WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/853 E.  ,  2024/2112 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/853
Karar No : 2024/2112

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2-… Elektrik Havagazı ve Otobüs İşletmesi Müessesesi (…) / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Halk otobüsü işletmeciliği yapan davacı tarafından, özel toplu taşıma araçları sözleşmesi uyarınca Sincan-Ankara hattında yolcu taşımacılığı yaptığı ... plakalı halk otobüsünün sözleşmesinin 02.06.2014 tarihinde feshi nedeniyle, fesih tarihi ile fesih işleminin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasından verilen yürütmenin durdurulması kararına kadar geçen sürede aracın işletilememesi nedeniyle uğranılan maddi zarara karşılık olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000,00-TL maddi ve 150.000,00-TL manevi tazminatın alacağın doğduğu tarihten itibaren kademeli faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının maddi tazminat talebi açısından yapılan incelemede; ... 29.11.2018 tarihli ara karara davacı tarafından verilen cevapta, davalı idareye yapılan başvurunun ve bu başvuruya verilen cevapların ibraz edildiği, ... plaka sayılı aracın sözleşme feshi öncesi ve sonrasında tüm muhasebe kayıtları, bilançoları, vergi levhaları, havuzdan aldıkları kar payları, daha öncesinde satmak üzere aldıkları bilet miktarlarının üç klasör halinde ibraz edildiğinin bildirildiği, ekli klasörlerdeki belgelerin incelenmesinden; davacı adına kayıtlı ... plakalı araç ile diğer araçlara ait muhasebe evrakının, alış faturalarının ve defterlerin, dava konusu araca ilişkin olanların ayrıştırılmadan gönderildiği, bu evrakın davacının maddi zararını ortaya koymaya elverişli olmadığı görülerek 28.02.2019 tarihli ara karar ile davacıdan; ... plakalı halk otobüsünün 2013 yılında, 01.01.2014 ile sözleşmenin feshedildiği 02.06.2014 tarihleri arasında ve Mahkememizin E:... sayılı dosyasından verilen 20.10.2016 tarihli yürütmenin durdurulması kararı üzerine 19.12.2016 tarihinde yeniden Özel Toplu Taşıma Aracı İşletme Ruhsatı düzenlenmesinden sonraki 2017 yılında vergilendirmeye esas matrahlarının ne kadar olduğu ve belirtilen dönemlerde ödenen gelir vergisi miktarını gösterir tüm evrakın onaylı örneklerinin ilgili vergi dairesinden temin edilerek gönderilmesinin istenildiği, davacı vekilince 11.03.2019 tarihinde Mahkememiz kayıtlarına giren dilekçe ile davacıya ait 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında verilen yıllık gelir vergisi beyannamelerinin sunulduğu, beyannamelerin hepsinde "zarar" olarak beyanname verildiğinin görüldüğü, dilekçede; gelir beyannamelerinde aracın zarar ettiği şeklinde beyanname verilmişse de davacının ticari bir kazanç temin etmek maksadı ile aracın işletmesini üstlendiği, yıllık gelir beyannamelerinin bir veri olarak alınmasının yanlış sonuçlar vereceği, yıllık olarak EGO tarafından havuzdan verilen paranın olduğu, bu paraya endeks uygulanarak hesaplama yapılması gerektiği belirtilmişse de, bu hali ile aracın sözleşmenin feshi nedeniyle işletilemediği dönemde oluştuğu öne sürülen maddi zarar ortaya konulamamış olup davacının maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, davacının manevi tazminat talebi açısından yapılan incelemede; dava konusu işlemin doğrudan, davacının şeref ve haysiyetine, kişilik haklarına, vücut bütünlüğüne yönelmiş bir saldırı niteliğinde bulunmadığı açık olup, davacının işlem nedeniyle duyduğu ileri sürülen acı ve üzüntü manevi tazminata hükmedilmesini gerektirecek ağırlıkta görülmediğinden manevi tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, konunun teknik olduğu, hesap için dosyanın bilirkişiye verilmesi gerektiği, kendisinin 10 tane daha aracı olduğu gözetilmeden, her bir aracı için ayrı ayrı faaliyet kazancına bakılmadan, sadece