WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2022/16 E.  ,  2025/1510 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/16
Karar No : 2025/1510

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVACILAR)
1- ...
2- ...
VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; 07/10/2013 tarihinde Adana ili, Sarıçam ilçesi, ... Mahallesi ... Sokakta yürütülen yol yapım çalışması sırasında 7 yaşındaki müşterek çocukları ...'in silindir iş makinesinin altında kalarak vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle davacı ... için 79.211,68-TL maddi (miktar artırımı ile ) ve 150.000,00-TL manevi, davacı ... için 45.544,48-TL maddi (miktar artırımı ile) ve 150.000,00-TL manevi zararın olay tarihi olan 07/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Mahkemece yaşı küçük çocuk ...'in olay tarihinde 7 yaşında olduğundan olayın meydana gelmesinde gözetim ve denetim sorumluluğunu gereğince yerine getirmeyen davacı anne ve babanın %50 oranında kusurlu, kazanın meydana geldiği yol çalışmasından sorumlu Sarıçam Belediye Başkanlığının ise denetleme yükümlülüğünü yerine getirilmemesinden dolayı % 50 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, bu durumda; olay nedeniyle destekten yoksun kalma süresince hesap bilirkişisi tarafından davacı anne için hesaplanan 79.211,68- TL'nin kusur durumu dikkate alınarak 39.605,84- TL'lik kısmının işleyecek yasal faizi (5.000,00 TL'lik kısmı için idareye başvuru tarihi olan 06/09/2017 tarihinden, 34.606,84 TL'lik kısmı için miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 16/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ) ile birlikte ve davacı baba için hesaplanan 45.544,48 TL'nin kusur durumu dikkate alınarak 22.772,24 TL'lik kısmının işleyecek yasal faizi (5.000,00 TL'lik kısmı için idareye başvuru tarihi olan 06/09/2017 tarihinden, 17.772,24 TL'lik kısmı için miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 16/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ) ile birlikte davalı idarece davacılara tazmin edilmesi gerektiği, maddi tazminat isteminin kalan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat istemleri yönünden ise; meydana gelen olay sonucu duyulan elem ve acı nedeniyle müterafik kusur durumu da dikkate alınarak takdiren davacı anne için 90.000,00-TL, davacı baba için 90.000,00-TL olmak üzere toplam 180.000,00-TL manevi zararın idareye başvuru tarihi olan 06/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara tazmin edilmesi gerektiği, manevi tazminat isteminin kalan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın maddi ve manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne, davacı ... için 39.605,84-TL maddi tazminatın 5.000,00-TL'lik kısmı için idareye başvuru tarihi olan 06/09/2017 tarihinden, 34.606,84-TL'lik kısmı için miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 16/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ve davacı ... için 22.772,24-TL maddi tazminatın 5.000,00- TL'lik kısmı için idareye başvuru tarihi olan 06/09/2017 tarihinden, 17.772,24-TL'lik kısmı için miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 16/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte, davacı ... için 90.000,00-TL manevi tazminatın ve davacı ... için 90.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 06/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, kalan maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından; temyize konu istinaf kararının gerekçesiz olduğu, hesap raporuna göre ıslah talebinde bulunulduğu, ancak ilk derece Mahkemesince hukuka aykırı şekilde takdir hakkı kullanılarak tazminat miktarından %50 indirim yapıldığı, ayrıca hükmedilen manevi tazminat miktarının da çok düşük olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından; temyize konu istinaf kararında istinaf gerekçelerinin karşılanmadığı, ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundaki kusur oranlarının kabul edilmemesine rağmen yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, davacıların anne ve baba olarak çocuklarını koruma ve gözetme görevini gerektiği gibi yerine getirmediği, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının da yüksek olduğu, davanın reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
07/10/2013 tarihinde Adana ili, Sarıçam ilçesi, ... Mahallesi ... Sokakta yürütülen yol yapım çalışması sırasında davacıların müşterek çocukları ...'in silindir iş makinesinin altında kalarak vefat etmesi nedeniyle anne ... için 79.211,68-TL maddi (miktar artırımı ile) ve 150.000,00-TL manevi, baba ... için 45.544,48-TL maddi (miktar artırımı ile) ve 150.000,00-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden;
İdare, yasalarla kendi yetki ve sorumluluğuna bırakılan kamu hizmetini yasal yetkileri içinde ve gereği gibi yürütmek amacıyla önceden gerekli teşkilatı kurmak ve bu teşkilatın ve hizmetin gerektirdiği araç, gereç ve personeli her an hizmete hazır tutmak ve hizmetin iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli tüm özeni göstermekle yükümlüdür.
