Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1651 E. , 2025/30 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1651
Karar No : 2025/30
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Valiliği
2- ... Kaymakamlığı
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Özel Yaşam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde zihin engelliler sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından, Mersin Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin Yenişehir Kaymakamlığının ... tarih ve... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; ... Devlet Güvenlik Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, yasadışı silahlı çete niteliğindeki örgüte yardım ve yataklık suçundan 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı, cezasının infazı sonrasında ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararla, davacının memnu haklarının iadesine karar verildiği, davacının 2006-2020 yılları arasında yetkili makamdan aldığı çalışma izin Olur'ları ile öğretmenlik mesleğini ifa ettiği, zira 2006-2018 yılları arasında davacının bu görevini yapmasına engel teşkil edecek bir mevzuat hükmünün bulunmadığı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle davacının adli sicil ve arşiv kaydının ve davacı hakkında yürütülmekte olan idari/adli soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı, 2006 yılında memnu haklarının iade edildiği ve bu karar sonrasında aldığı izinler ile uzun yıllar öğretmenlik görevini ifa ettiği hususları dikkate alınmaksızın özel öğretim kurumundaki öğretmenlik görevine son verilmesinin hukuki güvenlik, kazanılmış hak ilkelerini ihlal edecek nitelikte olduğu, dava konusu işlemde hukuka, mevzuata ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının ... Devlet Güvenlik Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile terör amaçlı yardım ve yataklık suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve Müt.No:... sayılı kararı ile davacının yasak haklarının bulunmadığına karar verildiği, memnu hakların iadesi kararının, kamu hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma gibi temel hak ve özgürlükler alanındaki ehliyetsizlikleri gelecek için ortadan kaldırarak, ilgiliye kullanılması men edilen hakları kullanma yetkisi verdiği, ancak; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde aranan koşullardan biri olan "terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti yada iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamak" şartını ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle İstinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2006-2020 yılları arasında yetkili makamdan aldığı çalışma izinleriyle öğretmenlik mesleğini ifa ettiği, adli sicil ve arşiv kaydının bulunmadığı, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava, Mersin İli, Yenişehir İlçesi, ... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde zihin engelliler sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacı tarafından, Mersin Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı görüş yazısına istinaden görevine son verilmesine ilişkin Yenişehir Kaymakamlığı'nın... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması(...) şartı aranır. (…)" hükmü; "Kurumlarda çalıştırılacak personel" başlıklı 8. maddesinde; "Kurumların eğitim-öğretim ve yönetim hizmetlerinin, asıl görevi bu kurumlarda olan yönetici ve eğitim-öğretim elemanları ile yürütülmesi esastır.
Bir kurumun öğretime başladığı tarihten itibaren mevcut ders saati sayısının, kuruluş sırasında üçte birinin, kuruluşundan üç yıl sonra da en az üçte ikisinin asıl görevi bu kurumlarda olan öğretmen, uzman öğretici veya usta öğreticiler tarafından okutulması zorunludur.
Kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde, en az dengi resmi öğretim kurumlarına atanabilmek için gerekli nitelik ve şartları taşıyanlar, resmi dengi bulunmayan kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde ise yönetmelikle belirtilen nitelik ve şartları taşıyanlar görevlendirilir.
(...)
Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır. (...)" hükmü yer almaktadır.
20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Kurumlarda görevlendirileceklerden istenilecek belgeler" başlıklı 39. maddesinde;"(Değişik madde: 20.06.2017 - 30102 s. R.G. Yön./16. md.)
(1) Çalışma izni düzenlenecek eğitim personelinden aşağıdaki bilgi ve belgeler istenir:
a) İş sözleşmesi.
b) (Değişik bent: 19.02.2020 - 31044 s. R.G. Yön./27. md.) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanı.
c) İlk defa görev alacaklar hariç hizmet sınıfında daha önce yapılan görevleri gösterir hizmet belgesi.
