WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/5529 E.  ,  2023/7916 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5529
Karar No : 2023/7916

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Fen Lisesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrası gereği görevinden ayrılışının yapılmasına yönelik Didim Kaymakamlığı'nın … tarih ve E-… sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davacı hakkında tesis edilen işleme istihbari bilgilerin dayanak yapıldığı, davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu'nun Soruşturma No:… , Karar No:… ve 14/02/2013 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararının bulunduğu, davacı hakkında açılmış bir kamu davasının olmadığı, davacının terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğuna ilişkin belge ve bilginin idarece sunulmadığı, davacının mevzuatta aranan terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... Fen Lisesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrası gereği görevinden ayrılışının yapılmasına yönelik Didim Kaymakamlığı'nın … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak mali destek ve bu kurumların eğitim-öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Bu Kanun, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel öğretim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarını kapsar." hükmü; "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır. (…)" hükmü yer almaktadır.
20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Görevlendirme" başlıklı 26. maddesinde; kurum müdürlüğünce, çalışma izni verilmesi istenen eğitim personelinin ve diğer personelin bu izne esas olan belgelerini eksiksiz olarak tamamlamak suretiyle evrakı kurumun doğrudan bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne teslim edileceği, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları sağladığının yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucuna ilişkin yetkili makamlardan alınmış belge ile tespit edilen ve diğer nitelik ve şartları uygun bulunanlara (...) 10 gün içinde çalışma izni valilikçe düzenleneceği, valilikten çalışma izni alınmadan personelin işe başlatılamayacağı, "Kurumlarda görevlendirileceklerden istenilecek belgeler" başlıklı 39. maddesinde ise; çalışma izni düzenlenecek eğitim personelinden Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanının isteneceği, kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni iptal edileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; özel öğretim kurumlarında görev almak isteyen personelde aranan şartların ayrıntılı olarak düzenlendiği, bu bağlamda; "terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamanın" aranan şartlar arasında sayıldığı görülmekte olup; şartların ilgililerce sağlanıp sağlanmadığına yönelik; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının çalışma izni onayı düzenlenmeden önce yapılarak özel öğretim kurumda görev almasında sakınca görülmeyenlere -diğer şartları da sağlamaları halinde- çalışma izni onayı düzenleneceği; halihazırda özel öğretim kurumunda görev yapan personel hakkında ise; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının her zaman yapılabileceği, yapılan inceleme değerlendirme neticesinde şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni onayının iptal edileceği açıktır.
Bir başka ifadeyle; özel öğretim kurumu personelinde aranacak şartlar mevzuatta sayılmış olup, bu şartların terör örgütlerine üyelikle sınırlı tutulmadığı, esasen ceza yargılamasının ilgi alanında bulunmayan iltisak ve irtibatın varlığı hali de personelin çalışma izninin iptalinin hukuki gerekçeleri arasında sayıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlığın esasını, davacının terör örgütü olduğuna ve milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna Milli Güvenlik Kurulu tarafından karar verilen ve silahlı terör örgüt, yapı, oluşumlarla davacının iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığının tespiti oluşturmaktadır.
Bakılan dava bir ceza davası değildir. Bu nedenle işlem tesis edilirken ceza hukuku ilkelerinin ve kurallarının uygulanıp uygulanmadığını iş bu davada denetlenme imkanı yoktur. Diğer bir ifadeyle bu davada 'suç ve suçlu bulunma halleri' değil, 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumda görev alan kişinin görevine son verilmesini haklı kılan nedenlerin var olup olmadığı denetlenmektedir.
Bununla birlikte, kimi durumlarda çalışma izni iptal edilenler hakkında başlatılmış ceza kovuşturmaları bulunabilmektedir. ilgililerin ceza yargılamasında terör örgütlerine üyelik veya yardım nedeniyle ceza almaları ve bu cezanın kesinleşmesi halinde, idari yargı mercilerince, başka bir delile ve araştırmaya ihtiyaç duyulmaksızın; çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin hukuka uygun olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
Zira; 5580 sayılı Kanun'a göre "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan ceza almamış olmak" şartı açısından "terör örgütüne üyelik" unsuru, bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmaktadır.
İlgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda ise; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir.
Bununla birlikte, davacı hakkında herhangi idari veya adli soruşturmanın bulunmaması, ya da ceza kovuşturmasının devam ediyor olması veyahut da davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca çalışma izni onayının iptaline ilişkin işlemin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini engellemeyecektir.
