Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/7501 E. , 2025/162 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7501
Karar No : 2025/162
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : I- (DAVALI) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
II- (DAVACILAR)
1-...'e velayeten kendi adlarına asaleten
2- ...
3- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılardan küçük ...'ün, taşımalı sistemde eğitim gördüğü Siirt ili, Baykan ilçesi, ... İlkokulu'nda okul saatleri içerisinde diğer öğrencilerin cinsel istismar, tehdit ve hürriyeti yoksun kılma davranışlarına maruz kaldığı, söz konusu olayda davalı idarenin kusurunun bulunduğundan bahisle küçüğün babası ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi; küçüğün annesi için 100.000,00 TL manevi; küçük ... için 550.000,00 TL manevi zararın olayın gerçekleştiği 24/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Türk Mili Eğitim sisteminde okula başlama yaşının 66 aya inmiş olması sebebiyle ortaya çıkan yaş küçüklüğünün, ilkokul çocularının gözetim ve denetimi konusunda daha ciddi olmayı ve zorunlu tedbir almayı gerektirmesine rağmen olayda bu tedbirlerin ve gözetim denetim görevlerinin hiç yapılmaması, kamera kayıtlarının silinmesi veya ulaşılamamış olunması, davacıların yaşamış olduğu olayın vehameti, olay neticesinde yaşamış oldukları manevi acı, olayın kişileri hayat boyu etkileyebilecek nitelikte olması ile birlikte manevi tazminatın idareyi gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda uyarma amacı göz önünde bulundurulduğunda; takdiren davacı ... için 100.000,00 TL, ... için 100.000,00 TL ve küçük ... için 300,000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat ve faiz istemlerinin reddine, maddi zararı ispatlayıcı bilgi ve belge sunulmadığının görüldüğünden davacı ...'ün maddi tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; idare mahkemesince hükmedilen manevi tazminatın yüksek belirlendiği; yaşamış oldukları manevi acı, olayın kişileri hayat boyu etkileyebilecek nitelikte olması ile birlikte manevi tazminatın idareyi gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda uyarma amacı göz önünde bulundurulduğunda; davalı idarenin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkeme kararının manevi tazminata ilişkin kısmı kaldırılarak, davacılardan küçük ...'e takdiren 50.000,00 TL, annesi ...'e 50.000,00 TL ve babası ...'e 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 02/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, olayın meydana geldiği 25/10/2016 tarihinden itibaren müvekkili küçük ...'ün, okula gidemediği, bu nedenle başka bir il ve okula naklinin yapıldığı, yaşanan olayın hayatlarını derinden etkilediği travmaya neden olduğu, bu nedenle tüm taleplerinin kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu edilen olayda manevi tazminat verilmesini gerektirecek şartların oluşmadığı, okulda nöbetlerin usulüne uygun tutulduğu, olayın okul saatleri içerisinde meydana gelmesinin mümkün olmadığı, davacı ailenin maddi durumunun araştırılmadığı, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak miktarda hükmedilmesi, faiz uygulanmaması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararında; olayda okul idarecilerinin kusur ve sorumluluklarının bulunduğu kanaatine varıldığı, gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, bu suç duyurusu neticesinde yapılan işlemlerle (dava açma, takipsizlik v.b) ilgili belgeler savcılık ve mahkemeden ara kararı ile talep edilip bu belgeler incelendikten sonra karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılardan küçük ...'ün, taşımalı sistemde eğitim gördüğü Siirt ili, Baykan ilçesi, ... İlkokulunda okul saatleri içerisinde diğer öğrencilerin cinsel istismar, tehdit ve hürriyeti yoksun kılma davranışlarına maruz kaldığı, söz konusu olayda davalı idarenin kusurunun bulunduğundan bahisle küçüğün babası ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi; küçüğün annesi için 100.000,00 TL manevi; küçük ... için 550.000,00 TL manevi zararın olayın gerçekleştiği 24/10/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasamızın 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde ise tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 20/11/1989 tarih ve 44/25 sayılı kararıyla kabul edilen ve ülkemiz tarafından 14/09/1990 tarihinde imzalanan, onaylanmasına ilişkin 23/12/1994 tarih ve 94/6423 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile resmi Türkçe çevirisi de 27/01/1995 tarih ve 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 1. maddesinde; "Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.", 3. maddesinde; "1.Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. 2. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. 3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler." düzenlemesi bulunmaktadır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesinde; "Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.
" hükmü, 56. maddesinde; "Eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur." kuralı yer almaktadır.