(...)
d) Diploma veya diploma yerine geçen belgenin aslı veya milli eğitim müdürlüğünce onaylı örneği, yurt dışından alınmış diplomaların ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı örneği ya da denklik için başvuru yapıldığına ilişkin belge.
e) Öğretmen olarak görevlendirileceklerden, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının öğretmenlik alanları, atama ve ders okutma esaslarına ilişkin kararında pedagojik formasyon eğitimi olarak kabul edilen belgenin aslı veya kurumca onaylı sureti.(...) düzenlemesi yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Mersin İli, Yenişehir İlçesi, ... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde zihin engelliler sınıf öğretmeni olarak görev yapmakta iken 2020 yılı Ocak ayından itibaren Yenişehir Kaymakamlığınca, ilçede bulunan özel eğitim-öğretim kurumlarında görev yapan personellerin 5580 sayılı Kanunun 4. maddesi yönünden güvenlik soruşturmalarının yaptırıldığı, davacının da aralarında bulunduğu bazı kişilerin görevlerine devam edip edemeyeceği noktasında tereddüte düşülmesi üzerine bu hususta 08/04/2020 tarihli yazı ile Mersin Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden görüş istenildiği, Mersin Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile 5580 sayılı Kanunun 4. maddesi hükümlerine yer verilecek "......Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 169. maddesi gereğince terör amaçlı yardım ve yataklık suçundan bir yıldan fazla hapis cezası aldığı (3 yıl 9 ay) ve kararın 28/07/2000 tarihinde kesinleştiği, şahsın (davacının) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar kısmında düzenlenen silahlı örgüt başlıklı suçtan ceza aldığı anlaşıldığı, 5580 sayılı Kanunun 4. maddesine istinaden adı geçenin (davacının) özel öğretim kurumlarında çalışmasının uygun olmayacağı" şeklinde görüş verildiği, anılan görüş uyarınca davacının görevine son verildiği, davacının anılan işleme karşı yaptığı 24/09/2020 tarihli itirazın, Mersin Valiliği'nin ... tarih ve ... sayılı yazısıyla reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacının,... tarih ... sayılı çalışma izni onayı ile bir (1) yıl süreyle Özel ... -... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde zihinsel engelliler sınıf öğretmeni kadrosunda görevlendirildiği, kurum ad ve tür değişikliği sonrası... tarih ve ...sayılı çalışma izni onayı ile ... Özel eğitim Okulunda bir (1) yıl süreyle zihinsel engelliler sınıf öğretmeni olarak görevlendirildiği, 27/10/2011 tarihli ve 11/11/2012 tarihli işlemlerle davacı hakkında birer yıllık olmak üzere aynı kurumda çalışma izni uzatma onayları düzenlendiği, ...tarih ve ... sayılı işlemle Özel Yaşam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde davacı hakkında zihinsel engelliler sınıf öğretmeni olarak çalışma izni onayı verildiği, davacının bu kurumdaki görevlendirmesine ilişkin davalı idarece, 30/11/2014 tarihli; 20/10/2015; 31/10/2016; 20/10/2017; 20/10/2019 tarihli çalışma izni uzatma onayları düzenlendiği, son çalışma izni uzatma onayı ile 06/11/2020 tarihine kadar anılan kurumda görevlendirildiği, görev süresi dolmadan... tarih ve... sayılı işlemle görevine son verildiği anlaşılmaktadır.
5580 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurumlarda görev yapabilmek için; özel öğretim kurumu ile kurumda görev yapmak isteyen kişi arasında İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesinin imzalanması üzerine, kurum müdürlüğünce, çalışma izni verilmesi istenen eğitim personelinin ve diğer personelin bu izne esas olan belgelerini eksiksiz olarak tamamlamak suretiyle evrakı kurumun doğrudan bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne teslim edeceği, nitelik ve şartları uygun bulunanlara müracaattan itibaren 10 gün içinde çalışma izni valilikçe düzenleneceği, Valilikten çalışma izni alınmadan personelin işe başlatılamayacağı açıktır.
Davacının çalışma izni verilmesine engel olduğu ileri sürülen suçun işlendiği tarih 1993-1994 yılları olup, bu suça ilişkin olarak verilen ceza ise 28/07/2000 tarihli Yargıtay kararı ile onanıp kesinleşmiştir. 5580 sayılı Kanunun 2007 tarihli olup dava konusu işlemin dayanağı olan 4. madde hükmü 2018 tarihli değişiklikle işlem tarihindeki halini almıştır. İşlem ise 2000 tarihli Yargıtay kararı gerekçe gösterilerek, 2007 tarihli 5580 sayılı Kanunun ilgili maddesindeki 2018
tarihli değişiklikle 2004 tarihli Türk Ceza Kanunu'na yapılan atfa dayanılarak 2020 tarihinde tesis edilmiştir. Bu süreç içerisinde, davacının çalışma izni farklı kurumlar için defalarca yenilenmiştir.
