WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/2491 E.  ,  2024/329 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2491
Karar No : 2024/329

TEMYİZ EDENLER:
1) (DAVACILAR) Kendi Adlarına Asaleten … Adına Velayeten … ve …
VEKİLİ: Av. …

2) (DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ: Huk. Müş. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Niğde ili, Merkez ilçe, Selçuk İlköğretim Okulu öğrencisi olan davacılar çocuğunun, 28/03/2018 tarihinde sınıf arkadaşı tarafından fırlatılan kalem nedeniyle sol gözünde meydana gelen yaralanma sonucunda çocuk ... için 160.000,00-TL, baba ... için 20.000,00-TL, anne ... için 20.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; 2008 doğumlu davacı ...'in okulda eğitim saatleri içinde yaralandığı, öğrenci velisinin öğrenciyi okul idaresinin gözetim ve denetimine bıraktığı andan itibaren okulda ders saati içerisinde meydana gelebilecek olan zararlardan sorumlu tutulması gerektiği, yaşanılan olayda davalının gözetim ve denetim sorumluluğunu tam olarak yerine getiremediği, davacı …'ın yaralanmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu; maddi tazminat istemine ilişkin olarak, davacı çocuğun yaralanması olayı nedeniyle, sürekli iş göremezlik zararının bulunmadığı, tedavi giderleri, yol masrafları ve davacı babanın gelir kaybına yönelik maddi zararlarına ilişkin ise hukuken geçerli hiçbir somut bilgi ve belgenin davacılar tarafından ortaya konulmadığı, olayda tazmini istenen maddi zarar kalemleri kapsamında davalı idarece tazmini gereken bir zarar bulunmadığından davacıların maddi tazminat isteminin reddi gerektiği; manevi tazminat istemine ilişkin olarak takdiren davacı çocuk için 20.000,00-TL, davacı baba için 5.000,00-TL, davacı anne için 5.000,00-TL olmak üzere toplam 30.000,00-TL manevi tazminatın idare başvuru tarihi olan 19/06/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, sağlık kurulu raporları arasında çelişki olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu, maddi tazminat istemine ilişkin olarak iki kez ameliyat olunduğu, yol masrafının bulunduğu, tedavi için işsiz kalındığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayda idarenin herhangi bir ihmalinin veya kusurunun bulunmadığı, hizmet kusurundan söz edilemeyeceği, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmakta olup davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Niğde ili, Merkez ilçe, Selçuk İlköğretim Okulu öğrencisi 2008 doğumlu ...'in, 28/03/2018 tarihinde sınıf arkadaşı tarafından fırlatılan kalemin sol gözüne isabet etmesi sonucunda % 70-80 görme kaybı yaşandığından bahisle ... için 160.000,00-TL, baba ... için 20.000,00-TL, anne ... için 20.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasamızın 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 'Türk Milli Eğitiminin Amaçları' üst başlıklı 'Genel amaçlar' başlıklı 2. maddesinde; "Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır." hükmüne, 'Eğitim ve öğretim Alanıdaki görev ve Sorumluluk' üst başlıklı 'Yürütme, gözetim ve denetim' başlıklı 56. maddesinde; "Eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın kusur sorumluluğu yönünden incelenmesi:
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin sorumluluğuna ilişkin kusursuz sorumluluk ilkesi, kusurlu yürütülen bir kamu hizmeti bulunmasa dahi ortaya çıkan özel ve olağan dışı zarar ile idarenin faaliyeti arasında neden sonuç ilişkisi (illiyet bağı) bulunması, diğer bir ifade ile zararın yürütülen kamu hizmetinin neden ve etkisi ile ortaya çıkması halinde söz konusu zarardan idarenin sorumlu tutulmasını öngörmektedir.
Hakkaniyet, nesafet, kamu külfetleri karşısında eşitlik, fırsat ve imkan eşitliği ilkeleriyle açıklanan kusursuz sorumluluk ilkesi, kusur ilkesinin yetersizliği sonucunda ortaya çıkmış ve zarara sebep olma hali sorumluluk için gerekli ve yeterli görülmüştür. Dolayısıyla kusursuz sorumlulukta idarenin eylemi ile uğranılan zarar arasında illiyet bağının kanıtlanması yeterlidir. Ayrıca idarenin eyleminin hukuka aykırı olması da gerekmemektedir.
Anayasamızda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirlenebileceği hususu açıkça düzenlenmemiş, genel sorumluluk hali düzenlenmiştir. Nitekim Anayasamızın 125. maddesi ve 2577 sayılı Kanun'un usul hükümleri dışında tazminat davalarında uygulanacak bütün ilke ve esaslar yargı içtihatlarına bırakılmıştır.
