WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/7365 E.  ,  2023/7200 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7365
Karar No : 2023/7200

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL: …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ...'un baro levhasına yazılma isteminin reddine dair Kırıkkale Barosu Başkanlığının … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca verilen itirazın kabulüne ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın Adalet Bakanlığınca uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; başvurucu M.B. tarafından baro levhasına yazılma işlemine ilişkin iptal davasında hukuk kurallarının öngörülemez biçimde yorumlanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile ilgili bireysel başvurusu sonrasında, Anayasa Mahkemesi’nin, 2018/37392 Başvuru Numaralı ve 23/7/2020 tarihli Genel Kurul Kararı'yla; 6749 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (3) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez..." şeklindeki yasağın kamu hizmetlerinde istihdam edilmeyi kapsadığı, istihdam edilme kavramının bağımlı çalışmayı gerektirdiği, bu bağlamda bu hükmün HSYK tarafından 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında meslekten çıkarılan hâkim ve savcıların kamu kurumlarında gerek statü hukukuna gerekse akdi hukuka bağlı olarak istihdam edilmelerini yasakladığı hususunda bir tereddüt bulunmadığı, buna karşılık kuralın genel olarak avukatlık mesleğini kapsadığı, bu çerçevede devlete bağlı olarak çalışmayı gerektirmeyen avukatlığı da içerdiği hususunun kanun metninden açıkça anlaşılamadığı, Mahkemenin bir serbest meslek faaliyeti olan ve herhangi bir işverene bağlı olarak yürütülmeyen avukatlığın her türünü istihdam ilişkisi kapsamında yürütülen bir meslek olarak nitelemesinin, anlaşılması oldukça güç ve kanunun özünden uzaklaşan bir yorum olduğunun değerlendirildiği, öte yandan serbest çalışan avukatlar ile devlet arasında da özel bir güven ilişkisi bulunması gerektiği yorumunun avukatlığın geleneksel misyonuyla bağdaştırılamayacağı, serbest çalışan avukatla devlet arasında devlet memurununkine benzer bir güven ilişkisi aramak Anayasa ile oluşturulan demokratik hukuk düzeninde anlamlı olmadığı, şu hâlde -avukatlığın maddi anlamda bir kamu hizmeti olup olmadığına dair tartışmadan bağımsız olarak- 6749 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen kamu hizmetlerinde istihdam yasağının bir serbest meslek faaliyeti olan avukatlık yapmayı da kapsadığı şeklindeki yorumun oldukça zorlama ve öngörülemez olduğu, dolayısıyla usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirdiği ve bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği kanaatine varıldığı gerekçeleri ile Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verildiği, buna göre ...'un baro levhasına yazılma isteminin kabulü hakkında ısrar edilmesine dair davalı Türkiye Barolar Birliği işleminde kamu yararı ve avukatlık hizmetinin gerekleri yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, … Cumhuriyet savcısı iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarılan ... hakkında, (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E: … sayılı dosyasında açılan ceza davası sonunda Mahkemenin … tarih ve … sayılı kararı ile beraatine karar verilmiş ise de kararın istinaf yoluna başvurulması nedeniyle henüz kesinleşmediği, idarenin kamu yararı ve hizmet ölçütleri gözetilerek takdir yetkisi kullanılmak suretiyle Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesinde yer alan Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan kovuşturma yürütülenler hakkında, kovuşturmanın sonuna kadar Baro levhasına avukat olarak yazılma taleplerinin reddine dair kararların verilmesi gerektiği, bu nedenle Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca itirazın kabulüne dair verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin yargı kararlarına ve yasal mevzuat hükümlerine uygun olduğu, ilgili hakkında avukatlığa engel suçtan açılan kamu davasında beraat kararı verildiği, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Müdahil, ... Cumhuriyet savcısı iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına karar verilerek meslekten çıkarıldığı, ilgilinin yeniden inceleme talebinin ise 29.12.2016 tarih ve 2016/446 sayılı HSYK Genel Kurulu kararı ile reddedilerek aynı tarihte kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Müdahil, 22.10.2019 tarihli dilekçesi ile baro levhasına kayıt talebinde bulunması üzerine Kırıkkale Barosu Yönetim Kurulu, 20.11.2019 tarih ve 997 sayılı kararı ile ilgilinin 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5/1-b maddesinde belirtilen "kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur ve avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak" yasal engelinin bulunduğundan bahisle talebin reddine karar vermiştir.