Bu bağlamda; ilgililer hakkında ceza yargılaması kapsamında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya üyelik/yardım etme suçlamalarıyla açılan ceza davalarında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verilmiş olsa dahi, idari yargı yerince terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara irtibat ve iltisak unsurları yönünden de işlemi incelenmek zorundadır.
Uyuşmazlıkta; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 8. ve 9. maddeleri uyarınca verilen çalışma iznine istinaden Aydın İli, ... Fen Lisesi'nde öğretmen olarak göreve başlayan davacı hakkında; terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara irtibat ve iltisaklı olduğu, anılan grup, oluşum ya da örgüt faaliyetlerine aktif katılım sağladığı yolundaki tespitlere dayanılarak, Kanun'da yer alan şartları taşımadığının sonradan anlaşıldığı değerlendirmesiyle görevine son verildiği görülmektedir.
Mahkemece yapılan inceleme neticesinde; ... Aydın İdare Mahkemesi esasına kayıtlı E:... esas nolu dava dosyasında verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karara istinaden davacının görevinden ayrılışının yapılmasına yönelik tesis edilen Aydın Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün 09/09/2021 tarih ve 31457579 sayılı Olur işleminin dava konusu edildiği Mahkemenin esasına kayıtlı E:... sayılı dava dosyasında yer alan bilgi ve belge ile birlikte değerlendirme yapılmak suretiyle; davacının terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğuna ilişkin belge ve bilginin idarece sunulmadığı, davacının mevzuatta aranan terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceği, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmiş ise de; anılan dava dosyasında yer alan bilgi ve belgenin, uyuşmazlığa ilişkin iş bu dava dosyasında yer almadığı, davacıya ait diğer dava dosyasında Mahkemece verilen Ara Karar ile anılan Ara Karar gereği dosyaya sunulan bilgi ve belgenin de kapsam ve içeriğinin, görülmekte olan uyuşmazlıkta Dairemizce incelenemediği dikkate alındığında; Mahkemece davacı hakkında düzenlenen istihbari bilgi mahiyetindeki tespitlerin hukuka uygun olup olmadığı araştırılmaksızın anılan gerekçenin dayanaklarına ilişkin yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmayarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince de bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu itibarla, öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin, bu tespitlere ilişkin bilgi ve belgelerin sorulması, öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; "Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının tespitine yönelik; davacı hakkında yapılan bir işlem olup olmadığı, adli veya idari inceleme, soruşturmanın bulunup bulunmadığı; Aydın Cumhuriyet Başsavcılığından; davacı hakkında başlatılan veya devam etmekte olan adli veya idari bir soruşturma bulunup bulunmadığının" tespitine yönelik verilecek ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davan konusu işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 27/12/2023 tarihinde esasta oybirliği gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

GEREKÇEDE KARŞI OY :
(X)- Anayasa'nın “Gençliğin Korunması" başlıklı 58. maddesinde, Devletin, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alacağı kurala bağlanmış olup; 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun “Genel amaçlar” başlıklı 2. maddesinde; Türk Milli Eğitiminin genel amacının,Türk Milletinin bütün fertlerini Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek olduğu ifade edilmiştir.
Öncelikle; uyuşmazlığın çözümü için; temel kamu hizmetleri arasında yer alan, eğitim- öğretim hizmetlerinin sunumuna ilişkin özel öğretim kurumları faaliyetleri kapsamında görevlendirilecek personele yönelik, çalışma izni onayı verilebilmesi için Kanun'da ayrıntılı olarak düzenlenen şartların aranmasında gözetilen amaca kısaca değinmek gerekir.
Ülkemizin gelecek nesli olan öğrencilerin; Türk milletinin millî, ahlâkî, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve yücelten, insan haklarına saygılı, Cumhuriyetin demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti olması ilkelerine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış hâline getiren; beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı, gelişmiş bir kişiliğe, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip topluma karşı sorumluluk duyan, yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetişmeleri için; öğrencilere, ifade edilen bu kazanımları sağlayacak eğitim personelinin gerekli ve yeterli donanıma ve anılan milli, manevi, ahlaki, kültürel değerlere öncelikle sahip olması ile bu bilgi ve birikimin, milli eğitim müfredatına uygun olarak; bilimsel yöntem ve metodlardan da yararlanmak suretiyle öğrencilere aktarılması, son olarak; bu yolda öğrencilere örnek teşkil edecek rol modellerin oluşturulması gerekir.
