WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/4616 E.  ,  2024/655 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4616
Karar No : 2024/655

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU :.. Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Polatlı ilçesinde sınıf öğretmeni olarak görev yapmakta iken 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükmü ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, özel eğitim kurumlarında çalışabilmesine izin verilmesi yönünde 05/11/2020 tarihli dilekçe ile yapılan başvurusunun zımnen reddine ilişkin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kamu görevinden çıkarıldığı ve hakkında "özel öğretim kurumlarında çalışamama" kısıtlamasının da bu nedenle uygulandığı, Mahkemece UYAP ortamından, davacı tarafından Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılması işlemine karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurulduğu, Komisyonun kararına karşı açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ve "Davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğu belirlenen Bylock iletişim sistemini kullandığının yetkili makamlarca tespit edildiği hususu ve yukarıda yer alan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır." gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... K:... sayılı kararı ile davacının, Bylock programını kendisinin kullandığı tespit edilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmediği, kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülemektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçe çıkarılmak suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, Mahkemece yapılan değerlendirmede; davacının 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kamu görevinden çıkarıldığı ve anılan KHK'nın ilgili hükmü uyarınca kamu görevinde istihdam edilmeyeceği, ayrıca yargılandığı ceza davasında hakkında mahkumiyet kararı verildiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş, 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.
Anayasa'nın 2 ve 5. maddelerinde belirtilen "hukuk devleti" ilkesi, işlem ve eylemlerin hukuka uygun olmasını, hukukun üstünlüğü ilkesinin içtenlikle benimsenmesini, yasa koyucunun kendisini her zaman Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla bağlı tutmasını, insan haklarına saygı göstermesini ve bu hakları korumayı, adil bir hukuk düzeni kurarak bunu geliştirmeyi zorunlu saymasını gerektirir.
Yine Anayasamızın 38. maddesi, 4. fıkrasında yer alan; ''Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.'' hükmü ile masumiyet karinesi bir ilke olarak Anayasamızda yer almıştır. Masumiyet karinesinde esas olan kişinin masum olduğunun kanıtlanması değil, suçluluğunun kanıtlanamamış olmasıdır. Bu nedenle suçluluğa ilişkin hüküm sabit oluncaya kadar kimse haksız yere suçlanamaz.
Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.
Öte yandan; Anayasanın ''Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması'' başlıklı 15. Maddesinde de, ''Savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.'' hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere; savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde dahi "suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." kuralı ile anılan hak çekirdek haklar arasına dahil edilmiştir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla önüne gelen bir uyuşmazlıkta, 02/12/2015 tarih ve Başvuru No:2013/1503 sayılı kararıyla; "suçluluğu mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun yargılamaya konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığı anlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine" karar vermiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; her ne kadar, Mahkemece davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... K:... sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hususu, ret kararının gerekçelerinden birini oluştursa da; davacının henüz kesinleşmiş bir mahkumiyetinin bulunmadığı görüldüğünden, anılan gerekçenin Mahkeme kararından çıkarılması gerekmektedir.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının yukarıda yer alan gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden tahsil edilemeyen temyiz yargılama giderlerinin davacıdan tahsili için Mahkemece ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 16/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.