Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/492 E. , 2025/28 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/492
Karar No : 2025/28
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Özel eğitim öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından; 5580 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca çalışma izin onayının iptaline ilişkin Toroslar Kaymakamlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davacının ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla "yasadışı silahlı örgüt mensuplarına yardım ettiğinden" bahisle 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve anılan kararın kesinleştiği gerekçesiyle 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan şartları sağlamadığından bahisle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de; davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih E:...,K:... sayılı kararı ile yasaklanmış tüm haklarının iadesine karar verildiği, davacının sözü edilen mahkûmiyetine bağlı olan hak yoksunluğunun, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce aldığı memnu hakların iadesi kararı ile ortadan kalktığı, davalı idarenin takdir yetkisini davacının öğretmen olarak çalışmasına izin vermek yönünde kullandığı, artık takdir yetkisinden söz edilemiyeceğinden davacının memuriyete engel mahkumiyetinin bulunduğundan bahisle çalışma izninine son verilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; memnu hakların iadesi kararının, kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldırarak, ilgiliye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi verdiği, ancak; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde aranan koşullardan biri olan "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar,. (...) terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti yada iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması" şartını ortadan kaldırmadığı, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yasadışı silahlı örgütüne yardım suçlamasıyla yargılandığı davada kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmakta ise de; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:...,K:...sayılı kararı ile yasaklanmış tüm haklarının iadesine karar verildiği, anılan karar ile çalışmasının önündeki engelin kalktığı, temyize konu karar ile Mahkemenin sebep ikamesi yaptığı, kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda yer alan şartı sağlamadığı, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Mersin İli, ... Özel Eğitim Uygulama Merkezi'nde özel eğitim öğretmeni olarak görev yapan davacının, yasadışı silahlı örgüt mensuplarına yardım suçlamasıyla yargılandığı davada, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:...; K:... sayılı kararı ile 3 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edildiği, anılan kararın kesinleştiği, 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan şartları sağlamadığı gerekçesiyle çalışma izin onayının iptaline ilişkin Toroslar Kaymakamlığının ... tarih ve ...sayılı işleminin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması(...) şartı aranır. (…)" hükmü; "Kurumlarda çalıştırılacak personel" başlıklı 8. maddesinde; "Kurumların eğitim-öğretim ve yönetim hizmetlerinin, asıl görevi bu kurumlarda olan yönetici ve eğitim-öğretim elemanları ile yürütülmesi esastır.
Bir kurumun öğretime başladığı tarihten itibaren mevcut ders saati sayısının, kuruluş sırasında üçte birinin, kuruluşundan üç yıl sonra da en az üçte ikisinin asıl görevi bu kurumlarda olan öğretmen, uzman öğretici veya usta öğreticiler tarafından okutulması zorunludur.
Kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde, en az dengi resmi öğretim kurumlarına atanabilmek için gerekli nitelik ve şartları taşıyanlar, resmi dengi bulunmayan kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde ise yönetmelikle belirtilen nitelik ve şartları taşıyanlar görevlendirilir.
(...)
Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır. (...)" hükmü yer almaktadır.
20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Kurumlarda görevlendirileceklerden istenilecek belgeler" başlıklı 39. maddesinde;"(Değişik madde: 20.06.2017 - 30102 s. R.G. Yön./16. md.)
(1) Çalışma izni düzenlenecek eğitim personelinden aşağıdaki bilgi ve belgeler istenir:
a) İş sözleşmesi.
b) (Değişik bent: 19.02.2020 - 31044 s. R.G. Yön./27. md.) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı.
c) İlk defa görev alacaklar hariç hizmet sınıfında daha önce yapılan görevleri gösterir hizmet belgesi.
(...)
d) Diploma veya diploma yerine geçen belgenin aslı veya milli eğitim müdürlüğünce onaylı örneği, yurt dışından alınmış diplomaların ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı örneği ya da denklik için başvuru yapıldığına ilişkin belge.
e) Öğretmen olarak görevlendirileceklerden, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının öğretmenlik alanları, atama ve ders okutma esaslarına ilişkin kararında pedagojik formasyon eğitimi olarak kabul edilen belgenin aslı veya kurumca onaylı sureti.(...) hükmü yer almakta olup; anılan maddenin 4. fıkrasında, kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izninin iptal edileceği belirtilmiştir.