Hizmetin kötü veya geç işlemesi ya da hiç işlememesi yüzünden kişilerin zarara uğramaları halinde idarenin hukuksal sorumluluğu söz konusudur ve uğranılan bu zararın hizmeti yürütmekle görevli idarece tazmini gerekmektedir.
Kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla idarelerin, tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için de, ortada bir idari eylemin veya işlemin (idare tutum ve davranışın) bulunması, bu eylem veya işlemden zarar meydana gelmesi, bu idari eylem ve işlem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekir ve zarar doğuran eylem ya da işlemin idareye bağlanabilmesi durumunda, kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini cihetine gidilmesi icap etmektedir.
Bu kapsamda, tazminat hukukunun amacının idarenin yürütmekle görevli ve yetkili olduğu hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle kişilerin uğradığı zararların karşılanması olduğu şüphesizdir.
Tam yargı davalarında, öncelikle; zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas olduğundan, olayın oluşumu ve zararın niteliğinin irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
İdarelerin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetlerin sonucunda, idare ile bireyler arasında birey zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuki kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin/çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
İdare, Anayasamızın 125. maddesinde de belirtildiği üzere, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bunun yanında, idarenin faaliyet alanıyla ilgili, önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği birtakım zararları nedensellik bağı aramadan tazmin etmesi gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; meydana gelen kazaya sebebiyet verenlere karşı açılan davada, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer verilen 08/06/2015 tarihli üç kişilik iş güvenliği uzmanları tarafından tanzim edilen ve İdare Mahkemesince de hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; davalı Sarıçam İlçe Belediyesinin alt işvereni taşeron firma ... İnşaat Tic. San. Ltd. Şti. çalışanlarından ..., Sarıçam Belediyesi tarafından kiralanan yol silindirini (iş makinası) kullanarak, diğer çalışanlar ... ve ... ile birlikte 07/10/2013 günü saat 15.45 sıralarında ... Mahallesi, ... nolu Sokakta asfaltlama öncesi stabilize yolda sıkıştırma işlemi yapmak üzere ileri-geri manevra yaptığı sırada, ... isimli 7-8 yaşlarındaki çocuğun silindir makinesinin arka kısmına tutunarak makine ile birlikte hareket ederken, silindir altında kalarak olay yerinde vefat ettiği; asıl işveren Sarıçam Belediyesi Fen İşlerinden sorumlu müdür vekili sanık ... ile alt işveren ... İnşaat Tic. San. Ltd. Şti.'nin, kazanın meydana geldiği yerde yapılan yol çalışmasından sorumlu yetkilisinin asli kusurlu oldukları; yeterli sürücü belgesi olmadığı halde iş makinesini kullanan, geri manevra esnasında işaretçiden yardım almayan, dikkatsiz ve tedbirsiz çalışması sonucu ölümlü bir kazaya sebebiyet veren ...'ın asli kusurlu olduğu; sanıklardan ... ve ...'ün, silindir operatörü ile beraber yol yapımında çalışırken, tehlikeli alana giren çocuğu fark etmedikleri ya da engel olmadıkları, operatörün görüş alanının kısıtlı olduğu durumda onu uyarmadıkları, çevrede güvenliği sağlamadıkları için tali kusurlu oldukları; kazada vefat eden ...'in 7-8
yaşlarında tehlike ve riskleri kavrayabilecek yaş ve olgunlukta olmadığı için, iş makinelerinin çalıştığı bir alana girmesine engel olmayan anne ve babasının çocuğun bakım, eğitim ve gözetim görevini yerine getirmediklerinden tali kusurlu oldukları yönünde görüş verilmiştir.
