Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6139 E. , 2024/2200 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6139
Karar No : 2024/2200
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR):
1- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
3- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Elektrik Aydınlatma İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, … Mahallesi … Caddesi ... Sokak No:… adresinde kain davacıya ait işyerini/depoyu 09/12/2014 tarihinde meydana gelen yoğun yağış nedeniyle su basması sonucu elektrik malzemelerinin ve ticari hayatın gereği olan evrakların tamamının davalı idarelerin hizmet kusurları sebebiyle zarar gördüğünden bahisle toplam 1.273.347,45-TL zarardan davacının kusuru düşüldükten sonra uğranıldığı ileri sürülen 636.673,72 TL zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Mahkemece 13.07.2017 tarihli ara kararıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 23.11.2017 tarihinde icra edilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu elektrik-elektronik mühendisi, inşaat mühendisi ve gayrimenkul değerleme uzmanı ve sigorta uzmanı tarafından hazırlanan 20.02.2018 kayıt tarihli bilirkişi raporunda özetle; olaya ilişkin … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … Değişik İş sayılı dosyası kapsamında hazırlanan 17.12.2014 keşif tarihli bilirkişi raporunda; ''keşif günü su baskını olan depoya gelindiği, yaşanan yoğun yağış neticesinde yağmur sularının tahliye edilemediği, tespit isteyene ait deponun bodrum katına komple su dolduğu, zemin katın ise büyük bir bölümünün sudan etkilenmiş olduğunun anlaşıldığı, depodaki elektrik malzemelerinin halen su içerisinde bulunduğu, sayım yapılabilmesi ve uğranılan zararın tespiti için uzun bir süre çalışmaya gerek olduğundan Mahkemeden yetki alındığı, müteakip günlerde çalışmalar yapılarak zarar gören malzemelerin sayım ve dökümünün yapıldığı, sonuç olarak yağmur suyu ve beraberinde pis su atıklarının depoya dolması sonucu zarar gören ve kullanılamaz hale gelen elektrik malzemelerinin tutarının KDV dahil 1.273.347,45 TL olduğunun'' belirlendiği, Elektrik Malzemeleri ve Zarar Yönünden Yapılan Değerlendirme; dava konusu su baskının meydana geldiği işyerinde bodrum katta bulunan deponun görüldüğü, ancak olay adresinde elektrik tesisat ve aydınlatma ile ilgili faaliyet bulunmadığı, ... Sulh Hukuk Mahkemesi … Değişik iş sayılı dosyası kapsamında konuya ilişkin olarak hazırlanan 17.12.2014 keşif tarihli bilirkişi raporunun incelenmesi sonucunda; ''17.12.2014 günü olay yerinde yapılan keşifte yaşanan yoğun yağış neticesinde yağmur sularının tahliye edilemediği, tespit isleyene ait deponun bodrum katına komple su dolduğu, zemin katın ise büyük bir bölümünün sudan etkilenmiş olduğunun anlaşıldığı, depoda bulunan ve suyla teması sonucu kullanılamaz hale gelen 3 kalem şalt malzemelerinin, 62 kalem aydınlatma ve anahtar-priz malzemelerinin su ile temas ederek zarar gören ve mevcut durumu ile satışa sunulma olasılığı olmayan 51 kalem plastik özellikli malzemeler bulunduğu ve bunların sayım-dökümünün yapıldığının'' anlaşıldığı, dosyayla birlikte sunulan ve olay yeri fotoğraflarının bulunduğu USB belleğin incelenmesi neticesinde, su baskınına ilişkin fotoğrafların, … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … D.iş sayılı dosyası kapsamında konuya ilişkin olarak hazırlanan 17.12.2014 keşif tarihli tespite ilişkin bilirkişi raporunda açıklanan durumu yansıttığı, davacı tarafından kullanılan işyerinin zemin kat seviyesinde kısmen ve bodrum katta bulunan deponun tamamen su altında kaldığının ve resimlerin incelenmesinden depoda bulunan elektrik malzemelerinin tekrar kullanılmayacak şekilde zarar görmüş olduğunun anlaşıldığı, heyetlerince dosya kapsamının incelenmesi neticesinde, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … D.