Kusursuz sorumluluk, genellikle risk ilkesi ve fedakarlığın denkleştirilmesi (kamu külfetleri karşısında eşitlik) ilkesi çerçevesi içerisinde değerlendirilmektedir. Risk ilkesi, idarenin yürüttüğü bazı faaliyetlerdeki risk nedeniyle toplumda bazı kişilerin uğramış olduğu zararın toplumun geneline yansıtılması düşüncesiyle oluşan zarardan sorumluluğu doğurmaktadır. Bu ilke uygulanırken kamusal faaliyetin bünyesinde barındırdığı riskin, faaliyetin mahiyeti yanında bireylerin niteliklerine göre de gerçekleşme ihtimalinin farklılaşacağı açıktır. Bazen yetişkin bireyler için risk barındırmayan bir kamusal faaliyet çocuklar için risk taşıyabilir ya da bir meslek erbabı için rutin sayılan işlemler bu meslek dışında olanlar için tehlike barındırabilir. Bu nedenle risk ilkesinin somut olaylara uygulanmasında bir taraftan faaliyete, öte yandan bu faaliyetten etkilenen bireyin öznel niteliğine bakmak gerekir.
Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinde, idarenin yürütmüş olduğu herhangi bir faaliyet nedeniyle yine toplumdan bazı kişilerin uğramış olduğu olağan dışı zararların yine topluma yansıtılması düşüncesinden doğan kusursuz sorumluluğu doğuran ilkedir.
Diğer taraftan, kusursuz sorumluluk ilkelerinden sosyal risk ilkesi ise bilimsel ve yargısal içtihatlarla geliştirilmiştir.
Konuya eğitim öğretim faaliyetleri açısından bakıldığında, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca öğrenciler okuldaki yetkililerin denetimi ve gözetimi altındadırlar. İdare, öğrencileri tehlike altına sokan eylem veya ihmallerden korumakla yükümlüdür. Ancak her öğrencinin gözetimi için personel görevlendirilemeyeceği açık olup en temel güvenlik tedbirlerinin alınması gerekli ve yeterlidir.
Uyuşmazlıkta, tazminat istemine konu olan olaya ilişkin olarak davalı idarenin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiği ve buna bağlı olarak hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla birlikte; eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesi esnasında günün belirli saatlerinde yetiştirilmesini teminen okul idaresinin gözetim ve denetimine bırakılan öğrenci için velisi tarafından, okul idaresine güven duyulması beklenmekle birlikte, bu güvenin korunması da hukuk devletinin vazgeçilmez görevleri arasındadır.
Bu durumda, okulda öğrencinin güvenliğinin idare tarafından sağlanması gerekmekle birlikte, meydana gelen zararlardan idarenin kusursuz sorumluluk hali kapsamında güvenlik ilkesi uyarınca sorumlu tutularak zararın tazmin edilmesi gerekmektedir.
Kararın maddi tazminat yönünden incelenmesi:
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 'Zararın ve kusurun ispatı' başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında; "Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." hükmü yer almıştır.
Aksaray İdare Mahkemesinin 14/05/2019 tarihli Ara Kararıyla, maddi zarar kalemlerinin hastaneye gidiş-dönüş masrafı, doktora ödenen ücret ve işsiz kalınan süre olduğundan bahisle anılan zarar kalemlerine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasının istenilmesi üzerine, davacılar vekili tarafından tedavi için 19 kez Kayseri'ye gidildiği, hastaneden teyidinin alınmasının mümkün olduğu, ancak yapılan harcamalar için belge temin edilmediği hususu ileri sürülmüştür.
Her ne kadar davacılar tarafından zararlarının ispatı yönünden dava dosyasına herhangi bir bilgi ve belge sunulamamış ise de; meydana gelen olay nedeniyle ulaşım ve ameliyat masraflarının olduğu açık olup, Mahkemesince talep edilen bu zarar kalemlerine ilişkin ne miktar harcama yapıldığının ilgili mercilerden yapılacak araştırmayla belirlenmesi, şayet zarar belirlenemiyorsa tüm olgular gözetilerek adalete uygun bir miktarda tazminata hükmedilmesi gerekirken, oluştuğu iddia edilen maddi zararın belgelendirilemediği gerekçesiyle maddi tazminatın reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Kararın manevi tazminat yönünden incelenmesi:
Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda duyulan elem ve ızdırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, meydana gelen olayda davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu açık olup, manevi tazminat isteminin tamamının karşılanması gerektiği anlamına gelmemekle birlikte, olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği ve kalıcılığı dikkate alındığında, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarlarının uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı anlaşıldığından manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınmak suretiyle manevi tazminat miktarlarının yeniden belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 01/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.