26/07/2014 tarih ve 29072 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürülüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Okul müdürünün görev, yetki ve sorumluluğu'' başlıklı 39. maddesinde; "Okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda diğer çalışanlarla birlikte müdür tarafından yönetilir. Müdür; okulun öğrenci, her türlü eğitim ve öğretim, yönetim, personel, tahakkuk, taşınır mal, yazışma, eğitici ve sosyal etkinlikler, yatılılık, bursluluk, taşımalı eğitim, güvenlik, beslenme, bakım, koruma, temizlik, düzen, nöbet, halkla ilişkiler ve benzeri görevler ile Bakanlık ve il/ilçe millî eğitim müdürlüklerince verilen görevler ile görev tanımında belirtilen diğer görevlerin yerine getirilmesini sağlar." düzenlemesine, "Müdür yardımcısı ve öğretmenlerin nöbet görevi" başlıklı 44. maddesinin dördüncü fıkrasında; "İlköğretim kurumlarında; okulun bina ve tesisleri ile öğrenci mevcudu, yatılı, gündüzlü, normal veya ikili eğitim yapma gibi durumları göz önünde bulundurularak okul müdürlüğünce düzenlenen nöbet çizelgesine göre öğretmenler, normal eğitim yapan okullarda gün süresince, ikili öğretim yapan okullarda ise kendi devresinde nöbet tutarlar." düzenlemesine, sekizinci fıkrasında; "Nöbet görevi, ilk ders başlamadan 30 dakika önce başlar, son ders bitiminden 30 dakika sonra sona erer. Ancak bu süre, okulun özelliğine göre öğretmen kurulu kararıyla 15 dakikadan az olmamak kaydıyla kısaltılablir." düzenlemesine onuncu fıkrasında; "Nöbetlerde uyulması gereken esaslar öğretmenler kurulunda görüşülerek okul yönetimince nöbetçi öğretmen görev talimatnamesi hazırlanır. Bu talimatname, öğretmenlere yazılı olarak duyurulur." düzenlemesine "Öğrenci sağlığı ve okul güvenliği" başlıklı 78. maddesinin ikinci fıkrasında; "Güvenli okul ortamının sağlanması için her türlü eğitim ve rehberlik faaliyetlerine önem verilir. Çalışanların ve öğrencilerin fiziki ve psikolojik şiddetten korunması için iletişim araçları ile kamera ve alarm sistemlerinden yararlanılarak gerekli tedbirler alınır." düzenlemesinme yer verilmiştr.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacılardan küçük ...'ün 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında Siirt ili, Baykan ilçesi, ... İlkokulunda taşımalı sistem kapsamında tam gün eğitim ve öğrenim gören 1. sınıf öğrencisi olduğu, 24/10/2016 günü ve daha öncesinde aynı okulda 8. sınıf öğrencisi olan S.K. ve 5. sınıf öğrencisi olan M.K. isimli öğrencilerin de aralarında bulunduğu öğrenciler tarafından okul saatleri içerisinde cebir kullanılarak okulun dışında bulunan metruk binaya götürüldüğü, metruk bina içerisinde diğer öğrencilerin cinsel istismarına maruz kaldığı iddiasıyla ilgili olarak ...'ün ebeveynlerinin 26/10/2016 tarihinde okula gelmeleri üzerine istismarın failleri hakkında adli yönden soruşturma, okul idaresi hakkında da idari inceleme başlatıldığı, inceleme sürecinde okulda görev yapan idareci ve öğretmenlerden alınan ifadelerde "cinsel istismar olayını daha önce hiç duymadıklarını, olay hakkında bilgilerinin bulunmadığı, nöbetlerin düzgün tutulduğu, nöbet esnasında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı" şeklinde aynı türden beyanlara yer verildiği, idari yönden yapılan inceleme neticesinde düzenlenen... tarih ve ... sayılı inceleme raporunda özetle; okul idarecileri, öğretmen ve çalışanların istismar olayından 26/10/2016 tarihinde davacıların okula uygunsuz şekilde gelmeleri ile haberdar olduğu, olayı öğrenen okul idaresinin derhal ilgili makamları konuyla bilgilendirdiği ve olayın adli makamlara aksettirildiği, yapılan incelemede okulda nöbetlerin, öğrenci devam takiplerinin düzenli bir şekilde yapıldığı, davacı ... ile yapılan görüşmede cinsel istismar iddiasıyla ilgili olarak bilgi edinilemediği, bu nedenlerle okul idarecisi olan B.E. hakkında suçlamaların sübuta ermediği anlaşıldığından, idari, mali ve disiplin yönünden okul müdürü olan B.E. Hakkında işlem tayinine gerek bulunmadığının mütalaa edildiği, adli yönden yapılan soruşturma aşamasında 26/10/2016 tarihinde alınmış olan davacı ...'e ait muayane raporlarında; anal bölgede yırtık, fissür ve anal tonusta azalma olduğunun tespit edildiği, küçüğün 26/10/2016 tarihinde psikolog refakatinde alınmış ifadesinde; "Okulda sevmediğim öğrenciler var, isimlerini bilmiyorum. İki tane çocuk benim canımı acıttı. Bu çocuklar okulumda olan çocuklardır. Benden büyükler. Pazartesi günü okulda yemek yedim. Yemekten sonra zil çaldı dışarı çıktım. Sonradan diğer çocuklarda beni dövdü. O çocukları