Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/7515 E. , 2024/148 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/7515
Karar No : 2024/148
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- … Anonim Şirketi 3- … 4- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Çekmeköy ilçesi, … mahallesi, … ada, … parsel sayılı 17.277,71 m2 taşınmazda hak sahibi olan davacılar tarafından 6292 sayılı Kanun uyarınca 2/B alanında bulunduğundan bahisle taraflarına satılabilmesi için 3 ay içerisinde satış bedelinin ödenmesinin istenilmesine ilişkin … tarih ve …, …, …, … ve … sayılı işlemlerin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 6292 sayılı Kanun hükümleri uyarınca doğrudan satın alma talebinde bulunduğu taşınmaz için davalı idarece bedel belirlenmesi, idarenin kamu gücünü kullanarak idari usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirdiği bir işlem ise de, idarece belirlenen satış bedeline itirazda bulunulamayacağı hususunun açıkça kurala bağlandığı, 3194 sayılı Kanun uyarınca parselasyon planlarının hazırlanması ile binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde belediyelerin yetkili olduğu, imar planı bulunan alanlarda ise ifraz ve tevhit işlemlerinin parselasyon planı tescil edilmiş alanlarda yapılabileceği, bu anlamda uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanda kesinleşmiş bir 18. madde uygulaması bulunmadığı gibi davalı idarenin resen ifraz yetkisinin bulunmadığı görüldüğünden taşınmazın satın alınmasının istenilmesi halinde rayiç bedeli üzerinden hisselerine tekabül eden bedelin 3 ay içerisinde tercih edilen ödeme yöntemine göre ödenmesinin istenilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan, her ne kadar davacı tarafından 6262 sayılı Kanun'un 12/3 maddesi uyarınca anılan taşınmazın fiilen kamu hizmeti amacıyla kullanılan kısmının satılamayacağı ileri sürülse de anılan maddenin hazineye ait tarım arazileri yönünden düzenlendiği ve hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan 2/B arazileri kapsamında kısıtlamanın bulunmadığı gibi fiilen kamu hizmeti amacıyla kullanılan kısmın düzenleme ortaklık payı ile kamu eline geçmesinin mümkün olduğu, davacıların ise anılan taşınmazın bir kısmında değil parselin tamamında farklı tasarruf oranlarında hak sahibi olduğu görülmekle davacının bu iddiasına itibar etme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava açıldıktan sonra 18. madde uygulamasının yapıldığı, kamu kullanımına ayrılmış yerlerinin satılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : 6292 sayılı Kanun'un 6/12 maddesinde kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan taşınmazların satılamayacağı düzenlenmiştir. Dava konusu taşınmazın bir kısmının yol, bir kısmının park ve bir kısmının da eğitim alanı olarak kullanıldığı görüldüğünden, kamu hizmetinde kullanılan söz konusu yerlerin satılmasına yönelik tesis edilen dava konusu işlemin 6292 sayılı Kanun'un 6/12 maddesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle iptaline karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
… İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda, 6292 sayılı Kanuna göre idarece belirlenen satış bedeline itirazda bulunulamayacağı hususunun açıkça kurala bağlandığı belirtilmiş ise de, söz konusu düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin 18/05/2023 tarih ve E:2023/27, K:2023/100 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yer alan açıklama ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 23/01/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Dava, İstanbul ili, Çekmeköy ilçesi, … mahallesi, … ada, … parsel sayılı 17.277,71 m2 taşınmazda hak sahibi olan davacılar tarafından 6292 sayılı Kanun uyarınca 2/B alanında bulunduğundan bahisle taraflarına satılabilmesi için 3 ay içerisinde satış bedelinin ödenmesinin istenilmesine ilişkin … tarih ve E…., E…, E…, E… ve E… sayılı işlemlerin iptali istemiyle açılmıştır.
6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 12. fıkrasında "Bu maddeye göre hak sahiplerine doğrudan satılması gereken taşınmazlardan ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan ya da Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ile ilgili idarelerce bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç ay içerisinde idareye bildirilmesi şartıyla özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gerekenler ile içme ve kullanma suyu havzalarında maksimum su seviyesinden itibaren üç yüz metrelik bant içerisinde kalan yerler hak sahiplerine satılmaz. Bu taşınmazların yerine istenilmesi hâlinde hak sahiplerine, hak sahibi oldukları taşınmazın rayiç değerine eşdeğer öncelikle aynı il sınırları içerisinde bulunan 2/B alanlarındaki taşınmaz, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre hesaplanacak satış bedeli karşılığında doğrudan satılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
6292 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca; 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen ve bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde başvuran kişiler bu Kanun kapsamında hak sahibi sayılmışlar ise de, aynı maddenin 12. fıkrası uyarınca bu maddeye göre hak sahiplerine doğrudan satılması gereken taşınmazlardan kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan taşınmazların hak sahiplerine satılmayacağı, bu taşınmazların yerine istenilmesi hâlinde hak sahiplerine, hak sahibi oldukları taşınmazın rayiç değerine eşdeğer öncelikle aynı il sınırları içerisinde bulunan 2/B alanlarındaki taşınmaz hesaplanacak satış bedeli karşılığında doğrudan satılabileceği açıktır.
Uyuşmazlıkta, davacıların hak sahibi olduğu dava konusu taşınmazın bir kısmı konut alanında kalmakla birlikte, başka bir ifadeyle taşınmazın bu kısmının 6292 sayılı Kanuna göre satılmasının önünde hukuken bir engel bulunmamakla birlikte, taşınmazın bir kısmının yol, bir kısmının park ve bir kısmının da eğitim alanında kaldığı açıktır. Dolayısıyla, taşınmazın yol, park ve eğitim alanında kalması ve hatta eğitim alanı olan kısmında taşınmaz üzerinde "Alemdağ Mehmet Akif Ersoy İlkokulu" (Devlet okulu) olması nedeniyle, taşınmazın kamu hizmetlerine ayrılan ve fiilen de bu amaçla kullanılan söz konusu kısmının 6292 sayılı Kanuna göre satılmasına imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan, davalı idarece 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uygulaması yapılabilmesi için taşınmazın öncelikle satış işleminin yapılması gerektiği ifade edilmekte ise de, 6292 sayılı Kanun'un 11/3 maddesinde taşınmazların paylı olarak satılmasına imkan tanıyan bir düzenlemeye yer verildiğinden, bu düzenleme uyarınca taşınmazın konut alanına tekabül eden kısmı dikkate alınarak paylı satış yapılabileceği tabiidir. Ayrıca temyiz dilekçesinde davacı tarafından imar uygulaması ve ifraz işleminin de yapıldığı ifade edilmektedir.
Sonuç olarak, dava konusu taşınmazın 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uygulamasının yapıldığı, 6292 sayılı Kanuna göre paylı satışının yapılabileceği, yine aynı Kanuna (6/12 maddesi) göre kamu hizmetlerine ayrılan taşınmazın bu haliyle satılmasına hukuken olanak bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın tamamının satışına yönelik bedelin ödenmesinin istenilmesine dair dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, idare tarafından yukarıda yer verilen gerekçeler dikkate alınarak yeniden işlem tesis edilmek üzere dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiğinden, davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi düşüncesiyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!