Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/7595 E. , 2024/513 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7595
Karar No : 2024/513
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : … Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davacılar) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
8- …'a velayeten kendi adına asaleten
…
9- …
10- …
11- …
12- …
13- …
14- …
15- …
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, davacıların yakını ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın Yüksekova-Esendere yönüne seyir halindeyken, direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkıp devrilmesi üzerine ...'ın vefat etmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle anne ... ve baba ... için ayrı ayrı olmak üzere 30.000,00 TL, eş ... ve çocuk ... için ayrı ayrı olmak üzere 40.000,00 TL, diğer davacılar olan kardeşler için ayrı ayrı olmak üzere 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, davacılardan ...'ın tazminat talebiyle … Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… esasına kayıtlı olarak açılan davada alınan bilirkişi raporunda, ...'ın %70 oranında, yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşun ise %30 oranında kusurlu olduğu yönünde tespitlere yer verildiği, … Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan bilirkişi raporunun Mahkemece hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, buna göre meydana gelen kazada ...'ın vefat etmiş olması ve ayrıca olayda idarenin kusur oranı da göz önünde bulundurularak, davacıların duyduğu elem ve ızdırap nedeniyle anne ... ve baba ... için ayrı ayrı olmak üzere 10.000,00 TL, eş ... ve çocuk ... için ayrı ayrı olmak üzere 10.000,00 TL, diğer davacılar olan kardeşler için ayrı ayrı olmak üzere 2.000,00 TL olmak üzere toplam 64.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 06.11.2014 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulamasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş olup; 7. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak Karayolları Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
Öte yandan 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazılarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü, aynı Kanun'un 6099 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen Geçici 21. maddesinde ise; "Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda
ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz." hükmü yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, 11.05.2013 günü, saat 20:15 sıralarında, Yüksekova-Esendere karayolu üzerinde meydana gelen tek araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı tarafik kazası meydana geldiği, kaza sonrası Hakkari 2. Jandarma Trafik Tim Komutanlığı ekipleri tarafından düzenlenen 11.05.2013 tarihli Kaza Tespit Tutanağında, davacılar yakını ... idaresindeki aracın Yüksekova istikametinden Esendere istikametine doğru seyrederken aniden direksiyon hakimiyetini kaybederek gidişe göre yolun sağ kısmından yoldan çıktığı ve aracın takla atarak dere yatağına devrilmesi sonucu, sürücünün yaralandığı, araçta maddi hasar meydana geldiği, kazanın oluşumuna, sürücü ...'ın 2918 sayılı Kanunun 52/1-b (Araçların hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine göre, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kuralını ihlal ettiği yönünde tespitlere yer verildiği, öte yandan kaza sonrasında davacılardan ...'ın tazminat talebiyle Zurich Sigorta A.Ş. aleyhine Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2013/506 esasına kayıtlı açılan davada alınan bilirkişi raporunda, dosyadaki tespit ve tanık ifadelerine göre, olayın dikkatsiz ve süratli seyreden araç sürücüsünün bozuk zeminli yolda direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkıp devrilmesi biçiminde meydana geldiği, buna göre davacılar yakını ...'ın, yönetimindeki araç ile seyrederken yola gereken dikkati vermesi ve zeminin bozuk olduğunu anladığında hızını düşürerek dikkatli seyretmesi gerekirken, aksine hızını hava, görüş ve yol durumunun gereklerine göre ayarlamadan seyrederek aracın kontrolünü kaybedip yoldan çıkarak takla atmak suretiyle tek taraflı sebebiyet verdiği olayda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesini ihlal etmekle birinci derecede kusurlu olduğu; yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluş ile ilgili olarak; tespit tutanağında, yolda münferit çukur olduğu ve işaretleme bulunmadığı, yoldaki bu bozuk zemini işaretleme yaparak sürücülere bildirmemiş olmakla aynı Kanunun 7/a (Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak ...) maddesinin ihlali nedeniyle ikinci derecede kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, sonuç olarak ...'ın %70 oranında; yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşun ise %30 kusurlu olduğu yönünde tespitlere yer verildiği, davacılar tarafından, ...'ın vefat etmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle anne ... ve baba ... için ayrı ayrı olmak üzere 30.000,00 TL, eş ... ve çocuk ... için ayrı ayrı olmak üzere 40.000,00 TL, diğer davacılar olan kardeşler için ayrı ayrı olmak üzere 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davalı idarenin bakım ve sorumluluğunda olan karayolunda gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak önlem almadığından bahisle meydana geldiği ileri sürülen olaydan kaynaklanan manevi zararın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır.
2918 sayılı Yasanın 110'uncu maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçe ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda yasa koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde yasa koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Yasadan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Yasada tanımlanan karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 gün ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Uyuşmazlık Mahkemesi de Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen 26/12/2013 gün ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararını referans alarak, "...Anayasa’nın 158. maddesinin son fıkrasında “Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.
Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır..." gerekçesiyle benzer uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğu sonucuna ulaşmıştır. (Uyuşmazlık Mahkemesi Kararı, E:2014/834, K:2015/79). Yine Uyuşmazlık Mahkemesinin E:2019/290, K:2019/356 sayılı ve E:2020/73, K:2020/141 sayılı kararları ile diğer pek çok kararında da benzer uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu belirtilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 26.02.2020 tarih ve E:2019/3395, K:2020/468 sayılı, 01.04.2021 tarih ve E:2020/2657, K:2021/681 sayılı kararları da bu yöndedir.
Yukarıda yer verilen kararlar ve mevzuat hükümleri ışığında, uyuşmazlık konusu kazanın karayolunun yapım ve bakımındaki eksiklikten kaynaklandığı ileri sürülerek 19.01.2011 tarihinden sonra açılan işbu davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla işin esası hakkında karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 09/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!