tanımıyorum.5 kişi beni dövdü. Elimi tutup beni zorla bi yere götürdüler. Havuçların olduğu yere götürdü. Eski bir evin içine götürdü. Orada benim tek pantolonumu çıkardılar. Ben korkmadım. Küçük olan beni götürdü abisi top oynuyordu. Eski eve beni 2 kişi götürdü sonradan 5 kişi oldular. Benim canımı acıttılar. Onlar kendi pantolanları indirmediler benim pantolonumu tek indirdiler. Beni yere attılar. Yerdeyken pantolonumu indirdiler. Sadece benim pantolonumu indirdiler. Külodum tek üstümdeydi. Onlar pipilerini hiç çıkarmadılar. Pipilerini görmedim. Eğiliyordum. Popoma birşey değdirdiler ağaç değdirdiler. Hemen geri kaçtılar. Ben pencereden çıktım. Pazartesi günü oldu ondan öncede olmuştu. Önceden bir kişi vardı. Bu sefer daha çok kişiydiler. Eskiden de ağaç ile rahatsız oldum. Eskiden de külodumu indirdiler ağacı koydular ben ağacı görmedim ama ağaç gibiydi. Fermuarlarını açmadılar. Sırtıma atladılar. Onlar kaçtıktan sonra pantolonumu tek başıma giydim. Okulun dışarısına gittim zil çalmamıştı sonra çaldı o zaman çantalarımızı almıştık çantalarını yere bırakın dedi ben bırakmadım. Bi sefer öğlendi bi sefer akşamdı.
Eskisi olan öğlendi diğeri akşamdı. O diğerlerini tanımıyorum. O ilk kişinin arkadaşlarıdır. Bana gösterilen iki kişiydiler..." şeklinde beyanda bulunduğu, soruşturma neticesinde açılan davada ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, küçük ...'le aynı okulda 8. sınıf öğrencisi olan S.K . hakkında "vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle cinsel istismar suçu"nu işlediğinden 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, yine "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu"nu işlediğinden 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verildiği, bu kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ... K: ... sayılı kararıyla bozulması üzerine aynı Mahkemenin ... tarih E:... K:... sayılı kararı ile; küçük ...'le aynı okulda 8. Sınıf öğrencisi olan S.K hakkında "vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle cinsel istismar suçu"nu işlediğinden 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, yine "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu"nu işlediğinden 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verildiği, yine, küçük ...'le aynı okulda 5. sınıf öğrencisi olan M.K. hakkında; "vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle cinsel istismar suçu"nu işlediğinden 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, yine "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu"nu işlediğinden 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verildiği, görülmüştür.
Ceza Mahkemesi kararları incelendiğinde; davacının taşımalı sistem amacıyla sabahtan akşama kadar köyden okula öğrenim görmek amacıyla geldiği, davacının okulda bulunduğu süre zarfında, okul sınırları içerisinden zorla okulun karşısında bulunan harabe binaya götürüldüğü, eylemin bu şekilde gerçekleştiğinin sabit olduğuna karar verilmiştir. Ayrıca dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, kamera kayıtlarının silindiği veya ulaşılamadığı, davacı ... ile cinsel istismar suçuna sürüklenen S.K.' ve M.K.'nın aynı serviste taşınmadığı görülmektedir.
Bu durumda, davalı idare tarafından yürütülen kamu hizmetinin işleyişi esnasında, kamu hizmetinin bir gereği olarak idarenin hizmetin işleyişini kontrol etme, okul içerisinde gerekli güvenlik önlemlerini alma görevinin yerine getirilmediği, okul binası içerisinde ve bahçede nöbetçi öğretmen bulundurmak suretiyle bahçenin ve okul binasının belirli aralıklarla kontrolünün yapılması gerektiği, okul idaresince gerekli güvenlik önlemleri alınsaydı zararı doğuran söz konusu olayın meydana gelmesinin önüne geçilmesinin mümkün olduğu, meydana gelen cinsel istismar olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, ve ayrıca cinsel istismar suçuna sürüklenen çocukların da aynı okulda eğitim gören, okul idaresinin ile nöbetçi öğretmenlerin koruma ve gözetimi altında bulunması gereken öğrenciler olması nedeniyle suça sürüklenen çocuklara kişisel müterafik kusur atfedilemeyeceği, bu nedenle davalı idarenin doğan zararda tam kusurlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Temyize konu kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden yapılan incelenme;
Manevi tazminat; patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı ve yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesi zorunlu hale getirmektedir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olması gerekir.