Meydana gelen ölüm olayı nedeniyle davacıların çocuğu ...'in desteğinden yoksun kalmasından kaynaklı maddi zararın belirlenebilmesi için İdare Mahkemesince alınan 31/07/2018 tarihli hesap bilirkişisi raporunda; müteveffa ...'in 26/12/2006 doğumlu ve 7 yaşında olduğu, bakiye muhtemel ömrünün 57 yıl (2070 yılı) olduğu, anne ...'in 16/12/1980 doğumlu olup bakiye muhtemel ömrünün 35 yıl (2048 yılı) olduğu, baba ...'in 20/02/1972 doğumlu olup bakiye muhtemel ömrünün 28 yıl (2041 yılı) olduğu, bu senelerde anne ve babanın destek almasının muhtemel olduğu, müteveffanın 18 yaşına kadarki dönem için ailesine destek olma yerine yetiştirme gideri olarak aile bütçesinden pay ayrılması gerektiğinden 18 yaşını ikmal tarihi olan 2024 tarihine kadar anne için %5, baba için %5 nispetinde yetiştirme gideri tenzilatı gerçekleştirileceği, 18 yaş sonrası muhtemel askerlik süresi düşürülerek bekarlık döneminde anneye %25, babaya % 25 nispetinde desteklik sağlayacağı, sonrasında evlenip çocuk sahibi olacağı varsayılarak evlilik ilk dönemde anneye %16, babaya %16, ikinci dönemde her biri için ayrı ayrı %14, üçüncü dönemde ise %12,5, anne tek dönemde %25 nispetinde desteklik sağlayacağı varsayılarak hesaplamanın yapıldığı, bu doğrultuda anne için 79.211,68 TL, baba için 45.544,48 TL destekten yoksunluk tazminat miktarının hesaplandığı görülmüştür.
Uyuşmazlık konusu olayda, olay tarihinde 7 yaşında olan müteveffanın anne ve babasının gözetim ve denetim sorumluluğunu gereğince yerine getirmediği açık olmakla birlikte, davalı idarenin yol yapım çalışması sırasında denetim ve gözetim hizmetinin de yeterince işlemediği tartışmasız olup, davacıların maddi zararının hizmet kusuru ilkesine göre müterafik kusur oranında (%50) indirilmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan; İdare Mahkemesince hükme esas alınan, davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararının tespitine ilişkin 31/07/2018 tarihli hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bakiye ömür belirlenmesinde PMF 1931 hayat tablosunun esas alındığı görülmektedir.
PMF 1931 hayat tablosu, Fransız nüfus verileri/istatistikleri kullanılarak, 1931 yılında hazırlanmış bir tablodur. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır.
Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, tazminat hesabına esas bakiye ömrün belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 tablosunun esas alınması gerekmektedir.
Bu durumda; Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davacı anne ve babanın destekten yoksun kalma zararlarının belirlenmesi gerekirken, hükme esas alınacak yeterlilik ve nitelikte bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; meydana gelen zararların tespiti amacıyla İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacılar tarafından ıslah edilen bu yeni zarar miktarının; olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istedikleri gerçek zararları olduğu açıktır.
Bu durumda; kabul edilen tazminatın, idareye başvurunun yapıldığı 06/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden;
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir tutarda olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; İstinaf Mahkemesince hukuka uygun bulunan ilk derece Mahkemesi kararında, meydana gelen olay sonucu duyulan elem ve acı nedeniyle müterafik kusur durumu da dikkate alınarak takdiren davacı anne için 90.000,00-TL, davacı baba için 90.000,00-TL olmak üzere toplam 180.000,00-TL manevi zararın idareye başvuru tarihi olan 06/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Meydana gelen olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, gerçekleşen kaza sonucunda olay tarihinde 7 yaşında olan ...'in vefat ettiği, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarlarının uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, davacıların evlatlarını kaybetmeleri nedeni ile duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı anlaşıldığından, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınmak suretiyle manevi tazminat miktarının yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu itibarla; bozma kararı üzerine yapılacak yargılama neticesinde yeniden bir karar verileceğinden, yargılama giderleri ve vekalet ücretleri yönünden bu aşamada ayrıca bir inceleme yapılmamıştır.
Sonuç itibarıyla davanın kısmen kabulü kısmen reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik tarafların istinaf başvurularının reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davacıların 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
3. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 27/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.