Olayda, davalı idarece, özel öğretim kurumları mevzuatı uyarınca davacının görevlendirilmesine engel mahkumiyeti bulunduğu ileri sürülmekte ise de; dosyaya sunulan bilgi ve belgenin incelenmesi neticesinde, davacı hakkında üç faklı kurumda olmak üzere, yaklaşık on yıl süreyle birden çok kez çalışma izni onayı/çalışma izni uzatma onayı düzenlendiği, her bir çalışma izni (uzatma) onayı sürecinde, davalı idarece, davacının görevlendirme için mevzuatta aranan şartları sağlayıp sağlamadığının ayrıca değerlendirildiği dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak davanın reddine dair verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak 23/01/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)-5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurucu/kurucu temsilcisinin nitelikleri ve kurum binaları" başlıklı 4. maddesinde; "(Değişik 1. fıkra: 09.05.2018 - 7141 S.K/Madde 11) Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması(...) şartı aranır. (…)" hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer alan hükümlerden anlaşıldığı üzere; özel öğretim kurumunda görev yapabilmek için bir kısım şartlar aranmaktadır. İlgililerin bu şartları çalışma izni onayının alınması esnasında taşımalarının zorunlu olmasının yanında, şartların görev süresince de muhafaza edilmesi bir gerekliliktir. Bu husus, Yönetmeliğin "kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izninin iptal edileceği" yolundaki kuralı ile açıkça belirtilmiştir. Görevlendirme için aranan şartların taşınmadığının sonradan anlaşılması veya görev sırasında bu şartlardan birinin kaybedildiğinin anlaşılması durumunda igilinin görevi sona erecektir.
Söz konusu düzenlemenin lafzından da anlaşılacağı üzere, düzenlemede yer verilen sona erme hali üzerine tesis edilecek işlem yönünden idarenin bağlı yetki içerisinde bulunduğu görülmektedir.
Bir başka anlatımla; idarece bu aşamada tesis edilen işlem zaten vuku bulmuş olan bir hukukî neticenin tespiti işlemidir. Bu durum, maddenin lafzında tesis edilecek işlemden bahsedilmeden doğrudan ortaya çıkan hukukî sonucun belirtilmesi “çalışma izni iptal edilir” ifadesiyle kendini göstermektedir.
Bu nedenle, 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan; "(...) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması" kuralının özel öğretim kurumunda görev yapmaya mutlak surette engel olacağı belirtilen; “anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar”dan mahkûm edilmiş olan ilgililer hakkında sonradan verilen yasaklanmış hakların geri verilmesi kararlarının; kesinleşmiş ceza mahkûmiyetiyle kaybedilmiş olan yasal şartları gerek geçmiş gerekse gelecek açısından geri getirip getirmeyeceği meselesinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Memnu hakların iadesi, (mülga) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 121 ilâ 124. maddeleri ve 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 416 ilâ 420. maddelerinde yer almıştır. 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda ise bu müesseseye yer verilmemiştir. Daha sonra, 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı sayılı Kanun’la 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na eklenen 13/A maddesiyle “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlığı altında belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağlanan hak yoksunluklarının giderilmesi amacına yönelik düzenleme yapılmıştır.
Düzenlemede, 5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlarda yer alan mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarına atıf yapılarak, söz konusu hak yoksunluklarının giderilebilmesi için belirli şartlar altında yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla, 5237 sayılı Kanun dışındaki herhangi bir kanunda ceza mahkûmiyetine bağlı bir hak yoksunluğu düzenlemesine yer verilmişse; söz konusu kanunda yer alan yoksunluk hali, 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde düzenlenen “yasaklanmış hakların geri verilmesi” müessesesinin kapsamına dâhil olacaktır.
Bu kapsam dâhilinde olacak düzenlemelerin tespiti için öncelikle yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesinin mahiyetinin belirlenmesi gerekmektedir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, mahiyeti itibarıyla ceza mahkûmiyetinden doğan hak yoksunluklarını giderme amacına matuf, geçmişe yönelik değil geleceğe yönelik sonuç doğuran yargısal bir işlemdir. Dolayısıyla bu karar mahkûmiyeti ortadan kaldırmamakta, adli sicil veya arşiv kaydının silinmesini sağlamamaktadır. Hükmün varlığı üzerinde herhangi bir etki doğurmaması hasebiyle de (mülga) 765 sayılı Kanun’da yer alan tecil müessesesinden, 5271 sayılı Kanun’da düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan ve mahkûmiyet ile mahkûmiyetin bütün sonuçlarını geçmişe ve geleceğe yönelik ortadan kaldıran genel aftan farklı bir mahiyet taşımaktadır.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının hüküm ve sonuç doğuracağı haller, ilgili kanunlarda yer alan düzenlemelerin niteliğiyle doğrudan ilişkilidir. İlgili kanunlarda yer alan düzenlemelerde, ceza mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluklarına yer verilebileceği gibi; doğrudan ceza mahkûmiyetinin hukukî varlığına da sonuç bağlanmış olabilir.