Bu karara karşı yapılan itiraz üzerine, TBB Yönetim Kurulunun 09.01.2020 tarih ve E:2019/1637 K:2020/61 sayılı kararı ile OHAL KHK'larında, bu KHK ile kamu görevinden çıkarılanların bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceklerine ilişkin hükmün avukatlığın kamu görevi olmaması ve istihdam olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle ilgili hükmün baro levhasına yazılma talebinde bulunan ilgililer hakkında uygulanamayacağı gerekçesiyle itirazın kabulü ile Baro Yönetim Kurulu kararının kaldırılmasına, ilgilinin baro levhasına yazılmasına karar verilmek üzere dosyanın Kırıkkale Barosu Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığı … tarih ve … sayılı yazısı ile meslekten çıkarılan ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin … tarih ve … sayılı kararı ile ilgilinin beraatine hükmedildiği, bu kararın istinaf yoluna başvurulması nedeniyle henüz kesinleşmediği, Hakimler ve Savcılar Kurulunda da 2016/7900 sayılı şikayet dosyasının bulunduğu, bu itibarla Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan kovuşturma yürütülenler hakkında kovuşturma sonuçlanıncaya kadar baro levhasına yazılma taleplerinin reddine dair kararların verilmesi, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılanların kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık mesleğini icra etmelerinin mümkün bulunmadığı dikkate alındığında kovuşturma sonucu beklenmeksizin levhaya yazılma taleplerinin reddi gerekirken aksi yönde verilen kararın yerinde görülmediği gerekçesiyle kararın tekrar görüşülmek üzere iade edilmesi üzerine TBB Yönetim Kurulunun … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile Baro Yönetim Kurulunca ilgilinin Avukatlık Kanununun 5/1-b engeli bulunduğundan söz edilmiş ise de ilgili, HSK Disiplin Kurulu kararı ile meslekten çıkarılmadığından ve avukatlık serbest meslek olduğundan istihdam olarak nitelendirilemeyeceğinden önceki kararda ısrar edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
1136 sayılı Avukatlık Kanununun "Avukatlığa kabulde engeller" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık meslekine kabul istemi reddolunur : "a) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (...) zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmak," b) Kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucunda hakim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmak, üçüncü fıkrasında, "Adayın birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmış olması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir."; dördüncü fıkrasında ise, "Şu kadar ki, ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun avukatlığa kabul isteğinin geri çevrilmesi gereken hallerde, sonuç beklenmeden istek karara bağlanır." hükmü yer almıştır.
23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (...) hakim ve savcılar hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca (...) meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir."; "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinin 2. fıkrasında, "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler (...)" hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Adalet Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısında; ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin … tarih ve … sayılı kararı ile ilgilinin beraatine hükmedilmiş ise de bu kararın istinaf yoluna başvurulması nedeniyle henüz kesinleşmemesi, Hakimler ve Savcılar Kurulunda 2016/7900 sayılı şikayet dosyasının bulunması ve KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılanların kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık mesleğini icra etmelerinin mümkün bulunmaması şeklinde üç gerekçeye dayalı olarak kararın tekrar görüşülmek üzere geri gönderildiği, TBB Yönetim Kurulunca bu yazıya uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmesi üzerine Bakanlık tarafından bakılan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince ilgilinin baro levhasına yazılmasının yerinde bulunmamasına gerekçe teşkil eden üç sebepten sadece ilgilinin KHK kapsamında meslekten çıkarılmasının baro levhasına yazılmasına engel teşkil edip etmeyeceğine dair sebep yönünden sınırlı bir inceleme yapıldığı, karara karşı istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince de diğer sebepler yönünden inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlemin tesisinde temel alınan gerekçelerin yargısal denetimlerinin tam olarak yapılmamış olması, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi gereğince hukuka uygunluk denetimi ile sınırlı temyiz incelemesi yapan Dairemizce bozma nedeni sayılabilecek ise de; Anayasamızın 141. maddesinin son fıkrası gereğince davaların en az giderle ve olanaklı olan çabuklukla sonuçlandırılması, yargının görevi olduğundan ve baro levhasına yazılma aşamasında doğan uyuşmazlıklarda davacı Bakanlığın geri gönderme yazısında belirlediği gerekçeler, daha önceden açılan benzer dosyalarda temyiz denetimine konu edildiğinden salt bu sebep bozma sebebi yapılmayarak ilk derece mahkemesince hukuka uygunluk denetimi yapılmayan diğer gerekçelerin de Dairemizce incelenmesi gerekmiştir.
