WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/3295 E.  ,  2024/1867 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/3295
Karar No : 2024/1867

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLLERİ : Av. … - Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde, sözleşmeli yabancı uyruklu öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, sözleşmesinin yenilenmeyerek görev süresinin uzatılmamasına ilişkin Mimarlık Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanının … tarih ve … sayılı işlemi ile Mimarlık Bölümü Başkanının … tarih ve … sayılı işleminin iptaline, uğranıldığı ileri sürülen özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 2547 sayılı Kanun'un 34. maddesi gereği, ilgili fakülte ve üniversite yönetim kurullarının kararlarının ardından üniversite rektörü tarafından karar alınması gerekirken, bu konuda yetkili olmayan dekan tarafından tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği; dava konusu işlem nedeniyle mahrum kalınan özlük haklarının, davanın açıldığı 29.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödemesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının 29.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödemesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının görev süresinin uzatılması noktasında ilgili birimlerce alınmış olumlu bir kararın bulunmaması nedeniyle devam eden idari süreçler işletilmemiş ise de, ilgili idari birimlerin aksi yönde iradesini/ iradelerini somut olarak ortaya koyacak herhangi bir bilgi ve belgenin dava dosyasına intikal ettirilmediği, davacının hizmetine ihtiyaç olmadığının yine hizmet sunucusu yetkili birimlerce ortaya konulduğu dikkate alındığında, davalı idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerini öncelleyerek hukuka uygun olarak kullandığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği gerekesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf istemine konu mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin rektör tarafından tesis edilmesi gerektiğinden, yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, yetki ve usulde paralellik ilkesine uyarlık taşımadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava; Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde, sözleşmeli yabancı uyruklu öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, sözleşmesinin yenilenmeyerek görev süresinin uzatılmamasına ilişkin Mimarlık Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanının … tarih ve … sayılı işlemi ile Mimarlık Bölümü Başkanının … tarih ve … sayılı işleminin iptaline, uğranıldığı ileri sürülen özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Yabancı uyruklu öğretim elemanları" başlığını taşıyan 34. maddesinde; "Yükseköğretim kurumlarında, sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanları, ilgili fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve üniversite yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından atanırlar. Bunlar, öğretim görevleri bakımından, bu kanunda aylıklı öğretim elemanları için konulmuş olan hükümlere tabidirler.
Yabancı uyruklu öğretim elemanlarının bu şekilde atanmaları veya görevlendirilmeleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Cumhurbaşkanı kararını gerektiren hükümlerine tabi olmadan, Yükseköğretim Kurulunca verilecek ön izni müteakip Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından alınacak çalışma izni neticesinde ilgili üniversitesi ile sözleşmesi yapılır.
Bu madde ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 16 ncı maddesine göre yükseköğretim kurumlarında sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanı sayısı dolu öğretim elemanı kadrosu sayısının %2’sini geçemez. Bu kapsamdaki yabancı uyruklu öğretim elemanının yükseköğretim kurumları itibariyle dağılımı, isim, ücret ve sözleşme örneğinin vizesi, sözleşme süresinin uzatılması ve sona erdirilmesi, Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılır."

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2547 sayılı Kanun'un 34. maddesi gereği, yükseköğretim kurumlarında, sözleşme ile görevlendirilecek yabancı uyruklu öğretim elemanları, ilgili fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve üniversite yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından atanırlar. Bununla birlikte; yabancı uyruklu öğretim elemanlarının görev sürelerinin sona ermesi durumunda, yetki ve usulde paralellik ilkesi gereği, yeniden görevlendirilip görevlendirilmeyeceği konusunda, ilgili fakülte, enstitü veya yüksekokul yönetim kurulunun önerisi ve üniversite yönetim kurulunun uygun görüşü üzerine rektör tarafından karar verilmesi gerekmektedir.
Olayda; 2547 sayılı Kanun'un 34. maddesi kapsamında, sözleşmeli yabancı uyruklu öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, 30.08.2020 tarihinde sona eren görev süresinin uzatılmayarak, görevine son verilmesine, Mimarlık Bölüm Kurulunun 30.07.2020 tarih ve 2020/16 sayılı kararı üzerine, Ana Bilim Dalı Başkanınca karar verildiği, 2547 sayılı Kanun'un 34. maddesinde öngörülen sürecin işletilmediği ve görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı konusunda rektör tarafından bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
Bu bağlamda; davacının görev süresinin uzatılıp uzatılmayacağı konusunda 2547 sayılı Kanun'un 34. maddesinde kurala bağlanan sürecin işletilerek, rektör tarafından karar verilmesi gerekirken, bu konuda yetkili olmayan Ana Bilim Dalı Başkanı tarafından tesis edilen dava konusu işlemlerin, hukuka, yetki ve usulde paralellik ilkesine aykırı olduğu, aksi yönde değerlendirme ile verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından uğranıldığı ileri sürülen özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden,
İdari yargılama hukukunun temel ilkeleri ve yerleşik yargı içtihatları gereği; idari yargı mercilerince verilen iptal kararları, geriye yürür ve idari işlemi tesis edildiği andan itibaren hiç tesis edilmemiş gibi ortadan kaldırır. İptal edilen işlem hiç yapılmamış sayıldığı için ilgilinin, işlem nedeniyle uğradığı parasal ve özlük hak kayıplarının karşılanması gerekmektedir.
Buna karşın, belirli süreli hizmet sözleşmelerinin yenilenmemesine ilişkin işlemlerin, yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idari yargı mercilerince iptal edilmesi durumunda, yetkili idari makam ya da organ tarafından, sözleşmenin yenilenmesi veya yenilenmemesi yönünde bir karar alınması gerekmektedir. Bu aşamada, iptal kararının hukuksal sonucu olarak yetki yönünden hukuka aykırı bulunan sözleşmenin yenilenmemesi işlemi ortadan kalmış olmakla birlikte, idare ile ilgili arasındaki belirli süreli hizmet sözleşmesinin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi de bulunmamaktadır. İdari yargı merci tarafından, sözleşmenin yenilenmemesi işleminin esasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığından ve belirli süreli hizmet sözleşmesinin süresinin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi bulunmadığından, bu aşamada, ilgili bakımından, kesin ve net olarak belirli olmayan özlük hak kayıpları hakkında; sözleşmenin yenilendiği varsayımı ile doğrudan bir kabul kararı verilmesi mümkün olmadığından, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; dava konusu işlemin, yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiş olması nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 27/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY : (X)- Dava; Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde, sözleşmeli yabancı uyruklu öğretim görevlisi olarak görev yapan davacının, sözleşmesinin yenilenmeyerek görev süresinin uzatılmamasına ilişkin Mimarlık Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanının … tarih ve … sayılı işlemi ile Mimarlık Bölümü Başkanının … tarih ve … sayılı işleminin iptaline, uğranıldığı ileri sürülen özlük haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir.
Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır.
Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez ise de; sözleşmenin istikrarlı şekilde yenilendiği durumlarda davalı idarenin sözleşme süresinin bitiminden önce karşı tarafa sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirmesi haklı beklenti ilkesinin tabii sonucu olarak görülebilir.
İşlemin yetki unsuru yönünden değerlendirilmesine gelince; davacının önceki sözleşmesi sona ermiş ve yenilenmemiş olduğundan ortada bir sözleşme yoktur ve bu nedenle usulde paralellik ilkesi gereği, sözleşme yapılırken izlenmesi gereken usulün takibi de gerekmemektedir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmediğimden aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılamıyorum.
Bununla birlikte; dava konusu işlemin hukuka uygun olması nedeniyle özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerektiği açıktır.