Bu ayrımın dikkate alınmaması, birbirinden farklı olaylara veya durumlara aynı hukuk kurallarının uygulanması gibi hukuk kurallarının bütünlüğünü bozacak sonuçlara varılmasına neden olacaktır.
Kısacası, "ceza mahkûmiyetine bağlanan hak yoksunluğu" kavramının açıklığa kavuşturulması, hukukî meselenin çözümü açısından önem arz etmektedir.
Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde, özel öğretim kurumunda görev alacak personelin çalışma izni onayı başvurusu için; özel öğretim kurumu ile imzalan iş sözleşmesi, ilk defa görev alacaklar hariç hizmet sınıfında daha önce yapılan görevleri gösterir hizmet belgesi, diploma veya diploma yerine geçen belgenin aslı veya milli eğitim müdürlüğünce onaylı örneği, yurt dışından alınmış diplomaların ise Yükseköğretim Kurulundan alınmış denklik belgesinin aslı veya onaylı örneği ya da denklik için başvuru yapıldığına ilişkin belge ve öğretmen olarak görevlendirileceklerden, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının öğretmenlik alanları, atama ve ders okutma esaslarına ilişkin kararında pedagojik formasyon eğitimi olarak kabul edilen belgenin aslı veya kurumca onaylı suretinin çalışma izni düzenlenecek eğitim personelinden isteneceği ifade edilmiştir. Bunların yanında, görevlendirme yapılacak personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartları haiz olduğuna ilişkin yazılı beyanının da idareye sunulması gerekmektedir.
"Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen şartların" kişide bulunmaması gereken ceza mahkûmiyetiyle ilişkili negatif şartlar olduğu; yukarıda ifade edilen diğer şartların ise özel öğretim kurumlarında çalışma izni onayı verilecek personelin taşıması gereken pozitif şartlar olduğu görülmektedir.
Kanunda; sözü edilen negatif şartlar; "Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olmak ve terör örgütlerine ya da Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamak" şeklinde ifade edilmiştir.
Görüleceği üzere; Kanun'un 4. maddesinde, ceza mahkûmiyetine bağlı hak yoksunluklarından bahsedilmemekte, belirli bir ceza mahkûmiyetinin hukuken var olup olmadığı hususu göz önünde tutularak, belirli bir ceza mahkûmiyetinin var olması durumunun görevlendirmeye engel teşkil edeceği belirtilmektedir. Anılan kural, sayılan mahkûmiyetlerin var olması halini özel öğretim kurumlarında görev almaya engel olarak görmektedir.
Bu durumda, "yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının" ceza mahkûmiyetini ortadan kaldıran bir niteliğe sahip olmadığı ve 5580 sayılı Kanun'da yer alan; “affa uğramış olma” halinin dahi kaybedilen memuriyet şartını geri getirmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda; “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olma şartının, ancak mahkûmiyeti ortadan kaldıran tasarruflar yoluyla sağlanabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının 5580 sayılı Kanun’un 4. maddesinde gösterilen şartların sonuçlarını ortadan kaldıran herhangi bir yönünün bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Uyuşmazlıkta; ...Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, yasadışı silahlı çete niteliğindeki örgüte yardım ve yataklık suçundan 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı, cezasının infazı sonrasında ...Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen kararla, davacının memnu haklarının iadesine karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında; davacının "Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar" kapsamında kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunduğu hususunda duraksama bulunmamakta olup; davacının almış olduğu "yasaklanmış hakların geri verilmesi" kararının mahkumiyet halinin varlığını ortadan kaldırmadığı, bir başka ifadeyle; anılan kararla mahkumiyetin vaki olmamış sayılamayacağı görüldüğünden; davacının 5580 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan şartı sağlamadığından bahisle görevine son verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılarak davanın reddine dair verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan gerekçe ile onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!