26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” kenar başlıklı 53. maddesinde, “(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, … Yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.( …) kuralı yer almaktadır.
25/05/2005 tarih ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen; “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlıklı 13/A maddesinde, “(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir. (...) hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; özel öğretim kurumunda görev yapabilmek için bir kısım şartlar aranmaktadır. İlgililerin bu şartları çalışma izni onayının alınması esnasında taşımalarının zorunlu olmasının yanında, şartların görev süresince de muhafaza edilmesi bir gerekliliktir. Bu husus, Yönetmeliğin "kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izninin iptal edileceği" yolundaki kuralı ile açıkça belirtilmiştir. Görevlendirme için aranan şartların taşınmadığının sonradan anlaşılması veya görev sırasında bu şartlardan birinin kaybedildiğinin anlaşılması durumunda igilinin görevi sona erecektir.
Söz konusu düzenlemenin lafzından da anlaşılacağı üzere, düzenlemede yer verilen sona erme hali üzerine tesis edilecek işlem yönünden idarenin bağlı yetki içerisinde bulunduğu görülmektedir.
Bir başka anlatımla; idarece bu aşamada tesis edilen işlem zaten vuku bulmuş olan bir hukukî neticenin tespiti işlemidir. Bu durum, maddenin lafzında tesis edilecek işlemden bahsedilmeden doğrudan ortaya çıkan hukukî sonucun belirtilmesi “çalışma izni iptal edilir” ifadesiyle kendini göstermektedir.
Bu nedenle, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan; "(...) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması" kuralının özel öğretim kurumunda görev yapmaya mutlak surette engel olacağı belirtilen; “anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar”dan mahkûm edilmiş olan ilgililer hakkında sonradan verilen yasaklanmış hakların geri verilmesi kararlarının; kesinleşmiş ceza mahkûmiyetiyle kaybedilmiş olan yasal şartları gerek geçmiş gerekse gelecek açısından geri getirip getirmeyeceği meselesinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Memnu hakların iadesi, (mülga) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 121 ilâ 124. maddeleri ve 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 416 ilâ 420. maddelerinde yer almıştır. 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ise bu müesseseye yer verilmemiştir. Daha sonra, 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı sayılı Kanun’la 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesiyle “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlığı altında belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağlanan hak yoksunluklarının giderilmesi amacına yönelik düzenleme yapılmıştır.
Düzenlemede, 5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlarda yer alan mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarına atıf yapılarak, söz konusu hak yoksunluklarının giderilebilmesi için belirli şartlar altında yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla, 5237 sayılı Kanun dışındaki herhangi bir kanunda ceza mahkûmiyetine bağlı bir hak yoksunluğu düzenlemesine yer verilmişse; söz konusu kanunda yer alan yoksunluk hali, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde düzenlenen “yasaklanmış hakların geri verilmesi” müessesesinin kapsamına dâhil olacaktır.
Bu kapsam dâhilinde olacak düzenlemelerin tespiti için öncelikle yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin mahiyetinin belirlenmesi gerekmektedir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, mahiyeti itibarıyla ceza mahkûmiyetinden doğan hak yoksunluklarını giderme amacına matuf, geçmişe yönelik değil geleceğe yönelik sonuç doğuran yargısal bir işlemdir. Dolayısıyla bu karar mahkûmiyeti ortadan kaldırmamakta, adli sicil veya arşiv kaydının silinmesini sağlamamaktadır. Hükmün varlığı üzerinde herhangi bir etki doğurmaması hasebiyle de (mülga) 765 sayılı Kanun’da yer alan tecil müessesesinden, 5271 sayılı Kanun’da düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan ve mahkûmiyet ile mahkûmiyetin bütün sonuçlarını geçmişe ve geleceğe yönelik ortadan kaldıran genel aftan farklı bir mahiyet taşımaktadır.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının hüküm ve sonuç doğuracağı haller, ilgili kanunlarda yer alan düzenlemelerin niteliğiyle doğrudan ilişkilidir. İlgili kanunlarda yer alan düzenlemelerde, ceza mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluklarına yer verilebileceği gibi; doğrudan ceza mahkûmiyetinin hukukî varlığına da sonuç bağlanmış olabilir.
Bu ayrımın dikkate alınmaması, birbirinden farklı olaylara veya durumlara aynı hukuk kurallarının uygulanması gibi hukuk kurallarının bütünlüğünü bozacak sonuçlara varılmasına neden olacaktır.