İş sayılı dosyası kapsamında yapılan tespit sonucu su baskınından zarar gören; sayımı ve dökümü yapılarak belirlenen malzeme miktarlarına ilişkin tespitin yerinde ve doğru olduğunun değerlendirildiği, neticeten … Mahallesi … Caddesi … Sokak No: … … adresindeki davacıya ait işyerinin, 09.12.2014 tarihinde Antalya İlinde meydana gelen yoğun yağış sonucu su baskınına uğradığı, deponun bodrum katına komple su dolduğu, zemin katın ise büyük bir bölümünün sudan etkilendiği, işyerinde ve depoda bulunan elektrik malzemelerinin büyük bir bölümünün sudan etkilendiği ve kullanılamaz hale gelmiş olduğu, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … D.İş sayılı dosyası kapsamında yapılan tespit sonucu su baskınından zarar gören; sayımı ve dökümü yapılarak belirlenen malzeme miktarları ve kullanılamaz hale gelen elektrik malzemelerinin tutarının KDV dahil 1.273.347,45 TL olduğu yönündeki tespitinin piyasa fiyatları ile uyumlu ve doğru olduğunun kabul edildiği, Dava Konusu Su Baskının Nedenleri ve Kusur Oranları Yönünden Yapılan Değerlendirme; keşif sırasında yapılan gözlemler, dosya kapsamında bulunan belgeler ve Muratpaşa Belediyesi'nden ara kararla istenilen belgelerin incelenmesi sonrasında; davaya konu hasarın oluştuğu … Mahallesi … ada … parsel üzerinde bulunan Hoş Apartmanı isimli bina için Muratpaşa Belediyesi tarafından … tarihinde … sayılı yeni yapı ruhsatı, … tarih … sayılı yenileme ruhsatı, davaya konu l nolu dükkan için ise ayrıca … tarih … sayılı yapı kullanma ruhsatnamesi (iskan) verildiğinin belirlendiği, 1 nolu bağımsız bölüm için verilen iskan belgesinin, 1 nolu dükkanın 90 m2 alanı için verildiği, dosyasına sureti sunulmuş olan kat irtifakına esas mimari projesi incelendiğinde ise, 1 nolu bağımsız bölümün projesinde bodrum kat olarak belirtilen fiilen giriş kat kotu olan zemin katla kuzey cepheden girişi olan tek mahal olduğu, giriş katından bodrum katında bulunan E-l eklenti depo bölümüne inişin 5-5 ve 6-6 aksları arasından sağlandığı, depo bölümüne harici bir girişin bulunmadığı, ayrıca binanın 2. bodrum katında E-l depo bölümü haricinde bina ortak alanlarından olan sığınak ve odunluk alanlarının bulunduğu, bölgede imar uygulamasında su basman kotunun +2,50 kotu olarak belirlenmesinden ötürü fiilen zemin katlar projesinde 1. bodrum kat olarak kayıtlı olduğu, bu durumun Antalya'nın birçok mahallesinde belediyeler tarafından uygulandığı, keşif sırasında 1 nolu (A) dükkanın zemin katta bulunan giriş bölümünde ''Füller Boya-İster Yapı'' isimli firmaya ait tabela bulunduğu, dava konusu hasarın gerçekleştiği 1 nolu dükkan ve eklentisi bodrum kat mahallinin projeye uygunluğu konusunda yapılan incelemelerde; projesinde 2. bodrum katta bulunan E-l depo kısmının projesinde girişinin bulunduğu alanın giriş katında kapatıldığı ve keşif tarihinde de girişin sağlandığı 3-4 aksları arasından doğu cepheden proje dışı kapı ve giriş merdiveni açılarak ayrı bir giriş sağlandığının anlaşıldığı, binanın yol kotunda bulunan giriş kotu konusunda “Bina aplikasyon tutanağı” incelendiğinde, tutanakta; "NOT: Subasman kotu asfalt yoldan 2,75 metre verildi'' bilgisinin bulunduğunun görüldüğü, onaylı mimari projesinde giriş kotu +2,50 metre olarak gösterildiğinden bu açıklamaya göre bina inşaatı sırasında dükkan girişinin yol kotundan 2.75-2.50=0.25 mt - 25cm üst kotta sağlandığının belirlendiği, 03.03.1988 tarihli Makine Tesisat Projesinde; bodrum katta dükkan deposunda yağmur suyu toplama/tahliye çukuru veya pompa bulunmadığı, bodrum katta oluşabilecek bir taşkın durumu için su tahliyesi konusunda projelendirme yapılmadığının görüldüğü, yapılan gözlemlerde binanın giriş kotunun yol kotuna yakın seviyede olduğu, subasman kotu olarak belirtilen 25 cm yükseklikten düşük olduğu, bu durumun 588. Sokak'ta yapılan asfalt çalışmaları