bilanço zararına bakılarak verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğu, 2017 yılındaki zararının nedeninin işletmenin geçmiş yıl zararlarının bulunması, EGO tarafından tahsil edilen yüksek durak katılım payı, tahakkuk eden birikmiş amortisman ve işletmede bulunan diğer araçların faaliyetleri olduğu, dosyaya sunulan değerleme uzmanının raporunda, kendi şirketine bağlı olarak çalışan 10 minibüs ve 1 otobüsün hesapları ayrılarak, davalı idarenin sözleşmeye aykırı dava konusu otobüsün güzergahını değiştirmesi, yüksek durak katılım payı alması gibi etkenler gözetilerek somut verilere dayanılarak sonuca varıldığı, manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiği, hukuka aykırı kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Ankara Elektrik Havagazı ve Otobüs İşletmesi Müessesesi (EGO) tarafından, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Dairemizin 22/12/2021 tarih ve E:2019/9723, K:2021/6623 sayılı emsal kararında yer alan hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dairemizin E:2019/9723 sayılı dosyasında belirtilen araştırmaların iş bu dosyada İdare Mahkemesince ara kararlarla yapmış olduğu araştırmalarla aynı sonuçları ortaya koyacağı açık olduğundan, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararının yukarıda yer verilen açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 03/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
(X) Davacının ... plakalı araçla özel toplu taşıma aracı işleticisi olarak faaliyette bulunduğu, 05.08.2008 tarihinde Sincan-Ankara hattında çalıştırılmak üzere davacının da aralarında bulunduğu 222 adet özel toplu taşıma aracı işleticisi ile EGO Genel Müdürlüğü arasında 10 yıl süreyle sözleşme imzalandığı, sözleşme hükümleri gereği işleticilerin araç başına her ay 1500 tam bilet tutarında ücreti durak katılım payı ödemekle yükümlü olduğu, durak katılım paylarını ödemekte maddi zorluk yaşayan işleticilerin talepleri üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 17.01.2014 tarihli, 146 sayılı kararıyla; "özel toplu taşıma işleticilerinin EGO Genel Müdürlüğüne karşı söz konusu sözleşme ya da uygulamaları ileri sürerek açmış oldukları tüm davalardan feragat ettikleri ve sulh oldukları, durak katılım payı ve borçlandırmaya karşı herhangi bir itirazlarının olmadığı, düzenleme ile ilgili herhangi bir hak ya da zarar, tazminat talebinde bulunulmayacaklarını bildirmeleri ve feragat ve sulhle ilgili işlemleri yapmaları" kaydıyla durak katılım bedellerinin aylık 500 tam bilet olarak alınmasına karar verildiği, davacının da aralarında bulunduğu 16 araç işleticisinin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararını kabul etmediği ve taahhüt işlemlerini gerçekleştirmediği, davalı idare tarafından da feragat ve sulh işlemlerini gerçekleştiren araç işleticilerinden durak katılım payı olarak 500 tam bilet bedeli, karar doğrultusunda işlemlerini gerçekleştirmeyen araç işleticilerinden ise 1500 tam bilet bedelinin alındığı, davacının 2013 Mayıs-2014 Ekim dönemine ilişkin durak katılım payını ödememesine karşılık davalı idarece 30 gün içerisinde ödenmesi yönünde tebligat işleminin gerçekleştirildiği, belirlenen yasal süre içerisinde ödeme yapılmaması sebebiyle davacının ... plakalı halk otobüsünün sözleşmesinin 02.06.2014 tarihinde feshedildiği, fesih işleminin iptali istemiyle açılan davada; 20.10.2016 tarihinde yürütmenin durdurulmasına, ardından ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararla dava konusu işlemin iptaline hükmedildiği ve bu kararın temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiği, davacı tarafından sözleşmenim feshine ilişkin 02.06.2014 tarihli işlem ile İdare Mahkemesince verilen 20.10.2016 tarihli yürütmenin durdurulması kararı arasında özel toplu taşıma aracının işletilememesinden dolayı meydana gelen zarara karşılık 500.