Kısacası, "ceza mahkûmiyetine bağlanan hak yoksunluğu" kavramının açıklığa kavuşturulması, hukukî meselenin çözümü açısından önem arz etmektedir.
Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde, özel öğretim kurumunda görev alacak personelin çalışma izni onayı başvurusu için; özel öğretim kurumu ile imzalan iş sözleşmesi, ilk defa görev alacaklar hariç hizmet sınıfında daha önce yapılan görevleri gösterir hizmet belgesi, diploma veya diploma yerine geçen belgenin aslı veya milli eğitim müdürlüğünce onaylı örneği, yurt dışından alınmış diplomaların ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı örneği ya da denklik için başvuru yapıldığına ilişkin belge ve öğretmen olarak görevlendirileceklerden, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının öğretmenlik alanları, atama ve ders okutma esaslarına ilişkin kararında pedagojik formasyon eğitimi olarak kabul edilen belgenin aslı veya kurumca onaylı suretinin çalışma izni düzenlenecek eğitim personelinden isteneceği ifade edilmiştir. Bunların yanında, görevlendirme yapılacak personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanının da idareye sunulması gerekmektedir.
"Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartların" kişide bulunmaması gereken ceza mahkûmiyetiyle ilişkili negatif şartlar olduğu; yukarıda ifade edilen diğer şartların ise özel öğretim kurumlarında çalışma izni onayı verilecek personelin taşıması gereken pozitif şartlar olduğu görülmektedir.
Kanunda; sözü edilen negatif şartlar; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olmak ve terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamak" şeklinde ifade edilmiştir.
Görüleceği üzere; Kanun'un 4. maddesinde, ceza mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluklarından bahsedilmemekte, belirli bir ceza mahkûmiyetinin hukuken var olup olmadığı hususu göz önünde tutularak, belirli bir ceza mahkûmiyetinin var olması durumunun görevlendirmeye engel teşkil edeceği belirtilmektedir. Anılan kural, sayılan mahkûmiyetlerin var olması halini özel öğretim kurumlarında görev almaya engel olarak görmektedir.
Bu durumda, "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının" ceza mahkûmiyetini ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmadığı ve 5580 sayılı Kanun'da yer alan; “affa uğramış olma” halinin dahi kaybedilen memuriyet şartını geri getirmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda; “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olma şartının, ancak mahkûmiyeti ortadan kaldıran tasarruflar yoluyla sağlanabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının 5580 sayılı Kanun’un 4. maddesinde gösterilen şartların sonuçlarını ortadan kaldıran herhangi bir yönünün bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının, ilgilisine, Kanun'da sayılan kesinleşmiş ceza mahkûmiyetiyle kaybedilmiş olan yasal şartları tekrar kazandırıp kazandırmayacağına ilişkin olarak; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 11/09/2024 tarih ve E:2023/2940; K:2024/1470 sayılı kararında; davacının, servis şoförlüğü yapmasının yasaklanmasına ilişkin dava konusu bireysel işlemin dayanağı olan ve davacı tarafından iptali istenilen Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, okul servis araçlarını kullanan şoförlerin Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûmiyeti olmaması şartı yer aldığı, davacı hakkında "Yasaklanmış Haklarının Geri Verilmesine" karar verildiği, memnu hakların iadesi kararının kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldırarak, ilgiliye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi verdiği, ancak servis şoförlüğü için aranan (...) koşullardan biri olan "kaçakçılık suçundan dolayı mahkum olmama" durumunu ortadan kaldırmayacağı, anılan maddede, sayılan suçlardan dolayı hüküm giymiş bulunanların servis şoförlüğü yapamayacağının hükme bağlandığı, uyuşmazlıkta; memnu hakların iadesi kararının, söz konusu suçtan dolayı mahkumiyet kararı bulunan davacı yönünden, Yönetmelik'te aranan koşulları sağlama bakımından bir hak doğurmayacağı yolunda değerlendirme yapılmıştır. (Benzer olarak bkz: D.İ.D.D.K. 18/01/2024tarih ve E:2023/1846; K:2024/43 sayılı kararı; 05/10/2023 tarih ve E:2023/444; K:2023/1833 sayılı kararı; 27/06/2022 tarih ve E:2022/1141; K:2022/2318; 25/10/2021 tarih ve E:2019/3092; K:2021/2001 sayılı kararı)
