Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6610 E. , 2024/254 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6610
Karar No : 2024/254
TEMYİZ EDEN:
1- (DAVALI) … Birliği
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) …
VEKİLLERİ: Av. … - …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, …'un baro levhasına yazılma talebinin kabulüne ilişkin Ankara Barosu işleminin onaylanmasına dair kararın tekrar görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin karara uyulmayarak ilk kararda ısrar edilerek adı geçenin baro levhasına yazılma talebinin kabulüne karar verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Yönetim Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; baro levhasına yazılma talebinde bulunan müdahilin kasten işlediği iddia edilen suçlardan dolayı iki yıldan fazla süreyle iki ayrı hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda, baro levhasına yazılma istemi üzerine verilecek kararın söz konusu kovuşturmaların tamamlanmasından sonra verilmesi gerektiği, bu aşamada levhaya yazılma isteminin kabulü veya reddi yönünde bir karar verilmesinin avukatlık mesleğinin önemi ve özelliği de dikkate alındığında kamu yararı ile bağdaşmayacağı anlaşıldığından, müdahilin baro levhasına yazılma talebinin kabulüne karar verilmesine ilişkin davalı idare işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:
1- Davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, müdahil hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılamalarda beraat kararı verildiği, müdahilin Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a bendinde yazılı suçlarla bir kovuşturmasının bulunmadığı, dava açılmış olmasının münhasıran 5/1-a kapsamındaki suçlar için geçerli olduğu, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil … tarafından, mahkumiyet kararının bozulduğu, beraatle sonuçlandığı, neticede Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a bendinde yazılı suçlarla bir kovuşturmasının bulunmadığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Her ne kadar dava konusu işlem tarihinden sonra müdahil hakkında terör örgütüne üyelik suçundan yapılan kovuşturmada beraat kararı verilmiş ve kasten işlediği iddia edilen suçlardan dolayı verilen iki yıldan fazla süreyle hapis cezasının bozulması akabinde yapılan yargılamada beraat kararı verilmiş olsa da, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte müdahil hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturma ve kasten işlediği iddia edilen suçlardan dolayı verilen iki yıldan fazla süreyle hapis cezası olduğu, idari yargı denetiminin işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuata uygunluğun denetlenmesi ile sınırlı olduğu, bu halde dava konusu işlem tarihi itibariyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesi kapsamında kovuşturma ve hapis cezası bulunan müdahilin baro levhasına yazılması yolunda tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bununla birlikte; müdahilin, kesinleşen beraat kararları ile birlikte idareye yeniden başvurabileceği, idarece bu kararlar değerlendirilerek her zaman yeni bir işlem tesis edilebileceği de açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 30/01/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X)- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında, Adayın "birinci fıkranın (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmış olması halinde, avukatlığa alınması isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebilir." düzenlemesinin yer aldığı görülmekte olup, bu maddeden avukatlık yapmaya engel suçlardan dolayı ceza kovuşturması devam edenlerin levhaya yazılma başvurularının kovuşturma sonuna kadar bekletilebileceği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle, anılan düzenleme ile ilgililer hakkında aynı Kanun'un 5/1-a maddesinde yer alan katalog suçlardan kovuşturma bulunması halinde barolara, levhaya yazma ya da yazmama yönünde takdir hakkı tanınmıştır.
Her ne kadar, işlem tarihinde müdahil hakkında terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturma ve kasten işlediği iddia edilen suçlardan dolayı verilen iki yıldan fazla süreyle hapis cezası bulunsa da sonrasında söz konusu kovuşturmanın beraatle sonuçlanması ve hapis cezasının bozularak suçu işlediği sabit görülmediğinden müdahilin beraatine karar verilmiş olması karşısında, bu aşamada Barolara tanınan takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığı ve tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!