sebebiyle yolda meydana gelen yükselmelerden kaynaklandığının değerlendirildiği, bodrum kata iniş için projesi dışında açılmış olan merdiven girişinin önünde de dükkanın giriş kapısı önündeki alandan düşük kotta bulunduğu, bu bölgede suyun girişine engel olabilecek herhangi bir set veya bariyer tarzı uygulamanın bulunmadığı, dolayısıyla yol kotunda oluşan su birikintisinin kaldırım kotunu aşarak dükkan girişine kadar gelmesi sonrasında bodrum kata doğrudan inmiş olacağı, bu durumun bodrum katta oluşmuş su baskınına şiddet ve seviye açısından kolaylık sağladığı, davacı tarafından bu alanda herhangi bir önlem alınmadığı, dava konusu binanın bulunduğu sokakta yapılan gözlemlerde komşu binalardan bazılarında subasman kotunun davalı binadan daha yüksek olduğunun gözlemlendiği, davaya konu olayın gerçekleştiği binanın bulunduğu sokakta yağmur suyu mazgalının bulunduğunun keşif tarihinde tespit edildiği, sokakta yağmur suyu mazgallarının olayın gerçekleştiği dönemde de bulunup bulunmadığı konusunda Google tarafından çekilen sokak fotoğrafları incelendiğinde 2014 Yılı Haziran dönemi için sokakta çekim yapıldığı ve keşif sırasında bulunan mazgalın Haziran ayında da mevcut olduğunun görüldüğü, ayrıca yağışın gerçekleştiği 9 Aralık 2014 tarihinde binanın ruhsatlı projesine aykırı olarak bodruma iniş merdiveni ve kapısının bulunduğunun tespit edildiği, dosyaya Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından 09.05.2017 tarihinde sunulan belgede, 8 Aralık tarihinde 03:04 itibari ile başlayan yağışın 09 Aralık 23:58 saatine kadar devam ettiği, 9 Aralık 00:00-23:59 periyodunda toplam 197,3 mm miktar yağış bıraktığının, yağışın şiddet-süre-tekerrür analizinde 3 saatlik periyotta m2'de 121.1 mm (kg/m2) yağış bıraktığı ve şiddetli karakter gösterdiği, bu miktarın bölge şartlarında 10 yılda bir görülebilecek şiddette bir yağış olduğunun belirtildiği, Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan 19.06.2017 tarih E.26930 sayılı yazısında; 09.12.2014 tarihi için Genel Müdürlüklerine ulaşan Antalya İline ait meteorolojik afet bilgisi bulunmadığının bildirildiği, dolayısıyla yağışın ''afet'' olarak sınıflandırılmadığının belirlendiği, davacıya ait mezkur işyerine/depoya ilişkin işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmadığı, dosya kapsamına giren belgeler, projeler ve keşif sırasında yapılan gözlemler neticesinde; davacı tarafça işyeri deposu olarak kullanılan 1 nolu dükkan bodrumunda ve giriş katında 09.12.2014 tarihinde oluşan ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından 10 yılda bir görülen sıklıkta şiddetli karaktere sahip yağış sebebi ile oluşan su baskınında asli kusurun %50 oranında projesine aykırı ve gerekli önlemler alınmadan bina dış cephesinden kaçak olarak açılmış kapı ve merdiven ile parsel iç sınırlarında bulunan merdiven girişinde de herhangi bir set/bariyer yapılmaması sebebiyle hukuken sorumluluğu konusunda davacıda (veya mal sahibinde) olduğu, binanın ruhsat eki projelerinin ve yapı ruhsatıyla bina aplikasyon krokilerinin mülga Antalya Belediyesi tarafından onaylandığı, aplikasyon tutanağında subasman kotunun yol kotundan 25 cm olarak belirtilmiş olmasının Antalya gibi şiddetli yağış etkisine sürekli maruz kalan bir yerleşim bölgesi için düşük kot olduğu, tesisat projesinde bodrum kat için herhangi bir tahliye sistemi de olmadan onaylanmış proje sebeplerinden dönemin Antalya Belediyesi'nin %25 oranında kusurlu olduğu, binanın bulunduğu ve sokak boyunca yapılan inceleme ve tespitlerde sokağın kuzeyinde bulunan ve pazar yeri olarak da kullanıldığı değerlendirilen alanın Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgulama uygulamasından da kontrol edilerek belirlendiği üzere yaklaşık 7500 m2 yüzölçümüne sahip olduğu, bu alanın büyüklüğü de değerlendirilerek 855. Sokak üzerinde yeterli