Davacı Bakanlık tarafından ileri sürülen ve ilgilinin KHK kapsamında HSK Genel Kurulu kararı ile meslekten çıkarılmasının, aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/2. maddesinde yer alan "bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler" şeklindeki kural karşısında baro levhasına yazılmasına engel teşkil edeceğine yönelik birinci ret sebebi, İdare Mahkemesi kararında da atıf yapılan Anayasa Mahkemesinin 23.07.2020 tarih ve 2018/37392 Başvuru Numaralı kararında yer verilen -kamu hizmetlerinde istihdam yasağının bir serbest meslek faaliyeti olan avukatlık yapmayı da kapsadığı şeklindeki yorumun oldukça zorlama ve öngörülemez olduğu, dolayısıyla usule ilişkin güvenceleri anlamsız hâle getirdiğine yönelik- ihlal gerekçesi doğrultusunda yerinde görülmemiştir.
Öte yandan ilgili hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulunda 2016/7900 sayılı şikayet dosyasının bulunduğu ileri sürülmüş ise de; avukatlığa kabul şartlarının düzenlendiği 1136 sayılı Kanunun 5. maddesinde bu durum avukatlığa kabulde engel bir hal olarak düzenlenmediğinden, ilgilinin baro levhasına kayıt için bu sebep yönünden yasal bir engelinin bulunduğundan söz edilemez.
Diğer taraftan, Avukatlık Kanununun 5/1-a maddesinde belirtilen Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan kovuşturma yürütülenler hakkında kovuşturma sonuçlanıncaya kadar baro levhasına yazılma taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı yönündeki ret gerekçesi yönünden yapılan incelemede; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden; müdahil hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasından 06.10.2017 tarihli iddianamenin kabulü kararı ile birlikte silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturma başlatıldığı, yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin … tarih ve … sayılı kararı ile müdahilin beraatine hükmedildiği, işlem tarihi itibarıyla bu kararın istinaf yoluna başvurulması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında, adayın 5/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren suçlardan kamu davası açılmış olması halinde avukatlığa alınma isteği hakkındaki kararın bu kovuşturma sonuna kadar bekletilmesine karar verilebileceği, bu konuda idareye takdir yetkisi tanındığı ve bu yetkinin kullanımının kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu açık olup, idarenin takdir yetkisinin bu açıdan yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Buna göre, işlem tarihinde müdahil hakkında devam etmekte olan bir kovuşturma mevcut bulunduğundan, müdahilin avukatlığa alınması istemi hakkındaki kararın Avukatlık Kanununun 5/3. maddesi gereğince bir tedbir mahiyetinde olmak üzere kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bekletilmesi gerekip gerekmeyeceği yönünde nihai kararı veren TBB Yönetim Kurulu'nun sahip olduğu takdir yetkisinin somut olayda kullanımının kamu yararına uygunluk yönünden yargı merciince denetiminde, somut olayın özelliğine göre gerektiği takdirde kovuşturma dosyasının da incelenmesi, bu minvalde kararın gerekçesi, dosyaya yansıyan deliller (varsa bylock, bank asya hesabı, tanık beyanları, örgüte müzahir evlerde kalıp kalmama, örgütsel faaliyetler vs.) yönünden de denetlenmesi gerekmektedir.
... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararında, "meslekten çıkarılan sanık ... hakkında; tanık Hüseyin Koç'un beyanlarının çok eski yıllara dayandığı, içeriği gözetildiğinde sanığın eylemlerinin örgüte sempati ve iltisak boyutunda kaldığı, beyanlarının örgüt üyeliği suçunun unsurları olan süreklilik ve çeşitlilik unsurlarını ihtiva etmediği anlaşılmıştır. (...) 05.02.2018 tarihli MASAK raporunda sanığın Asya Katılım Bankası A.Ş.'de herhangi bir hesabının bulunmadığı görülmüştür. 29/07/2019 tarihli Dijital Materyal İnceleme Bilirkişi Raporuna göre sanığa ait el konulan materyallerde kişisel kullanıma ait verilerin dışında örgüte ait Sızıntı dergisine ait veriler bulunmuş, ancak bu kalıntıların sempati/iltisak boyutunda kaldığı değerlendirilmiştir. Sanıktan usulüne uygun el konulan ... marka materyalden elde edilen imaj içeriğine göre bu materyalde örgüt mensupları tarafından da kullanıldığı bilinen Kakao Talk programına ait kalıntıların yer aldığı tespit edilmiştir. Ancak halihazırda bu programın Appstore ve Google Play Store uygulama indirme mağazalarında herkesin erişimine açık ve indirilmeye hazır vaziyette paylaşılmaya devam edilmekte olduğundan (...) bu husus tek başına örgüt üyeliğine yeter görülmemiştir. Sanığın dosyadaki whatsapp yazışmalarının da siyasi eleştiri ve örgüte sempati ve iltisak boyutunda kaldığı görülmüş, örgüt üyeliği açısından mahkememizce yeter bulunmamış, çeşitlilik ve yoğunluk şeklindeki suç tipikliğine uymadığı görülmüştür. Tüm bu eylemler bir arada değerlendirildiğinde her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan iddianame düzenlenmiş ise de; sanığın yukarıdaki eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliğine yeter derecede süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermemiş olduğu, tanık beyanlarının eski tarihlere ait olmasına göre sanığın devam eden tarihlerde örgütsel bir eyleminin bulunduğuna yönelik dosyaya yansıyan bir delilin olmaması, bilirkişi raporu içeriğindeki ve sanıktan elde edilen örgüte ait yayınların bulunmasının sempati ve iltisak boyutunu aşan düzeyde olmadığı, bunun yanında örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemlerin örgüt üyeliği için yeterli olmayacağı, sanığın Bank Asya hesap hareketleri bulunmaması, dosyadaki tanık anlatımlarındaki fiillerin eski tarihli olması dolayısıyla örgüt üyeliğine yeter kanıyı mahkememizde oluşturmadığından (...) sanığın 5271 sayılı CMK 223/2-e maddesi gereğince atılı suçtan beraatine karar verilmiştir." gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.
UYAP kayıtlarına göre, ilgili hakkında ceza mahkemesince verilen beraat kararına karşı Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı karar ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'da olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, işlem tarihi itibarıyla ilgili hakkında her ne kadar beraat kararı bulunmakta ise de; … Ağır Ceza Mahkemesinin … esas sayılı dosyasında yer alan tanık anlatımları, whatsapp yazışmaları, soruşturma aşamasında sanıktan ele geçirilen bilgi ve belgeler ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; avukatlık mesleğinin yargının kurucu unsurlarından olan savunma mekanizmasının işlerliğinin sağlanmasında sahip olduğu önem ve kamu hizmeti niteliği dikkate alındığında anılan ceza kovuşturmasının neticesinin beklenilmesi ve bunun sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu TBB Yönetim Kurulu kararında hukuka ve kamu yararına uygunluk bulunmamıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 13/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.