Öte yandan manevi tazminat, evrensel hukukta eski kalıplarından çıkarılarak caydırıcılık unsuru olarak da ön plana alınmaktadır. Gelişen hukuktaki bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde, tatmin olma duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini de ortaya koymakta ve vücut bütünlüğü yanında ruh sağlığını da içeren kişi haklarının önemini vurgulamaktadır.
Manevi tazmin ile amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek değil, hizmet kusuruyla zarar veren idareyi, gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda etkili biçimde uyarmaktır.
Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir miktarda olması gerekmektedir.
Cinsel istismar, çocuğun duygusal ve cinsel gelişimini, kişiler arası ilişkilerini, özgüvenini sarsan akut veya kronik bir travmadır. Travmanın etkileri yaşanan olaya ilişkin tekrarlayan zihinsel canlandırmalar, tekrarlayan davranışlar, korku ve kaygı tepkileri, insanlara, yaşama ve geleceğe ilişkin tutum ve düşüncelerde farklılıkların olması gibi bir sıra içinde görülebilir. Cinsel istismara uğramış on yaş altı çocukların, yalnız kalmak istememe, uyku sorunları, enürezis, enkoprezis ve diğer regresif belirtiler, kendini yaralayıcı ya da risk alıcı davranışlar, dürtüsellik, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, fobik kaçınmalar (örn. İstismarcı ile aynı cinsiyetteki tanıdıklarından korku), özellikle erkek çocuklarda daha sık olarak yangın çıkarma davranışı, ailede rol değişimi, erken olgunlaşma, okul ve arkadaş ilişkilerinde sorunlar, ani davranış değişiklikleri gibi tepkiler verebilecektir. (Ahmet Hamdi Alparslan, Çocukluk Döneminde Cinsel İstismar, Kocetepe Tıp Dergisi, 2014;15(2):194-201)
Olayda; okul saatleri içerisinde gerçekleşen cinsel istismar olayının işlenmesinde okul idaresinin, nöbetçi müdür yardımcısının ve nöbetçi öğretmenlerin sorumluluğunun bulunduğu, yani olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğunun açık olduğu, somut olayda ise küçüğün annesi olan davacılardan ...'ün 26/10/2016 tarihinde soruşturma aşamasında alınmış olan ifadesinde; küçük ...'in tavırlarında değişiklik olduğunu fark ettiğini, uysal bir çocuk olmasına rağmen içine kapanık bir hal aldığını, poposunun üzerine oturmadığını, insanlardan uzaklaşıp kaçtığını korktuğunu beyan ettiği, kovuşturma aşamasında Psikolog ...'in 02/05/2018 tarihinde yapılan duruşmada; küçüğün olay ile ilgili sorulan sorulara cevap vermediğini, okul ve gündelik sosyal hayatla ilgili sorulan sorulara akıcı biçimde şekilde cevap verdiğini, olay ile ilgili olarak sorulan sorulara cevap vermemesinin yaşamış olduğu olayın etkisinden dolayı olduğunu ve etkilerin devam ettiğini beyan ettiği, bu bağlamda yaşanan olayın çocuğu psikolojik olarak olumsuz yönde etkilediğinin tartışmasız olduğu, ayrıca küçüğün yaşanan olayın etkisi nedeniyle 25/10/2016 tarihinden itibaren okula gitmediği ve başka bir il ve okula naklinin yapıldığı, bu dönemde küçüğün eğitiminin aksadığı, tüm bu durumlar bir araya geldiğinde idarenin hizmet kusurunun neticesi olan istismar olayının gerek küçüğün gerekse ailesinin günlük ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle manevi yönden acı çektiklerinin kabulü gerekmektedir.
Bu durumda; Türk Mili Eğitim sisteminde okula başlama yaşının 66 aya inmiş olması sebebiyle ortaya çıkan yaş küçüklüğünün, ilkokul çocularının gözetim ve denetimi konusunda daha ciddi olmayı ve zorunlu tedbir almayı gerektirmesine rağmen olayda bu tedbirlerin ve gözetim denetim görevlerinin hiç yapılmaması, kamera kayıtlarının silinmesi veya ulaşılamamış olunması, davacıların yaşamış olduğu olayın vehameti, olay neticesinde yaşamış oldukları manevi acı, olayın kişileri hayat boyu etkileyebilecek nitelikte olması ile birlikte manevi tazminatın idareyi gerekli dikkat ve özeni gösterme konusunda uyarma amacı göz önünde bulundurulduğunda; davacıların manevi tazminat istemlerinin tamamının tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemine ilişkin kısmında hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden yapılan incelenme;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacılar tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacıların temyiz isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
a) Manevi tazminat istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
b) Maddi tazminat istemine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 28/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!