Konuya ilişkin olarak; Anayasa Mahkemesinin 22/02/2023 tarih ve 32112 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 14/12/2022 tarih ve 2018/36485 sayılı bireysel başvuru kararında; "(...) 71. Somut olayda memurluğa atanma ve memurluktan çıkarılma şartlarının düzenlendiği 657 sayılı Kanun'un devlet memurluğuna atanma şartlarına ve iptaline ilişkin 48. ve 98. maddeleri idari işlemlerin yapıldığı tarihteki hâli ile incelendiğinde; devlet memurluğuna alınacaklarda tahdidi olarak sayılan suçlardan mahkûm olmama şartı arandığı ve kişinin memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması durumunda da memurluğunun sona ereceğinin düzenlendiği görülmüştür. Ayrıca kanun koyucunun 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde hak yoksunluğu için belirlenen sürenin geçmiş veya affa uğramış olsalar bile devlet memuru olamayacaklarını düzenleyerek sayılan suçlardan mahkûm olanlar yönünden süresiz hak yoksunluğu öngördüğü söylenebilir. Anılan düzenlemenin ve memur olma şartlarının kanun koyucunun kamu görevlilerinin atanma hususundaki takdir yetkisi kapsamında olduğu ve memur olarak atanmak isteyen kişilerin başvuru tarihi itibarıyla Kanun'da aranan nitelikleri sağlaması gerektiği anlaşılmıştır.
72. Bununla birlikte, anılan Kanun maddesinde memurluğa engel olarak görülen mahkûmiyetin sadece kamu hizmetinin niteliğini etkileyebilecek bazı suçlarla sınırlandığı ve genel bir yasak hâlinin söz konusu olmadığı görülmüştür. Ayrıca başvurucunun kamu görevlisi olarak atandığı tarihte meri kanunda aranan şartları sağlar nitelikte olması ve görevi süresince de bu nitelikleri kaybetmemesi kamu hizmetinin etkin ve tarafsız bir şekilde yürütülmesi amacının da bir gereğidir. Anılan mevzuatta devlet memuru olmaya engel olarak sayılan suçlar arasında anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçların da yer aldığı, başvurucunun da anılan suçtan mahkûm olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar başvurucu, hakkında memnu hakların iadesine karar verildiğini vurgulamış ise de memnu hakların iadesinin mahkûmiyet hükmüne etkisinin olmadığı ancak bir hak yoksunluğunu ortadan kaldırabileceği bununla birlikte doğrudan devlet memuru olma hakkı vermediği yargı kararlarında da belirtilmiştir.(...)" şeklinde değerlendirme yapılarak; "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının" mahkumiyetin kendisini ortadan kaldırmayacağı ifade edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mersin İli, ... Özel Eğitim Uygulama Merkezinde özel eğitim öğretmeni olarak görev yapan davacının 08/08/2019 tarihli çalışma izni onayı ile özel öğretim kurumunda çalışmaya başladığı, 30/07/2020 tarihinde 29/07/2021 tarihine kadar geçerli olan çalışma izni uzatma onayı verildiği, çalışma izni uzatma onayının verilmesinin akabinde davacının... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih E:...; K:... sayılı kararıyla "yasadışı silahlı örgüt mensuplarına yardım ettiğinden bahisle" 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve anılan kararın kesinleştiğinin tespit edildiği, davacı tarafından 5580 sayılı Kanun'da yer alan şartın sağlanmadığının sonradan tespiti üzerine görevine son verilmesine ilişkin Toroslar Kaymakamlığının 07/10/2020 tarihli olur işleminin tesis edildiği, öte yandan; ... Ağır Ceza Mahkemesinin...tarih E:...; K:... sayılı kararı ile yasaklanmış tüm haklarının iadesine karar verildiği görülmektedir.
Bu itibarla davacının "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar" kapsamında kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunduğu hususunda duraksama bulunmamakta olup; davacının almış olduğu "yasaklanmış hakların geri verilmesi" kararının mahkumiyet halinin varlığını ortadan kaldırmadığı, bir başka ifadeyle; anılan kararla mahkumiyetin vaki olmamış sayılamayacağı görüldüğünden; davacının 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan şartı sağlamadığından bahisle görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak davanın reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan gerekçe ile onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutar ile kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 23/01/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)-5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması(...) şartı aranır. (…)" hükmü; "Kurumlarda çalıştırılacak personel" başlıklı 8. maddesinde; "Kurumların eğitim-öğretim ve yönetim hizmetlerinin, asıl görevi bu kurumlarda olan yönetici ve eğitim-öğretim elemanları ile yürütülmesi esastır.