sayıda yağmur suyu toplama ve tahliye sisteminin bulunması gerektiği, Meteoroloji raporunda yağışın 10 yılda bir görülebilecek şiddette olduğu belirtilmesine rağmen altyapı projelerinin çok daha uzun periyotlarda oluşabilecek maksimum yağışlara göre planlanması gerektiğinden hareketle davalı ASAT Genel Müdürlüğü'nün %20 oranında kusurlu olduğu, davalı Muratpaşa Belediyesi'nin yol yapım ve bakımı konusunda sorumluğunda olan 855. Sokak'ta yapılan yol çalışmalarından ve asfaltlama işlemlerinden dolayı yolda yapılan çalışmalar neticesinde yol kotunun aplikasyon tutanağında kayıtlı olan 25 cm subasman kotundan daha yüksek olması sebebiyle yol kotunun yükseltildiği değerlendirmesiyle %5 oranında kusurlu olduğu, ayrıca dosya ekinde yapılan incelemede, keşif yapılan adres için herhangi bir işyeri sigorta poliçesine rastlanmadığı, sigorta genel şartları çerçevesinde ''sel'' hasarı olarak değerlendirilebilecek hadise için hasar meblağı ve sorumluluk hususlarının belirlenmesinin imkan dahilinde olmadığı, bu sebeple keşfi yapılan depoda uğranıldığı belirtilen hasarın sigorta şirketi olarak bir muhatabı bulunmadığı'' yönünde kanaat belirtildiği,dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin, 11.12.2014 tarihli İtfaiye Daire Başkanlığınca düzenlenen Su Baskın Raporu'nun, olaya ilişkin ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin … Değişik İş sayılı dosyası kapsamında hazırlanan 17.12.2014 tarihli bilirkişi raporunun, icra edilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, her ne kadar davacı şirkete ait işyerine ilişkin işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmaması, projesine aykırı ve gerekli önlemler alınmadan bina dış cephesinden kaçak olarak açılmış kapı ve merdiven yapılmış olması sebebiyle %50 oranında asli kusurun davacı şirkete ait olduğu anlaşılsılsa da yoğun yağış nedeniyle işyerini su basması sonucu meydana gelen zararın tamamının davacının katlanmasını beklemek hakkaniyete uygun olmayacağı gibi davalı idarelerin yürüttüğü hizmetlerden kaynaklanan sorumlulukların gözardı edilmesi sonucunu doğurabileceği, dolayısıyla binanın ruhsat eki projelerinin ve yapı ruhsatıyla bina aplikasyon krokilerinin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından onaylandığı, aplikasyon tutanağında subasman kotunun yol kotundan 25 cm olarak belirtilmiş olmasının Antalya gibi şiddetli yağış etkisine sürekli maruz kalan bir yerleşim bölgesi için düşük kot olduğu, tesisat projesinde bodrum kat için herhangi bir tahliye sistemi de olmadan onaylanmış olması nedeniyle Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın %25 oranında kusurlu ve hasar bedelinin orana karşılık tutarının ise 318.336,86 TL olduğu, binanın bulunduğu sokakta kain pazar yeri olarak kullanılan alanın yaklaşık 7500 m2 olduğu, bu alanın büyüklüğü değerlendirildiğinde yeterli sayıda yağmur suyu toplama ve tahliye sisteminin bulunması gerektiği, ancak Meteoroloji raporunda yağışın 10 yılda bir görülebilecek şiddette olduğu belirtilmesine rağmen altyapı projelerinin çok daha uzun periyotlarda oluşabilecek maksimum yağışlara göre planlanması gerektiğinden hareketle davalı ASAT Genel Müdürlüğü'nün %20 oranında kusurlu ve hasar bedelinin orana karşılık tutarının ise 254.669,49 TL olduğu, işyerinin bulunduğu 855. Sokak'ta yapılan yol çalışmalarından ve asfaltlama işlemlerinden dolayı sorumlu olan ve yolda yapılan çalışmalar neticesinde yol kotunun aplikasyon tutanağında kayıtlı olan 25 cm subasman kotundan daha yüksek olması sebebiyle yol kotunun yükseltilmesi nedeniyle Muratpaşa Belediye Başkanlığı'nın %5 oranında kusurlu ve hasar bedelinin orana karşılık tutarının ise 63.667,37 TL olduğu anlaşıldığından davalı idarelerce kusurları nispetinde hesaplanan tutarları zarar gören davacı şirkete ödemeleri gerektiği sonucuna varılarak davacının tazmin isteminin kabulü ile uğramış olduğu 636.673,72 TL zararının dava dilekçesindeki 100.000,00 TL'lik kısmı için (kusurları oranında 50.000,00 TL'lik kısmının Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığından, 40.000,00 TL'lik kısmının ASAT Genel Müdürlüğünden,10.000,00 TL'lik kısmının Muratpaşa Belediye Başkanlığından) idarelere başvuru tarihi olan 05.02.2015 tarihinden itibaren (Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden 06.02.2015 tarihinden itibaren); 536.673,72 TL'lik kısmı için ise ıslah tarihi olan 21.01.