu alanda istihdam edilecek kişilere yönelik birtakım tedbirler almasında, gerekli şartları belirlemesinde takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. Bu açıdan kuralda öngörülen şartın Anayasa’nın 70. maddesi bağlamında görevin gerektirdiği nitelikler kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.
617. Bu bağlamda kural yönünden 15 Temmuz darbe girişimi ve olağanüstü hâlden sonra terör örgütleri veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum ve gruplarla irtibatlı veya iltisaklı olan kamu görevlilerine karşı yürütülen tasfiye süreci ile özellikle komünizm sonrası Avrupa ülkelerinde uygulanan ve arındırma olarak adlandırılan kamu hizmeti ve görevinden tasfiyeye yönelik uygulamalar çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekir. Avrupa ve Türkiye’deki kamudan tasfiye süreçleri arasında birtakım benzerlikler olsa da arındırmanın temelinde yatan nedenler açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Avrupa’da farklı ülkelerde çıkarılan arındırma kanunları, genel olarak demokrasiye geçişten önceki devlet yapısında anayasa ve kanunlara uygun konumda çalışan kişileri kamu görevinden uzaklaştırarak kamuya dönüş imkânlarını ortadan kaldırırken ya da sınırlarken kural kapsamında kamuda çalışmalarına yasak getirilen kişiler, demokratik devlet yapısını ortadan kaldırmayı amaçlayan bir örgüt ya da oluşumla bağlantıları olduğu gerekçesiyle söz konusu tedbire maruz bırakılmıştır.
618. Bu yönüyle millî güvenlik bakımından risk oluşturabilecek durumları nedeniyle görevlerine son verilen kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemelerini, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmemelerini ve yeniden kamu görevlerine kabul edilmemelerini öngören kuralın millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanarak kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amacına ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olmadığı söylenemez.
619. Kural, kişilerin devletin kamu otoritesiyle bağlantılı olmayan özel sektör alanında istihdam edilme imkânını ortadan kaldıracak herhangi bir kısıtlama getirmemektedir. Ayrıca kuralda öngörülen tedbirin her bir birey yönünden hukuka uygunluğunun denetlenmesi için ilgili kanunlarda gerekli güvencelere yer verilmiştir. Başka bir ifadeyle tedbirin her bir birey yönünden hukuka uygunluğunun denetlenmesi için yargısal güvenceler sağlanmıştır. Buna göre keyfîliğe yol açabilecek uygulamalara karşı gerekli güvencelerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
620. Bu itibarla devletin demokratik düzenine açık ve yakın bir tehlike oluşturan terör örgütleriyle mücadele etmek amacıyla görevlerine son verilen kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemelerini, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmemelerini ve yeniden kamu görevlerine kabul edilmemelerini öngören kuralın kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlama bakımından kamu hizmetine girme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği söylenemez.
621. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir. " gerekçesine yer verilmiştir.
Bu çerçevede; uyuşmazlığın, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu kurala bağlayan ve bunun herhangi bir istisnasına yer vermeyen, yargı organları dahil hiçbir kuruma takdir yetkisi tanımayan Anayasa'nın 153. maddesininde yer alan amir hüküm dikkate alınarak, Anayasa Mahkemesi kararlarının, yasama ve yürütme organları yanında yargı organlarını da bağladığı, uygulanmasından veya gereğinin yerine getirilmesinden kaçınılmayacağı gözetilerek çözümlenmesi gerekmektedir.
Bu bakımdan; Anayasa Mahkemesince, 375 sayılı KHK’nın geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının birinci fıkrası uyarınca görevlerine son verilen kişilerin bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmeyecekleri ve yeniden kamu görevlerine kabul edilmeyecekleri şeklindeki kural ile Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerinin ihlal edilmediği, kuralın millî güvenliğin ve kamu düzeninin sağlanarak kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amacına ulaşma bakımından elverişli ve gerekli olduğu, kamu hizmetinin etkin ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlama bakımından kamu hizmetine girme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmediği değerlendirilmiştir.
Bu bağlamda; bir kamu hizmeti yürüttüğü açık olan tıpta uzmanlık öğrencilerinin bu hizmete başlamadan önce terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirildikleri takdirde tercihlerinin değerlendirmeye alınmayacağına ilişkin dava konusu işlemin, üst hukuk normlarına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
10/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.