Bu bağlamda; Kanun koyucunun, en temel kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin sunumunda görev alacak personelin seçilmesinde, personelin görevine devamında belirli şartlar araması, başta Anayasa'nın 58. maddesi ile Milli Eğitim Kanunu'nda belirlenen Milli eğitimin genel ve özel amaçlarının bir gereği olup; aranan şartların niteliğinin belirlenmesinin ise, idarenin takdir yetkisinde olduğu tartışmasızdır.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun; "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve
düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır. (…)" hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan düzenlemelerden anlaşılacağı üzere; özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucu, tüzel kişi kurucularının yönetim organları ile kurucu temsilcisinin atanması; yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici, diğer personel için çalışma izni onayı verilebilmesi için; Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasında -hem başvuru sürecinde hem de görevin devamında- sağlanması gereken şartlar açıkça düzenlenmiştir.
Buna göre; anılan kişilerin, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası almamış olması; affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması; terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması gerekmekte olup; bu şartlar yönünden ilgililer hakkında idarece her zaman inceleme ve değerlendirme yapılabileceği tartışmasızdır.
Yukarıda yer verilen mevzuata göre; "mahkum olmama" şartının sağlanıp sağlanmadığının, ilgili hakkında yapılacak ceza yargılaması neticesinde, mahkumiyet yolunda verilmiş kesinleşen hükmün varlığı ile tespitinin mümkün olduğu açık ise de; Kanun'da aranan bir diğer şart; "irtibatlı veya iltisaklı olmama" durumu açısından anılan şartın sağlanıp sağlanmadığı yolunda yapılacak tespite; "irtibatlı ve iltisaklı olma" durumunun farklı şekillerde ortaya çıkabileceği, her olayın özelliğine göre yeterli kabul edilen karinelerin değişebileceği kabul edildiğinden, ancak; konuya yönelik gerekli, yeterli, ayrıntılı araştırma ve incelemenin yapılması neticesinde ulaşılabileceği değerlendirilmektedir.
Bu bağlamda; Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında; iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen''; irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Uyuşmazlıkta; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 8. ve 9. maddeleri uyarınca verilen çalışma iznine istinaden Aydın İli, ... Fen Lisesi'nde öğretmen olarak göreve başlayan davacı hakkında; "davacının TKİP (Türkiye Komünist İşçi Partisi) terör örgütünün açık alandaki gençlik yapılanması Ekim Gençliği içerisinde 2012-2015 yılları arası faaliyet yürüttüğü, düzenlenen eylem ve etkinliklere aktif bir şekilde katılım sağladığı, 12/12/2012 tarihinde Ankara İli, Hacettepe Üniversitesi'nde şahsın da aralarında bulunduğu THKP-C/DEV-YOL/DEVRİMCİ GENÇLİK terör örgütünün açık alandaki üniversiteli gençlik yapılanması olan Öğrenci Kolektifleri'ne müzahir şahısların düzenlenen senfoni orkestrası konserinde dönemin Kültür ve Turizm Bakanı olan ...'a yönelik yumurtalı saldırıda bulunduğu, şahısların gözaltına alındığı, Cumhuriyet Savcısının talimatıyla işlemlerinin ardından Emniyetten serbest bırakıldığı, Ankara İlinde gerçekleştirilen gezi parkı eylemlerinde aktif olarak rol oynayan üniversite öğrencileri içerisinde yer aldığı, Suriye'de BÖG (Birleşik Özgürlük Güçleri) içerisinde silahlı faaliyet göstermekteyken 02/06/2015 tarihinde girilen çatışmada hayatını kaybeden şahsın İstanbul İli'nde düzenlenen cenaze törenine Ankara İli'nden katılmak üzere hareket eden grup içerisinde yer aldığı" tespit edildiği görülmektedir.
Öte yandan; davacı hakkındaki tespitlerden sadece biri olan; ...Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu'nun Soruşturma No:..., Karar No:...ve ...tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın; "2911 sayılı Kanun'a muhalefet etmek ve mala zarar vermek" şuçu kapsamında 12/12/2012 tarihinde Ankara İli, Hacettepe Üniversitesi'nde şahsın da aralarında bulunduğu THKP-C/DEV-YOL/DEVRİMCİ GENÇLİK terör örgütünün açık alandaki üniversiteli gençlik yapılanması olan Öğrenci Kolektifleri'ne müzahir şahısların düzenlenen senfoni orkestrası konserinde dönemin Kültür ve Turizm Bakanı olan ...'a yönelik yumurtalı saldırıda bulunduğu tespiti üzerine başlatılan soruşturma neticesinde verildiği anlaşılmaktadır.
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerin bir bütün olarak incelenmesi neticesinde; davacının, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunduğu kanaatine ulaşılmış olup; Kanun'un 4. maddesinde yer alan şartları sağlamadığı sonradan anlaşılan davacının çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusun reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamakta olup; temyize konu kararın anılan gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.