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi zararlarının ödenmesi istemiyle 16.02.2017 tarihinde davalı idarelere yapılan başvuruların reddi üzerine, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde, idarî işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından idarî bir dava türü olan tam yargı davasının açılabileceği belirtilmiş, aynı Kanun'un 12. maddesinde ise, ilgililerin haklarını ihlâl eden bir idarî işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması hâlinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri kurala bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her hâlde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin mali sorumluluğunun türlerinden birisi olan kusurlu sorumluluk, hizmet kusuru kavramı ile açıklanmaktadır. Buradaki kusur kavramı ise özel hukuktaki kast, ihmal, dikkatsizlik, teseyyüp (kayıtsızlık, tembellik, üşengeçlik) gibi öznel unsurlar ile tanımlanmamakta, idare tarafından yürütülen bir hizmetin kurulmasında, düzenlenmesinde ya da işletilmesindeki bozukluk ve aksaklık şeklinde nesnel bir tanımlama yapılarak, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi gibi hâllerden doğan zararların tazmininde idarenin kusurlu sorumluluğu ilke ve esasları uygulanmaktadır. Dolayısıyla bir olayda idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, öncelikle ortada hizmet kusuru teşkil eden bir durumun varlığı gerekmektedir. Ancak, hizmet kusurunun bulunması yeterli olmayıp, genel sorumluluk şartlarının da somut olayda gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Bu şartlar ise, idarî bir işlem ya da idareden sadır olan ihmalî veya icraî bir eylemin varlığı, tazmin isteminde bulunanın maddi veya manevi bir zararının bulunması ve söz konusu zararın idarenin işlem veya eyleminin bir sonucu olması, yani zarar ile idarî davranış arasında kurulabilen bir illiyet bağının mevcudiyetidir.
Davacı tarafından, tazminat istemine dayanak olarak gösterilen, davacının ... plakalı halk otobüsünün sözleşmesinin 02.06.2014 tarihinde feshedilmesi üzerine fesih işleminin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline hükmedildiği ve bu kararın temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, bakılan davanın iptal davası üzerine tam yargı davası olarak açıldığı göz önüne alındığında davacının iptal edilen işlem nedeniyle uğradığı maddi zarar miktarının hukuken kabul edilebilir bir şekilde ıspatlanması şartıyla tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği açıktır.
İdare Mahkemesince, davacıya ait 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarında verilen yıllık gelir vergisi beyannameleri dikkate alınarak beyannamelerin hepsinde "zarar" olarak beyanname verildiği gerekçesiyle, aracın sözleşmenin feshi nedeniyle işletilemediği dönemde oluştuğu öne sürülen maddi zararın ortaya konulamadığı sonucuna varılarak davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacının aracını işletememesi nedeniyle uğradığı maddi zararının tespiti için, dava konusu işlemden önce çalıştığı şehiriçi hattaki günlük kazancının aynı tarih aralığında çalışan, davacıya ait aracın özellikleri ile benzer araçlar emsal alınarak meslek odası kayıtları, vergi kayıtları vd. hususlar esas alınarak belirlenmesi, belirlenen miktardan da çalışma sebebiyle yapılan zorunlu, idari harcamalar düşülerek varsa davacının davaya konu zararının tespit edilmesi, bu süreler içinde davacı aracını farklı bir işte para kazanmak amacıyla kullandı ise bu hususun da tespiti ve tazminattan düşülmesi gerekmektedir. Nitekim Dairemizin 22/12/2021 tarih ve E:2019/9723, K:2021/6623 sayılı kararı da bu yöndedir.
Yukarıda yer alan hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının tazminat istemlerinin reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.