Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6212 E. , 2023/4691 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6212
Karar No : 2023/4691
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Birliği
VEKİLİ : Av. …
2- … Eczası Odası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Eczacı olan davacının 180 gün süreyle sanat icrasından men edilmesi kararının tasdikine dair Türk Eczacıları Birliği Yüksek Haysiyet Divanı'nın … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının en temel eczane iş ve işlemlerinden habersiz olduğu, eczane dükkan sahiplerinin eczanede sigortalı olarak çalışmalarının dikkat çekici bulunduğu, bir diğer eczane ile anlamsız takas ilişkilerinin olması ve üç ayrı kredi kartı ile kendi eczanesinden alışveriş yapmasının davacı eczacının muvazaalı eczane işlettiğine dair kanaatin dayanağını oluşturduğu görülmekle birlikte, anılan incelemelerde yer verilen tespit ve iddiaların dava konusu eczanenin muvazaalı olduğu hususunu objektif bilgi ve belgeler ile şüpheden uzak bir şekilde kanıtlamaya yeterli olmadığı gibi dava dosyasına muvazaayı kanıtlar somut bilgi ve belgenin de sunulamadığı, Anayasa'nın 48. ve 49. maddeleriyle güvence altına aldığı çalışma hakkının sınırlandırılmasına yönelik dava konusu işlemin sırf kanaate dayalı olarak tesis edilmesi mümkün olamayacağından çalışma hakkını sınırlayacak bir idari tasarrufun, ancak, somut bilgi, belge ve tespitlere dayalı olarak tesis edilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı hukuka bağlı devlet anlayışının doğal bir sonucu olduğu, bu nedenle, inceleme konusu olayda, muvazaa olduğu hususunun objektif bilgi ve belgelere dayandırılmadığı, başka bir anlatımla muvazaa iddiasının kanıtlanamaması karşısında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Türk Eczacıları Birliğinin İddiaları : Davacının eczanesini açtığında muvazaa kanaatinin bulunduğu, TEB ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından oluşturulan komisyonda muvazaa kararı verildiği, söz konusu kararın ... İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği, eczanenin 19.12.2012 tarihinde açıldığı, dükkan sahiplerinden … ve …'ın eczanede çalıştıkları, dükkan sahiplerinden olan diğer kardeş …'ın eski mümessil olan eşinin 02.10.2015-30.11.2016 tarihleri arasında Hekimsuyu Eczanesinde çalıştığı, ... Eczanesinde çalışan ...'ın bilgisayar çıktılarında takasları yönettiği, takaslar incelendiğinde, ... Eczanesinin Hekimsuyu Eczanesinin adeta deposu gibi çalıştığı, yapılan denetimde, buzdolabında İTS satışı eczane tarafından yapılmış ancak hastalara teslim edilmemiş insülinlerin bulunduğu, davacının bu durum karşısında, "bunlar hastalardan kalan ilaçlar, bunları çalışanım ne yaptı bilmiyorum" şeklinde açıkladığı, davacının eczane çalışanı ...'ın soyadını hatırlamadığı, çalışanların vasıfları, akrabalık ilişkileri iki eczane arasında eczane işleyişine ve hayatın doğal akışına aykırı takas vs. gibi işlemlerin tesadüf ile açıklanamayacağı, öte yandan davacının 7 senelik eczanesinin SGK kurum sicil numarasını hatırlamadığı, satış hasılatını muhasebecisine bildirdiğine dair beyan verdiği, ilaç alabilmek için ... Ecza Deposuna 11.03.2013 tarihinde kendisine ait bir dükkanı ipotek verdiği, ipotek bedeli olarak resmi evrakta 110.000 TL görünmesine rağmen davacının 200.000 TL olarak beyan ettiği, SUT'un ne olduğunu bilmediği, eczane sigortasını doğru bilemediği, davacının kendi eczanesinden şahsi kredi kartlarıyla alışveriş yaptığı, eczane personeli olan ... ve ...'a yapılan maaş ödemeleri aralıklı aylarla yapılmasına karşın, dükkan sahiplerine maaş ödemelerinin her ay düzenli olarak yapıldığı, tüm bu bilgi ve belgelerin davacının eczanesinin muvazaalı olarak işletildiğini ortaya koyduğu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
İstanbul Eczacı Odasının İddiaları : Muvazaa olgusu, gerçek iradenin gizlendiği bir işlem olduğundan eczane işleyişinin görünürde hukuka uygunluk arz etmesi ve muvazaaya dair bir belge bulunamaması muvazaa ilişkisinin varlık nedenini oluşturduğu, bu nedenle başka vakıalar için söz konusu olan belgeye dayalı ispat şeklinin muvazaa için her zaman söz konusu olmayabileceği, Anayasanın 48. ve 49. maddelerinde belirtilen çalışma hakkının ihlalinin söz konusu olmadığı, yaptırım kararının olayın bütünü değerlendirilerek alındığı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, davalı idarelerce muvazaa olgusunun ispatı bakımından hiçbir somut bilgi ve belge gerekmediği iddia edilmekte ise de; Danıştay kararlarında eczane hakkında muvazaa kararı verilebilmesi için objektif bilgi ve belge koşulu aradığı, öte yandan yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen takas işleminin muvazaaya dayanak olamayacağı, Pervin Günaydın isimli kişi, eczacılık fakültesinde okuyan kızına yardımcı olabilmek için eczanede kısmi zamanlı olarak çalıştığı, ayrıca ipotekli taşınmazın reel piyasa değeri üzerinden beyan edilmesinin ve sigorta şirketi bilgisinin hatalı beyan edilmesinin muvazaaya kanıt teşkil etmeyeceği, kanaate dayalı olarak verilen muvazaa kararı sebebiyle tesis edilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 13/10/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!