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden (kusurları oranında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan 268.336,86 TL, ASAT Genel Müdürlüğü'nden 214.669,49 TL, Muratpaşa Belediye Başkanlığı'ndan ise 53.667,37 TL) alınarak davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1- Davalı Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından, İSKİ Kuruluş ve Görevleri hakkındaki Kanunun 25. maddesinde "Yağmursularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar İlgili Belediyelerce karşılanmak şartıyla İSKİ tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması ve işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilmez." denildiği, söz konusu bölgede ilgili belediyece böyle bir talep bulunmadığı gibi yağmur suyunun uzaklaştırılması ile ilgili olarak herhangi bir bedel de ödenmediği, İSKİ Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 25. maddesine göre belediyelerin talepleri olmadan ve gerekli harcamaları ilgili belediyeler karşılamadan herhangi bir çalışma yapılmasının mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda zarar gören işyerinin onaylı mimari projesine aykırı şekilde ve gerekli önlemler alınmadan bina dış cephesine kaçak olarak açılmış bodrum depoya giriş kapısı ve merdiven ile parsel iç sınırlarında bulunan merdiven girişinde de herhangi bir set/bariyer yapılmadığı, bu kaçak yapı yapılmamış olsa veya set/bariyer gibi bir yapı yapılmış olsaydı bu olay meydana gelmeyeceği, illiyet bağı kurulamadığından sorumluluklarının bulunmadığı, bilirkişi heyeti tarafından raporda olayın meydana gelmesi ile ilgili yapılan tespitler esaslı kusurlar olup bu kusurların tamamen kendilerinin görev yetki ve sorumluluk alanı dışında olduğu ileri sürülmektedir.
2- Davalı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu olayda haksız olarak hasım gösterildiği, Asat Genel Müdürlüğü ile Muratpaşa Belediye Başkanlığı'nın sorumluluğunun bulunduğu, yolun bakım ve onarımının Muratpaşa Belediyesi tarafından yapıldığı, bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir.
3- Davalı, Antalya Muratpaşa Belediye Başkanlığı tarafından, Antalya Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde üretilen atık su ve yağmur sularını, sıhhi şartlara uygun olarak uzaklaştırılması için her türlü projeyi yapmak ve yaptırmak, projesine göre tesisleri inşa etmek veya ettirmek, atıksuların çevreye zarar vermemesi için gereli tedbirleri almak, kanalizasyon inşaatı kapsamındaki atık su arıtma tesislerini işletmek, gereken diğer tedbirlerin alınması görevlerini yürütmek Asat Genel Müdürlüğü ve Antalya Büyükşehir Belediyesine ait olduğu, oluşan zararla ilgili herhangibir sorumluluklarının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olup; temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Mahkeme kararının ıslah dilekçesi ile arttırılan maddi tazminat miktarına yürütülen faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmın incelenmesinden;
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olup; temyiz incelemesi sonunda karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği kurala bağlanmıştır.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' cümlesi, aynı Kanunun 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. '' cümlesi eklenmiştir.