Bir kurumun öğretime başladığı tarihten itibaren mevcut ders saati sayısının, kuruluş sırasında üçte birinin, kuruluşundan üç yıl sonra da en az üçte ikisinin asıl görevi bu kurumlarda olan öğretmen, uzman öğretici veya usta öğreticiler tarafından okutulması zorunludur.
Kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde, en az dengi resmi öğretim kurumlarına atanabilmek için gerekli nitelik ve şartları taşıyanlar, resmi dengi bulunmayan kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde ise yönetmelikle belirtilen nitelik ve şartları taşıyanlar görevlendirilir.
(...)
Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır. (...)" hükmü yer almaktadır.
20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Kurumlarda görevlendirileceklerden istenilecek belgeler" başlıklı 39. Maddesinde;" Değişik madde: 20.06.2017 - 30102 s. R.G. Yön./16. md.)
(1) Çalışma izni düzenlenecek eğitim personelinden aşağıdaki bilgi ve belgeler istenir:
a) İş sözleşmesi.
b) (Değişik bent: 19.02.2020 - 31044 s. R.G. Yön./27. md.) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı.
c) İlk defa görev alacaklar hariç hizmet sınıfında daha önce yapılan görevleri gösterir hizmet belgesi.
(...)
d) Diploma veya diploma yerine geçen belgenin aslı veya milli eğitim müdürlüğünce onaylı örneği, yurt dışından alınmış diplomaların ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı örneği ya da denklik için başvuru yapıldığına ilişkin belge.
e) Öğretmen olarak görevlendirileceklerden, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının öğretmenlik alanları, atama ve ders okutma esaslarına ilişkin kararında pedagojik formasyon eğitimi olarak kabul edilen belgenin aslı veya kurumca onaylı sureti.(...) hükmü yer almakta olup; anılan maddenin 4. fıkrasında, kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izninin iptal edileceği belirtilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Güvenlik Tedbirleri" ana başlığı altında "Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" başlıklı 53/1. maddesinde, "Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…) ,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılır."; aynı maddenin 2. fıkrasında, "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
01/06/2005 tarih ve 25832 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Adli Sicil Kanunu'na 19/12/2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 38. maddesiyle eklenen 13/A maddesinin 1. fıkrasında, "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir." hükmü; aynı maddenin 3. fıkrasında ise, "Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir." hükümleri yer almaktadır.
Memnu hakların iadesi müessesesi, 765 sayılı TCK'nın 121-124 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK'un 416-420. maddeleri arasında yer almış iken, anılan Kanunları yürürlükten kaldırarak yerine 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ve 5271 sayılı CMK'da yer verilmemiştir. Bunun sebebi, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesidir. Anılan maddeye göre, kişilerin kasten işlemiş oldukları suçlardan dolayı verilecek hapis cezası mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak; bir kamu görevinin üstlenilmesi, seçme ve seçilme hakkı, velayet-vesayet hakkı gibi bir takım hak yoksunluklarının doğrudan oluşacağı, ancak, hapis cezasının infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kalınan hak yoksunluklarının da kendiliğinden kişiye avdet edeceği düzenlemesi öngörülmüştür. Dolayısıyla, TCK anlamında ayrıca yeni bir işleme gerek kalmaksızın cezanın infazının tamamlanmasıyla kişilerin yoksun kalacağı haklara kavuşacağı açıktır.
Ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlarda yer alan hak yoksunluklarına ilişkin düzenlemeler nedeniyle memnu hakların iadesi müessesesine yeniden ihtiyaç duyulmuş ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununa eklenen 13/A maddesiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi başlığı altında yeniden getirilmiştir.
Nitekim; 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin gerekçesinde; "5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." ifadeleri yer almaktadır.
Bu maddede bahsedilen "5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlar" ifadesinden, 5237 sayılı TCK'nın "Özel kanunlarla ilişki" başlıklı 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." hükmü uyarınca çeşitli suç ve hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hak yoksunluklarının düzenlendiği 5237 sayılı Kanun dışındaki diğer kanunların anlaşılması gerektiği açıktır.
