WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/4565 E.  ,  2023/7709 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/4565
Karar No : 2023/7709

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Adnan Menderes Üniversitesi İktisat Fakültesi ... Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta iken yürütülen soruşturma sonucunda Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu Kararı ile 2547 sayılı Kanunun 53.maddesinin (b)/(6)-(c) alt bendi gereğince "Kamu Görevinden Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına yönelik … tarih ve … karar sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının, Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait hesap üzerinden 05.11.2018 Salı günü saat 19.49'da yaptığı paylaşımda, "El laiklik. Vel laiklik. Vemaedrakemel laiklik" ifadesini kullandığı, söz konusu ifade Türkçe yazılsa idi "Laiklik. Ve laiklik. Laikliğin ne olduğunu sen ne bileceksin" şeklinde yazılabileceği, davacının anılan paylaşım ile adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunduğu, davacının soruşturmaya konu 11.06.2018 tarihinde saat 00.27'de yaptığı paylaşımda ise "Geceleri halı sahada maç yapmak yasak. Düğün yapmak yasak. Bilumum gürültü unsurları çevreye rahatsızlık verilmemesi için yasak. Harika. Peki neden gecenin bu saatinde camiden gelen bangır bangır Allahümme Salli sesleri serbest? Bu ne yaman çelişki anne." şeklinde beyanda bulunmak suretiyle Müslümanlar için kutsal kabul edilen Ramazan ayında camilerde geç saatlere kadar devam eden Teravih namazlarında cami cemaati tarafından söylenen ilahiyi çevreye rahatsızlık veren, kaba bir gürültü olarak nitelendirip, hor görerek kamu vicdanını derinden yaralayan, dini esasları hiçe sayan ve eleştiri boyutunu aşarak din özgürlüğünün barışçıl biçimde kullanılmasına aykırı olacak şekilde söylem ve eylem içerisinde hareket ettiği hususunun sabit olduğu, bu nedenle davacının toplum içerisindeki yeri ve ifa ettiği görevin hassasiyeti düşünüldüğünde, işbu davranışların öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğu anlaşılmakla, davacının 2547 sayılı Kanun'un 53/(b)-6-c maddesinde belirtilen "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" disiplin suçu kapsamında "Kamu görevinden çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih … sayılı Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Uluslararası antlaşmalar ve TC. Anayasası ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden birinin ifade özgürlüğü ve bunun doğal uzantısı olarak düşünceyi yayma hürriyeti olduğu, ifade özgürlüğü ile düşünceyi yayma hürriyeti mutlak ve hiçbir şekilde sınırlanamaz nitelikte olmamakla birlikte bahsi geçen temel hak ve özgürlüklerin meşru bir amaçla, demokratik toplum gereklerine uygun ve ölçülü şekilde ancak kanunla sınırlanabileceği, ifade özgürlüğü ile düşünceyi yayma hürriyetinin sınırlanmasının, bir başka deyişle bu hak ve özgürlüklere müdahalenin görünümleri farklı biçimde olabileceği, somut olayda Twitter isimli sosyal medya platformunda yapılan söz konusu paylaşımlar nedeniyle davacı hakkında tesis edilen uyuşmazlık konusu disiplin cezasının davacının ifade özgürlüğüne ve düşüncesini yayma hürriyetine müdahale niteliğinde olduğu, bu müdahalenin ve buna bağlı olarak uyuşmazlık konusu disiplin cezasının hukuka uygun olup olmadığının ortaya konulabilmesi için öncelikle söz konusu müdahaleyle ulaşılmak istenilen amacın meşru olup olmadığının ve ilgili müdahalenin demokratik toplum gerekleriyle bağdaşıp bağdaşmadığının değerlendirilmesi gerektiği, şiddeti övmediği, desteklemediği, teşvik etmediği, herhangi bir kişiyi, topluluğu, inancı, düşünceyi aşağılamadığı, hakaret içermediği, kin uyandırıcı ve düşmanlığa tahrik edici nitelikte olmadığı müddetçe muhatabı için rahatsızlık verici ve hatta şok edici nitelikte olsa dahi bu yöndeki sözlü veya yazılı beyan ile görsel paylaşıma katlanılmasının ifade özgürlüğünün ve düşünceyi yayma hürriyetinin gereği olduğu, aksi durumun kabulünün muhatabının hoşuna gitmeyen, eleştiri mahiyetindeki ifadelerin dahi kısıtlanmasına sebebiyet vereceği, bu durumun ise demokratik toplum gereklerine uygun olmayacağı, uyuşmazlık konusu disiplin cezasına esas alınan ve yukarıda izah edilen davacıya ait sosyal medya paylaşımlarında şiddeti öven, teşvik eden, İslam inancını ve bu inanca mensup kimseleri aşağılayan, hor gören, kin ve düşmanlığa tahrik eden, bu inanca veya kimselere hakaret eden ifadelerin yer almadığı, 11.06.2018 ve 05.11.2018 tarihli paylaşımların, muhatapları için rahatsızlık verici nitelikte olsa bile, asgari demokratik toplum ölçütlerinde dahi ifade özgürlüğü ve düşünceyi yayma hürriyeti kapsamında olduğu, bir başka deyişle davacının uyuşmazlık konusu sosyal medya paylaşımlarının demokratik toplum gerekleri doğrultusunda muhatabı olan toplulukça tahammülü gereken eleştiri sınırları içerisinde kaldığı dikkate alındığında uyuşmazlık konusu disiplin cezasıyla davacının ifade özgürlüğüne ve düşünceyi yayma hürriyetine yapılan müdahalenin meşru amaca yönelik olmadığı, demokratik toplum gerekleriyle bağdaşmadığı ve bahsedilen temel hak ve özgürlüklerin ihlali niteliğinde olduğu anlaşıldığından uluslararası ve ulusal mevzuat uyarınca dava konusu işlemin hukuka uygunluk taşımadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulüyle, … İdare Mahkemesi'nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından,ifade hürriyetinin mutlak ve sınırsız olmadığı, davacı sözlerinin kamusal tartışmaya katkısının olmadığı, nedensiz yere başkalarını incitici, dini inançları aşağılayan, rencide eden ifadeler olduğu, ileri sürülmektedir. Adnan Menderes Üniversitesi tarafından, nefret ve dine hakaret söylemlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve soruşturmacının davalı yanında müdahale talebinin reddedilerek, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Adnan Menderes Üniversitesi İktisat Fakültesi ... Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta olan davacının, Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait hesap üzerinden 05.11.2018 Salı günü saat 19.49'da yapmış olduğu "El laiklik. Vel laiklik. Vemaedrakemel laiklik" şeklindeki paylaşım ile 11.06.2018 tarihinde saat 00.27'de yapmış olduğu "Geceleri halı sahada maç yapmak yasak. Düğün yapmak yasak. Bilumum gürültü unsurları çevreye rahatsızlık verilmemesi için yasak. Harika. Peki neden gecenin bu saatinde camiden gelen bangır bangır Allahümme Salli sesleri serbest? Bu ne yaman çelişki anne." şeklindeki paylaşım nedeniyle hakkında 07.11.2018 tarih ve E.63484 sayılı işlem ile muhakkik görevlendirilmek suretiyle soruşturma başlatıldığı, soruşturma neticesinde hazırlanan 16.01.2019 tarihli soruşturma raporunda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendinde yer alan "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiilini işlediği gerekçesiyle kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiği, ayrıca her ne kadar daha önce disiplin cezası almasa da fiilin ağırlığı nedeniyle ilgili hakkında bir alt ceza uygulanmaması yönünde teklif getirildiği, söz konusu teklif doğrultusunda Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarihli ve … sayılı dava konusu işlemiyle, davacının 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma disiplin cezasıyla tecziye edilmesine ve fiilin niteliği itibariyle aynı Kanunun 53/D maddesinde belirilen "iyi hal" hükmünün uygulanmayacağına karar verilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53. maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendinin (h) alt bendinde; ''Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, görevin gereklerine aykırı davranmak suretiyle kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak.'' kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezasını gerektiren fiiller arasın da olduğu, aynı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının (6) numaralı bendinin (c) alt bendinde, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak." kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında olduğu hüküm altına alınmıştır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/D maddesinin üçüncü fıkrasında ise, "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir. Bir derece alt cezayı, asıl cezayı vermeye yetkili makam verir" hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacının, Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait hesap üzerinden 05.11.2018 Salı günü saat 19.49'da yaptığı paylaşımda, "El laiklik. Vel laiklik. Vemaedrakemel laiklik" ifadesini kullandığı, söz konusu ifade Türkçe yazılsa idi "Laiklik. Ve laiklik. Laikliğin ne olduğunu sen ne bileceksin" şeklinde yazılabileceği, davacının anılan paylaşım ile adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunduğu, davacının soruşturmaya konu 11.06.2018 tarihinde saat 00.27'de yaptığı paylaşımda ise "Geceleri halı sahada maç yapmak yasak. Düğün yapmak yasak. Bilumum gürültü unsurları çevreye rahatsızlık verilmemesi için yasak. Harika. Peki neden gecenin bu saatinde camiden gelen bangır bangır Allahümme Salli sesleri serbest? Bu ne yaman çelişki anne." şeklinde beyanda bulunmak suretiyle Müslümanlar için kutsal kabul edilen Ramazan ayında camilerde geç saatlere kadar devam eden Teravih namazlarında cami cemaati tarafından söylenen ilahiyi çevreye rahatsızlık veren, kaba bir gürültü olarak nitelendirip, hor görerek kamu vicdanını derinden yaralayan, dini esasları hiçe sayan ve eleştiri boyutunu aşarak din özgürlüğünün barışçıl biçimde kullanılmasına aykırı olacak şekilde söylem ve eylem içerisinde hareket ettiği hususunun sabit olduğu, bu nedenle davacının toplum içerisindeki yeri ve ifa ettiği görevin hassasiyeti düşünüldüğünde, davacı eylem ve söylemlerinin, şiddeti öven, teşvik eden, İslam inancını ve bu inanca mensup kimseleri aşağılayan, hor gören, kin ve düşmanlığa tahrik eden, bu inanca veya kimselere hakaret eden ifadeler olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının üniversite gibi bir eğitim kurumunda eğitici ve öğretici sıfatı ile kamu görevi yürüttüğü, devlete ve millete sadakat ve bağlılık duygusuyla hareket etmesi gerektiği, toplumun bir kısmını ötekileştiren eylem ve söylemlerde bulunmaması gerektiği dikkate alındığında, davaya konu eylemlerin disiplin cezasını gerektirdiği görülmektedir.
Bu itibarla, bahse konu eylemlerin, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53. maddesinin (b) fıkrasının (4) numaralı bendinin (h) alt bendinde sayılan; ''Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, görevin gereklerine aykırı davranmak suretiyle kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak.'' kapsamında değerlendirilerek, davacının kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezası ile tecziyesi yoluna gidilmesi uygun olacaktır.
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar hüküm fıkrası itibariyle usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer alan gerekçe ile onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA,,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 22/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.