İdarenin işlem ve eylemleri nedeniyle uğranılan zararların tazmini için açılan davalarda; maddi zararın tazmininin gecikmesinin doğuracağı ek zararların giderilmesi amacıyla bu gecikmeden doğan zararın telafisi için hükmedilecek maddi tazminata 3095 sayılı Kanun uyarınca faiz yürütülmesini gerekli kılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde; idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması ilkesi benimsenmiştir. Nitekim bu durum, Danıştayın yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmiştir.
Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle, tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, başlangıçta davacı tarafından talep edilen tazminat tutarının yüksek olması halinde ödeyeceği harç miktarı da yükseleceğinden bu durumun Anayasa'nın 36. maddesiyle güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkına sınırlama getireceği açıktır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda; Mahkeme kararında "davacının tazmin isteminin kabulü ile uğramış olduğu 636.673,72 TL zararının dava dilekçesindeki 100.000,00 TL'lik kısmı için (kusurları oranında 50.000,00 TL'lik kısmının Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığından, 40.000,00 TL'lik kısmının ASAT Genel Müdürlüğünden,10.000,00 TL'lik kısmının Muratpaşa Belediye Başkanlığından) idarelere başvuru tarihi olan 05.02.2015 tarihinden itibaren (Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden 06.02.2015 tarihinden itibaren); 536.673,72 TL'lik kısmı için ise ıslah tarihi olan 21.01.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden (kusurları oranında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan 268.336,86 TL, ASAT Genel Müdürlüğü'nden 214.669,49 TL Muratpaşa Belediye Başkanlığı'ndan ise 53.667,37 TL) alınarak davacı şirkete ödenmesine" ibaresinin "davacının tazmin isteminin kabulü ile uğramış olduğu 636.673,72 TL zararının idarelere başvuru tarihi olan 05.02.2015 tarihinden itibaren (Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı yönünden 06.02.2015 tarihinden itibaren) işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden (kusurları oranında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan 318.336,86 TL, ASAT Genel Müdürlüğü'nden 254.669,49 TL, Muratpaşa Belediye Başkanlığı'ndan ise 63.667,37 TL) alınarak davacı şirkete ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 05/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X-) Dava, Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, … Mahallesi … Caddesi ... Sokak No:… adresinde kain davacıya ait işyerini/depoyu 09/12/2014 tarihinde meydana gelen yoğun yağış nedeniyle su basması sonucu elektrik malzemelerinin ve ticari hayatın gereği olan evrakların tamamının davalı idarelerin hizmet kusurları sebebiyle zarar gördüğünden bahisle uğranıldığı ileri sürülen 636.673,72 TL zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir.
Ancak, ortada tazmini gereken zararın bulunmaması, zararın zarar gören kişinin veya üçüncü kişinin eyleminden doğması, mücbir sebeplerden kaynaklanması, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulamaması, idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması gibi durumlarda idarenin tazmin yükümlülüğü ortadan kalkar.
Bakılan uyuşmazlıkta; 26/11/2018 tarihli ek bilirkişi raporuyla davacı tarafından yasal olarak alınması gereken iş yeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmadan dükkan ve eklentisinde ticari faaliyet gösterildiği, mevcut hali ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmadığından hasarın oluştuğu dükkan ve deponun iş yeri olarak çalıştırılamayacağı durumu oluştuğu, yağış sonrası bu mekanlarda bulunan ticari mal ve malzemelerin hasarından davalı idarelerin sorumlu olmayacağı, kusurun tamamının davacıda olduğu yönünde tespitlerde bulunulduğu görülmektedir.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden; yağışın gerçekleştiği 9 Aralık 2014 tarihinde binanın ruhsatlı projesine aykırı olarak bodruma iniş merdiveni ve kapısının bulunduğunun tespit edildiği, davacı tarafından kullanılan işyerinin zemin kat seviyesinde kısmen ve bodrum katta bulunan deponun tamamen su altında kaldığı, depoda bulunan elektrik malzemelerinin tekrar kullanılmayacak şekilde zarar görmüş olduğunun anlaşıldığı, gerekli önlemler alınmadan bina dış cephesinden kaçak olarak açılmış kapı ve merdiven ile parsel iç sınırlarında bulunan merdiven girişinde de herhangi bir set/bariyer yapılmaması sebebiyle sorumluluğun davacıda olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!