Bu kapsamda, memnu hakların iadesi kararı, gerek Türk Ceza Kanunundan, gerekse özel bir kanundan kaynaklansın kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldıran ve kişiye kullanılması men edilen haklarını geleceğe yönelik olarak kullanma yetkisi sağlayan kararlardır.
O halde, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesi uyarınca bir kişinin işlediği suçtan dolayı verilen ceza mahkumiyetinin infazının tamamlanmasıyla birlikte yoksun kaldığı hak yoksunluklarının kendiliğinden kişiye avdet edeceği açık olup; 5580 sayılı Kanun'un 4. Maddesinde; " Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması(...) şeklinde belirtilen suçlardan dolayı mahkumiyet halinde süresiz olarak özel öğretim kurumlarında görevlendirilemeyeceği, ancak; yasaklanmış hakların iadesi kararı alınması durumunda madde hükmünde düzenlenen ehliyetsizliğin geçmişe yönelik olamasa da geleceğe yönelik olarak ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır.
5580 sayılı Kanun kapsamında çalışma izni onayının alınması esnasında ilgililerin bazı şartları taşımalarının zorunlu olmasının yanında, şartların görev süresince de muhafaza edilmesi bir gereklilik olduğu, Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin "kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izninin iptal edileceği" yolundaki kural ile açıkça ifade edilmiştir.
Burada, şartların taşınmadığının sonradan anlaşılması veya görev sırasında bu şartlardan birinin kaybedildiğinin anlaşılması durumunda görev sona erecektir. Düzenlemenin lafzından da görüleceği üzere, düzenlemede yer verilen sona erme halleri üzerine tesis edilecek işlem yönünden idarenin bağlı yetki içerisinde bulunduğu görülmektedir.
Dolayısıyla; anılan düzenlemeden hareketle, görevlendirme şartlarını kaybeden ya da şartları taşımadığı sonradan anlaşılan ilgililerin görevine herhalükarda son verileceğinden ilgililerin almış oldukları "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı" geçmişe yönelik olarak hukuki sonuç doğurmayacaktır.
Ancak; "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı" mahkûmiyeti ortadan kaldırmamakla birlikte bu mahkûmiyetten doğan veya mahkûmiyetle birlikte hükmedilen ehliyetsizlikleri ileriye dönük olarak ortadan kaldırmakta, bununla birlikte, memnu hakların iadesi kararı, ilgili kişiye bu karar uyarınca doğrudan özel öğretim kurumunda çalışma hakkı vermeyip, sonrasında idareye başvurma hakkı sağlayacağı, idarenin de ilgilinin açıktan atama niteliğinde olan bu talebini değerlendirirken kadro ve ihtiyaç durumunu gözeterek takdir yetkisini kullanacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, Mersin İli, ... Özel Eğitim Uygulama Merkezinde özel eğitim öğretmeni olarak görev yapan davacının 08/08/2019 tarihli çalışma izni onayı ile özel öğretim kurumunda çalışmaya başladığı, 30/07/2020 tarihinde 29/07/2021 tarihine kadar geçerli olan çalışma izni uzatma onayı verildiği, çalışma izni uzatma onayının verilmesinin akabinde davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih E:...; K:... sayılı kararıyla "yasadışı silahlı örgüt mensuplarına yardım ettiğinden bahisle" 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve anılan kararın kesinleştiğinin tespit edildiği, davacı tarafından 5580 sayılı Kanun'da yer alan şartın sağlanmadığının sonradan tespiti üzerine görevine son verilmesine ilişkin Toroslar Kaymakamlığının 07/10/2020 tarihli olur işleminin tesis edildiği, öte yandan; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih E:...; K:... sayılı kararı ile yasaklanmış tüm haklarının geri iadesine karar verildiği görülmektedir.
Bu açıklamalar ışığında; davacının Kanun uyarınca özel öğretim kurumlarında görev almasını engeller mahkumiyetinin bulunduğu, anılan mahkumiyete ilişkin yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı aldığı görüldüğünden; dava konusu işlemden önce alınan "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı" ile mahkûmiyeti ortadan kalkmamakla birlikte bu mahkûmiyetten doğan veya mahkûmiyetle birlikte hükmedilen yasaklar, ehliyetsizlikler ortadan kalktığından bu haliyle; işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu; dava konusu işlemden önce yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alındığı görüşüyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak davanın reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!