WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/7486 E.  ,  2024/1579 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7486
Karar No : 2024/1579

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, şirket adına aktif edilmiş kayıtlı elektronik posta adresinin tevdi edilmediğinden bahisle 154.665,00 TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına yönelik … tarih ve E… sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 13. maddesinde ise "Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına ödenir. İdari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir." hükmüne yer verildiği, dava dilekçesinde davacının 21/09/2019 tarihli dava konusu işlemi 09/09/2020 tarihinde öğrendiği belirtildiğinden, bu tarihten itibaren otuz gün içerisinde, en son 09/10/2020 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 14/10/2020 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılarak davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dilekçesinde 09/09/2020 tarihinin sehven yazıldığını, maddi hata olduğunu, 19/09/2020 tarihinde Maden ve Petrol Genel Müdürlüğü ile yineleme amacıyla yapılan görüşmelerde dava konusu işlemin haricen öğrenildiğini, bu nedenle davanın süresinde açıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Konya ili, Meram ilçesi dahilinde bulunan S:201800756 sayılı II-b grubu arama ruhsatı 17/05/2019 tarihinde davacı adına düzenlenerek yürürlüğe girmiştir.
Davalı idare tarafından, yapılan incelemede davacı şirketin aktif edilmiş Kayıtlı Elektronik posta adresinin (KEP) adresinin 31/08/2018 tarihine kadar idareye bildirmediği tespit edilmiştir. Bu nedenle … tarihli ve … sayılı işlem ile toplam 154.665,00 TL idari para cezası tecziye edilmiştir. Davacı şirket tarafından, ilk olarak 14/10/2020 tarihinde dava açıldığı, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, ' davacı şirket tarafından, şirket adına aktif edilmiş kayıtlı elektronik posta adresinin tevdi edilmediğinden bahisle 154.665,00.-TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına yönelik … tarih ve E… sayılı işlem ile ön arama faaliyet raporunun teslim edilmediğinden bahisle 31.054,00.-TL idari para cezasıyla cezalandırılmasına yönelik … tarih ve E…. sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşıldığını, dava konusu işlemlerin farklı hukuki irdelemelere ve değerlendirmelere tabi olması ve aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep sonuç ilişkisinin de bulunmaması nedeniyle aynı dava dilekçesiyle birlikte dava konusu edilmelerine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna ' gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği; davacı şirket tarafından, 27/01/2021 tarihinde yenilenen dava dilekçesinde işbu dava konusu Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün … tarihli ve … sayılı işlem ile toplam154.665,00 TL idari para cezasının istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine, 03.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada ise, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer almıştır.
3213 sayılı Maden Kanununun "Ruhsat bedeli, cezalar ve diğer yaptırımlar" başlıklı 13. maddesinin 3. fıkrasında, "Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına ödenir. İdari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir. Verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması takip ve tahsilatı durdurmaz. Genel Müdürlük genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere ilgili bedeli en geç on beş iş günü içerisinde Hazine hesabına aktarır. Tahakkuk eden ve ödenmeyen Devlet hakları 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine bildirilir. İlgili tahsil dairesi idari para cezası tamamen tahsil edildikten itibaren en geç bir ay içerisinde durumu Genel Müdürlüğe bildirir." hükmü mevcuttur.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "İlanen Tebligat" başlıklı 28. Maddesinde; "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.
Yukarı ki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır.
Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.
Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malum adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar." hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine, 03.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrada ise, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer almıştır.
Bu ek fıkranın gerekçesinde, değişikliğin, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk hâline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.
Anayasal düzenlemeler ve değinilen gerekçeden, Devletin, kurumları vasıtasıyla tesis edilen her türlü işlemlerinde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idari makamlar ile başvuru süresinin gösterilmesinin bir anayasal zorunluluk hâline getirildiği anlaşılmaktadır. Anayasa'nın bağlayıcılığı karşısında, bu zorunluluğa; yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarının ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü oldukları kuşkusuzdur.
Yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hallerde dava açma süresi uygulaması konusunda ortaya çıkan içtihat aykırılığının, içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesinin istenilmesi üzerine konunun, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu tarafından görüşülmesi sonucunda verilen ve 19/06/2022 tarih ve 31871 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2 K:2022/1 sayılı kararında; yazılı olarak bildirilen özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerde, dava açma süresinin belirtilmediği hallerde genel dava açma süresinin uygulaması gerektiğine ve içtihatların bu doğrultuda birleştirilmesine karar verilmiştir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 40. Maddesi uyarınca Danıştay daire ve kurulları ile idari mahkemelerin ve idarenin bu karara uyması zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından dava konusu olan, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun geçici 37. maddesi uyarınca 154.665,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 21/09/2019 tarihli ve 446107 sayılı işlem tesis edildiği, davacı şirket tarafından dava dilekçesinde dava konusu para cezası işleminin taraflarınca 09/09/2020 tarihinde tebliği edildiğini, temyiz dilekçesinde ise tebliğ tarihinin 19/09/2020 tarihi olduğunu beyan ettiğini; davalı idare kayıtlarında yapılan incelemede davacının adresine tebliğ yapılamadığını, bu nedenle 02/04/2020 tarih ve 31105 sayılı Resmi Gazete ile ilanen tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin davacı tarafından beyan edilen ilk ıttıla tarihinde haberdar olduğu kabul edilse bile, idari para cezasına karşı başvurulacak mercinin neresi olduğu ve de başvurusu süresinden davacı yanca haberdar olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, konusu işlemin tesisini müteakiben özel veya genel dava açma süresine tabi idari işlemlerden olan Maden Kanunu uyarınca tesis edilen idari para cezası hakkında genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği, bu nedenle, 09/09/2020 tarihinde öğrenilen dava konusu işlem hakkında 14/10/2020 tarihinde açılan davanın süresi içerisinde açıldığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu idari para cezasının davalı idare kayıtlarında yapılan incelemede davacının adresine tebliğ yapılamadığını, bu nedenle 02/04/2020 tarih ve 31105 sayılı Resmi Gazete ile ilanen tebliğ edildiği belirtilmekle birlikte, Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca, ilanen tebligat yapılabilmesi için muhatabın adresinin meçhul olması ve tebliği çıkaran mercinin, keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespiti gerektiği, … tarih ve E…. sayılı işleminin Tebligat Kanunu'nun yukarıda yer alan 28. maddesinde yer alan koşullar gerçekleşmeksizin usulüne aykırı olarak ilanen tebliğ edildiği görüldüğünden bu sebeple de davanın süresi içerisinde açıldığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 19/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- Dava, Konya ili, Meram ilçesi sınırları içerisinde yer alan ve davacı şirket uhdesinde olan maden ocağı ile ilgilidavacı şirketin aktif edilmiş Kayıtlı Elektronik posta adresinin (Kep) adresinin 31/08/2018 tarihine kadar idareye bildirmediği tespit edilmiştir. Bu nedenle 21/09/2019 tarihli ve 446107 sayılı işlem ile toplam154.665,00 TL idari para cezası verilemesi işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
3213 sayılı Maden Kanununun "Ruhsat bedeli, cezalar ve diğer yaptırımlar" başlıklı 13. maddesinin 3. fıkrasında, "Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde Genel Müdürlüğün muhasebe birimi hesabına ödenir. İdari para cezalarına karşı otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açılabilir. Verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması takip ve tahsilatı durdurmaz. Genel Müdürlük genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere ilgili bedeli en geç on beş iş günü içerisinde Hazine hesabına aktarır. Tahakkuk eden ve ödenmeyen Devlet hakları 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine bildirilir. İlgili tahsil dairesi idari para cezası tamamen tahsil edildikten itibaren en geç bir ay içerisinde durumu Genel Müdürlüğe bildirir." hükmü mevcuttur.
Davacı tarafından dava dilekçesinde, haklarında uygulanan idari para cezasından 09/09/2020 tarihinde haberdar olduklarını beyan etmelerinin yanısıra dava konusu idari para cezasına ilişkin işlemin, … tarih ve E… sayılı olduğunun da beyan edilmek suretiyle dava konusu işlemden davacının haberdar olduğu açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; dava konusu … tarihli ve … sayılı işlem ile toplam 154.665,00 TL idari para cezası verilmesi işleminde, " 3213 sayılı Maden Kanununda idari yaptırım kararlarına karşı başvuru yolu düzenlenmiş olup, tarafınıza uygulanan idari para cezasına karşı 3213 sayılı Maden Kanunun 13. maddesi uyarınca yazımızın tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 (otuz) gün içerisinde idare mahkemelerinde başvuru hakkınız bulunmaktadır." kısmının bulunduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple davacının hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerinin idari işlemde belirtildiği de dikkate alındığında, dava açma süresinin beyan tarihi esas alınarak hesaplanmasının hukuk devleti, hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkeleri uygun olduğu açık olup davacının dava konusu işlemden haberdar olduğunu beyan ettiği 09/09/2020 tarihinden itibaren yasal süresi içinde açılmayan davada süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddedilerek edilerek temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşü ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyoruz.